Yeşil Büyümenin Getireceği Fırsatlar / Dr. Veysel Yılmaz

Yeşil büyüme nedir?
Yeşil büyüme kavramının, üzerinde uzlaşılmış ve fikir birliğine varılmış bir tanımı yoktur. Yeşil büyüme çalışmalarına katılan uluslararası aktörler tarafından çeşitli tanımlamalar yapılmıştır. Örneğin, yeşil büyüme kavram olarak Asya-Pasifik bölgesinde ortaya çıktığından UNESCAP, Asya ve Pasifik bölgesi için sosyal gelişimi, düşük karbon kullanımını ve sürdürülebilir bir ekonomik ilerlemeyi teşvik eden ve vurgulayan politikanın odak noktası olarak tanımlanmıştır. Kavramı çevresel açıdan sürdürülebilir bir ekonomik büyüme yolunu tanımlayan bir terim olarak algılamak gerekir. Ülkelerin değişen coğrafî ve çevresel şartlarına göre uygulanabilen, ekolojik riskleri en aza indirgeyen, çevreye zarar vermeden gelecek nesilleri düşünen bir büyüme süreci ve mevcut sistemler için yeni bir ekonomik büyüme paradigması olarak tanımlamak en iyi tanımlardan olsa gerek.
Yeşil büyümenin gerekliliği konusunda neler söylenebilir? Neden yeşil büyümeye ihtiyaç duyulduğunu ekonomik, çevresel, sosyal açıdan değerlendirir misiniz?
İkinci sorunuzdan başlayarak cevap vereyim. Yaşanılan yüzyılda dünyanın herhangi bir yerinde yaşanan ekonomik, çevresel, sosyal ve hatta sağlık sorunları o bölge ile sınırlı kalmayıp dünyanın diğer bölgelerini de etkilemektedir. Bu durum ise yaşanan bir olumsuzluğun küresel krize dönüştüğünü göstermektedir. İçinde bulunulan Covid-19 pandemisi buna en iyi örnek teşkil etmektedir. Bu nedenle 21. yüzyılda ekonomik büyüme ve istikrarın, sosyal ve çevresel unsurlardan bağımsız ele alınamayacağını göstermiştir. Yeşil büyüme kavramı da sadece krizin aşılması için değil, aynı zamanda sürdürülebilir ekonomik kalkınmanın, sosyal ve çevresel sürdürülebilirliğin sağlanabilmesi için yol gösterici nitelikte yeni bir araç olarak kullanılmaktadır. 21. yüzyılda enerji krizleri, küresel ısınma, iklim değişikliği gibi çevresel sorunlara sebep olan insanlar tarafından dünyanın üzerindeki kaynakların bilinçsizce kullanımı, neden yeşil büyümeye ihtiyaç duyulması gerektiğini az da olsa açıklar niteliktedir.
Büyüme doğal sermayeyi tüketmeye devam ettikçe kalkınmaya yönelik riskler de artmaktadır. Bu durum kontrolsüz bırakıldığında artan su kıtlığı, kötüleşen kaynak darboğazları, daha fazla kirlilik, iklim değişikliği ve geri dönüşü olmayan biyolojik çeşitlilik kaybı anlamına gelir ki bu nedenle yeşil büyümeye ihtiyacımız vardır.
Yeşil büyümenin doğal kaynakların verimli kullanımı, satın alınabilirlik, erişim, çevresel bozulmanın önlenmesi, düşük sağlık etkileri ve yüksek enerji güvenliği kriterlerine uygun bir büyüme önerisinde bulunması, mevcut ve gelecekteki dünya nüfusu için güç kaynağı seçeneklerini artırmakta, şu an için teorik de olsa sürdürülebilir kalkınma gereksinimlerini karşılayan ve iklim değişikliğiyle mücadele etme konusunda güçlü bir kavram olması onun gerekliliği konusunu açıklamakta yeterli bir argüman yapmaktadır.
Yeşil büyümenin gerekliliği konunda şu maddeler sıralanabilir:
a. Sürdürülebilir kalkınma hedefiyle birlikte çevresel zararları azaltmak amacıyla başlatılan uluslararası girişimlerin, küresel çevre sorunlarını ve doğal kaynaklar üzerindeki tehditleri ortadan kaldırmaması,
b. Ekonominin ve insan faaliyetlerinin çevre üzerindeki olumsuz etkilerini kontrol altına almak için alınan önlemlerin yeterli seviyelere ulaşmaması,
c. İklim değişikliğinin önemli bir küresel sorun haline gelmesi,
d. Daha çok üretime ve büyümeye odaklanan ancak daha az emek, yoğun ve daha kirletici olmaya başlayan ekonomik sistemler, çevre sorunlarının yanı sıra yoksulluk ve işsizlik gibi sosyal sorunları ağırlaştırması,
e. Geçmişteki kalkınma modellerinin sürdürülemezliği ile ortaya çıkan yüksek emisyonlar, kaynak tüketimi ve çevre tahribi, sosyal ve bölgesel dengesizlikler,
f. Yeni büyüme kaynaklarının bulunmak istenmesi,
g. Küresel rekabetin yeşil büyümeye doğru kayması,
h. Yeni fırsatların ortaya çıkarılması sayılabilir.
Yeşil büyümenin kapsamı nedir? Yeşil büyüme ile sürdürülebilir kalkınma arasında nasıl bir ilişki mevcuttur?
Yeşil büyüme üç temel zorunluluğun oluşmasıyla ortaya çıkmaktadır. Bunlar, sürdürülebilir kalkınma, ekonomik bir politika ve mevcut ekonomik sistemin kaynak kullanımında sürdürülemez ve verimsiz olmasıdır. Geçmiş ekonomik büyüme modelleriyle çevresel sürdürülebilirliğin sağlanamayacağı konusunda artan kaygılar ve gelecekteki potansiyel iklim krizlerine karşı yükselen duyarlılık, çevre ve ekonominin tek tek ele alınamayacağını açıkça ortaya koymaktadır. Bu anlamda yeşil büyümenin kapsamında entegre kaynak yönetimi, iklim dostu olan tüm uygulamalar örneğin iklim dostu tarım uygulamaları, enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji kullanımı, düşük karbon kullanımı, düşük karbon kullanımlı ulaşım, enerji verimli binalar, akıllı altyapı teknolojileri gibi birçok uygulama çevre dostu ve sürdürülebilir tüm ekonomik faaliyetler yeşil büyümenin kapsamında sayılabilir.
Yeşil büyüme ile sürdürülebilir kalkınma arasındaki ilişkiye dair şunlar söylenebilir: Sürdürülebilir kalkınma ve yeşil büyüme kavramları birlikte kullanıldıklarında tam ve net bir anlam ifade ettiği çok açık bir şekilde görülmektedir. Sürdürülebilir kalkınma kavramına yapılan vurgunun içinde yeşil büyümenin olmadığını hiç kimse iddia edemez. Sürdürülebilir kalkınma ve yeşil büyüme kavramları arasında ortaya çıkış zamanlaması yönünden farklılık olmasına rağmen iki kavramın amacı da gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmaktır. Sürdürülebilir kalkınma yeşil büyümeden çok daha önce ortaya çıkmasına rağmen yeşil büyüme, sürdürülebilir kalkınmayı sağlarken aynı zamanda ülkelerin özelliklerine göre ekonomik, siyasal, çevresel ve hatta sosyal fırsatlar da ortaya koyar. Yeşil büyüme, sürdürülebilir kalkınmanın yerine kullanılmayan ancak sürdürülebilir kalkınmanın başarıya ulaşmasında bir yol ve sürdürülebilir kalkınmanın bir vizyonudur.
Yeşil büyümenin önündeki engeller ve çözüm önerileri nelerdir?
Yeşil büyümenin önünde birçok engel olmasına rağmen en büyük engel politik engeller olarak görünmektedir. Çevreye zarar veren sübvansiyonların bertarafındaki reformlar, çevreye duyarlı mal ve hizmet ticaret engellerinin bulunması, çevreye zarar veren mal ticaretinin azaltılmaması ve çelişkili politik araçların rasyonalizasyonu bu kapsamda değerlendirilebilir. Fosil yakıtların kullanımının azaltılmaması, yenilenebilir enerjilerin keşfinde ve kullanımında hükümetlerin bütçelerinde gereken payı ayırmaması gibi bir mali engel yeşil büyümenin önünde durmaktadır.
Çözüm önerileri, çevreye zararlı teşvik ve desteklerin minimum düzeye indirilmesi ve bu konuda reformlar yapılması, çevre ile ilgili mal ve hizmet ticaretinde karşılaşılan engellerin kaldırılması, politikalarda uyumun yükseltilmesi, inovasyonların ve yeşil teknolojilerin yayılmasının hızlandırılması, çevreye duyarlı dönüşümün desteklenmesi, uluslararası işbirliği kapsamında temiz ve kullanılabilir teknolojilerin transferi ve Ar-Ge çalışmalarında işbirliğinin oluşumuna destek verilmesi, mevcut rekabetçilik sisteminin yeniden gözden geçirilmesi, yeşil büyüme konusunda ilerlemeyi ölçmek için yeniden bir hesaplama çerçevesi oluşturulması ve yeşil büyüme ile ilgili göstergeleri setlerinin geliştirilmesi sayılabilir.
Yeşil büyüme karşımıza ne gibi fırsatlar çıkaracaktır?
Yeşil büyüme fırsatları her bölge ve ülke için ayrı ayrı ele alınabilir. Yeşil büyüme ekonomik, siyasal, çevresel ve sosyal fırsatlar oluşturur. Ekonomik büyüme teşvik edilirken toplumun tüm kesimlerinin yararına iş olanaklarının artırılması, toplam talebin genişletilmesi ve yoksulluğun azaltılması sağlanır. Genel itibariyle yeşil büyüme fırsatları üç hedefe odaklanır. İlk olarak büyümeyi gerçekleştirmek, ikinci olarak sosyal kapsayıcılık diye ifade edilen ülkedeki farklı grup ve kültürlerin ekonomik, sosyal ve kültürel olan kaynaklara eşit bir şekilde ulaşımını sağlamak ve son olarak da çevresel sürdürülebilirlik ya da gelişmeyi sağlamak şeklindedir. Yeşil büyüme karşımıza şu fırsatları çıkaracaktır:
• Yeni ürünler, hizmetler sunularak yeni gelir akışları oluşturulabilir,
• Alternatifi bol yenilenebilir kaynakların kullanımıyla beraber kıt olan kaynaklara bağımlılık ve hammadde kıtlığı nedeniyle artan maliyetler azaltılabilir,
• Çevre dostu ürünler üretilerek yeni pazarlar oluşturulabilir,
• Su kirlenmesi ile oluşan su kalitesindeki bozulmaların kirliliğin giderilmesi ve önlenmesi, sulak alanlardaki tehdit altındaki türlerin korunması ile bu alanların ıslahında tedavi edici yöntemler geliştirilerek deneyim kazanma sağlayabilir,
• Kaynak verimliliği sağlar,
• Yoksulluğun azaltılması, yeni istihdam alanları oluşturma gibi fırsatları sunacaktır.
Yeşil büyüme sürecinde Türkiye’nin yapması gerekenler nelerdir?
Öncelikle Türkiye, ekonomik büyüme ve kalkınmayı teşvik etmek için yeşil büyümeyi uygulamaya koyarak doğal zenginliği, refahının dayandığı kaynakları koruyarak çevresel sorunlarının çözümünü ve çevresel hizmetlerini geliştirmelidir. Kısaca yeşil büyüme stratejisi eylem planını ivedi olarak uygulamaya koymalıdır. Türkiye 2015 yılında kabul edilen 2030 sürdürülebilir kalkınma amaçlarına ulaşmada yeşil büyüme çerçevesinde sosyal politika olarak istihdamı artırmalı, çevre koruma konusunda uluslararası yükümlülüklerini yerine getirecek kurum ve yardımcı kuruluşlarını geliştirmelidir. Bu çabalar kuşkusuz Türkiye’nin ekonomisine ve yeşil büyümesinde katkılarda bulunacaktır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.