Türkiye’de İş Sağlığı ve Güvenliği / İş Güvenliği Uzmanı İlkay Çaylı

Türkiye’de İş Sağlığı ve Güvenliği gelişimi nasıl olmuştur?
Cumhuriyetin ilanı sonrasında 02.01.1924 tarihinde 394 sayılı Hafta Tatili Yasası, Cumhuriyet döneminde işçi sağlığı ve iş güvenliği konusunda yapılan ilk olumlu düzenleme olarak kayıtlara geçmiştir. Bu kanun ile on bin veya on binden fazla nüfusu olan yerlerde haftada bir gün tatil verilmesi zorunluluğu getirilmiş ve haftada 6 günden fazla süreyle çalışma yasaklanmıştır.
1932 yılında Türkiye ILO’ya (Uluslararası Çalışma Örgütü) üye olmuş, 1936 yılında da 3008 sayılı ilk İş Kanunu yasalaşmıştır. Bu kanunla, iş ve işçi bulma aracılığı yapan özel bürolar yasaklanarak 1946 yılında İş ve İşçi Bulma Kurumu (İŞKUR) kurulmuştur.
07.06.1945’te Çalışma Bakanlığı kurulmuştur. 1967 yılında 931 sayılı İş Kanunu ve 1971 yılında 1475 sayılı iş kanunu sonrasında 22.05.2003 tarihinde 4857 sayılı İş Kanunu, Avrupa birliği müzakereleri çerçevesinde uluslararası rekabet ortamının gereklerinin karşılanması, İş Sağlığı ve Güvenliği ile ilgili birçok hükmün bulunması ile çalışma hayatını yeniden tasarlamış ve yürürlüğe girmiştir.
20.06.2012 tarihinde 6331 sayılı İSG Kanunu’nun yürürlüğe girmesi ile ülkemizin ilk ve tek İSG Kanunu ortaya çıkmıştır. 6331 sayılı kanunun uygulanmaya başlanılması ve son 10 yılda kanuna bağlı yönetmeliklerin teker teker devreye girmesi sonrasında ülke genelinde İş Sağlığı ve Güvenliği kültürünün oluşması ve yaygınlaşması hedeflenmiştir.
İş Sağlığı ve Güvenliği profesyoneli kimdir, nasıl olunur?
İSG (İş Sağlığı ve Güvenliği) profesyoneli dediğimizde bu kapsama; işyeri hekimleri (İH), diğer sağlık personelleri (DSP) ve iş güvenliği uzmanları (İGU) girmektedir.
İşyeri hekimleri, bakanlıkça (T.C. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı) yetkilendirilmiş ve işyeri hekimliği belgesine sahip İSG alanında görev yapan hekimlerdir.
Diğer sağlık personelleri (DSP), hemşire, sağlık memuru, acil tıp teknisyeni ile çevre sağlığı teknisyeni diploması ile işyeri hemşireliği belgesine sahip olan İSG hizmetlerinde görevli ve işyeri hekimlerine yardımcı olarak hekimler ile birlikte çalışan personellerdir.
İş güvenliği uzmanlarına gelecek olursak İSG uzmanlarına, iş emniyet uzmanı veya iş sağlığı uzmanı gibi mevzuatımızda olmayan tanımlar yapılmaktadır. İSG alanında görev yapmak üzere bakanlıkça yetkilendirilmiş ve iş güvenliği uzmanlığı belgesine sahip olan müfettişler (Bakanlık ve ilgili kuruluşlarında çalışmış), mühendislik veya mimarlık eğitimi veren fakültelerin mezunları ve teknik elemanlar (teknik öğretmen, fizikçi, kimyager, biyolog ve İSG mezunları) iş güvenliği uzmanı (İGU) olarak görev yapabilirler.
İşyeri hekimi olmak için üniversitelerin altı yıllık eğitim veren Tıp Fakültelerinden lisans derecesi ile mezun olmak gerekmektedir. Hekimlerin, lisans diplomasının ardından İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü tarafından yetkilendirilen eğitim kurumlarında teorik 180 saat, uygulamalı 40 saat ve toplamda 220 saat eğitim alması ile birlikte yılda 2 kez Mayıs ve Aralık aylarında yapılan sınavdan 100 puan üzerinden en az 70 puan alması gerekmektedir. Sınavdan başarılı olan hekimler, işyeri hekimliği belgesi almaya hak kazanarak özel sektörde firma bünyesinde veya Ortak Sağlık Güvenlik Birimlerinde göreve başlayabilirler.
Diğer sağlık personeli olarak çalışmak isteyen kişilerin hemşire, sağlık memuru, acil tıp teknisyeni ile çevre sağlığı teknisyeni diploması ile İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü tarafından yetkilendirilen eğitim kurumlarında 90 saat eğitim alması gereklidir. Eğitim sonrasında yılda 2 kez Mayıs ve Aralık aylarında yapılan sınavdan 100 puan üzerinden en az 60 puan alması gereklidir.
İş güvenliği uzmanı olmak isteyen Mühendislik, Mimarlık, Teknik Eğitim ve Fen Edebiyat Fakülteleri ile Açıköğretim Fakültesi mezunları sırasıyla mühendis, mimar, teknik öğretmen, fizikçi, kimyager, biyolog ve İSG önlisans mezunları İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü tarafından yetkilendirilen eğitim kurumlarında teorik 180 saat, uygulamalı 40 saat ve toplamda 220 saat eğitim alması gerekmektedir. Eğitim sonrasında ilgili kişilerin yılda 2 kez Mayıs ve Aralık aylarında yapılan sınavdan 100 puan üzerinden en az 70 puan alması gereklidir.
İş güvenliği ile ilgili temel problemlerin ne olduğunu düşünüyorsunuz?
Ülkemizde İSG kültürünün halen oluşmaması ve çalışanların geçmişten gelen alışkanlıklarını bırakamaması, iş yaşantımızda karşılaştığımız iş güvenliği problemlerinin başında yer almaktadır.
Güvenlik kültürü bir işyerinin veya organizasyonun her kademesinde bulunan çalışanın iş güvenliğine verdiği öncelik ve değeri ifade etmektedir. Maalesef iş güvenliğine verilen öncelik ve değer bazen işyerlerine asılan ÖNCE İŞ GÜVENLİĞİ, İŞ GÜVENLİĞİ BU NOKTADAN SONRA BAŞLAR levhaları ile sınırlı kalabiliyor. İş sağlığı ve güvenliği, bir işyerinde tüm çalışanların bütün kademelerde tehlike, risk, iş kazaları ve meslek hastalıkları konularının sürekli iyileştirilmesi anlamında fikir birliğine vardığı bir kavram olmalı, levhalar ile sınırlı kalmamalıdır.
İşveren veya işveren vekilleri güvenlik kültürünün oluşumu, İSG tedbirlerinin alınması, tehlike ve risklerin tespiti ile sürekli kontrol ve denetimlerin yapılması konularında geleneksel (reaktif, tepkisel) yaklaşım yerine proaktif (modern) yaklaşım sergilemesi gerekmektedir. Proaktif yaklaşım iş güvenliği uzmanları ve işyeri hekimlerinin sürekli dilinde olan tanımlardan birisidir. Proaktif ve reaktif yaklaşım tanımlarını açacak olursak; proaktif yaklaşım olay gerçekleşmeden önce önlem alınması konusuna odaklanırken reaktif yaklaşım olay gerçekleştikten sonra inceleme ve işin yeniden düzenlenmesine odaklanır. Uzman ve hekimlerin proaktif görüş ve önerilerinin işverenler tarafından önemsenmesi ve uyulması ile iş kazaları ve meslek hastalıkların önüne geçilebilmesi için önemli bir adımdır. Bu adımları atan işverenler hem kendilerini hem de çalışanlarını iş kazaları ve meslek hastalıklarından kaynaklanacak zararlardan koruyabilir.
Ülkemizde yaşanan iş kazaları ile ilgili ne düşünüyorsunuz?
2021 yılı ortalamalarına göre 4a (maaş karşılığı işveren hesabına çalışanlar), 4b (kendi adı ve hesabına çalışılan), 4c (devlet kadrolarında çalışanlar) sigortalı olan çalışanların sayısı ortalama 25 milyon sınırındadır. 2022 yılının sekizinci ayına kadar bu rakamlar 25 milyonun da üzerinde seyretmektedir.
Bildiğiniz üzere bir işyerinde bir iş kazası yaşanmış veya meslek hastalığı tespiti yapılmış ise kaza veya tespit sonrasında işveren tarafından 3 iş günü sonuna kadar SGK’ya bildirim yapılması gerekiyor. Tüm Türkiye’den gelen iş kazası veya meslek hastalıkları bildirimleri SGK tarafından her yılın sonunda kurumun internet sayfasından yayınlanıyor. Dilerseniz 2012 ve 2020 istatistiklerine bir göz atalım. Bakalım rakamlar bize ne söylüyor.
SGK verilerine göre 2012-2020 yılları arasında sekiz yıl içerisinde 12694 çalışanımız maalesef iş kazası sonucu hayatlarını kaybetmiştir. Türkiye’de her yıl ortalama 1500-1600 çalışan, her gün ise ortalama 5 çalışan iş kazaları sonrasında yaşamını yitirmektedir.
Avrupa Birliği’nin resmi istatistik ofisi EUROSTAT ve Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) verilerine göre Türkiye, iş kazalarında en fazla insanın hayatını kaybettiği ülkeler sıralamasında birinci sırada yer almaktadır. ILO’nun istatistik birimi ILOSTAT’ta yer alan tabloya göre 100 bin çalışan başına ölümlü iş kazalarının en çok yaşandığı ülkeler sıralamasında Türkiye, dokuzuncu sırada yer almaktadır.
İş Sağlığı ve Güvenliği alanında adım atacak ve sorumluğu üstlenecek çalışma hayatını ilgilendiren tüm kademelerin (Devlet, İşveren ve Çalışan) tek amacının bu rakamları aşağıya indirmek olması gerekmektedir.
İş Kazaları ve Meslek Hastalıklarının önüne geçilmesi için ne yapılmalıdır?
2012 yılında 6331 sayılı İSG kanununun yürürlüğe girmesi ve ilgili yönetmeliklerin yavaş yavaş devreye alınmasıyla birlikte İSG alanında yapılan tüm çalışmalar İş Kazaları ve Meslek Hastalıklarının yaşanmaması adına yapılmıştır. Bu çalışmaların planlanması ve sahada uygulanması konusunda Devlet, İşveren ve Çalışanlar olarak sürekli bahsettiğimiz üçlü çark sisteminin yanına İSG profesyonellerini de koymamızda fayda vardır.
İSG profesyonelleri olarak 2012 yılından bu zamana kadar itiraz ettiğimiz ve düzeltilmesini istediğimiz bir konu var. Bu konuyu hizmet verilen işverenlerin İSG profesyonellerini kendi sigortası altında çalıştırması, maaşını vermesiyle birlikte İSG profesyonellerinin işten atılma korkusu ile işlerini tam anlamıyla yapamaması şeklinde açıklayabiliriz. Maalesef kendi bünyesinde İSG profesyoneli çalıştıran veya bu hizmeti OSGB kanalı ile dışardan alan bir kişi veya kurumda güvenlik kültürü oluşmamasından dolayı iş kazalarının ve meslek hastalıklarının önüne geçilmesi için İSG profesyonelleri sadece mevzuatta yazan rehberlik ve danışmanlık hizmetini vermektedir. Bu rehberlik ve danışmanlık hizmeti işveren için işin güvenli yapılması öneri niteliğinde kalmakta ve işveren İSG profesyonellerinin verdiği öneriyi çeşitli gerekçeler nedeniyle dikkate almamaktadır. Aslında İSG personellerinin sorumluluk anlamında üçlü çark sisteminin dışında kalma nedeni de budur. Aslında yanlış bilinen konulardan birisi de iş güvenliği uzmanlarının işyerlerinde görevli olan kontrolör, ceza yazan denetçi veya işi durduran kişi olarak görülmesidir. 6331 sayılı İSG kanununa ve ilgili yönetmeliklere göre iş güvenliği uzmanının kendi firmasının işini durdurma yetkisi bulunmuyor, sadece acil müdahale edilmesi gereken bir risk ile karşı karşıya kalındığında işin durdurulması için işverene başvurabiliyor. İşveren de, iş güvenliği uzmanının tespit ettiği riski kabul edilebilir, risk olarak görebilir ve işin devam ettirilmesi konusunda karar verebilir. Birçok büyük iş kazasında da bu durumların yaşandığını ve İSG profesyonellerinin görevlerini yaptıktan sonra bile iş kazaları ve meslek hastalıklarının önüne geçemediğini görebiliyoruz. Bu anlamda mevzuatsal bir çıkmazın olduğu ve bu durumun 2012 yılından beri nasıl çözüme kavuşturulması gerektiği, ilgili resmi kurumlara anlatılmaktadır.
İSG’de denetleme veya kontroller kim tarafından yapılır?
Bir işyerinde çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamak işverenin yükümlülüğündedir. Bu çerçevede; iş ile ilgili mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dâhil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için tüm çalışmaların yapılması işverenlerin sorumluluğundadır. Ayrıca işverenler, işyerlerinde risk değerlendirme çalışmalarını yaparak risklerin tespitini ve risklere karşı alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izlemeli, denetlemeli ve uygunsuzlukların giderilmesi için tüm çalışmaları yapmalıdır.
İş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin yerine getirilmesi için, işverenler çalışanları arasından iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi ve on kişiden fazla çalışanı olan çok tehlikeli sınıftaki işyerlerinde de diğer sağlık personeli görevlendirir. Çalışanları arasında niteliklere sahip personel olmaması durumunda, bu hizmetin tamamını veya bir kısmını işyeri dışından yani ortak sağlık ve güvenlik birimlerinden (OSGB) hizmet alarak yerine getirebilir.
İş güvenliği uzmanları ve işyeri hekimlerinin ortak görevleri arasında rehberlik, risk değerlendirmesi, eğitim, bilgilendirme, kayıt ve ilgili birimlerle işbirliği, çalışma ortamı gözetimi ve sağlık gözetimi gibi görevler bulunmaktadır. İş güvenliği uzmanları ve İşyeri hekimleri, İSG hizmetlerinin yürütülmesindeki ihmallerinden dolayı, hizmet sundukları işverene karşı sorumludur.
Eğer bir İSG profesyoneli mevzuatta yazan görevlerini yapmaz, işini ihmal eder ve bu ihmalden dolayı bir iş kazası yaşanırsa İSG profesyonelinin kusurundan bahsedebiliriz. Bu nedenle İSG profesyonelleri görev, yetki ve sorumlulukları çerçevesinde İSG ile ilgili alınması gereken tüm tedbirleri işverene yazılı olarak bildirmesi ve kayıtları saklaması gerekmektedir. İSG profesyonelleri, işverene karşı sorumluluklarını yerine getirip görevlerini tam anlamı ile yaptıktan sonra herhangi bir kusur veya ihmalden bahsedilemez.
İş yerinde görevli ve atanmış olan İSG profesyonelinin İSG kanunu ve ilgili yönetmeliklerinde denetim görevi yoktur. Çalışma ortamı gözetimi, aslında denetim ile karıştırılmaktadır. Denetimler işyerlerinin dışından bağımsız kurum veya kuruluşlar tarafından şeffaf bir şekilde yapılmalıdır. Bazı kurumsal firmalar İSG denetimlerini kalite yönetim sistemleri içerisinde değerlendirerek ilgili çalışmaları yapmaktadır.
İş kanunları kapsamında olan işyerlerine, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Teftiş Kurulu’nun görevlendirdiği iş müfettişleri, gündüz ve gecenin çalışılan herhangi bir saatinde işverene önceden haber vermeden girebilir ve teftiş görevini yerine getirebilir. Yasal bir sakınca olmamak koşuluyla, kapalı olan iş yerlerini işverene açtırıp gerekli gördüğü incelemeyi yapabilir. İnceleme, ön inceleme, teftiş, denetim veya soruşturma neticesinde düzenleyecekleri rapor veya yazıları İş Teftiş Kurulu Başkanlığı’na sunar. İş teftişi faaliyetleri kapsamında düzenlenen raporlar, en kısa sürede kurul tarafından mevzuata uygunluk yönünden incelenir. Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü’ne veya ilgili birimlere gereği yapılmak üzere doğrudan gönderilen iş teftişi raporlarında belirtilen işlemler geciktirilmeksizin yerine getirilir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.