Trafik Adabı ve Psikolojisi / Psikoterapist Özden Yılmaz Bilgin

58-trafik-psikolojisiNüfusu yüksek bir ülkede yaşıyoruz ve medeni olmak zorundayız. Medeni toplum olmanın da ayrıştırıcı özellikleri var. Trafikte medeni olmanın olmazsa olmazları sizce nelerdir? Trafik adabı denince ne anlamalıyız?
Trafik adabı genel anlamda; trafikte olan tüm bireylerin ve kullanılan bireysel araçların ve kamu mallarının yararına olacak ve kimseyi tehlikeye atmayacak şekilde davranışlarımızı düzenlemektir. Detaylandırmak gerekirse; trafik kurallarına uymak, trafikte olanlara nezaket çerçevesinde yaklaşmak (öfkeyi yönetmek, yol vermek, beklemeyi bilmek… gibi), çevreye rahatsızlık vermeyecek şekilde davranmak, örneğin arabadan dışarıya çöp atmamak, su birikintisinden geçerken çevreye su sıçratmamak için dikkatli olmak, sürekli korna ve selektör kullanmamak, yüksek sesle müzik dinlememek gibi davranışlardır. Kısacası, özenli, görgülü yaşam tarzının trafikte de ortaya konulmasıdır.

Trafikte olması gereken değerler nelerdir? Sürücü-sürücü, sürücü-yaya ilişkisi açısından konuyu değerlendirir misiniz? Özellikle trafikte empati ve iletişimin öneminden bahsedebilir misiniz?
İnsana saygı, değer verme, dürüstlük, nezaket, güven gibi değerlerin araba kullanırken ya da yaya olarak trafiğin içindeyken de yaşama geçirilmesine ihtiyacımız var. Yaşamında belli değerleri tutarlı olarak koruyabilen insanlar, trafikte sürücü ya da yaya olsalar da durum değişmez. Belki bu durumun “güç” kavramıyla bağlantılı olduğu söylenebilir. Sürücüler trafikteyken dikkatlerini diğer sürücülerin yaptığı eylemlere tamamen odaklayarak, o eylemleri kendi şahıslarına yapılmış hareketler olarak algılayabilmektedirler. Hâlbuki araç sürücüleri birbirlerini tanımamakta, kendi ihtiyaçları çerçevesinde hedefe ulaşmaya çalışmaktadırlar. Fakat bu akış içerisinde diğer sürücülerin eylemlerini kişiselleştirerek, kendi şahsına yapılmış gibi düşünerek öfkelenmekte, “Kim güçlü? O mu ben mi” şeklinde değerlendirmelere içsel olarak giderek eylemlerini bu yönde şekillendirmeye başlayabilmektedir. Ya da trafiği doğrudan kendi potansiyellerini test edebilecekleri bir alan olarak görmekte ve etraftakilerin güvenliklerini hiçe sayarak davranabilmektedirler. Sürücü-yaya ilişkisinde ise yine her iki tarafın da kendi ihtiyaçlarına odaklanması sebebiyle, birbirlerinin yararını gözetmeyen davranışlar ortaya çıkabilmektedir.
Trafikte empati kurarak, yani karşı tarafın şu anki ihtiyacı ne olabilir, ne yaşıyor olabilir sorusunu kendimize sorarak; düşünce ve duygularımızın, beden dilimizin ve eylemlerimizin farkında olarak, olup bitenlere gerçek bir merakla yaklaşarak problem çözmeye odaklanmak önemlidir.

Öfke, stres gibi olumsuz duyguların araç kullanmaya etkisi nedir? Trafikte öfke yönetimi ve kontrolü nasıl olmalıdır? Günlük hayatımızda insanlara karşı daha sakin ve temkinli iken bunu trafikte neden yapamıyoruz? Trafik sadece bir tetikleyici midir?
Kişiler aslında günlük yaşamın diğer alanlarında da kullandıkları stratejileri trafiğe yansıtıyor olabilirler. Yani normalde öfke ve stresi iyi yönetebilen birinin trafikte de yönetme olasılığı fazladır. Öfke, herkesin kendi kişisel meselesi olan alana dokunulduğunda hissedebileceği bir duygudur, her zaman her yerde hissedilebilir. Önemli olan kişinin kendi öfkesini tanıması ve yönetmesidir. Temel duygular baskı anında daha kuvvetli açığa çıkabilir. Trafik de insanların baskı altında ve zaman kaybediyor hissedebildikleri bir yaşam alanı, dolayısıyla öfke ve stresin daha kuvvetli yaşanma olasılığı var. Kişilerin bu duyguyu hissettikleri anda, bu duyguyu analiz etmek için kendilerine kısa bir nefes ya da dikkat dağıtma molası vermeleri, ardından “Ne düşündüm, bu olayın benim için anlamı neydi de ben öfkelendim?” diye kendilerine sormaları ve yerine kendilerini rahatlatabilecek bir düşünce üretmeleri öfke yönetimini kolaylaştırabilir.

Trafiğin yoğun olduğu İstanbul gibi metropollerde, insanlar yaşamını trafiğe göre düzenliyor. Trafik stresi daha trafiğe çıkmadan başlıyor. İnsanlara, günlük hayat içinde de rahatlamaları, streslerini dağıtmaları için neler önerirsiniz?
Gerginlik yaşanılan durumda, bizim o duruma yüklediğimiz anlamların önemi büyüktür. Kişi trafikte olmaya negatif bir anlam yüklerse bu trafiğin katlanılabilirliğini azaltır. O yüzden öncelikle bu anlamı gözden geçirmek, trafikteyken de zamanın etkin kullanılabileceğini fark etmek iyi olabilir. Kişiler kendi keyif aldıkları etkinlikler çerçevesinde, eğer araç kullanıyorlarsa dikkatlerini trafikten uzaklaştırmayacak şekilde, trafikte geçirilen zamanı radyo programlarıyla, sesli ya da beklerken okuyacakları kitapla, sohbetle, o ana dair yeni keşiflerle kaliteli şekilde değerlendirebilirler.
Günlük yaşamda kendilerini rahatlatan şeylerin ne olduğunu keşfederek ve onu daha fazla yaparak, duygularını ve düşüncelerini tanımayı ve paylaşmayı öğrenerek, sosyal destekten faydalanarak, sanatı kullanarak, fiziksel egzersiz yaparak stres yönetimini kolaylaştırabilirler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.