Özgürlük; elindeki imkanları başkalarına zarar vermeyecek şekilde kullanmaktır.
Öncelikle, düşünce ve ifade özgürlüğünün de her özgürlük gibi sınırlarının bulunduğu, bulunması gerektiği bilinmelidir. Yine bilinmelidir ki eleştirmek ile hakaret etmek ve kışkırtmak da aynı şey değildir.
Bu durum, Batılılar tarafından çok iyi bilindiği halde dün olduğu gibi bugün de Batı, düzenli olarak İslami değerleri küçük düşürücü davranışlarda bulunmaya devam ediyor. Genellikle de bunu basın yoluyla yapıyor. Olayları çarpıtıp eğip bükmekte son derece maharetliler. İslam algısını kötü ve olumsuz imajlarla bozmak istedikleri ve bunda da kendi vatandaşlarını kandırdıkları bir vakıa.
Bu tür yayınları ve hakaretleri Osmanlı döneminde de görmüştük. Osmanlı Devleti’nin son döneminde Hz. Muhammed’e (sav) yapılmak istenen bir hakaretin hikâyesi şöyledir:
Osmanlı Devleti’nin en zor günlerinde Fransa’da 1890 yılında Fransız Akademisi üyelerinden Marki de Bonnier, “Muhammed” isimli bir oyun yazarak Comedie Français’e (Fransız Devlet Tiyatrosu) vermiştir.
Bu oyun, Hz. Muhammed’in manevi şahsiyetini, Müslümanları ve İslam dinini küçük düşürücü bölümler içeriyordu. Prova aşamasındaki oyundan Osmanlı Padişahı Sultan II. Abdülhamid Han’ın haberi olur. “Halife-i Müslimîn” olma sorumluluğu gereği ve devrinin en büyük siyaset adamı olarak Sultan II. Abdülhamid olaya el koyar. Durum Paris Sefiri Salih Münir Paşa vasıtasıyla Fransa Cumhurbaşkanı Carnot’a iletilir. Cumhurbaşkanına nüfuz edilerek oyunun oynanması engellenir. Rivayete göre Sultan II. Abdulhamid Han, bunun karşılığında Fransa Cumhurbaşkanı’nı memnun etmiştir.
Bu durumdan haberi olmayan ve merkezi Liverpool’da bulunan Encümen-i İslam Cemiyeti II. Başkanı Ahmed Refiüddin Sahib, Times gazetesinde bu oyunun sakıncaları hakkında bir reddiye yayınlar. Kendisine cevap veren bir yazıdan dolayı ikinci bir reddiyeyi daha yayınlar. (1)
Daha sonra, oyunun oynanmasının Osmanlı Padişahı tarafından engellendiğini öğrenen Ahmed Refiüddin Sahib, Padişah’a hitaben bir teşekkür mektubu gönderir. (2)
Mesela yakın zamanda Papa 16. Benedik önce Müslümanlara hakaret etti, daha sonra 20. 09. 2006 tarihinde yanlış anlaşıldığını beyan etti.
Müslümanlar Papayı yanlış anlamadı, zaten geçmişten beri hep yanlış yapıyorlardı.
Dünden bugüne değişen bir şey yok. Batı yine aynı Batı. Tarih tekerrürden ibarettir; ancak görene, lakin köre ne…
KAYNAK:
1-Başbakanlık Osmanlı Arşivi, Yıldız Esas Evrakı Nu:51/113. ayrıca bakınız; Başbakanlık Osmanlı Arşivi,YPRK.EŞA, Nu:12/23, 18/12.
2-Başbakanlık Osmanlı Arşivi, YPRK.EŞA, Nu: 12/28.
Gönül Dergisi | Kültür ve Medeniyet Dergisi Gönül Dergisi
