“Cinsel Gücü Arttıran” ! Ürünlere Dikkat / Prof.Dr. Erdem Yeşilada

gonul42-cinsel-gucu-arttiranGündelik hayatımızın içinde tüketeceğimiz hangi bitkiler olmalı? Bitkisel ürünler rahatsızlanınca mı kullanılmalı?
Ben tedaviyi hep bir satranç oyununa benzetirim. İnsanlar, kendi kendinin hekimi olmayı bilmeli öncelikle. Nasreddin Hoca’nın şu fıkrasını çok severim: “Çocuğuna testiyi verir, su almaya gönderir. Ama daha yola çıkmadan önce yüzüne bir tokat atar. Çocuk sorar: Neden tokat attın baba? Hoca cevap verir: Testi kırıldıktan sonra tokatın hiçbir anlamı yok. En kuvvetli yapıştırıcıyla bile aynı şekle getiremezsin.” Vücudumuz için de aynı düşüncedeyim. Bedenimiz kendine yapılan hiçbir kötülüğü unutmuyor. 20-30-50 yıl sonra bile “Benim hücrelerime şöyle bir kötülük yapmışsın.” diye mutlaka hesabını soruyor. Ben de belli bir dönemde pipo içmiştim. 30 yıl geçti bırakalı ama vücudum hesabını mutlaka görecektir. Çünkü bu tip zararlı maddeler hücrelerin DNA’sını bozuyor. Aslında sigara içmek, öncelikle insanın kendi vücuduna yaptığı en önemli saygısızlıktır. Alkol için de aynı cümleyi kurabilirim. Çünkü alkol, özellikle karaciğer gibi organlara zarar veriyor. Olumsuz maddelerin fazla emilimine bağlı hasara yol açabiliyor. Ayrıca insanların günlük yaşamlarında beslenmesini ayarlaması gerekiyor. Ben Star Gazetesi’nin köşe yazarıyım aynı zamanda ve orada bazı hocaları tenkit ederim. İşte “Tam tahıl ekmeği 20 tane kesme şekere eşdeğerdir.” deniliyor. Bu cehaletle bir araya gelmiş bir görüştür benim kanaatimce. Çünkü tam tahılda vücudumuzda sindirilemeyen selüloz var ve o da karbonhidrattır. Vücudumuzda onu parçalayıp glikoza dönüştürecek bir enzim olmadığı için bedenimizde kalır. Uzun süre vücudumuzda kalırsa geç sindirilir ve bizi doygun tutar. Defekasyonu-dışarı çıkarmayı kolaylaştırır, çünkü suyu emer ve bağırsakları şişirir. Ayrıca şekerli gıdaların emilimini engeller. Biz “Bu tahılları ilaçlarla aynı dönemde almayın.” diyoruz. Çünkü bir insan için gerekli olan ilaçların emilimini de önleyebilir. Tabi bunları hep ayarlayabilmek gerekiyor. Aslında insanoğlu her bir şeyi saflaştırdıkça zarar görüyor. “Biz şekeri saf bir hale getirdiğimizde zararlı ama meyvelerin içerisi şeker dolu.” diyenler de var. İşte bu noktada arkadaşlar sapla samanı birbirine karıştırıyorlar. Meyvelerdeki şeker zararlı değildir. Çünkü onların içinde lifler var ve onlar şekerin emilimini engelliyor. Ayrıca antioksidan bileşikler, vücut parametrelerini düzenliyor. Mesela bal; sahte bal aldığınızda sırf şekerli sudan oluşur. Gerçek balın da % 80’i şeker, % 20’si sudur. Ama gerçek balın içerisinde % 1 oranında fenolik maddeler bulunur ve arı da onları bitkilerden alır. Mesela Cerrahpaşa’da bir çalışma yapıldı ve sahte bal konulduğunda anında kanser hücresi gelişti. Ama kestane ya da çam balı koyduklarında o kanser hücresi azaldı. Mesela glikozun glisemi-kan şekeri yükselme indeksi 100 iken, gerçek balın 45-50’dir. İşte bütün bunları değerlendirmek gerekiyor. Ama arkadaşlar, insanları yanlış yönlendiriyor.
Amerikalı bir kişi kitap yazmış ve orada “ekmek yasaklanmalı” diyormuş. Peki, ekmek yerine ceviz, badem mi yiyecek insanlar? Ben bunlara “Maria Antoinette” diye hitap ediyorum. Maria Antoinette, Fransız İhtilali öncesi Dük’ün karısı. Halk aç, isyan ediyor. “Bunlar niye bağırıyor?” diye soruyor. Yanındaki erkân: “Efendim, ekmek bulamıyorlarmış.” diye cevap veriyorlar. “O zaman pasta yesinler.” diyor. Çünkü açlık nedir bilmiyor ki Kraliçe. Onların yorumları tam da buna benziyor.
Günümüzde insanlar evine ekmek almakta bile zorlanıyor. Cevizin kilosu 80 lira, cevizi nasıl yiyecek? Aslında cevizin de fazlası zararlı. Yararlı deyip günde yarım kilo ceviz yersen şişmanlarsın, çünkü cevizin % 70’i yağ. Mesela 1 bidon su içersen ölürsün. Ama susuz da yaşayamayız. Her şeyin dengesi önemli. Zehiri bile alacaksın. Homeopati-zehir tedavisi de var. Hekim, zehiri seni etkilemeyecek dozda verir ve bazı hastalıkları tedavi eder. Ben zaten eczacılığı, “zehiri, insan sağlığı için kullanma sanatı” olarak tanımlıyorum.

Toplumumuzdaki kanser vakalarında artış var. Kansere karşı koruyucu tedavi olarak ne gibi önerilerde bulunabilirsiniz?
Bir kere stres ve iltihap (yangı-inflamasyon), kanser dâhil bütün hastalıkların atası. Stres, zaten iltihabı (inflamasyonu) tetikleyen bir başlangıç ve uyarıcıdır. İşte bunlarla birlikte vücutta bir dönüşüm meydana geliyor ve hücrenin DNA’sını değiştiriyor. Ondan sonra da kendisi kontrolsüz bir şekilde çoğalmaya başlıyor.
Bitkilerde iltihap giderici maddeler çok yaygındır. Dolayısıyla gün içerisinde sağlıklı bitkisel ürünleri dengeli olarak kullanmak son derece önemlidir. Son yıllarda en dikkati çeken hepinizin bildiği Zerdeçal’dir. Mesela Hindistan’da mide kanseri vakalarına, dünyanın diğer bölgelerine göre daha az rastlanıyor. Çünkü çok zerdeçal kullanırlar.
İşte zencefil, karabiber gibi baharatlar; sadece yiyeceklerimizin bir lezzet öğesi değil, aynı zamanda hastalıklara karşı savaşmanın da araçlarıdır. Ama uygun olmayan baharatı aldığınızda da kanserleşmeyi de sağlayabilirsiniz. Bazılarının içerisinde tarım ilacı vs. de bulunabiliyor. O yüzden baharatların kalitesi de son derece önemli. Yine vücudun antioksidan kapasitesini arttırıcı ürünler kullanılmalı.
Mesela çörek otu. Her evde ben ufak bir değirmen bulunmasını istiyorum. Orada kendiniz çörek otunu anında toz haline getirip bal veya yoğurtla karıştırabilir ve sabahları aç karnına yiyebilirsiniz. Bağışıklık sistemi için çok faydalıdır.
Bütün bu bahsettiğim maddeleri sürekli olarak alın demiyorum. Çünkü bağışıklık sistemi iki ucu keskin kılıçtır. Eğer çok fazla uyarırsanız bu defa da vücudun antikorları, hücreleri düşman gibi görmeye başlayabiliyor. O yüzden bunu kontrollü, bilinçli kullanmak gerekiyor. Kürler şeklinde yapmak bence en önemlisi. Ben de kürler halinde uyguluyorum.
Antibiyotikten bahsedersek tabi kullanılmalı. Ben de bu sene iki defa antibiyotik kullandım. Ama soğuk algınlığı için değil, dişim apse yaptı. Oradaki şişliği indirecek başka hiçbir ilaç yok. Ama insanlar pastil almak yerine “Boğazım yanıyor, bir antibiyotik versene.” diyor. Şimdi fiyatı da ucuzladı, millet artık leblebi gibi antibiyotik yutuyor.

Mide yanmaları, reflü gibi şikâyetler de çok fazlalaştı. Bu konularda neler söyleyebilirsiniz?
Çalışmalarımız sonucu benim çıkardığım Ülseron diye bir ürün var. Gerçek sarı kantaron yağı, ülseri iyileştiren bir maddedir. Bu ürünü eczanelerde bulabilirsiniz. sarı kantaron yağı kırmızı olur ve yarayı, ülseri, reflüyü bile iyileştirir. Ama organ nakli olanların kesinlikle bunu kullanmaması gerekiyor. Çünkü organ reddine yol açar. Annem rahmetli, bundan sabahları yarım fincan aç karnına içerdi ülseri için.

Yemekle beraber yenilen ve kilo almayı engelleyen ya da vücut formunu koruyan bitkiler var mı?
Kilo almayı engelleyici tek ilaç, her önüne geleni çatlayıncaya kadar yememektir. Ayrıca tam tahıllı gıdalar tercih edilmeli. Yani vücudunuzda şişerek yer işgal edecek ürünleri almalı ki sindirim hızını yavaşlatsın. Çünkü doluluk hissi olduğu sürece siz geç acıkacaksınız. Eğer hızlı sindirirseniz aynı hızla da acıkırsınız. Bir kere obezlerin büyük bir çoğunluğu refleksten doğuyor ve belli aralıklarla acıkıyorlar. Aslında kiloyu koruyabilmek bir sanattır. Bir kere yemekten hemen sonra tatlı, meyve yemeyeceksiniz. Aradan en az 30-45 dakika veya 1 saat geçmeli. Ben de tatlıyı severim ama yemekten 1 saat sonra yerim. Çünkü aldığınız besinlerdeki karbonhidratlarla tatlıyı bir araya getirdiğinizde, tatlıyla gelen glikoz onu hemen harcıyor. Geri kalanı da daha sonra kullanmak üzere depoluyor. Depolayınca da yağa dönüşüyor.
Mesela vücutta yavaş sindirilen ve şişen tahıllar, şekerli gıdaların emilimini azaltacaktır. Yağı da dengeli almak lazım.
Şu beyaz ekmeği de yasaklamak lazım gerçekten. Ben evime sokmuyorum. Çünkü o nişasta ve glikozdan ibaret. Şimdi vücutta alfa glikoz bağlarını parçalayacak amilaz enzimleri vb. sırf glikoza dönüşüyor. Tabi tam tahıllı ekmeği aldığın yer de önemli. Çünkü bazı sahtekârlar nişastayı kavurarak kahverengi yapıyor ve sana tahıl ekmeği diye satıyor. Onu alıp yediğin zaman vücudun aldanmıyor, sen kendini aldatmış oluyorsun. Bir de yavaş yiyeceksin, çünkü doyma bilgisi beyne 15-20 dakikada gidiyor. Ben bir yemeğe gitmeden yarım saat önce bir şeyler atıştırırım ki bir kap yemekle doyayım diye. Çünkü aç gidersem hepsinden yiyeceğimi biliyorum.

Egzamayla ilgili ne söyleyebilirsiniz?
Yine sarı kantaron yağını önereceğim. Her gün süreceksin. Eczanelerde “Zade” markasıyla çıkarılmış, ona güvenirim. Zaten kendileri yetiştirip yağ haline getiriyorlar. Gerçekten sarı kantaron muhteşem bir bitkidir.

Kolestrolü yüksek olanlara ne önerirsiniz?
Biz kolestrol için bir çalışma yapmıştık. Diyet ve taze ceviz kabuğunu uyguladığımızda kolestrolü % 10-15 civarında düşürdü.
Bir-iki tane cevizi kırıyor ve gece yatarken suyun içine atıyorsunuz. Sabah sarı ve acı bir su çıkıyor; aç karnına o suyu içiyor ve cevizleri de yiyorsunuz. Kırılmamış ceviz daha iyi, çünkü kırılmış cevizin yağları havanın etkisiyle bozuluyor.
Zahter kekiği… Hem yemeklere hem zeytin üzerine serpip yiyebilirsiniz. Deneylerde kolesterolü % 60 düşürdü. Mesela Güneydoğu’da çok et yerler ama zahteri de bolca kullanırlar. Etin getirdiği kolesterolü muhtemelen zahterle nötrleştiriyorlar.

Peki, tansiyonu olanlara ne önerirsiniz?
Tansiyon için benim vazgeçilmezim ve 1 numaram “alıç”tır. Özellikle primer hipertansiyon yani çok yüksek olmayan kronikleşmemiş vakalarda, herhangi bir tansiyon ilacına başlamadan önce kişilerin bunu kullanmasında bir sorun yoktur ve son derece güvenlidir. Ama yine aktardan değil, alıç’ın eczaneden sıvı preparatlarını alacaksınız, damla veya şurup şeklinde. Çünkü sıvı preparat ağızda emilmeye başlıyor, daha hızlı etki ediyor. Halbuki katı preparat, tablet ya da kapsüller bağırsağa gidiyor. O sırada değişime uğruyor, etkisi farklılaşabiliyor. O yüzden ben sıvı preparatları tercih ediyorum. Çay gibi de kullanılabilir ama pek aroması, tadı yoktur.

Erkek ve kadın için kısırlık çok yaygınlaştı. Bu konu hakkında neler söylemek istersiniz?
Erkekte ve kadında kısırlık nedenleri farklıdır. Kısırlığın niçin olduğu probleme göre değişir. Mesela çikolata kistine bağlı kısırlık yaygındır. Çikolata kisti için yine sarı kantaron yağını kullanacak. Deney hayvanlarında 1 ayda yok etti çikolata kistini. Erkek için baktığımızda domatesteki likopen, sperm hareketlerini arttırır.

Piyasada “cinsel gücü arttırır” diye reklamı yapılan bir sürü ürün var; bu konuda neler söylemek istersiniz?
Piyasada bitkisel diye satılan bir yığın ürün var. Geçen seneki projemizde, bitkisel diye satılan cinsel gücü arttırıcı afrodizyakları aldık ve hepsinin içerisinde kimyasal bileşenler bulduk. Kimyasal bileşenleri içerisine koyup bitkisel diye satıyorlar. Herkes de “Bitkiseldir, zararı olmaz.” düşüncesiyle alıyor. Ancak miktarı fazla alındığında ve tansiyonu olanlarda ölüme yol açabiliyor. Bu kimyasal bileşenler, bütün dünyada kalp kriziyle ölüm vakalarının 1 numaralı nedenidir. Çünkü tansiyonu yükseltiyor. Kişi de tansiyon yükselmesinin ne olduğunu bilmiyor ve önlemini almıyor. O yüzden de ölüyor. Hekim de altında yatan nedenleri bilmediği için bir şey yapamaz ve “kalpten ölmüş” der.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir