Evli Bireylerin Erkeklik Algıları ve Aile İçi Çatışmalar / Dr. Samet Ünlü

Erkekliğin sosyolojisinde gözlemlenen ve öne çıkan konular nelerdir? Hayatın içinde insanı okuma biçimi olarak kimlik, beden ve cinsel farklar bize temelde neyi anlatıyor?
Erkekliğin sosyolojisini genel olarak toplumsal alanda eril rollerin kurgulanış biçimiyle ve bu kurgulanış biçiminin meydana getirdiği işlevsellikle inceleyebiliriz. Bu bakımdan toplumsal cinsiyet algıları, toplumdaki erkekliğe dair algılarla evlilikteki erkekliğe dair algılar arasındaki farklılıklar ve etkileşimler, eril cinsiyet rolüne dair bakış açılarımız, eril ile dişil arasındaki asimetrik ilişkiler gibi toplumsal durumlar erkekliğin sosyolojisinde gözlemlenen ve öne çıkan konular olarak ele alınabilir. Kimlik, beden ve cinsel fark yalnızca erkekliğin sosyolojisi için değil aynı zamanda kadınlığın sosyolojisini anlamlandırmak açısından da oldukça önemli görülüyor. Çünkü cinsiyet insan için doğuştan gelen verili bir kimlik olarak karşımıza çıkıyor. Dolayısıyla kimlik, beden ve eril ile dişil arasındaki cinsel farkın bize temelde anlattığı birtakım önemli noktalar vardır. Bunlar; bedenin kimlik üretimi üzerindeki etkisi, toplumda cinsiyete dair olan yerleşik algılar (ki bunu toplumun cinsiyetçi suretleri olarak okumak mümkün) ve gerek biyolojik gerekse sosyolojik açıdan eril ile dişil arasında oluşan cinsel farkın toplumsal yapıdaki izdüşümleri olarak değerlendirilebilir.
Erkeklik metaforu ve toplumsal alan bize neler söylüyor?
En temelde erkekliğin toplumsal alandaki görünümlerini anlatmaktadır. Zaten ‘erkeklik metaforu’ olarak kullanılan kavram bir anlamda erkekliğin toplumda hangi biçimlerle sembolleştirildiğinin de altını çizmektedir. Bu açıdan toplumda eril rol olarak incelediğimiz erkeğe biçilen roller, erkeğin cinsiyet kimliğinin diğer kimlikleriyle olan ilişkisi, eril ve dişil roller arasındaki karşıtlıklar ve etkileşimler erkeklik metaforunun toplumsal alandaki önemli yansımalarıdır. Bunun yanında gücü elinde bulunduran erkekliği anlatmak için kullanılan hegemonik erkeklik ve zaman zamansa rol çatışması yaşayan erkeklerin durumunu anlatmak için kullanılan erkeklik krizi yine erkeklik metaforunun toplumsal hallerini anlatan önemli bileşenlerdir.
Çalışmanızda “Evlilik ve cinsiyet tartışmalarında toplumsal cinsiyetin ana aktörlerinden biri olan erkeklik çoğu zaman ihmal edilmiş ve adeta toplumsal cinsiyetin ötekisi olarak araçsallaştırma yoluna gidilmiştir.” diyorsunuz. Özellikle hegemonik erkeklikle, kırılan ve krize giren erkeklik arasında erkeklik algısının büyük bir değişime uğradığını söyleyebilir miyiz? Niçin?
Gerek Türkiye’de gerekse farklı ülkelerde yapılan toplumsal cinsiyet çalışmaları çoğunlukla kadın olgusunu merkeze alan bir eğilim gösteriyor. Erkeklik çalışmaları ise daha çok dolaylı olarak işaret edilen bir alan olarak karşımıza çıkıyor. Sözünü ettiğiniz ifadem daha çok bunu anlatmak içindi. Ancak son zamanlarda cinsiyet çalışmalarında erkeği merkeze alan araştırmaların artış gösterdiği de bir gerçek. Geleneksel dönemlerde erkek kamusal alanla kadın ise özel alanla özdeşleştirilmekteydi. Bu bakımdan erkek gerek fiziki gerekse ekonomik gücü elinde bulundurması sebebiyle ‘evin reisi’ olarak görülmekteydi. Günümüzde devam etmekle birlikte bu bakış açısının yer yer dönüşüme uğradığı da görülmekte. Kadınların yüksek eğitim almalarından ve iş hayatında yer bulmalarından dolayı erkekler ve kadınlar arasında iş bölümü daha fazla gerçekleşiyor ve evin reisi pozisyonunun sınırları yeniden çiziliyor. Bu da tahakküm gücünü elinde bulunduran erkekte yeni dönüşümler meydana getirerek hegemonik erkekliğin alanını daraltarak kriz halindeki erkekliği üretiyor. Bu durumu yalnızca kadınların çalışmasıyla değil aynı zamanda modern çağda ulaşılan olanaklarla (sosyal, teknolojik, hukuki vb.) da açıklayabiliriz.
Erkeklik algısı temel olarak hangi kategorilerde ele alınmaktadır? Çatışmaların temelinde ne yatıyor? Çatışma çözme biçimlerine dair neler söylenebilir? Evli bireylerin erkeklik algıları ile çatışma çözme biçimleri arasındaki ilişki nedir?
Araştırmamızda erkeklik algısının şu kategorilerde ele alındığı sonucuna ulaştık: koruyucu ve güven veren, para kazanan, sevgi ve huzur veren, dürüst ve ahlaklı, aile babası, otoriter, kibar ve saygılı, sorumluluk sahibi, inançlı, saygın ve itibarlı, kadından üstün vasıflı. Ulaştığımız bu sonuçlar aynı zamanda araştırmamızın örneklemi olan Sivas toplumunda insanların erkekliğe dair çizdikleri perspektifleri de gösteriyor. Çatışma konusuna gelecek olursak çatışmayı bu çalışmadan evlilik ekseninde ele aldık bu açıdan çatışmayı eşler arasındaki çatışma olarak yorumlayabiliriz. Eşler arasındaki çatışmanın temelinde evli bireylerin kişilik özellikleri ve hayata bakış açıları, çalışan kadın, ev içi görevler, çiftlerin birbirlerinden olan beklentilerine karşılık bulamamaları, aileler, çocuklar, maddi sebepler ve bireysel roller gibi faktörlerin yattığından bahsedilebilir. Çatışma çözme biçimleri ise her evliliğin ve ailenin dinamikleri çerçevesinde şekillenmekte. Bizim çalışmamızda pek çok çatışma çözme biçimi bulgusuna ulaştık. Bunlardan bahsetmek gerekirse; evliliği sonlandırmayı düşünme, sevgi ve saygı, sakin kalma ve konuşma, kişilik özelliklerini kabul etme, denge kurma ve alttan alma, zamana bırakma ve susma, dini yollar, sosyal destek alma, ev içi görevlere yardım ve şiddet olarak karşımıza çıkmakta. Görüldüğü üzere evlilikte meydana gelen çatışmaları çözmek için kullanılan çatışma çözme biçimleri kişilerin cinsiyet algılarıyla daha özelde erkeklik algılarıyla doğrudan etkileşim içerisinde. Yani evli bireylerin erkeklik algılarının tercih ettikleri çatışma çözme biçimi üzerinde oldukça etkili olduğu sonucuna ulaşmaktayız.
Cinsiyet rolünden “eş” rolüne geçildiğinde aile ve evlilikte çatışmanın yanı sıra rol ve uyum asıl beklentilerdir. Evlilikte uyumun kalitesini belirleyen unsurlar nelerdir?
Evlilikte uyumun kurulmasında en önemli faktör eşlerin birbirlerinden olan beklentileridir. Yani bu beklentiler çift taraflı olarak karşılık bulabiliyorsa evlilikte uyum daha kolay kurulabiliyor. Beklentilerin karşılıksız kaldığı evliliklerde ise uyum ne var ki güçleşmektedir. Araştırmamızda tıpkı erkeklik algısı gibi kişilerin evlilik algılarını da ölçme imkânı bulduk. Evlilik kategorisinde de birtakım sonuçlara ulaştık. Bunlar; kadın erkek eşitliğinin olması, kadın ve erkeğin farklı görevlere sahip olması, bütçeyi erkeğin yönetmesi, çocuk bakımının ve eğitiminin ortak olması, sevgi, güven ve iyi anlaşma, görev paylaşımı, toplumsal normlar ve bütçenin ortak yönetilmesi gibi kategoriler olarak karşımıza çıktı. Bu kategoriler aynı zamanda kişilerin evlilikten beklentilerini de ortaya koymaktadır. Sonuç itibariyle evlilikteki talepleri noktasında eşleriyle ortak noktada buluşabilen insanların evlilik uyumları daha yüksek düzeydedir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir