Neriman Hanım öncelikle kendinizden biraz bahseder misiniz?
1973 Almanya doğumluyum. Yıldız Teknik Üniversitesi matematik bölümünü bitirdikten sonra 15 yıl özel sektörde matematik öğretmenliği yaptım. Daha sonra eşimin doktorası vesilesiyle Amerika’ya giderek orada Kuzey Texas Üniversitesi Profesyonel Gelişim Enstitüsünde “Liderlik ve Yönetim” eğitimi aldım (2009-2012). Yurda döndüğümden bu yana meslek hayatıma üniversitelerde ve iş kurumlarında yöneticilere yönelik “Liderlik ve Yönetim” eğitimleri vererek devam etmekteyim.
Liderlik nedir, liderin özellikleri nelerdir?
Öncelikle liderliği hangi ölçüye göre tanımladığımız çok önemli. Dilerseniz önce bu konuya açıklık getirelim: Ölçüyü kim koyar? İnsan her şeyin ölçüsü olabilir mi? Yunan ve Batı medeniyetinde insan her şeyin ölçüsüdür. İnsan her konuda kuralları belirleyendir. Ancak İslam’da ölçüyü koyan Allahu Teâlâ’dır. Dolayısıyla bu perspektiften baktığımızda liderlik, Allah’ın hükümlerini yerine getirmek için Allah adına size verilen emanete sahip çıkmaktır ve bu ölçüdeki liderlikte emanete hıyanetlik yoktur. Örneğin siz anne baba iseniz çocuklarınız size verilen bir emanettir, bir öğretmenseniz öğrencileriniz size verilen bir emanettir; yoksa onlara ne kadar çok bildiğinizi dikte ettiğiniz insanlar değildir. Bir yönetici iseniz çalışanlarınız size bir emanettir, onların haklarını korumalı, onlarla ilgili sorumluluklarınızı yerine getirmelisiniz. Sizin bir yönetici olarak amir olmanız, size onlara zulmetme hakkını vermez, aksine çok büyük sorumluluklar yükler. İşte liderliği tanımlamadan önce hangi ölçüye göre hareket ettiğimiz çok önemli. Tebaanızın size emanet olarak verildiğini kabul ettiğiniz bu liderlik ölçüsünde, toplumlar sevgi ve barış içinde yaşarlar; aksi takdirde ölçüsüz liderlik sizi zorbalığa, diktatörlüğe götürür. Liderliği bu ölçüye göre tanımlamadığımızda o zaman Firavun’u da Hitler’i de bir lider olarak kabul etmek durumunda kalırız, oysa zulüm bir liderlik özelliği olamaz.
Fatih Sultan Mehmet Fetih’ten sonra şehre girince doğruca Ayasofya’nın önüne gelir. Burada büyük rütbeli papazlar, keşişler ve halk, padişahın atının ayaklarına ağlayarak kapanırlar. O zamanlarda bir hükümdar bir şehri zapdettiği zaman yağma ederdi, Bizanslılar bu durumu bekliyordu. Fakat büyük Fetih’in Fatihi yerlerde sürünen Bizanslılara karşı yukarıda bahsettiğimiz liderlik ölçüsünü ifade eden şahane bir cevap vermiştir:
“Kalkınız ve müsterih olunuz, ben Sultan Mehmet. Hepinize söylüyorum ki bu andan itibaren ne hürriyetleriniz ne de hayatlarınız hakkında gazab-ı şahanemden korkmayınız. Kimsenin malı yağma edilmeyecektir. Kimseye zulüm yapılmayacaktır. Hiç kimse dini inanışlarından dolayı cezalandırılmayacaktır.”
Fatih’in bu şahane liderliği Rumları şaşırttı. Bu ne büyük bir kumandandı, bu ne inanılmaz sözlerdi! Fatih Sultan Mehmet, Kur’ânî bir liderlik ölçüsüne göre hareket ettiğinden, sadece kendi ırkından olan insanları değil, diğer ırk ve inançlardan oluşan insanları da korumuştur.
Yine tarihteki büyük mutasavvıflardan Ebu’l Hasan el-Harakânî Hazretleri: “Türkistan’dan Şam’a kadar olan sahada bir din kardeşimin parmağına batan diken, benim parmağıma batmıştır; birinin ayağına çarpan taş, benim ayağımı acıtmıştır. Bir kalpte hüzün varsa o kalp benim kalbimdir.”2 diyerek, bir lider olarak tebaası üzerinde ne kadar ağır bir sorumluluk hissettiğini ifade ediyor. Bunu o kadar yoğun hissediyor ki değil başkalarının maddi haklarını vermek, onların kalbindeki acılarına talip oluyor. Muazzam bir liderlik anlayışına sahip olduğunu görüyoruz.
Lideri tanımlayan en önemli kriter etkidir. Bu etkiden kast edilen şey, klasik yaklaşımdaki gibi liderin fiziksel özellikleri değildir. Bu etkiden kast edilen; liderin, çevresindeki insanları nicelik ve nitelik olarak vizyonuna dahil edebilme becerisidir.
İnsanlar neden bir lidere ihtiyaç duyarlar?
Sorunuza öncelikle liderlik ve yönetim ilişkisi açısından bir cevap verelim, daha sonra genel anlamda toplumda neden liderlere ihtiyaç duyulduğunu açıklayalım: Liderlik becerileri, etkin yöneticilik becerileri ile aynı mıdır? Evet, büyük oranda öyledir. Yöneticilik ve liderlik birbirini tamamlayan ve genellikle örtüşen faaliyetlerdir. Aradaki en önemli fark; yöneticiliğin karmaşıklıkla, liderliğin ise değişimle başa çıkmayı içermesidir. Yöneticilik becerileri her zaman vazgeçilmez kalacaktır ama günümüz pazarlarının değişmekte olan sosyo-ekonomik koşullarına uyum sağlayabilmek için artık orta kademe yöneticilerin bile liderlik rolünü üstlenmesi gerekmektedir.
Mevcut ekonomik, siyasi ve sosyal gerçeklikler ne olursa olsun günümüzde liderler; karşı karşıya kaldıkları meydan okumaları ve vizyonlarını tanımlamak, mümkün olduğunca yöneticilik ve liderlik becerilerini geliştirmek ve bu becerileri nerede, ne zaman ve ne şekilde kullanmaları gerektiğini bilmek durumundadırlar.
Bunun dışında toplumun en küçük birimi olan aile kurumu başta olmak üzere yediden yetmişe herkesin bir liderlik sorumluluğu vardır. Nitekim Kur’ân-ı Kerîm’de Bakara suresi 30. ayette “(Ey Resûlüm!) Hani Rabbin meleklere: Ben, yeryüzünde (hükümlerimi yerine getirecek) bir halife (yetki ve yöneticiliğe elverişli insan) yaratacağım, demişti.” buyrulmuştur. Ayette ifade edildiği üzere, kendisine bir irade verilerek yeryüzüne gönderilen her insanın bir liderlik sorumluluğu vardır. Çünkü insan, yeryüzünün halifesidir, başıboş bırakılmamıştır. Her insan Allah’ın hükümlerini yerine getirmek üzere tebaasını Allahu Teâlâ’nın bir emaneti olarak almıştır ve onların haklarından sorumludur. Baba, ailesi üzerinde bir liderdir; anne ve baba olarak da çocukları üzerinde bir liderlik sorumlulukları vardır. Annenin çocuğu ile ilgili liderliği; ona terbiye vermesi, güzel ahlaklı bir birey olarak yetiştirmesi vb. sorumlulukları içerirken, babanın bu sorumlulukların yanında çocuklarının geçimini temin etme gibi daha farklı liderlik sorumlulukları da vardır. Büyük kardeşin küçük kardeş üzerinde bir liderlik sorumluluğu vardır. Dolayısı ile toplumun her kesimindeki en küçük bireyden, devlet başkanı, emir konumundaki insana kadar herkesin farklı seviyelerde ama mutlaka bir liderlik sorumluluğu vardır. Her bireyin çözmesi gereken problemleri çözme, tebaasını koruma, onları yetiştirme sorumluluğu vardır. Bu sorumlulukları layığı ile yerine getirebilmek de ancak ve ancak doğru ölçülere göre tanımlanmış bir liderlik anlayışı ile yapılabilir. Yanlış bir liderlik ölçüsü baz alındığında, kendisinden liderlik beklenen bireyler çoğu zaman nüfuz kullanarak zulmetme eğilimi gösterirler. işte bu yanlış uygulamalar nedeniyle günümüzde liderlere duyulan ihtiyaç her zamankinden daha fazladır. Aile başta olmak üzere, eğitim kurumlarında, iş dünyasında, üniversitelerde, sivil toplum kuruluşlarında ve devlet kademelerinde doğru liderlik ölçüsünü benimseyen, iyi yetişmiş liderlere ihtiyaç vardır.
Peygamber Efendimiz’in (sav) liderlik vasıfları nelerdi?
Liderlik tarihi peygamberlerle başlamıştır ve Peygamber Efendimiz (sav), liderlik hiyerarşisinin en tepesinde bulunmaktadır. Peygamber Efendimiz (sav), son peygamber olarak hayatın her alanında bütün insanlığa lider olarak gönderilmiştir. Efendimiz (sav)’in liderliğini anlamadan gerçek anlamda liderliği kavrayabilmemiz mümkün değildir. Çünkü bir lider önce kendisini yönetmeyi bilmeli ki tebaasını da yönetebilsin. Bu anlamda Peygamber Efendimiz (sav)’in hayatına baktığımızda müthiş bir değişim kültürü oluşturmuştur. Kız çocuklarını diri diri toprağa gömen insanlardan, her biri ayrı bir yıldıza dönüşen Sahabe-i Kiram Efendilerimiz gibi özel insanları yetiştirmiştir. O’nun liderliği; bireyin kişisel anlamdaki dönüşümünden sosyal hayattaki aktivitelerine, bir insanın doğumundan ölümüne kadar yaşayabileceği her türlü duruma ve insanlık ihtiyaçlarına örnek olmuştur. Küçük bir çocuktan devlet başkanı konumundaki bir insana kadar herkesin her seviyede liderlik örneği bulabileceği bir hayat yaşamıştır.
Bugün dünyada liderlik konusunda önemli çalışmalar yapmış; Warren Bennis, Stephen Covey ve Drucker gibi pek çok isim vardır ve bu duayenler, liderin sahip olması gereken prensipler üzerine derin çalışmalar yapmıştır. Bu araştırmacıların söylemlerinden bir tanesi de liderin vizyonunu açıklayabilmesi için çok etkili bir iletişim becerisine sahip olması gerektiğidir. Oysa yüzyıllar öncesinde Peygamber Efendimiz (sav) “Ben ‘cevâmiu’l-kelîm’ yani az ve öz söz söyleme sanatı ile gönderildim.” buyurmaktadır.(3) Hristiyan bir din bilgini iken, hicretin 9. senesinde Medine’ye gelerek İslam’la şereflenen Temimu’d Dari’nin rivayet ettiğine göre bir gün Allah Rasulü (sav), ashabına hitap ederek, üç kez tekrarla “Din samimi olmaktır.” dedi. Sahabeden bazıları, “Din kime karşı samimi olmaktır ya Resulallah?” diye sordular. Sevgili Peygamberimiz de (sav), “Allah’a karşı, kitabına karşı, Peygamberlerine karşı, Müslümanların meşru idarecilerine karşı ve bütün Müslümanlara karşı samimi olmaktır.” diye cevap verdi.(4) Din gibi son derece geniş bir konuyu bu kadar sade ve açıklayıcı bir cümleyle açıklayabilmesi onun üstün liderlik vasıflarından sadece bir tanesidir.
Liderlik alanında önemli çalışmalar yapmış olan Psikolog Howard Gardner “Storytelling (Hikayelendirme)” metodunun, liderin iletişimde kullanması gereken önemli bir teknik olduğundan bahseder. Yine Peygamber Efendimiz (sav)’in hikâyelendirme metodunu çok iyi kullanan bir lider olduğunu görürüz. Dolayısı ile sayısız liderlik özellikleri en orijinal halleriyle Peygamber Efendimiz (sav)’in şahsında vücut bulmuştur. O, liderlikle ilgili söylenmesi ve yapılması gereken şeyleri zaten kendi hayatında bizzat yaşayarak tüm insanlığa göstermiştir. Hacerü’l-Esved taşının yerine konmasında gösterdiği çatışma yönetimi becerisi ve liderliği muazzamdır. Peygamber Efendimiz (sav)’in liderliği hakkında ciltler dolusu eserler yazılsa O’nun liderliğini anlatmaya yetmez. Ancak şurası çok iyi bilinmelidir ki Müslüman olsun veya olmasın toplumun her kesiminde bulunan insanlar, Peygamber Efendimiz (sav)’in liderliğini öğrenmeye muhtaçtır ve O’nun liderliğini anlamadan gerçek anlamda bir liderlik ortaya koymaları mümkün değildir.
Kur’ânî ölçüyü baz alan tarihimizdeki liderlere baktığımızda hep Efendimiz (sav)’in liderlik mirasını kullandıklarını görürüz. Yavuz Sultan Selim rüyasında Efendimiz (sav)’i gördüğü için Mısır’a sefere çıkmıştır. Fatih Sultan Mehmet, Efendimiz (sav)’in “İstanbul mutlaka fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel komutan, onu fetheden ordu ne güzel ordudur.” iltifatına mazhar olmak için İstanbul’u fethetmiştir.(5) Henüz imparatorluk sürecine girmemiş olan Osmanoğulları, İla-yı Kelimetullah” yani Allahu Teâlâ’nın hükümlerini ve Peygamber Efendimiz (sav)’in sünnetini cihanda hâkim kılmak için yola çıkmıştır.
Bir yöneticide liderlik özelliklerinin hangileri bulunması gerekiyor? Bir iş yerinde başarının sırrı lider bir yönetici midir?
Günümüz iş dünyasında liderlik vasıfları gelişmiş yöneticiler maalesef çok az sayıdadır. Oysa sizin de belirttiğiniz gibi iş dünyasında başarının sırrı lider bir yönetici olmaktan geçiyor. Çünkü bir yönetici otoritesini makamından alırken, bir lider otoritesini kendi kişiliğinden alır. Liderin makamı olmasa da insanların saygısını, hürmetini kazanır. Yöneticilerin en sık yaptığı hatalardan birisi de aşırı bir şekilde makam bağımlılıklarının olması ve yerli yersiz otorite kullanmalarıdır ki bu davranışları sebebi ile çoğu zaman işler kitlenir. Oysa lider bir yönetici her zaman problemleri çözmeye, gerekirse risk almaya eğilimlidir. Makam, liderlik seviyeleri içinde en ilkel basamaktır. Lider, gücünü makamından almak yerine takım kurar, böylece tebaasının da fikirlerini alarak hareket eder, onları yetiştirir ve çıkabilecek çatışmaları bir takım kültürü oluşturarak baştan önlemiş olur. “Ben böyle istedim, dolayısı ile böyle olacak.” şeklinde bir dayatma içinde olmazlar. Her zaman yöneticinin çalışma alanı daha konforlu iken liderin çalışma alanı son derece konforsuz ve belirsizliklerle doludur. Ve lider, mevcut problemleri çözmek için makamını kaybetme telaşına düşmez, aksine liderin odaklandığı temel esas onun vizyonudur, vizyonunu tebaası ile gerçekleştirebilme çabasıdır. Lider, her zaman kendi ihtiyaçlarından önce tebaasının ihtiyaçlarını önceleyen kişidir. Lider, insan sarrafıdır, hangi görevi kime vereceğini çok iyi bilen, farkındalığı yüksek bireylerdir. Lider; şecaat ve adalet sahibi, kararlı ve vizyoner bir kişiliktir.
Bir kişinin liderlik özelliklerini taşıyıp taşımadığını anlamak için o kişinin hangi özelliklerine bakmak gerekir?
Bir kişinin gerçek anlamda bir lider olup olmadığını tebaasına verdiği değerden anlayabilirsiniz. Lider, her zaman kendi ihtiyaçlarından önce tebaasının ihtiyaçlarını önceleyen kişidir.
“Lider, kendisine saati soran insanları her defasında saatine bakmaya mecbur eden değil, herkesi saat sahibi yapan kimsedir.”
Bunun dışında lideri, vizyonuna bağlılığından anlayabiliriz. Liderin odaklandığı en önemli esas onun vizyonudur. Söz konusu bu vizyona ulaşabilmek için sürekli çözümler üretmeye, mevcut problemleri günü kurtaran geçici çözümlerle değil, geleceğe yönelik bağlayıcı kararlar alarak çözen kimselerdir. Zira liderler, öngörüsü çok gelişmiş insanlardır. Muhtemel tehlikeleri sezme ve onları engelleme konusunda hızlı karar alabilme ve uygulayabilme potansiyelleri yüksektir.
Kişi neden lider olmak ister?
Çok güzel bir soru. Tabi lider olmayı maalesef baş olma, çevresindeki insanlara hükmetme olarak anlayan insanların sayısı az değildir; ancak bu tanım kesinlikle liderlikle bağdaşmaz. Liderlik size bir makam veya bir mevki vadeden bir mevhum değildir. Tarihte var olmuş başarılı liderlerin hayatına baktığımızda liderlerin hep ulvi bir vizyonla ortaya çıktığını; bir haksızlığa başkaldıran, mevcut adaletsizlikleri gidermeye çalışan ve problemlere uzun vadeli çözümler getiren insanlar olduğunu görürüz. Mesela küçük bir çocuk bile, yolun üstündeki kocaman ağaç kütlesini kaldırıp yolu açmak gibi bir probleme herkes duyarsız kalırken, bu problemi çözmek konusunda bir liderlik yapabilir. Her ne kadar yolun üstündeki büyük ağaç kütlesini kaldırmaya tek başına gücü yetmese bile, çevresindeki insanları etkileyerek vizyonuna dahil edebilir ve böylece yolu açabilir. Çünkü liderler farkındalığı ve duyarlılığı yüksek olan, haksızlığı hazmedemeyen insanlardır. Çevresindeki problemlere, olaylara karşı duyarsız kalamazlar. Bu yüksek farkındalık ve kişilik yapısı da onları lider olmaya doğru götürür.
“Yönetici statükoyu kabul eder, lider ise statükoya karşı çıkar.” Warren Bennis
Herkes lider olabilir mi?
Herkesin bulunduğu seviyeye göre bir liderlik sorumluluğu vardır ancak herkesin gerçek anlamda bir lider olduğunu söyleyemeyiz. Çünkü liderliğin beş seviyesi var ve bu seviyeleri aşmak oldukça uzun bir süreçtir. Günümüzde belli bir makama gelmiş pek çok yönetici kendisini bir lider olarak tanımlasa da, liderliğin giriş seviyesi bile sayılmayan makam mefhumunu bile aşamamaktadır. Dolayısı ile makam bağımlısı bir yöneticiyi bir lider olarak tanımlayamayız. Sadece doğru bir liderlik ölçüsüyle hareket ederek vizyonuna odaklanan, tebaası ile birlikte bir takım haline gelmiş, onları yetiştirebilmiş ve bir miras bırakmış insanlar, liderliğin beş seviyesini tamamlamış olduğundan tam anlamıyla bir lider olmuş demektir.
Kadınların liderliği konusunda neler diyeceksiniz?
Sosyolojik olarak baktığımızda kadınların liderliğinin çok ayrı bir yeri vardır. Çünkü kadınlar her şeyden önce annelik sıfatıyla toplumu yetiştiren çok özel liderlerdir.
Bunun dışında iş dünyasında kadın liderliğine baktığımızda -yönetimde hâlâ dünyada çok az sayıda yer almalarına rağmen- oldukça başarılı işler çıkarmaktadırlar. Son yıllarda ticari hayatta girişimci kadın sayısı eskiye göre oldukça artmıştır. Eğitim sektörü ve yerel yönetimlerde kadınlar da hak ettikleri yerleri almaya başlamışlardır. Tabi daha önce bahsettiğimiz yönetim hatalarından kadınlar da payına düşeni almaktadır. Bir kadın bakışıyla farkındalıklarının yüksek olması, daha anaç, daha ayrıntıya inebilme gibi özellikleri onların liderliğine olumlu katkılar yaparken, her bireyde olabilecek kişisel zaaflardan kaynaklı yanlış uygulamalar onların da liderliğini zayıflatabilmektedir. Her türlü liderlik yolunu kapatan makam bağımlılığını ne yazık ki kadınlarda da görebiliyoruz. Mesela bir yöneticinin kendisinden daha vasıflı birini, kendi makamını korumak için ekarte etmesi, çatışma yönetiminde problemlere çözüm bulmak yerine makamının verdiği yetkiyi kullanarak kendisiyle ters düşen insanları bastırmaya çalışması, takım kurmak yerine belirli kişilerle iş yapmaları, yerli yersiz otorite kullanımı, yapılan başlıca yöneticilik hatalarıdır ve maalesef bazı yönetici kadınlar da zaman zaman aynı hataları oldukça sık bir şekilde yapmaktadır. Bu yanlış uygulamalar yerine, kadınların kendi tabiatlarına has şefkat, empati, yüksek farkındalık vb. özellikleri kullanarak daha etkin bir liderlik göstermeleri onları çok daha güzel yerlere taşıyacaktır.
Liderlik üzerine ne tür eğitimler veriyorsunuz? Daha çok kimler katılıyor?
Liderlik oldukça geniş bir disiplindir. Dolayısı ile liderlik kapasitesini görmek isteyen her yaş grubundan ve her sektörden insanlara liderlik eğitimleri veriyoruz. İş dünyasındaki yöneticiler ve üniversite öğrencileri daha ağırlıklı katılımcılar oluyorlar.
Verdiğim başlıca liderlik eğitimleri:
-İş dünyasındaki yöneticilere yönelik “Etkin Yöneticilik ve Liderlik” eğitimi
-Yerel yönetimdeki kadın adaylar için liderlik eğitimi
-STK’lardaki çalışanlar için liderlik eğitimi
-Kişisel liderlik eğitimi
-Grişimci adayları için liderlik eğitimi
-Proje geliştirme ve liderlik eğitimi
-Ortaöğretim ve üniversite öğrencilerine yönelik “Gençler için Liderlik” eğitimi
-Anasınıfı öğrencileri için liderlik eğitimi (Çocuğum bir lider mi? Sloganıyla çocukların küçük yaşta filizlenen liderlik özelliklerini analiz etme ve doğru yönde kanalize etmeye yönelik bir eğitim)
Son olarak ne söylemek istersiniz?
Tüm Gönül Dergisi çalışanlarına teşekkür eder, sözlerimi Şeyh Edebali’nin Osman Gazi’ye söylediği muhteşem liderlik sözleriyle bitirmek isterim.
“Ey Oğul!
Beysin! Bundan sonra öfke bize; uysallık sana… Güceniklik bize; gönül almak sana… Suçlamak bize; katlanmak sana… Acizlik bize, yanılgı bize; hoş görmek sana… Geçimsizlikler, çatışmalar, uyumsuzluklar, anlaşmazlıklar bize; adalet sana… Kötü göz, şom ağız, haksız yorum bize; bağışlama sana… Bundan sonra bölmek bize; bütünlemek sana… Üşengeçlik bize; uyarmak, gayretlendirmek, şekillendirmek sana…”
Kaynakça:
1) İnalcık, Halil (1995). Fatih Devri Üzerinde Tetkikler ve Vesikalar I. Ankara: Türk Tarih Kurumu.
2) Ebu’l Hasan Harakani, Nuru’l Ulum, s.247
3) Sahihi Buhari şerhi 1.bölüm
4) Müslim, İman, 95; Ebu Davud, Edep, 59
5) Fethü’l Kebir, c.2, s.9
Gönül Dergisi | Kültür ve Medeniyet Dergisi Gönül Dergisi