Yükselen Kore Dalgası ve K-Dramada İslam’a Aykırı Unsurlar / Sosyolog Sümeyye Asa Arslan

Güney Kore popüler kültürü Hallyu’nun, uluslararası genç nüfusu etkilemesi üzerine değerlendirmelerinizi alabilir miyiz?
Aslında popüler kültürün kendisi, çoğunlukla genç nüfusu hedef alan tüketim kalıplarına sahip. Kore popüler kültürünün öncelikle televizyon dizileri ve pop müziği başta olmak üzere hedef aldığı kitle de genellikle 18-24 yaş aralığındaki gençler olarak belirlenmiş durumda. Hallyu’nun yıllar içinde daha çok genişleyen popüler içeriklerine baktığımızda, gençlerin boş zamanlarını doldurabilecekleri çok fazla seçenek olduğunu görüyoruz. Kore hükümetinin ekonomik kalkınma planlarına dahil olmasına ek olarak teknoloji ve dijitalleşmeyi de çok iyi kullanmakta. Bunlar Hallyu’nun bölgesel sınırları aşarak küresel bir görüntü kazanmasında ve uluslararası genç nüfusla kurduğu ilişki açısından önemli faktörler. Bir popüler kültür fenomeni olarak Hallyu’nun ömrünün ne zamana kadar devam edeceği belirsiz olsa da özellikle internet ve sosyal medya kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte dünyanın pek çok ülkesinde genç hayran kitlesinin desteğiyle uluslararası yayılımına uzun bir süre daha devam edeceğini öngörebiliriz.
Hallyu, küresel kültür operasyonunun bir parçası mı? Uzak Doğu’daki Japon kültürü ve dinine bir tepki mi? Kore misyonerliği üzerinden konuyu değerlendirir misiniz?
Bana göre Hallyu’nun salt biçimde küresel bir operasyonun parçası olduğunu söylemek doğru olmaz. Güney Kore popüler kültürü, Kore hükümetinin uluslararası yumuşak güç politikalarına ağırlık vermesiyle birlikte 90’lı yılların sonundan itibaren öncelikle komşusu olan Çin, Japonya, Tayvan, Tayland gibi Doğu Asya ülkelerini etkisi altına alıyor. Japonya ve Amerikan kültürünün baskın olduğu bir ortamda hükümetin Kore’nin kültürel yerelliğini kaybetme endişesi ve hükümetin ekonomik kaygılarının birleşmesiyle Kore kültür endüstrisini güçlendirme çalışmalarının başladığını söyleyebiliriz. Kore popüler kültürü, 2010’da büyük bir sıçrama yaparak Orta Doğu, Amerika ve Avrupa’ya ulaşmasının ardından Kore Dalgası olarak uluslararası bir kültürel fenomene dönüşüyor. Hallyu’nun küresel ölçekte başarı kazanması, uzun yıllar boyunca tarihî ve ekonomik anlamda kötü bir ülke imajına sahip olan Kore’nin beklenmeyen başarısı olarak kabul ediliyor.
Hallyu’nun misyonerlik ile bağlantılı olup olmadığını ise ayrıca ele almak gerekir. Kore, Amerika’dan sonra dünyaya misyoner gönderen ikinci ülke konumunda. Kore’nin hızlı Hristiyanlaşması ve bunun sosyal-kültürel alana yansımalarını, popüler kültür içeriklerinde çok açık bir şekilde görebiliyoruz. Örneğin, araştırmam esnasında dinî propaganda yapıyor izlenimi veren çok fazla Kore dizisi olduğunu gördüm. Özellikle Hristiyanlık sembollerinin mülakat grubumdaki gençler tarafından hiçbir şekilde fark edilmediği, aksine duygusal ögelerin yoğun bir şekilde kullanılması sonucunda sempatik diyebileceğimiz bir etki oluşturduğuna dair izlenimlerim oldu. Ancak Hallyu literatürü çok geniş olmasına rağmen misyonerlikle direkt bağlantısını kurabileceğimiz bir kaynağa kendi araştırmamda rastlamadım. Bu konunun çok daha kapsamlı ve çok yönlü araştırmalara ihtiyacı olduğunu düşünüyorum.
Hallyu’nun ürettiği popüler imaj nedir? Sizce ne tür teknikler uygulanıyor?
Kore kültür endüstrisi, imaj yönetimini çok iyi başarmakta. İmaj yönetimi; ülke, kurum, ürün, marka ve kullanıcı imajı gibi farklı imajların birbiriyle etkileşim içinde olduğu bir üretim-tüketim süreci için ön şart kabul edilir. Hallyu da ürettiği popüler imajlarla birlikte küresel hayran kitlesinin duygu ve düşüncelerini yönlendirebilmektedir. Örneğin ben araştırmamda, Kore dizilerinde en fazla cool (gururlu, soğuk ve zeki) ve tatlı erkek imajları ile saf (iyi niyetli, masum) ve güçlü (zorluklara karşı mücadele veren) kız imajlarının yer aldığını tespit ettim. Hallyu’nun özellikle genç kızlardan oluşan hayran kitlesine sahip olduğunu düşündüğümüzde, diziler ve K-pop idolleri aracılığıyla sunulan popüler imajların ideal erkek imajını oldukça etkilediği ve genç kızların gerçek hayattaki beklentilerini yönlendirdiğini söyleyebiliriz. Bence bunun en büyük sebebi, Kore kültür endüstrisinin dizi oyuncuları ve pop müzik idollerini, Kore’nin markalaşma sürecinde en etkili yöntem olarak kullanması. Örneğin dizi aktörlerini ele aldığımızda K-drama tüketicilerinin kurgusal karakterlerle daha kolay özdeşleşmesi ve parasosyal etkileşime girmesi sağlanır. Marka kişiliğinin en önemli özelliği, kişinin manevi yoksunlukları ve varoluşsal sorunlarından kurtuluş yolu ararken o markayı tüketerek kurtulabileceği mesajını vermesidir. Çalışmamda, ergenlik dönemlerinin başında olan gençlerin hayatlarına tamamen dahil olan bu popüler imajların hem gündelik hayatlarına tamamen dahil olduğunu hem de gelecekle ilgili beklentilerine ve hayallerine yön verdiğini tespit ettim. Bu durum bence üzerinde düşünülmesi gereken önemli bir konu.
Hallyu için sizin ifadenizle küresel kültür anlamında bir “sanal cemaat” oluşturma çabası diyebilir miyiz?
Bunu bir çaba olarak değerlendirmekten ziyade, Hallyu’nun doğal sürecinde açığa çıkan bir durum olarak nitelemek daha doğru olacaktır. Şu bir gerçek ki Hallyu, kitle iletişim araçları, internet ve sosyal medyanın desteğiyle çoğunluğu gençlerden oluşan küresel bir hayran kitlesi kazanmıştır. Buradaki kişiler her ne kadar farklı hayranlık derecelerine sahip olsa da hatta bazıları hayran olduğunu inkâr etse de Hallyu dünyasındaki tüketim kalıplarına dahil olan herkes bir şekilde onun uluslararası düzeydeki yayılımına istemeyerek de olsa destek vermektedir. Her şeyin gerçekten daha gerçek göründüğü -Baudrillard’ın ifadesiyle- simülasyonlar dünyasında dijital medyayı en iyi şekilde kullanan Kore kültür endüstrisi de sanal gerçeklik alanları üretmektedir. Bizim “sanal cemaat” nitelendirmemiz ise daha çok, dünyada birbirinden yüzlerce kilometre uzakta bulunan, birbirini hiç görmeyen ve tanımayan kişilerin aynı dijital platformlarda buluşarak Hallyu’nun hem tüketicisi hem de üreticisi olmalarıyla ilişkili. Zira hayran grupları, sanal dünyada kurdukları fan sayfaları aracılığıyla birbirleriyle anında iletişime geçebilmekte, sadece internet üzerinde kalmayıp çeşitli etkinlikler düzenlemekteler.
Özellikle niçin imam-hatipler üzerindeki etkisine dair çalışma yaptınız? Sonuçlarını değerlendirir misiniz? Beklenmeyen sonuçlara dair gözlemleriniz nelerdir? Sizce niçin etkili oldu? Bu durumu, izleyicilerin durdukları yer ve kendi değerleriyle irtibatları açısından da değerlendirir misiniz?
Kore popüler kültürü, ülkemizde on yılı aşkın bir süredir özellikle internet aracılığıyla geniş bir hayran kitlesine sahip oldu. Bu konuyu çalışmaya karar verdiğim sırada ne akademik anlamda ne de medyada Hallyu’ya dair hiçbir farkındalığın olmadığını söyleyebilirim. Aslında başlangıçta İmam Hatip Lisesi, Meslek Lisesi ve Anadolu Lisesinden mülakat grupları oluşturarak Hallyu’nun ülkemizde ne derece ve nasıl bir etkiye sahip olduğunu görmek istedim. Ancak araştırma devam ederken sadece İHL öğrencilerine yönelmenin daha uygun olacağı ortaya çıktı. Ayrıca İHL ve İlahiyat mezunu olarak, geçmiş ve şimdiki zaman arasındaki farkları içeriden bir bakış açısıyla görebiliyordum. Mülakat grubumdaki gençlerle aramdaki bu ortaklık, onlarla samimi bir iletişim dili kurmamı ve araştırmalarım sonucunda, doğruluğuna en başta kendimin ikna olduğu tespitlere ulaşmamı sağladı. Bursa ve İzmir’deki İHL öğrencileri örnekleminde yaptığım alan araştırması, Türkiye’deki genel Hallyu hayranlığına dair bir portre sunmuş olsa da İmam Hatip Liselerinin dinî eğitim formasyonunun yoğun olması sonucunda, farklı sonuçlara ulaştım. Öncelikle Kore dizileri, çevreden görülerek merakla izlenmeye başlanıyor ve bir alışkanlığa dönüşüyor. Bizim tehlikeli olarak gördüğümüz şey, bu alışkanlığın bir bağımlılığa dönüşmesi. Kitabımda bu bağımlılığın sebepleri, nasıl bir etki alanına sahip olduğu ve sonuçları hakkında genel yargılara yer verdim. Ayrıca psikolog Hatice Yılmaz ile de bağımlılık üzerine yaptığım bir röportajı paylaştım. Bence ulaştığım sonuçlardan en önemlisi, Hallyu ürünlerinde İslami değerlere ters düşen içerikler bulunmakta, ancak öğrencilerin dinî bir çevrede büyümeleri ve dinî eğitim görmelerine rağmen bu içeriklere çoğunlukla kayıtsız tutum sergilemeleri, hatta onları sempatik karşılamaları. Hallyu’nun kullandığı duygu pazarlamacılığı tekniklerini ve ülkemizdeki dinî eğitim veren kurumların ahlaki eğitim noktasında eksikleri olmasını bu kayıtsızlığın sebepleri olarak söyleyebiliriz. Bu noktada, gençlerin dinî değerleri ve ekranlarda kendileri için kurulan umut dolu kurgusal dünyanın değerleri çatıştığı anda kendilerine ait meşrulaştırma alanları oluşturduğunu söylememiz gerekiyor. Bana göre, dinî değerlerin bile metalaştırılarak sunulduğu günümüzde, gözden geçirilmesi gereken ilk şey, eğitimin bilgi boyutundan davranış boyutuna aktarılmasını sağlayacak şekilde düzenlenmesi. Ayrıca burada anne ve babalara da çok görev düşüyor. Çoğu aile, çocuklarının belli alışkanlıklarından rahatsız, ancak bu konuda yeterli çabayı gösteren çok az. Bu durum, Kore dizileri bağımlılığının ötesinde düşünülmesi gereken, temel kaygılarımızdan birisi. Eğer amacımız yararlı ve dönüştürücü bir sonuç elde etmekse, gençleri eleştirip onların ne yapması gerektiğini söylemeden önce, büyüklere sorulması gereken çok daha fazla soru olduğunu düşünüyorum. Bu açıdan herkes sadece kendi üzerine düşen sorumlulukları yerine getirdiğinde ve gençlerimize pişmanlıkla değil de ümitle baktığımızda her şeyin daha güzel olacağı kanaatindeyim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.