Millî Birlik ve Kardeşlik; Vicdan ve Adaletle Güçlenir / AK Parti Grup Başkanvekili Bahadır Yenişehirlioğlu

Millî birlik olgusunun, doğal olarak farklı bireylerden oluşan bir dünyada, bizim kültürümüzdeki karşılığı nedir, nasıl tesis edilebilir?
Her sosyal kimliğin bir renk, bir nefes, bir ses olduğu bu topraklarda, millî birlik yalnızca hukuki bir çerçeve değil; vicdani, insani ve kültürel bir mecburiyettir. Tümdengelimle bakarsak; devlet, çatısını oluşturan tuğlalar kadar sağlamdır. O tuğlalar ise insanlarımızın gönülleridir. Huzurunu kendi içinde tesis edemeyen bir toplumun, dünyaya huzur vadetmesi mümkün değildir. Bizim medeniyetimiz, farklılıkları çatışma sebebi değil; zenginlik vesilesi gören bir mayaya sahiptir. Bu yüzden millî birliği tesis etmenin yolu, birbirimizin yarasına merhem olabilmekten, birbirimizin farklılığında kendimizi görebilmekten geçer.
Ülkemizde millî birliğin tesisi hususunda hükümet eliyle gösterilen anlamlı çabalar nasıl bir zeminde yürüyor? Aidiyet ve kardeşlik duygularımızın pekişmesinde bu çabaların rolü nedir, nasıl hareket edilebilir?
Devletimiz, millî birlik için uzun süredir çok yönlü çabalar ortaya koymaktadır. Eğitimden kültüre, sosyal politikalardan kalkınmaya kadar her alanda bu aidiyeti güçlendirme gayreti vardır. Bugün bir çocuğun doğduğu köyde okula erişebilmesi, bir annenin sağlık hizmetlerine kolayca ulaşabilmesi, bir gencin istihdam için devlet kapısını açık bulması hep bu aidiyetin güçlenmesine hizmet etmektedir. Çünkü insanı devlete bağlayan en güçlü duygu, “yanındayım” hissidir. Hükümetimizin politikaları da bu hissi pekiştirmeye yöneliktir. Aidiyet, büyük laflardan çok, gündelik hayatın adaletli ve güvenli akışıyla kuvvetlenir.
Kardeşlik gerçek manada nasıl tesis edilir? Bu toprakların irfanı, mayası 21. yüzyılda bu topraklarda yeniden nasıl hayat bulabilir? Devletlerin birbirinin kuyusunu kazdığı konjonktürel yapı, bu kardeşliğin tesisine engel midir? Kardeşlik duygusunun tüm bu sıkıntılı durumları aşmada nasıl bir rol oynayacağını düşünüyorsunuz?
Kardeşlik, sözle değil; yaşanmışlıkla, paylaşılmış ekmekle, birlikte çekilmiş çileyle tesis edilir. Bu toprakların irfanı, Mevlana’nın çağrısı, Yunus’un dili, Hacı Bektaş’ın öğüdüyle yoğrulmuştur. 21. yüzyılda da bu maya yeniden filizlenebilir; yeter ki biz, teknolojinin ve hızın esiri olurken gönül köprülerini ihmal etmeyelim. Devletler birbirinin kuyusunu kazsa da, konjonktürel çıkarlar kardeşliği zorlaştırsa da, milletlerarası siyaset kadar güçlü bir başka şey vardır: Vicdanların müşterek sesi. Kardeşlik, işte o sesi diri tutarak bütün bu sıkıntıları aşabilir. Çünkü kardeşlik, ortak acıda birleşebilmek, ortak sevinci paylaşabilmektir.
Demokrasi çok yaldızlı bir kavram ve insanlar pek çok beklentisini idealize etmek için bu kavrama sığınıyor. Kendi lehine ya da başkalarının aleyhine kullanıyor. Bu konu hakkında neler söylemek istersiniz? Kitlelerin yüksek beklentilerinde aşı olan demokrasi midir?
Demokrasi, çok süslü bir kelimedir; fakat süsün ardında nasıl bir öz barındırdığı önemlidir. Eğer demokrasi, sadece kişisel çıkarların maskesi yapılırsa hakikatin değil, hilelerin kılıfı olur. Demokrasi, milletin iradesine en saf haliyle alan açtığında kıymetlidir. Bizim için demokrasi, yalnızca sandık değil, aynı zamanda hak ve özgürlüklerin teminatıdır. Kitlelerin yüksek beklentileri, elbette demokrasinin omuzlarına yüklenir. Ama unutmamak gerekir ki, demokrasi yalnızca hak istemek değil; sorumluluk üstlenmek demektir. Demokrasi, hakkı kendi lehine eğip bükmek değil; herkesin hakkını muhafaza edecek bir ortak adalet iklimi kurmaktır.
Bugün Gazze konusu, dünyanın neredeyse tamamını ilgilendiren ve düşündüren bir mecraya evrildi. Bu fiili durumun sebepleri hakkında neler söylemek istersiniz? Hatta öyle ki Ayçin Kantoğlu’nun deyimiyle “Allah, İslam’ın insan bakayasını değiştiriyor.” Hak, adalet, vicdan, merhamet duyguları yeniden gözden geçirilircesine gündem olmaya başladı. Neler söylemek istersiniz?
Gazze bugün yalnızca Filistin halkının değil, bütün insanlığın vicdanının sınandığı bir mekândır. Orada akan kan, yalnızca bir coğrafyanın meselesi değil; insanlığın ortak değerlerinin, adaletin ve merhametin imtihanıdır. Çocukların, kadınların, masum sivillerin üzerine yağan bombalar aslında insanlığın üzerine yağıyor. Bu zulüm, uluslararası hukuk adına da, vicdan adına da kabul edilemez.
Gazze, bize şu hakikati bir kez daha gösteriyor: Güç, tek başına adalet üretmez. Sessiz kalındığında zalim cesaret bulur, mazlum ise yalnızlığa terk edilir. Ancak Gazze’nin direnişi, ümmetin ve insanlığın hâlâ adalet için ayağa kalkabileceğini göstermektedir. Filistin meselesi, salt bir toprak davası değil; insanın insana, mazlumun zalime, hakikatin zulme karşı direnişidir.
Türkiye olarak biz her zaman Filistin’in yanında olduk, olmaya da devam edeceğiz. Çünkü Gazze’nin çığlığı, aslında insanlığın ortak imdat çağrısıdır. Bu çağrıya kulak tıkamak, yalnızca Filistinlilere değil, insanlığın kendisine ihanet olur.
Gazze’ye destek amacıyla hayata geçen Küresel Sumud Filosu’nun anlamlı yürüyüşünü nasıl değerlendirmeliyiz? Bu çabalar hiç şüphesiz durmayacak… Sonuç almak bakımından ve dünyadaki etkileri bakımından konuyu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Gazze’ye destek amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu, aslında insanlığın ortak vicdanının bir tezahürüdür. Bu çabalar, belki hemen sonuç almayabilir; ama tarihe düşülen notlardır. İnsanlık vicdanının hâlâ diri olduğuna dair işaretlerdir. Filolar, yürüyüşler, dayanışma çağrıları, belki tankları durdurmaz ama zihinlerdeki zulüm duvarlarını yıkar. Bu, uzun soluklu bir mücadelenin işaretidir. İnancım odur ki, hak ve adalet için yapılan hiçbir çaba boşa gitmez. Gazze’ye uzanan her el, dünyadaki adalet dengesine katkıdır. Çünkü mazlumun yanında olmak, insanlığın asıl vazifesidir.
Millî birlik, kardeşlik ve demokrasi; ancak vicdan, merhamet ve adaletle güçlenebilir. Gazze bize bunu bir kez daha hatırlatıyor. Bizim tarihimiz, kardeşliğin ve adaletin mümkün olduğunu göstermiştir. Bugün de bu ruhu diri tutmak, hem kendi milletimize hem de insanlığa karşı sorumluluğumuzdur.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir