Osmanlı Devleti’nde serbest olarak çalışan ve genelde muayenehanesi (dükkân) olan tabipler ve tedavi sanatları ile uğraşan cerrah, kehhal ve aktarlar esnaf teşkilatındandı. Esnaf teşkilatı, ahilik teşkilatının uzantısı olan bir organizasyona sahipti. Ahilik, Anadolu’da bütün mesleklerin organize ve himaye edildiği dinî ve ahlaki eğitim veren bir organizasyondu. Ahilik tasavvufa dayanan, iktisadi teşekkülleri kavrayan, sanat erbabını teşkilatlandıran bir organizasyon olup kuralları fütüvvetnamelerde yazılmıştır. Fütüvvetnameler ahilik teşkilatının amacı ve uyması gereken kuralları, öğütleri bildiren kitaplar, bir nevi cemiyet nizamnameleridir.
Bu yazıda, Osmanlı esnaf tabibinin ahlak eğitiminde etkili kaynaklardan olan ahilik teşkilatı fütüvvetnameleri esas alınarak burada uygulanan ahlak ve değerler anlatılacaktır. Bu fütüvvetnamelerden, ahiliğin Anadolu’da başladığı 13. yüzyıldan Osmanlı devlet teşkilatının güçlendiği 15. yüzyıla kadarki 200 yıllık dönemde yazılanlar incelenmiştir. Bu fütüvvetnamelerden 200 yıllık dönemde Anadolu’da yazılan, okunan, kullanılan 10 tanesinin metinleri esas alınmıştır.
Ahilik teşkilatının şartlarından ilki bir meslek sahibi olmak idi. Çalışmak; “malı, korkusuzca ve aşağılıklara, adiliklere düşmeden kazanmak ve riyasız, minnetsiz iyi yerlere sarf etmek, yani hürriyet” olarak bildirilirdi. “Daima işle meşgul olmak, hüner ashabı yanında makbul bir hale gelmek” önemlidir. “İşsizlerin işi tamamen batıl” olarak düşünülür.
Bir ustanın yanına çırak olmak isteyen genç aynı zamanda bir ahi olan ustasını “yol atası”, bu meslekte ilerlemiş kalfasını “yol kardeşi” seçerek ahilik teşkilatına da giriyordu. Böylece ustasının yanında teknik eğitimini alırken ahlaki olarak da eğitiliyor, ahi zaviyesindeki toplantılarda fütüvvetnamelerde belirtilen düzende ahlak eğitimi alıyordu.
Gündüz işyerinde iş başında eğitmek, bilinçlendirmek; geceleri ahi zaviyelerinde (sosyal ve ahlaki yönden) eğitmek ve bilinçlendirmek esastı.
Zaviyede eğitim genelde iki şekilde oluyordu; sohbet ve merasimlerle.
Sohbet sırasında eğitim; dualar yapıldığı sıralarda açıklamalar ve bilgi verilerek, özel örnekler sunarak, öğütler şeklinde idi. “Safa ehliyle sohbet aziz bir iştir, ondan daha iyi bir eğitim yolu yoktur, sohbetten daha fazla nefse tesir eden, yoldaştan başka ruh açan hiçbir şey yoktur.” fikri esastı. “Kemal sahibi olanlarla sohbet, fazilet edepleri kazandırır, onların davranışlarını öğretir.” denilerek olgun, bilgili kişilerle sohbetin önemi belirtilirdi.
Merasimler de bir eğitim vasıtası idi; kabul töreni, aklanma töreni, tövbe ve yemin sırasında değerler tekrarlanıyor, kurallar ve nedenleri açıklanıyor ve orada bulunanlar hepsi bu şekilde eğitiliyor veya eğitimleri pekişiyordu.
Ahilik teşkilatında yeterince eğitilen/olgunlaşan yiğit, belli bir süre sonra “belini açma” merasimi ile ahinin kuşağındaki üç düğüm açılmakta ve “alemde terbiye” için hayatın içine bırakılmaktaydı. Böylece zaviyedeki eğitim kadar hayat yolunda öğrenmek de eğitimin bir parçası idi. Belli bir olgunluğa erişen ahi dünyada yaşadığı müddetçe hayatta, insanlar arasında yaşarken olaylardan dersler çıkararak kendi kendini eğitiyordu.
Fütüvvetnamelerde yer alan ahlak eğitiminin amacı çok açık bir şekilde hepsinde yer almaktadır. Bu bilgilere göre; insan bütün yaratılmışların en yücesidir. Fütüvvetteki bilgilerle yaradılış nurunun fark edilmesi ve o nurun kuvvet âleminden fiil sahasına çıkması hedeflenmişti. Eğitimle insanın sahip olduğu yaradılış nurunu kazanmalıydı. İnsana ait yaradılış nurunun ortaya çıkışı, nefsin karanlıkları olan hayvanî sıfatlarından uzaklaşmak, tabiatın zorlaması ile ve beşeriyet bulanığıyla pislenmeyecek hale getirmekle olurdu.
Fütüvvetin kısaca amacı “varlıkta (insan) olması gereken güzel huyları ve üstünlükleri kazanmaktır” Feta=Ahlak üstünlüğüne ermek olup asıl amaç ahlak üstünlüğünün alışkanlık haline gelmesi idi. Bunun başlangıcı da nefsi arıtmak, gönlü temizlemekle olurdu. Eğitimle nefsi arıtmak, gönlü temizlemek, güzel ahlak ve güzel davranış sahibi olmak mümkündür.
Zaviyede eğitim
1-Davranışlara ait eğitim: Yemek yeme, sofra düzeni, giyim kuşam, oturup kalkmadan hasta ziyaretine kadar günlük hayattaki davranışların kuralları eğitimle verilirdi. Ahinin yaşamının belli kuralları ve disiplini öğretilir ve ilk günden itibaren uygulanırdı.
2-Düşünceye ait eğitim (ahlaki öğretiler)
Bu eğitimde izlenen yol: 1-Doğru olan nedir? 2-Doğru olmayan nelerdir? 3-Nasıl olunur? şeklindedir. Önce doğru olmayanlar, fütüvveti bozan şeyler, yapılmaması gerekenler öğretilir; kendini üstün görmek, benliğini ön plana almak, israf etmek, gevşeklik, yumuşaklık, kızmazlık, övünmek gibi huyların oluşmaması, varsa vazgeçilmesi için çalışılırdı.
Eğitimin esası doğru olanı öğretmektir. Fütüvvetnamelerde doğru olan değerler belli ilkeler ve erdemler altında gruplaşmıştır. Hepsinde 4 fazilet (erdem) ve 8 huy (değer) esas alınır. Fütüvvetnamelerde yer alan 4 fazilet (ilke): İffet (ahlak temizliği, namusluluk), şecaat (yüreklilik), hikmet (bilgelik), adalet (hakkı gözetme) tir. Bu ilkelere bağlı 8 değer şunlardır: “Fütüvvetin temeli ve aslı sekiz huydur ki bütün insanlık huyları da bunlara dayanır.” denir. Bunlar vefa, doğruluk, emniyet, cömertlik, alçakgönüllülük, öğüt, hidayet ve tövbedir.
İffet (ahlak temizliği): Tövbe ve cömertlik iffete ait değerlerdir. Şehvetin üstünlüğüyle yatışması arasında olup adi ve aşağılık huyların giderilmesi, nefse ait isteklerden onların ifratından çekinmektir. Bu şekilde hırsa ve şehvete düşkünlük kalmaz denirdi.
Tövbede anlatılan değerler: Nefsin heva ve heves kuvvetlerini, hırs, tamah, cimrilik, haset gibi özelliklerinden uzaklaşmadır.
Cömertlik: Verilmesi gereken şeyi vermek, karşılık beklemeden ve bir maksat gütmeden vermektir.
Şecaat (yüreklilik): Korkaklıkla kızgınlık arasında tevazu (alçakgönüllülük) ve emniyet değerleri şecaate aittir.
Tevazu: Bu yüreklilik mertebesinin ilk basamağıdır. Nefsin ululanma, haset, kin, hiddet gibi özelliklerinden kurtulmakla olur, nefis huzur ve sükuna kavuşur.
Emniyet: Eminlik insana tevdi edilen şeyleri korumak, onları ehline vermek ve halkın sırlarını ağyardan saklamaktır. Emin olma, sakin olma, olgun davranmadır. “Korku ve musibet anlarında bağırıp elemlenmemek, büyük olaylarda tehlikeli durumlarda gönlünü bozmamak”. Tanrıdan başka kimseden korkmamak. Emniyet herkes hakkında iyi düşünceli olmak, insanlar elinden ve dilinden emin bulunmaktır denirdi.
Hikmet (Bilgelik): Doğruluk, hikmet; bilgeliğin temeli ve dayanağıdır. İnsanlar söz söylemek hassası ile diğer canlılardan ayrılır. İnsan bu sıfatla yücelmiştir. Fütüvvette niyette doğruluk ve sözde doğruluk esastır. Civanmertlik doğruluktan ibarettir. “Doğruluk hayırlarla, kutlulukların ve olgunluğun mayasının hamurudur. Hepsi onunla yol bulur.” diye kaydedilmiştir. Doğru söylemek doğru gitmektir. Kur’an’da “Emredildiğin gibi doğru ol.” diye geçer.
Adalet (Hakkı gözetme): Adalet; vefa ve nasihat değerlerini kapsar. Öğüt ve vefa adalete aittir. Adalet zulmetmekle zulme uğramak arasındadır. Her şeyden hakkını almak, her şeyin hakkını vermektir. Bütün üstünlüklerin toplanması ve kuvvetlerin birbiriyle uyuşması ve uzlaşması, hepsi de adaletin altındadır ve ona tabidir.
Fütüvvet eğitiminde ilk adım namuslu olmak, uçlardan uzaklaşmak, eğitimin sonu adalet, her şeye hakkını vermektir. Çünkü adalet benlikte bir sükûn ve huzur yaratır. Sevgi onun gönüldeki gölgesidir.
Ahilik öğretilerindeki en önemli basamak, edinilen güzel ahlakın topluma yansıtılmasıdır. İyi değerlerin davranışlara aksetmesi esastır. “Amelsiz ilme değer verilmez.” diye belirtilir.
Fütüvvetnamelerde esas bölüm fütüvvete (ahilik) girmek için “bilgi”nin önemini vurgulayan uzun bölümlerdir. Burada bilginin akılla olacağı belirtilir ve örnekler verilir. Akıllı insanın ahlak eğitiminin ancak nefsin (benliğin) eğitimi ile olacağı yazılır. “Akıl nefse üstün olmalıdır.” Akıllı olanlar öğüt alırlar, Tanrı ahdine vefa ederler, misakı bozmazlar. Fütüvvet, bilgisizliği terk etmektir denilir.
Ahilik öğretilerinde su; bilgelik ve hikmetin sembolüdür. Akıl ve bunun getirdiği bilgi önemli olup bunlar bilge ve hikmete çıkmalıdır. Kalplerin yaşayışı bilgiyle, bedenlerin yaşayışı su ile olup akıl bilgisizliği terk etmektir diye özetlenir.
Bilgi: Dünya ve din edeplerini kapsar, bilgiden daha üstün övünülecek bir şey ondan daha ziyade adamı kurtarıp üst edecek bir amel yoktur diye düşünülür. Bilginin olgunluğu davranışla belirir, amelsiz (davranış olmadan) ilme (bilgiye) değer verilmez denirdi.
Tuz: Adalete işarettir. Huy adaletle düzelir, doğrulur, olgunlaşır; hak ve halkla muamelede adalet esastır.
Fütüvvetin kemali: “Kudreti varken affetmek, devleti varken tevazuda bulunmak, varı azken cömertlik etmek ve minnetsiz ihsan eylemektir.” Sonuç bütün kuvvetleri ifrat ve tefritten koruyup itidale (dengeye) ulaştırmaktır. Öğüt ve vefa adalete aittir.
Fütüvvet eğitimi almış kişilerin ortak nitelikleri; “Asla kötü görmez, asla kötü söylemez, ayıpları örter, halka acıyan ve onları esirgeyen” kişidir. Kazancı terk etmemek esastı. Eğitimin sonucunda varılan ortak nitelik birlik idi. Bu birlik kendi toplulukları, kendi üyeleri için değil, çevresindeki bütün insanlar için, hiçbir seçim yapmadan kabul edilen birlik idi. Din, meslek vs. önem vermeden halkı düşünmek ve halk için çalışmak, halkı hoş görmekti. Topluluk için cömertlik ve ihsan esas olup vermek en önemli prensipti.
Bütün bunların sonucunda amaç topluma hizmetti. Toplum için düşündüklerinde riya olmamalı, vefalı ve sırrı koruyan olmalı idi. Topluma hizmet ancak; “Birlik gözüyle bütün halkı vücudun parçaları olarak görüp kendi uzvunca bilinmesi” ile olurdu. Fütüvvet sonuç olarak toplum için cömertlik ve ihsandır deniyordu.
Fütüvvetnamelerde “Bilginin şerefi (üstünlüğü), konusunun şerefine, gayesinin yüceliğine ve faydasının umumi oluşuna bağlıdır.” denir. Fütüvvet öğretisinde verilen bilgi insanın şerefli bir varlık olduğu konusunu işler, amacı Allah’a yaklaşmaktır, bunun için insana hizmettir. Ahi ahlak öğretisini, bilgisini ve hizmetini tüm insanlara açtığı için de faydası umumi ve gayesi yücedir.
Osmanlı hekimi genelde bu ahlaki baz içinde yetişmiştir.
KAYNAKLAR
*Prof. Dr. Ayten Altıntaş İstanbul Medipol Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Tıp Tarihi ve Etik Anabilim Dalı
ALTINTAŞ Ayten, Hanzade Doğan: “Osmanlı Esnaf Tabibinin Ahlak Eğitimi ve Değerleri (Fütüvvetnamelere Göre)” Türk Dünyası Araştırmaları, No 146, Ekim 2003 sayfa 59-83.
Abdülbâki Gölpınarlı. “İslam ve Türk İllerinde Fütüvvet Teşkilatı ve Kaynakları” İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi mecmuası. cilt.11. Ekim 1949-Temmuz 1950 No.1-4, sayfa 3-354. Bölüm VII. Fütüvvet ve Esnaf Teşkilatı s.88-102.
Gönül Dergisi | Kültür ve Medeniyet Dergisi Gönül Dergisi

