Pyrography Yakmada Buldum Sanatı / Mahmut Koçer

gonul-19-yakma-sanatiPyrography yakma resim tekniği nedir?
Pyrography yakma resim tekniği, ahşap ve yakma sanatına uygun olan malzemelerin kızgın metal kalemler ile işlenme tekniğidir. Menşei dış kaynaklı olup, ta Kızılderili aborjinlerin çeşitli malzemeler üzerine yaptıkları figürler ile başlangıç yaptığını biliyoruz. Bunları çeşitli tarih müzelerinde görmek de mümkündür.

Yakma sanatına olan merakınız ne zaman ve nasıl başladı?
Pyrography yakma resim sanatıyla, 1994 tarihinde üniversite döneminde bir arkadaşım vasıtasıyla tanıştım. Ve bu tanışma neticesinde bu sanatı çok sevdim. Biliyorsunuz ahşabın insana yakın bir duruşu var. Ahşabın yanıkla yani “dağlama” demiş olduğumuz teknikle yakılmış olması çok hoşuma gitti. Yapılan çalışmaların zaman içinde zayıflığını görünce, detaycı bir insan olmam münasebetiyle daha detaylı şeyleri çalışmak istedim. Çalıştıkça da zaten çok güzel şeyler ortaya çıktı.

Kendinize ait bu estetiğin daha önceden de farkında mıydınız? Yoksa bu sanata olan merakınızla mı ortaya çıktı?
Şöyle ifade buyurayım, ben ince ve zarif görmeyi seven bir insanım. İnsan ilişkilerine de öyle bakarım. Bu sanatla uğraşmaya başladıktan sonra bu zarafet ortaya çıktı da diyebiliriz. Bu zarafet ve estetiği sanat olarak ahşaba yansıttık. Bu da bizim on sekiz yılını doldurduğumuz meslek hayatımız… Üniversite yıllarından sonra çalışmalarıma çok şeyler ekledim. Değişik teknikler buldum. Her şeyi kendim yaparak öğrendim. Alaylı derseniz evet alaylı ama akademik süreci de takip eden alaylıyım. Bu konuyla alakalı dünyadaki gelişmeleri de takip ediyorum. Dünya sanatçılarıyla da bağımız var ve devam etmektedir. İnternet ve sosyal medya üzerinde, çalışmaları birbirimizle paylaşıyoruz. Onların çalışmalarından da esinleniyoruz. Tevazu da gösteriyoruz, tevazu göstermeyeceğimiz boyutlar da var.

Yakma sanatının ekonomik boyutu hakkında neler söylemek istersiniz?
Öncelikle şunu belirteyim; maliyeti yüksek bir sanat değil. Bizim sanatımızın teknik kısmı için alabileceğiniz bir makine ortalama yüz, iki yüz Türk Lirası arasında bir fiyattır. Bunun yanında kullandığınız ahşap malzemeler de pahalı değildir. Eserlerimizde daha çok kavak kontra plak kullanıyoruz. Çalıştığımız eser ahşap ise “ahşap tuval” diyoruz. Su kabağı için de “su kabağı tuvali” diyoruz. Dolayısı ile bu ürünler de bildiğiniz gibi pahalı olmayan malzemelerdir. Her zaman bulunması kolay olan ürünlerdir.

Bu kaçıncı serginiz? Eserlerinizde işlemiş olduğunuz temalar nelerdir?
Aslında her sanatçının kendisine ait, güzel ruh dünyası vardır ve o ruh dünyasını eserlerine yansıtmaya çalışır. Bu benim altıncı kişisel sergim…
Kişisel sergi içerisinde, ilk sergim atlar konuluydu. Atları tamamen, dağlama yöntemi dediğimiz yakma işlemi ile yapmıştım ve çok beğenilmişti. Eser severler bu çalışmamı çok değişik bulmuşlar ve beğenmişlerdi. Bunun yanında kültürleri yansıtan çalışmaları da yaptım. Örneğin, Türkiye’nin manevi ve kültür değeri olan Mevlana’yı eserlerimin arasına kattım. Kafkas halklarının giyim kültürleri, Roma medeniyetine ait izler taşıyan eserler ve yine Amerika kültürüne ait olup New York’u sembolize eden Brooklyn köprüsü de eserlerimden birkaç örnektir diyebiliriz. Yani kompozit bir şekilde sergiye çalışıyorum. Ancak tek konu olarak seçtiğim atlar gibi sergiler de açtım. Bundan sonra da sergilerimi sanatseverler için açmaya devam edeceğim.

Daha çok tarih ve kültür ağırlıklı çalışıyorsunuz…
Evet, tarih ve kültürel yaşamların konu edildiği çalışmaları ağırlıklı olarak yapıyorum. Ayrıca eski medeniyetler ve kültürler üzerine modernize şeyler yapmayı da düşünüyorum. Bunun da beğenilip beğenilmemesi konusunda tereddütlerim yok değil.

Türkiye’de bu sanata yeterli ilginin olduğunu düşünüyor musunuz? Bu sanatın yeteri kadar tanındığını ve bilindiğini söyleyebilir miyiz?
Öncelikle internetin ve televizyonun bize getirdiği bir zenginlik var. Tanınmak ve bilinmek anlamında çok yakın zamanlarda 2013 yılı içerisinde “Yetenek Sizsiniz” programında bu tarzda bir çalışmayı sergileyen bir arkadaşımız vardı, belki o tanınmasında bir öncüdür. Fakat sanatseverler arasında bu sanat var ve biliniyor. Ama çok fazla sergi açılmadığından dolayı, sergiler gündemde yer etmiyor. Bilindik düzey hâla düşük ve biz buna katkı sağlamaya çalışıyoruz. Yeterli sanatçı yok, çünkü çok zor bir uğraş. Çok zor bir uğraş olduğundan dolayı bunu sanat boyutundan bazen ticari boyutlara indirebiliyorlar, ama ben sanat boyutunda kalma taraftarıyım.

Çalışmalarınızda başarılar diler, teşekkür ederiz.
Gönül Dergisi olarak, sanat için yapmış olduğunuz bu güzel çalışmanız için de ben sizlere teşekkür ederim.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir