Ramazan Ayının Psikolojik Etkileri / Uzman Klinik Psikolog Zeynep Görenoğlu

İnsan yaşamı boyunca hayatın anlamını bulmak ister. Maneviyat ve değerler ise hayatın anlamını keşfetmede çok önemli yol göstericidirler. Hepimiz mutluluğu kovalarız, mutluluğun o an iyi hissettiren şeylerde olduğunu düşünürüz. Oysa mutluluğun bir diğer tanımı da değer odaklı yaşamın içinde gizlidir. Yani mutluluk; içsel anlamda zengin, dolu ve anlamlı bir hayat sürmektir.
Yüreğimizin derinliklerinde gerçekten önem taşıyan değerler için harekete geçtiğimizde, kendimize yakıştığını düşündüğümüz şekilde davrandığımızda, olmak istediğimiz halimizle olduğumuz halimiz arasındaki farkı azalttığımızda, daha zengin ve anlamlı bir hayat sürdüğümüzü hissederiz.
Ve değerler doğrultusunda yaşam, sadece iyi hissedeceğimiz şeyleri içinde barındırmaz. Bazen sabır gerekir bazen hüzün bazen özlem.
İşte mübarek Ramazan ayı da bizlere bunu yaşatarak öğreten çok kıymetli bir ay.
Ramazan ayında oruç tutarak, bedenimizin bazı ihtiyaçlarını bir süreliğine ertelemiş oluyoruz. Bu aynı zamanda iradeyi kullanmak demek. İradeyi kullanabilmek kişi için çok önemli bir yer tutar. Uzun vadeli kâr için kısa vadeli kârı terk etme becerisine irade diyebiliriz kısaca. Ramazan ayında tam da bunu yapıyoruz. Daha kıymetli ve anlamlı bir değer uğruna, canımızın istediği şeylerden vazgeçiyoruz, nefsimizin isteklerini erteliyoruz. Bu insanı o an için zorlasa da uzun vadede bunu yapabilmiş olmanın tatminini hissetmesine sebep oluyor. Demek ki insan, bir şeye gerçekten değer ve önem veriyorsa o uğurda bedel de ödemeye razıdır diyebiliriz.
İnsan hayatının en kötü zamanlarını yaşarken bile hayatını sürdürmesine katkı sağlayan en önemli şey hayatında bir anlam olmasıdır. Nietzsche’nin şu sözü de bu anlamda çok dikkat çekiyor: “Yaşamak için bir nedeni olan kişi her türlü nasıla dayanabilir. İşte bizler de Razaman ayında isteklerimizi Allah’ın rızası için ertelerken çok güçlü bir neden’e dayanırız. Bu sebepten yazın en uzun ve sıcak günlerinde bile oruç tutmaktan zor da olsa vazgeçmeyiz. Ramazan ayı insana istediği zaman iradesini nasıl da kullanabileceğine dair çok önemli bir kanıt sunuyor.
Yapılan araştırmalar; inancın, dua etmenin ve yardımlaşmanın depresyon tedavisinde etkili olduğunu ve depresyonu önleyici etkisi olduğunu göstermiş. Hiç şaşırtıcı bir sonuç değil, insan sadece tüketerek, haz odaklı bir yaşam sürdüğünde uzun vadede yeniden bunalımın eşiğinde bulur kendisini. Çünkü herkesin yaşamını devam ettirmesi için daha anlamlı işler içinde olmaya ihtiyacı vardır; yani güçlü bir “nedene”. Bu ayda, manevi yaşam daha ön plana çıkıyor. Allah rızası için tutulan oruç, herkesin iftar sevinci ile sofralarda toplanması, yapılan yardımlar, teravih namazı için camilerde buluşmalar, toplu dualar, Kur’an- Kerim tilavetleri, mukabeleler, televizyondaki iftar ve sahur programları, belediyelerin düzenlediği programlar derken o manevi iklimin içimizi ısıtan esintisini her yerde hissedebiliyoruz. Değerlerine temas ederek yaşamak isteyenler için çok önemli bir psikolojik sağaltım imkânı kısacası. Kişi hayatını daha anlamlı yaşamak istiyorsa bu ayda kendini muhasebeye çekip yeniden başlayabilir. Hayatta her zaman düşüşler olur, inişler olur, çıkışlar olur önemli olan düştüğümüz zaman yeniden kalkabilmek. Bu ayda küsler barışır, insanlar helalleşir, bayramla birlikte muhabbet bağları yeniden kurulur. İnsan isterse kendisi için yeni başlangıçlar yapabilir.
Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nin yaptığı bir araştırmaya göre alkol kullananlar yüzde 50 oranında azalıyor. Ramazanda şiddet suçları, yaralamalar ve intihar oranları azalıyor. Toplumsal şiddet olayları azalıyor. Dini motivasyon ve Ramazan ayının iklimi toplumda sosyal olarak kötü davranışları engelleyici bir etki oluşturuyor.
İnsan biyo-psiko-sosyal bir varlık. Onu değerlendirirken çok yönlü düşünmek gerekir. Bu yüzden Ramazan ayı hem biyolojimize fiziken katkı sağlarken hem de psikolojimize olumlu etki eder. Ramazan ayıyla birlikte oruç tutan insan bir yandan kendi nefsini hesaba çekip kendisine yönelik iradesini kuvvetlendirirken bir yandan da diğer insanlar için yardımlaşmaya başlıyor. Bu ise insan psikolojisine çok derinden katkı sağlamakla birlikte psikolojik bir sağaltım etkisi oluşturuyor. İftar davetleri, zekât, sadaka, fitre, fidye ve benzeri yardımlaşma ve dayanışmayı güçlendiriyor. Toplu şekilde yapılan ibadetler, sosyalleşmeyi ve insani ilişkilerimizin gelişmesini sağlıyor. İnsanlara yardım ederken, iftar davetleriyle soframızı paylaşırken; bize iyi gelecek olandan ne kadar uzaklaştığımızı da fark edebiliriz. Bu farkındalık hayatımızın geri kalanında atacağımız adımları yeniden şekillendirmemizde yarar sağlar.
Hepimiz değer arayışı içinde olup değerli hissetmek isteriz. Ama bu konu aşırıya kaçarsa kibre ve bencilliğe sebep olabilir. Denge her zaman istenilen ve mühim olandır. Ramazan ayında kendimizden daha üstün ve yüce olduğuna inandığımız Yaratıcımızın emri için aç kalır acziyetimizi fark ederiz. Tevazu ve empatiyi hissetmemize yardımcı olur bu durum. İnsan bazı şeyleri ne kadar bilse de gerçek anlamda anlaması için bazen hissetmesi gerekir.
Zaman zaman hayatımızı yaşarken yaşadığımız olumsuzluklara çok kapılıp gidebiliriz. Bu fırtınaya kapıldığımızda sahip olduğumuz imkânları görmek güçleşiyor. Mutsuzluk ve mutluluk arayışı döngüsü insanı esir alıyor. Ve değerlerinden uzaklaştırıyor. Ramazan ayında iftar sevinci, susuzluğu gidermenin getirdiği sevinç, kişinin karnını doyurabilmesi Allah’a yaklaşmasına ve sahip olduklarını yeniden fark edip şükretmesine sebep oluyor. Bardağın dolu tarafını görebilmek, şükredebilmek, sahip olmadıklarımıza üzülmek yerine sahip olduklarımıza karşı sevinç ve şükür dolu olmak insanı şikâyetten ve depresif ruh halinden uzaklaştırıyor. Sürekli sahip olamadıklarını istemenin, istediklerine erişemediği için etrafı ve kendini suçlamanın, başka hayatlarla kendininkini kıyaslayıp daha çok üzüntü ve öfke duymanın kimseye bir yararı yok. Tam da bu yüzden sahip olduklarını görüp kendi hayatı için daha fazla neler yapabilir, olmak istediği kişi olmak adına hangi adımları atabilir buna bakmak için tam bir fırsat ayı Ramazan.
İnsan duygularını ve düşüncelerini yönetmek ister ama çoğu zaman bu konuda başarılı olamadığını görür. Terapilerde “artık böyle hissetmekten kurtulmak istiyorum” cümlesiyle çok sık karşılaşırız. Haklı bir serzeniştir de kimse kötü hissetmek istemez. Ruh halimiz istemsizce değişir, türlü türlü düşüncelere şahitlik ederiz zihnimizde. Elimizde olan tek şey ise; davranışlarımızdır. Ramazan ayında da aklımızdan geçenden değil ama dilimizle söylediğimizden, ağzımızla yediğimiz yemekten sorumlu oluruz. Ve istediğimiz zaman davranışlarımızı nasıl da değiştirebileceğimizi bir kere daha fark ederiz. Bazı alışkanlıklarımızı bırakırız, bazı yeni davranışlar ekleriz hayatımıza, bir düzen oluşturabiliriz. Ve bu davranış değişiklikleri bazen bizi zorlasa da günün sonunda tatmin edici bir huzura eriştirdiğine tanık oluruz.
Tüm bunlar eşliğinde; Ramazan ayının hayatımıza tertemiz bir sayfa açmamıza vesile olmasını, bu ayın manevi bereketinden bol bol istifade etmeyi, sağlık ve afiyetle Bayram’a ulaşmayı temenni ederim, hepimize hayırlı Ramazanlar…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.