Bir Medeniyet Şehri Halep / Ömer Kelhüseyin

Halep, kuzey Suriye’nin en önemli şehri ve günümüzde başkent olan Şam’dan sonra Suriye’nin ikinci büyük şehridir. Yüzölçümü 16.142 m² olan şehir, son nüfus sayımlarına göre dört milyonu aşan bir nüfusa sahiptir. Halep, Anadolu’dan Mezopotamya’ya ve Akdeniz’den İran’a giden anayolların kavşak noktasında kurulduğundan önemli bir ticaret merkezidir. Bu dikkat çekici coğrafi konumu dolayısıyla kervanların uğrak yeri olan Halep, bunun sonucunda ticari yönden zenginleşirken sık sık aynı yollardan sefere çıkan orduların tahribatına ve yağmalarına da maruz kalmıştır. Halep merkezi; medrese, cami, tekke, külliye ve çeşme gibi farklı amaçlarla kurulmuş vakıflarıyla meşhurdur. Şehre, İslami dönem başladığı günden günümüze kadar yaşamış olduğu farklı dönemlerde sayısız vakıflar kurulmuştur.

Suriye valiliği ve başkomutan Ebu Ubeyde bin Cerrah’ın emrindeki İslam ordusu, Kınnesrin’in fethinden sonra Halep üzerine yürümüş; öncü birliklerinin komutanlığını İyaz bin Ganm el-Fihri yapmıştır. Şehir dışında Hadıru Halep denilen yerde yaşayan Tenuh ve diğer bazı Arap kabileleri İyaz bin Ganm’e itaat arzetmiş; şehir halkı da kısa bir müddet sonra canlarına, mallarına ve surlarla binalara dokunulmaması şartıyla aman dilemişlerdir. İyaz bin Ganm, cizye vermeye razı olmaları üzerine isteklerini kabul etmiş ve kendileriyle bir antlaşma yapmış. Hicri 16 (637) tarihinde antlaşmanın Ebu Ubeyde tarafından da onaylanmasından sonra, Müslümanların Antakya kapısından şehre girmeleriyle Halep Müslüman şehri hâline gelmiştir.

Halep’in Zengiler dönemi 524 (1129) tarihi, İmadüddin Zengi’nin Irak Selçuklu Sultanı Mahmud tarafından şehre gönderilmesi ile başlamış; onun ölümünden 541 (1146) sonra yerine adil bir hükümdar olarak tanınmış oğlu Nureddin Mahmud geçmiştir. Nureddin Mahmud, şehirde huzur ve sükûnu sağlamış ve halkın desteğini alarak Haçlılara karşı büyük zaferler kazanmıştır. Şehirde büyük bir imar faaliyeti başlatan Nureddin Mahmud, Sünniliği destekleyen medreseler kurarak Irak ve el-Cezire’den getirttiği alimlerin buralarda ders vermesini sağlamıştır. Yerine geçen oğlu İsmail, şehir halkı ile beraber Eyyubilere karşı koymayı başarmış, ölümünden önce Halep’i Musul hakimi İzzeddin Mesud’a bırakmıştır.

Selahaddin-i Eyyubi, Abbasi Halifesi tarafından kendisine verilen Halep’i ele geçirmek üzere hicri 578’de (1182) Mısır’dan yola çıkmıştır. Ancak bu sırada İzzeddin Mesud, Sincar’ı alarak Halep’i kardeşi II. İmadüddin Zengi’ye bırakmıştır. Selahaddin 26 Muharrem 579’da (21 Mayıs 1183) şehri kuşatmıştır. II. İmadüddin Zengi bir süre mukavemet ettikten sonra 17 Safer 579 (11 Haziran 1183) tarihinde Eyyubilerle anlaşmış, anlaşmaya göre Halep’e karşılık Sincar, Habur, Nusaybin ve Seruc (Süruc) İmadüddin’e verilmiştir.

Selahaddin-i Eyyubi, şehri oğlu el-Melikü’z Zahir Gazi’ye bırakmış, fakat birkaç ay sonra Halep Selahaddin-i Eyyubi’nin kardeşi el-Melikü’l Adil’in ricası üzerine Mısır’daki bütün haklarından vazgeçmesi karşılığında kendisine verilmiştir. Üç yıl sonra 582 (1186) el-Melikü’z Zahir tekrar Halep’e tayin edilmiştir. Melik Gazi devrinde 582-609 (1186-1212) Halep en parlak ve müreffeh dönemini yaşamıştır. Ticari hayat canlanmış, birçok mimari eser yapılmış ve şehir yeniden bir ilim ve kültür merkezi hâline gelmiştir.

El-Melikü’n Nasır II. Yusuf devrinde 635-659 (1237-1260) Memlükler’le başlatılan mücadele halifenin müdahalesiyle sona ermiştir.

Hülagu 659 (1260) tarihinde şehri ele geçirerek yakıp yıkmıştır. Aynicalut Savaşı’nda mağlup olan Moğollar Halep’i Memlükler’e bırakmışlardır. Hicri VIII. (XIV.) yüzyılın başında Moğol kumandanı Kazan bin Argun şehri tekrar almışsa da üç ay sonra Moğollar Halep’i terk etmişlerdir. 749 (1348) tarihindeki veba salgını pek çok kişinin ölümüne sebep olmuş, 803 (1400) tarihinde de Timur, surlar ve kale dahil bütün şehri yakıp yıkmış, üç gün süren yağmalama sırasında 20.000 civarında insan öldürülmüştür. 922 (1516) tarihinde başlayan Osmanlı yönetimine kadar devam eden Memlük döneminde Halep genel anlamda kalkınmışsa da açlık, kıtlık, bazen günde yüzlerce kişinin ölümüne sebep olan veba salgını ve sık sık şehri harabeye çeviren deprem gibi felaketlerden de kurtulamamıştır.

Yavuz Sultan Selim 922 (1516) yılında Mısır seferine çıkmış, bu seferi duyan Memlük Sultanı Kansu Gavri de Suriye’ye gelmiş, iki ordu Mercidabık’ta 25 Receb 922 (24 Ağustos 1516)’da karşılaşmış ve savaş sonucunda Memlüklü ordusu yenilmiştir. Halep halkı Osmanlı’ya bağlılığını bildirdiğinden dolayı şehir herhangi bir tahribata uğramamıştır. Osmanlı hakimiyetiyle birlikte şehrin geçmişinde rastlanmayan büyük bir gelişme devri başlamış ve bu dönem Halep tarihinin birçok bakımdan en parlak dönemi olmuştur. Osmanlı Devleti için Halep çok önemli bir yere sahiptir. Özellikle iktidar merkezine yakınlığı ve stratejik konumu nedeniyle devletin Irak, Suriye, Arabistan ve Mısır ile ilişkilerinin Halep’ten yönetilmesi, şehri önemli kılmıştır. Bu yüzden merkezi yönetim her zaman Halep’e büyük önem vermiş ve Halep’te bağımsız bir otoritenin hakim olmasını engellemek için tüm tedbirleri her zaman almıştır. Halep, dört yüz yıl boyunca merkeze büyük bağlılık gösteren paşaları konuk etmiştir. Halep yönetiminde hep, saraya tam itaati benimseyen yöneticiler söz sahibi olmuştur.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir