Çocuk Beden Güvenliği Ebeveynlere Yol Haritası / Psikolojik Danışman Dr. Serap Duygu Demirkan

Çocuk beden güvenliği kavramını nasıl tanımlarsınız ve bu kavramın kapsamı nedir?
Çocuk beden güvenliği kavramı toplumda genel olarak çocuğun fiziksel güvenliğinin sağlanması amacıyla korunması olarak algılansa da aslında öyle değildir, fiziksel korunmanın çok ötesinde bir kavramdır. Kavram, çocuğun kendi bedenini tanımasını, kendi bedeni ile ilgili farkındalığının olmasını, sağlıklı öz güven ve öz saygı gelişimini, kendi kişisel alanının güvenliğini sağlayabileceği sınırlarını oluşturmasını, kendini zarar gelebilecek durumlardan koruyabilmesini, sağlıklı iletişimi ve diğer bireylerin sınırlarına saygı duymayı da içerir. Son yıllarda çocuklara yönelik cinsel istismarın önlenmesi için yapılan çalışmalarda sıklıkla kullanılan, kapsamı çok geniş bir kavramdır. Kapsamın en önemli parçası ise kesinlikle sağlıklı iletişim ve sağlıklı cinsel gelişimdir. Anne babalar genelde “Çocuğumuzu nasıl koruruz?” diye soruyorlar. Her zaman, çocuğunuzu sağlıklı sever, onunla sağlıklı iletişim kurarsanız büyük ölçüde korumuş olursunuz derim. Sağlıklı sevmekten kastım çocuğun önünden tüm zorlukları kaldırmadan, yaşam becerilerini köreltmeden sevmek. Ben korumaya değil, çocuğun kendini koruyabilecek donanımda olmasına odaklanmayı tercih ediyorum. Çünkü çocuğu koruyacak kişi ya da kişiler yanında olmadığında da çocuk tehlikeleri fark edip kendini kişi ve/veya durumlardan koruyabilecek, karşı koyabilecek, ‘hayır’ diyebilecek donanımda olmalı.
Bu bahsettiğim 4 yaş ve sonrası için geçerli tabii. 4 yaş öncesinde koruyucu olan tamamen ebeveyn- dir. Beden güvenliğini sağlamayı öğrenme süreci bireyi kişisel sınırlara, bedensel özerkliğe saygı duymaya teşvik ederek sağlıklı ilişkiler için temel oluşturur. Aynı zamanda bedenleri üzerinde söz hakkı olduğunu öğretmeyi de içerir ve çocukları kendilerini rahatsız hissettikleri durumlarda ‘hayır’ diyebilmeleri, seslerini yükseltmeleri konusunda güçlendirir.
Ebeveynler, çocuklara beden güvenliği konusunu hangi yaşta anlatmaya başlamalı ve nasıl bir dil kullanmalılar?
Çocukları ile iletişime, çocuk doğduğu andan itibaren, hatta doğmadan önce ayrımcı cinsiyetçi dil kullanmadan başlamalılar. Herhangi bir cinsiyetin daha üstün, daha güçlü ya da daha avantajlı olduğunu işaret etmeyen bir dil kullanmalılar. Çocuk doğduğu andan itibaren büyüdüğünde kendi bedenini sevecek, bedenine değer verecek bir birey olması için muhakkak çocukla sağlıklı konuşmalar yapılmalı. Örneğin, toplumda sıkça gözlemlediğim yanlış bir sevme biçimi var. Büyükler çocukları severken ‘pis çocuk’, ‘sidikli’, ‘çirkin’ gibi ifadeler kullanıyorlar ve maalesef bunların sevimli olduğunu düşünüyorlar. Aslında bu şekilde çocuğa daha küçük yaşlardan itibaren bedeninin çirkin ve değersiz olduğunu aşılıyorlar. O çocuk da zamanla kendi bedenini değersiz görüyor. Hatta bunun devamı yetişkin yaşamında bedenini değersizleştiren, ona kötü davranan kişilerle birlikteliğe kadar gidebiliyor. Ebeveynler çocuklarını nasıl severse çocuklar da kendilerini öyle seviyor.
Bir diğer basamak da çocuğa sağlıklı cinsel gelişim eğitimi vermektir. Aslında kitabi bir eğitimden bahsetmiyorum burada. Çok normal, çok sıradan bir şekilde çocuğa nasıl var olduğunu, nasıl büyüdüğünü, hangi organlara sahip olduğunu anlatmaktan bahsediyorum. Tabii bunları çocuğun yaş ve gelişim düzeyine uygun bir şekilde anlatmak gerekir. Çocuk hangi yaşta olursa olsun cinsel organlara isim takmamak, tüm organların isimlerini anatomik olarak vermek gerekir. Bu isim takma konusu başlı başına incelenmesi gereken bir konudur. Bir diğer durum da maalesef hâlâ çocuklarını, torunlarını cinsel organlarına dokunarak, öperek seven, çocuğu dudağından öpmeyi normalleştiren yetişkinler var. Bu kesinlikle yapılmamalı. Çocuk en yakınları tarafından bu şekilde sevildiğinde başkalarının da onu bu şekilde sevmesini çoğu zaman yadırgamıyor ve cinsel istismarcıların hedefi olabiliyor.
Gelişimin doğal bir görevi olarak, çocuklar 2-6 yaş aralığındayken, cinsel organları da dahil olmak üzere vücutlarını tanımaya yönelirler. Bu dönemde dokunarak cinsel organını tanımaya, cinsellikle ilgili sorular sormaya başlarlar. Bu durum, bazen ebeveynlerin rahatsızlık duymalarına ve çocuğa “ayıp, günah” şeklinde yanlış yaklaşımlarda bulunmalarına neden oluyor. Oysaki çocuklar bedenlerini tanıyıp bedenlerindeki değişimleri ve gelişmeleri normal karşıladıklarında, bedenlerini sevdiklerinde öz saygıları da olumlu yönde gelişir ve sağlıklı sınırlar oluşturabilirler. Bedenini seven, sağlıklı sınırlar oluşturabilen çocuk kendi gücünün farkında olur. Kendi gücünün farkında olan çocuk ‘hayır’ diyebilir. ‘Hayır’ diyebilen çocuk hoşlanmadığı, rahatsızlık hissettiği kişilerden uzak durmaya çalışır. Çocuklara ‘hayır’ demeyi ve sınır koymayı öğretmek açısından bir diğer önemli basamak da çocuğun bedenini tanıması ve bedeni hakkında kendi söz hakkı olduğunu bilmesidir. Bu da sağlıklı cinsel gelişim eğitimiyle mümkün olabilmektedir. Burada odaklanılan sadece cinsel organlar değil, bedenin tamamıdır. Ruhsal ve fiziksel tüm yönleriyle beden bir bütündür. Çocuklar vücut parçalarını öğrenirken tüm vücut parçalarını -cinsel organları da dahil- anatomik isimleriyle öğrenmeliler. Bu, cinsel organları adlandırırken diğer vücut parçalarını adlandırdığımız gibi rahat olmak anlamına gelir. El, ayak, ağız da; penis, testis, vulva ve vajina da kişinin bedeninin bir parçasıdır. Bu yaklaşım, çocukların kendi bedenlerinden utanmamalarını da sağlar. Ayrıca, herhangi bir olumsuz durumla karşı karşıya kaldığında çocuğun kendini suçlamasının, istismarcının baskılarına ve tehditlerine maruz kalmasının, yaşadığı olumsuz durumu saklamasının önüne geçebilmek için de gereklidir. Mesela, çevrim içi platformlarda çocukları hedef alan istismarcılar çocukla cinsel içerikli konuşmalar yaptıktan sonra bunu ailesine söylemekle tehdit ediyor ve eğer çocuk kendi vücudundan utanıyor, ailesiyle açıkça konuşamıyorsa genelde uzun süre istismarı saklıyor.
Kendi vücudunu tanımaya çalıştıkları dönemde çocuklar başkalarının vücutlarını da merak etmeye başlarlar. Bedenlerini keşfe çıktıkları bu dönemde cinsel organları ile oynamaya başlarlar. Çocukların küçük yaşlarda kendi cinsel organları ile oynaması gelişimin doğal bir parçasıdır ve yetişkinlerin bu durumlarda ‘ayıp’ ‘günah’ gibi utandırıcı, suçlayıcı kelimeler kullanmaması gerekir. Çocuğa vücudunun parçaları öğretildikten sonra ‘özel bölgeler’ yani herkesin önünde dokunamayacağı, açamayacağı, kendisi dışında başkalarının dokunamayacağı ve kendisinin de başkalarında dokunamayacağı vücut kısımlarının olduğu anlatılmalı, hijyen veya tıbbi muayene dışında kimsenin özel bölgelerine dokunmasına izin vermemesi gerektiği açıklanmalıdır. Bir de çocuklara kendi bedenlerini temizlemeyi erken yaşta öğretmek gerekiyor. 4-5 yaşında bir çocuk öğretildiğinde kendi beden temizliğini yapabilir. Gerekli durumlarda ebeveyn çocuğun beden temizliğine yardımcı olmak için çocuktan onay almalı, ‘Yardımcı olmamı ister misin?’ diye sormalıdır.
Ebeveynler çocuklarıyla bu konuşmaları yaparken utangaç bir tavır sergilememeli, basit ve anlaşılır bir dil kullanmalı, bebeksi konuşmalardan kaçınmalıdır. Ayrıca, çocuk neyi kime sorarsa o cevap vermelidir. Yani, anneye soruyorsa anne, babaya soruyorsa baba cevap vermelidir. Ebeveynler bu konuda sorumluluğu birbirine atmamalıdır.
Çocuklara “iyi dokunuş” ve “kötü dokunuş” kavramları nasıl açıklanmalıdır?
Burada odaklanılması gereken dokunuşlardan ziyade rahatsız edici duygulardır. Yani devreye hoş ve hoş olmayan hisler giriyor. Dokunuşları da uygun olan ve uygun olmayan dokunuşlar olarak tanımlamak daha sağlıklı. Uygun olmayan dokunuşlar çocukların bedenlerini veya duygularını inciten tüm dokunuşlardır. Birinin bir başkasına onu korkutacak veya kafasını karıştıracak şekilde dokunmasının asla doğru olmadığı, herkesin farklı olduğu ve aynı dokunuşlardan hoşlanmayabileceği, birinin bir başkasını bilerek incitmesinin asla doğru olmadığı, acıtmasa bile her tür dokunuşun uygun olmayan dokunuş olabileceği anlatılmalıdır. Çocuklara, diğer insanların da bizimle güvende hissetmeleri için hepimizin birbirimize karşı sorumluluğumuz olduğu ve kendisinin de kimseye uygun olmayan dokunuşlarda bulunmaması gerektiği anlatılmalı.
Ebeveynler, çocuklarına “hayır deme” ve “sınır koyma” becerilerini nasıl öğretebilir?
Öncelikle kişisel alan kavramını ve vücudunun bir bütün olduğunu, tamamının özel ve kendine ait olduğunu öğretmeliler. Çocuğun alanına girildiğinde, sınırları zorlandığında, vücut bütünlüğüne müdahale edildiğinde ‘hayır’ diyebilmesi açısından kişisel alanı tanıması ve vücudunun tamamının kendine ait ve özel olduğunu bilmesi gerekir.
Rıza kavramını açıklamak bir diğer önemli basamak. Rızanın karşılıklı olduğunu açıklamak gerekir. Çocukların sadece kendi bedenleri, duyguları veya kişisel alanları söz konusu olduğunda hayır demeleri değil, aynı zamanda başkalarına da aynı şeyi yapmamaları gerekir. Birisi onlara hayır dediğinde, buna saygı duymaları gerektiğini bilmelerini öğretmeliler. Aynı şekilde kendisi birine hayır dediğinde, o kişinin de buna saygı duyması gerektiği ve saygı duymayanlardan uzak durabileceği öğretilmelidir.
Bir diğer önemli unsur da çocuğun sezgilerini takip etmesi gerektiği ve rahatsız olduğu durumlarda hayır deme hakkının olduğunu öğretmek. Çocuğun kendisini rahatsız eden insanlara, eylemlere veya durumlara hayır demesine izin verilmeli. Çocuk birisine yaklaşmak istemiyorsa buna saygı duyulmalı ve çocuk yaklaşması konusunda zorlanmamalı.
Bunun için öncelikle olumlu-olumsuz duygular, uygun olan-olmayan davranışlar, vücudunun sınırları, vücudunun kendine ait olduğu bilincini öğretmiş olmak önemli. Bütün bunların sonrasında çocuğa kendini rahatsız hissettiği durumlarda hayır diyebileceği açıklanmalı. Bazı yetişkinler tarafından, bir çocuğun ebeveynlerine, akrabalarına veya herhangi bir yetişkine ‘hayır’ dediğini duymak sosyal olarak kabul edilemez. Ebeveynlerin bazı tepkileri aslında çocuklara insanları memnun etmek için çaba göstermeyi ve bu şekilde de onaylanmayı öğretir. Bu yanlış bir tutumdur. Çocuğa kendisini rahatsız eden durumları kabul etmemesinin sağlıklı bir tepki olduğu, böyle durumlarda ‘hayır’ deme hakkının olduğu öğretilmeli ve çocuğun hayırlarına saygı gösterilmeli. Çocukların -zararsız olsa bile- her türlü dokunuşa hayır diyebileceklerini anlamaları gerekir. Çocuklara vücut sınırlarına saygı duymaları için alan verilmezse, bu durum çocuğu diğer istenmeyen ve potansiyel olarak güvenli olmayan dokunuşları kabul etmeye şartlandırabilir. Çocuğun kendi sezgilerini takip etmesine ne kadar çok izin verilirse, zor bir durumda onları dinleme ve kendini koruma olasılığı da o kadar artar.
Çocuklara güvenilir yetişkinler kavramı nasıl anlatılmalı ve bu kişiler nasıl belirlenmelidir?
Çoğumuz için genelde en güvenilir kişiler birlikte yaşadığımız insanlar ve birinci dereceden akrabalarımızın içerisinde olduğu yakın aile çevremizdir. Bu kişiler büyük bir destek kaynağı olabilirler, ancak bazen sıkıntıya neden olan kişiler de olabilirler. Bazı güvenilir olmayan kişiler maalesef çocuklarınızın aslında tanıdıkları, yani düzenli olarak görebilecekleri kişilerdir. Unutmamak gerekir ki çocukların cinsel istismar vakalarında % 80’in üzerinde bir oranla istismarcılar çocuğun en yakın çevresinden kişilerdir. Bu nedenle, çocuklara güvenilir insanlar konusunda belirli kişi ya da kişileri işaret etmektense ‘güvenilir insan’ tanımını yaş ve gelişim düzeyine uygun bir şekilde açıklamak ve kendi güven ağlarını yaratmalarına olanak tanımak önemlidir. Burada yabancı tehlikesine odaklanmamak gerekir. Çünkü bu durum özellikle küçük çocuklar için anlaması zor bir kavramdır. Günlük yaşam içerisinde biz yetişkinler tanımadığımız başka bireylerle iletişim kuruyoruz. Çocuklar da yetişkinleri örnek aldıkları için kafaları karışabiliyor. Ayrıca, istismarcılar genelde önce çocukla arkadaş olmayı dener ya da çocuğun yakın çevresinden bireyler olurlar. Bu nedenle yabancı tehlikesine odaklanmak doğru değil. Hatta bazen tanımadığımız yabancılar güvenilir ya da yararlı olabilecek birileri de olabilir. Örneğin; bir avm ya da parkta bir tehlike ile karşı karşıya kalması durumunda çocuğun tanımadığı birisinden acil bir yardım alması gerekebilir ve bu durumda tüm yabancıları tehlikeli olarak görmesi çocuğun zarar görmesine neden olabilir.
Güvenilir insanları ayırt edebilmek için öncelikle duyguları tanımlama ve duygulara güvenmek oldukça önemlidir. Ebeveynler çocuklarıyla duygular üzerine konuşup oyunlar oynayabilir, kendileri de duygularını sağlıklı bir şekilde ifade ederek model olabilirler. Duygu tanımlama oyunları oynarken güven duygusu üzerine konuşabilirler. Oyun aracılığı ile konuşmak çocuğun eğlenerek öğrenmesini sağlar. Tabii çocuğa bilgi vermeden önce çocuğun konu ile ilgili ne bildiğini öğrenmek gerekir. Yani çocuğa güvenilir insan kavramını anlatmaya çalışmadan önce çocukla güven üzerine konuşmak gerekir. Çocuğa “sence güven nedir?” sorusunu yöneltip önce onun konu ile ilgili düşüncelerini ifade etmesini sağladıktan sonra “Güvenilir insanlar kimlerdir?” “Nasıl insanlardır?” “Nasıl davranırlar?” gibi tanımlayıcı sorular sorarak onun ne bildiğini anlamak gerekir. Ben bu aşamanın ardından genelde “Güvenilir insanlar, yanında kendimizi rahat, mutlu ve güvende hissettiğimiz, ihtiyaç duyduğumuzda yardım isteyebileceğimiz insanlardır. Güvenilir bir yetişkin, yardıma ve desteğe ihtiyaç duyduğunda seni dinler ve bedenine, duygularına, düşüncelerine saygı duyar. Güvendiğimiz biriyle, ne olursa olsun, her şeyi konuşabiliriz.” açıklaması ile başlayıp güvensiz insanların yapabileceği rahatsız edici şeylerden bazılarını açıklayarak devam ederiz. Mesela; “Güvenilir olmayan insanlar çocuklara çok fazla ilgi gösterebilirler, hatta onlara istemedikleri halde zorla hediyeler vermeye çalışabilirler.”, “Çocuklar onlara istemiyorum dediğinde ısrarcı olabilirler hatta zorla dokunmaya bile çalışabilirler.”, “Anne babaları ya da güvendiği yetişkinler yanında olmadığında çocuklara kötü sözler söyleyebilirler.” vb. Tabii bunları yaparken çok fazla olumsuzluğa vurgu yapmamak, çocuğu korkutmamak gerekir. Amaç hiçbir zaman çocuğu korkutmak olmamalı. Çünkü korkutma çocuğun riskli bir durumda çok tedirgin olmasına ve ne yapacağını bilememesine neden olabilir. Çocuğun sağlıklı bir şekilde ayırt edebilmesi için olumlu olanı, yani güvenilir insanları vurgulamak daha doğru bir yaklaşım. Ve tabii güvenilir yetişkin olarak değil, güvenilir insanlar olarak tanımlamalı. Küçük yaşlardan itibaren kendini, akranları ya da daha büyük çocukların güvenilir olmayan davranışlarından da koruyabilmeli.
Ebeveynler, çocuklarına beden güvenliği konusunu anlatırken en çok hangi zorluklarla karşılaşıyorlar?
Bu konuda ebeveynlerden en sık aldığım geri bildirim rahatsız edici duyguları ve durumları çocuklarına nasıl anlatacakları, cinsel organların anatomik isimlerini kullanırken kendilerinin de zorlandığı yönünde. Beden güvenliği ya da istismarı önlemeye yönelik eğitimler genelde tanımadık insanlarla iletişime geçmeme, yabancı tehlikesi, sır tutmama, özel bölgelerin korunmasına yönelik bilgiler içermekte. Oysaki duyguların tanınması ve tanımlanması çocuğun ve hatta yetişkinlerin kendilerini rahatsız edici durumlardan koruyabilmesi adına büyük önem arz etmektedir. Hoş olan ve hoşa gitmeyen, rahatsız edici duyguları ayırt ederek kendilerini rahatsız edici, olumsuz durumlardan korumalarını sağlar. Ben eğitimlerimde buna özellikle vurgu yapıyorum. Rahatsız edici durumları tanımlarken duyguları referans almanın öneminden bahsediyorum. Örneğin, bir çocuk rahatsız edici bir sarılmaya karşı koyabilmek için yaşadığı huzursuzluğu tanımlayabilmelidir. Duyguları, yaptıkları seçimleri etkileyeceği için çocuklara duyguları tanımlamayı olabildiğince erken yaşta öğretmek önemli. Duygu sinyalleri dediğimiz duyguların, vücutta yarattığı etkileri tanımlamak ve çocukla bu konuda konuşmak gerekir. Örneğin, terleme, nefes alışverişinde hızlanma, ellerin titremesi gibi sinyalleri çocukla birlikte çalışmak ve tanımlamak gerekir. Bunların ne gibi durumlarda ortaya çıkabileceği üzerine konuşmak gerekir ve ardından da böyle bir durumla karşılaştığında ne yapabileceğini konuşmak gerekir. Duyguları ve duygu sinyallerini çalıştıktan sonra çocuğa “Bazen duygularımızın tam olarak ne olduğunu anlayamayabiliriz. Bu durumda güvensiz hissederiz, kafamız karışır ve vücudumuz çok fazla garip sinyal verebilir. Böyle bir karışıklık hissettiğinde ve vücudunda garip şeyler olmaya başladığını fark ettiğinde oradan uzaklaşmalı ve bunu güvendiğin bir yetişkinle paylaşmalısın.” şeklinde bir bilgilendirme yapılabilir. Çünkü aslında çocuklar genelde rahatsızlığı hissediyorlar fakat tanımlayamadıkları durumlarda uzaklaşma konusunda tereddüt yaşayabiliyorlar.
Bir diğer konu ise cinsel organların anatomik isimlerini kullanmak. Ebeveynler bu konuda çok zorlandıklarını ifade ediyorlar. Bunun başlıca nedenleri ebeveynlerin çocuğa yanlış bir şey söylemekten ve/veya yaşının üzerinde bilgi vermekten korkmaları ya da utanmalarıdır. Bunun yerine kutu, kuku vb. sevimlileştirilmiş isimler taktıklarını söylüyorlar. Aslında bu durum çocukları cinsel istismara daha çok açık hale getiriyor. Özellikle pedofiller bu takma isimleri oyunlaştırarak çocuklara daha rahat yaklaşıyor. Fakat cinsel organların anatomik isimlerini kullanan çocukların bilinçli olduğunu bildikleri için onlardan uzak duruyorlar. Ayrıca çocuklar, cinsel organları için doğru terminolojiyi kullandıklarında güvenlik becerilerini ve istismar meydana gelirse ne yapmaları gerektiğini daha iyi anlayabilmektedirler.
Çocukların beden güvenliği konusunda bilinçlendirilmesi, onların psikolojik gelişimini nasıl etkiler?
Sadece ruhsal gelişimini değil, çocuğun gelişimini bütünüyle olumlu etkiler. Gelişim bir bütündür. Bir alandaki ilerleme ve/veya gerileme diğer alanları da muhakkak etkiler. Kendi bedenini iyi tanıyan, duygularını tanıyan ve tanımlayabilen, sınırlarını bilen çocuklar kendilerine ve diğer bireylere saygı duyarlar, öz güvenli olurlar. Bu durum sosyal gelişimlerini, bilişsel gelişimlerini ve hatta motor gelişimlerini de olumlu yönde etkiler.
Okullarda verilen beden güvenliği eğitimleri sizce nasıl olmalıdır?
Okullarda verilen beden güvenliği eğitimleri kesinlikle aileyi de kapsamalıdır. Hatta önce aileden başlamalıdır. Eğitimci, çocuğa ne anlatırsa anlatsın, o çocuğun bu bilgiyi nasıl kullanacağı ya da kullandığında mesajların nasıl algılanacağı çocuğun içerisinde yaşadığı aileyle ilişkilidir. Çocuğa rahatsız hissettiği bireylerden uzak durmayı öğretebilirsiniz fakat o çocuk içerisinde yaşadığı ailede bu davranışından dolayı saygısız ya da şımarık olarak algılanabilir. Bu da çocuğun sıkışık hissetmesine, suçluluk duymasına, utanmasına neden olabilir. Bu yüzden eğitim nerede verilirse verilsin kesinlikle aileyi kapsamalıdır. Bu konuda verilen tüm eğitimlerin odağında duyguları tanımlamak, sağlıklı iletişim, cinsel gelişim eğitimi olmalıdır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir