Kış aylarından çıktığımız bu günlerde, özlemle beklediğimiz ılık bahar aylarında bizi kötü bir sürpriz bekliyor diyebiliriz. Bu kötü sürprizin adı bahar yorgunluğu, diğer adıyla bahar sendromu. Mevsim değişiminden kaynaklanan bahar yorgunluğu nedir? Etkileri nelerdir? Uzmanlara göre alınması gereken önlemler nelerdir?
Bahar yorgunluğu nedir? Belirtileri nelerdir?
Bahar yorgunluğu; soğuk havadan sıcak havaya geçişte havadaki pozitif ve negatif yüklü iyonların (elektrik yükleri) artması, ısı ve nem dengesinin değişmesi sonucu insan üzerindeki ruhsal ve bedensel olarak görülen olumsuz etkilere denir.
Halsizlik, bitkinlik, sürekli uyku hali, iştahsızlık, baş ağrıları, duygu durumlarındaki olumsuz değişiklikler, eklem ağrıları, kramplar, kadınlarda adet düzensizliği insanlar üzerinde görülen genel belirtileridir.
Uzmanlara göre bahar yorgunlukları birkaç haftayı geçmemesi gerekir. Eğer aşırı yorgunluklar daha uzun süreli olursa bedensel ve ruhsal başka hastalıkların habercisi olabileceği düşüncesiyle doktora başvurulması gerektiğini dile getiriyorlar. Uzmanlar özellikle astım, kalp, mide, hipertansiyon ve romatizma hastalarının bu aylarda daha dikkatli olmaları gerektiğini söylüyor. Ayrıca uzmanlar, bahar yorgunluğunun bir hastalık olarak tanımlanmadığını ama önlem alınmazsa kronikleşebileceği konusunda uyarıyorlar.
Bahar yorgunluğu özellikle hava kirliliğinin fazla olduğu, iş yoğunluğundan dolayı stresin çok yaşandığı büyük şehirlerde daha fazla görülmektedir.
Bahar yorgunluğu dediğimiz bu sıkıntılı dönemi en az etkiyle hangi önlemlerle geçirebiliriz?
Düzenli beslenme:
-Bol vitaminli (B ve C vitamini ağırlıklı) ve besleyici gıdalar içeren özellikle ıspanak, brokoli, enginar, kabak, yeşil biber, maydanoz, kivi, kuşburnu, ceviz, badem, fındık, incir, balık, tavuk, yağsız kırmızı et, süt yoğurt gibi besinler tercih edilmelidir.
-Besin çeşidinin bol olduğu üç ana üç ara öğün şeklinde günlük yeme ihtiyacımızı gidermeliyiz.
-Hamur işleri ve hayvansal yağlar, şerbetli tatlılar, pilav, ekmek kızartması, kavurma gibi besinlerden de uzak durulmalıdır.
Sıvı tüketimi:
-Su tüketimi günde 2,5-3 litre (10-15 su bardağı) civarında olmalıdır.
-Çay, kahve gibi kafeinli içecekleri en aza indirmeliyiz. Bitki çayları özellikle ıhlamur, papatya, melisa, adaçayı, yeşil çay tercih edilmelidir.
Düzenli egzersiz:
-Özellikle yürüyüş (30-40 dk.)
-Koşu
-Yüzme
-Bisiklet
Fiziksel ve ruhsal yönden iyileştirme:
-Sabahları ılık su ile duş almak. (kan dolaşımını hızlandırır)
-Sigara içmemek.
-Çalışma ortamını iyice havalandırıp sık dinlenme aralıkları ile çalışma.
-Sevdiğiniz kişilerle bir araya gelmek.
-Giyimde açık ve canlı renkleri tercih etmek.
Bunları yapmanıza rağmen yorgunluk hissiniz geçmiyorsa muhakkak bir doktora başvurmalısınız.
Gönül Dergisi | Kültür ve Medeniyet Dergisi Gönül Dergisi

