Sözsüz İletişimde Ustalaşmak / Doç. Dr. Bahar Urhan

Sözsüz iletişim nedir? Sözsüz iletişimi önemli kılan özellikler nelerdir?
Sözsüz iletişim kavramını kısaca sözcüklerden çok, anlamdan etkilenen iletişim biçimi olarak düşünebiliriz. Bu bakış açısı ile insanın iletişimini konuşma becerisiyle, kullandığı kelimelerle ya da cümlelerle sınırlamak iletişimin doğasını anlamaktan uzak bir bakış açısı olacaktır. Her zaman sevgi ve saygı ile anacağımız Prof. Dr. Doğan Cüceloğlu Hocamızın iletişimle ilgili; iki insanın birbirini fark ettiği andan itibaren iletişimin başladığına dair tanımı, sözsüz iletişimin doğasına ışık tutmaktadır. Yani sözsüz kodlar, sözsüz iletişim araçları, sözsüz davranışlar tek başına ya da sözlerle bir araya geldiğinde, kelimelerin tek başına iletemediği mesajları eksiksiz iletebilme kabiliyeti sergileyebilir. Bu da insan doğasında var olan, duyguları yorumlama isteği ya da hissetme ve hisleri farkında olarak ya da olmadan okuyabilme becerisi ile ilgilidir.
Sözsüz iletişimi sadece beden dili olarak düşünmemeliyiz. Aslında beden dili daha çok sözsüz davranış olarak değerlendirilmelidir. Örneğin, sözsüz iletişim aracı olan kıyafetlerden söz edeceksek, bu kıyafetlerin rengi ve tarzı da önemli anlamlar içerebilmektedir. Dokunmadan tat almaya, duyduğumuz seslerden gördüğümüz işaret ve sembollere kadar her şeyde ve her yerde sözsüz iletişim vardır. Doğada ve çevremizde, özetle yaşamın her alanında insanlar sözsüz iletişim öğeleri ile karşılaşmakta ve bunlar aracılığıyla anlam alışverişi yapmaktadır. Bu nedenle sözsüz iletişim ile ilgili bilgi sahibi olmak ve bu bilgileri mesaj üretmek ya da mesajları yorumlamak için kullanabilmek bir bakıma hayatımızı şekillendirmemize yardım etmesi bakımından oldukça önemlidir.
Sözsüz iletişim hayatımızda nasıl bir yere sahip? İnsan ilişkilerinde sözsüz iletişimin avantajları nelerdir? Sözsüz iletişimin sağlıklı bir iletişim ortamı kurmadaki rolü nedir?
Sözsüz iletişim sağlıklı iletişim ortamlarının esas aktörüdür. Kişilerarası iletişim ve ilişkilerde çoğu zaman söylenenin ötesini anlayabilmemiz gerekir. Örneğin, bir kimsenin “nasılsın?” sorusuna verdiği cevaptan çok, yüzündeki ifadeye odaklanırız. Söylenenleri değil, gördüğümüzü referans alırız. Öte yandan bir insanın ofisine kısa bir göz gezdirme ile o insanın kişiliğine ya da sosyal statüsüne dair çıkarımlarda bulunabiliriz. Bireyin beden dilini kullanma becerisi, giyim tarzı ve aksesuarları, oturma şekli, duruşu, kişisel alana gösterdiği saygı ve buna benzer sözsüz araçlar aracılığı ile bir kişinin eğitimi, özgüveni, toplumdaki yeri ve mesleği ile ilgili tahminler yürütmemiz mümkün olabilir. Bu da insanın zihninden ve duygularından gelen birtakım sızıntıların ipuçlarını, eğer ki takip etmeyi biliyorsak, doğruya oldukça yakın bir oranda tespit edebileceğimiz anlamına gelmektedir.
Sözsüz iletişimin duygusal işlevi hakkında neler söylersiniz? Sözsüz iletişim daha çok duyguları aktarmak için mi kullanılıyor?
Duyguları deneyimleme ve dışa vurma insanın kaçınılmaz gerçeğidir, ancak duyguları saklamaya çalışmak da bir o kadar normal bir olgudur. Bir başka deyişle davranışların kendiliğinden ortaya çıkabildiği gibi planlanabilmesinin de söz konusu olduğu malumdur. Bu iki tür davranış arasındaki farkı anlayabilmek için yani gerçekte hissedilen duygunun anlaşılabilmesi için beyinden gelen sızıntılar halindeki sinyaller, insanın bedeninde gözlemlenebilmektedir. Gerçekte ne olduğunun yani iletişim sürecinde hangi duygu durumlarının hâkim olduğunun, etkileşimdeki kişilerin beyinleri tarafından kendiliğinden yollanan birtakım işaretler aracılığı ile sergilenmesine işte bu sözsüz kodlar aracılık etmektedir. Bu kodları anlamlandırabilmek de bir çeşit kod açma becerisi gerektirir. Bu bakımdan evet sözsüz davranışların duygularla doğrudan bir ilişkisi vardır.
Sözsüz iletişim kültürden kültüre değişiyor mu?
Sözsüz iletişim kesinlikle kültürden kültüre farklılık gösteren bir olgudur. İnsanların iletişim kurarken bedenleri arasına koydukları mesafelerin farklılık gösterdiği, birtakım amblem adı verilen el işaretlerinin kültürden kültüre farklı anlamlar ihtiva ettiği, özel olay ya da durumlarda giyilen kıyafetlerin ve bu kıyafetlerin renklerinin farklı anlamlara geldiği, bir kültürde normal karşılanan bir davranışın başka bir kültürde oldukça kötü anlama gelebildiği, araştırmalar eşliğinde ortaya konulmuştur. Bu konuda ünlü antropolog Edward T. Hall bir çalışmasında, insanın doğası gereği algı reseptörleri aracılığı ile bilgiyi aldığını ve sonrasında bu bilgiyi kültür aracılığı ile niteleyebildiğini söylemektedir. Bu nedenle sözsüz iletişim kodlarını öğrenmenin yanı sıra bu kodların gözlemlendiği koşulları, ortamı ve kültürel farklılıkları da çözümlemede her daim göz önünde bulundurmamız gerekir. Öte yandan insanların yüz ifadeleri, bilhassa mikro-ifadeler üzerine uzun yıllar çalışmalar yapmış olan Paul Ekman ise bu çalışmaları neticesinde bazı duyguların ifade edilme biçimlerinin evrensel olduğunu ortaya koymuştur. Bu duygular çeşitli araştırmalar sonucunda birçok araştırmacının ortak kanaati ile “öfke, üzüntü, mutluluk, tiksinme ve korku” şeklinde beş evrensel duygu olarak kabul görmektedir.
Sözsüz iletişim sadece beden diliyle mi ilgili, başka unsurları da var mıdır?
Sözsüz iletişim sadece beden dili ilgili değildir. Dekorasyon, mimari, çevre düzenlemesi, renkler, koku, tat, dokunma, sesimizin tonu ve hatta sessizlik anlarımız, çizdiğimiz resim, gördüğümüz rüya, kullandığımız kalem ve daha birçok şey sözsüz mesajlarla doludur. Bunların içinde elbette en çok araştırılan ve en çok üzerine konuşulan beden dili olduğu için böyle bir yanılgı olması normaldir. Ama sözsüz iletişimde ustalaşmak isteyenlerin yani hem kod üretme hem de kod çözmede beceri edinmek isteyenlerin her şeyde bu kodları arayıp bulan iyi birer gözlemci olmaları gerekmektedir.
İnsanın gözü ve bakışları sözsüz iletişimde nasıl bir yere sahiptir?
Herkesin bildiği bir söz vardır, gözler kalbin aynasıdır… Evet, gözlerimiz hem kalbimizin hem de beynimizin aynasıdır. Bir iletişimde göz temasının yokluğu o iletişimi tek başına sabote etmeye yeter de artar. Biz konuşurken sürekli telefonu ile ilgilenen birine bir şeyleri anlatmaktan alacağımız zevk ile gözlerini bizden ayırmadan dinleyen birine anlatırken alacağımız zevki kıyaslayabiliriz. Öte yandan gözlerin istemsiz hareketlerine odaklı bilimsel araştırmalar göz kırpma hızımızla, göz bebeklerimizin durumuyla, göz kapaklarımızın pozisyonu ile ilgili birçok önemli bilgi edinmemizi sağlamıştır. Bunlardan en çok bilineni; hoşumuza giden bir şey gördüğümüzde göz bebeklerimizin büyümesi, heyecanlandığımızda göz kırpma sıklığımızda artış meydana gelmesi, şüphe duyduğumuzda gözümüzü kısmamız gibi örneklerdir. Ancak her beden dili unsurunda olduğu gibi, bu davranışların da yorumlanmasında bağlama dikkat etmek gerektiğinin altını çizmeliyim. Örneğin, insanların uyarıcı maddeler kullandığında da göz bebeğinin büyüdüğü görülür. Bu durumda gördüğü şeyin hoşuna gitmiş olduğunu söylemek yanlış bir kanaat olacaktır.
Kıyafetler sözsüz iletişimde nasıl mesajlar vermektedir?
Sözsüz iletişimde kıyafet seçiminin de iletişim kurulan kişi ya da kişilere belirli mesajlar ilettiğini söylemek mümkündür. Kişilerin kıyafet rengi, aksesuar seçimleri bilinçli ya da bilinçsiz olarak kişinin kişiliği, yaşam biçimi, o anki duygusal durumu ile ilgili birçok ipucu taşıyabilmektedir. Örneğin, kişinin kıyafetinde pahalı bir markanın logosunu gördüğümüzde o kişinin refah düzeyi ile ilgili çıkarımda bulunabiliriz, bir işyerinde çalışanların üniformaları aracılığı ile işyerindeki pozisyonlarını konuşmaya gerek kalmadan anlayabiliriz, yas tutulan bir ortama girerken canlı renkli kıyafetler giymemeye özen gösteririz. İş görüşmesi için seçtiğimiz kıyafetle doğum günü partisine gitmek için giyeceğimiz kıyafetin farklı olması bu farklılıkların altında yatan anlamların aslında farkında olduğumuzun göstergesidir.
İnsanlar iletişim kurdukları kişilerde daha çok sözsüz iletişim öğelerini görmek istiyorlar?
Sözsüz öğelerin birer referans olduğunu düşünmek doğru bir yaklaşımdır. Paraya hiç önem vermediğini söyleyen kişinin çok pahalı bir araba kullanıyor olması bize o kişinin söylediklerine çok da güven duymamak gerektiğini hissettirir. Yani aslında beynimiz her şeyin farkındadır ve bizimle hislerimiz aracılığı ile mesajlar yollayarak konuşur. Bir örnekle açıklamak gerekirse; ilk kez gördüğümüz birine karşı hissettiğimiz ve anlam veremediğimiz negatif ya da pozitif duyguları, aslında beynimizin bize dikkatli olmamız ya da güvende hissetmemiz konusunda yolladığı mesajlar olarak düşünebiliriz. Daha konuşmaya bile başlamadan odaya girer girmez insanların bizde uyandırdığı buna benzer duygular, sözsüz iletişim kodlarıyla yakından ilgilidir. Yapılan araştırmalar insanların sözlerden çok, davranışlara güvenme eğiliminde olduğunu açıkça ortaya koymuştur. Bilhassa kadınların sözsüz iletişime daha fazla önem verdiği ve bu becerilerinin erkeklere oranla daha yüksek olduğu yine çeşitli araştırmalarla gösterilmiştir.
Sözsüz iletişim konusunda başarısız olanlara ne tavsiye edersiniz, sözsüz iletişim becerileri nasıl geliştirilebilir?
Çocukluktan gelen becerilerini, örneğin kalabalık bir çevrede büyüyerek fazlaca gözlem yapabilmiş ve farkında olmadan geliştirmiş olan insanlar olduğu gibi, böyle bir ortama sahip olamamış ancak eğitimle bu becerisini geliştirebilmiş olan insanların varlığından da söz edebiliriz. Her sağlıklı insan bu beceriye doğal olarak sahip şekilde doğar ancak ne ölçüde olduğu farklı değişkenler eşliğinde çeşitlilik gösterir. Kişinin çevre ve ailesi ile etkileşiminin doğuştan gelen sözsüz iletişim becerilerini artırdığı, sonrasında bunu okul ve iş hayatındaki etkileşimler eşliğinde de geliştirebildiği bilinmektedir. Bu durumun duygusal zekâ ile yakından ilgisi vardır ve beyin plastisitesi, yani beynin mevcut bağlantılarını düzenleme ve yeni bağlantılar kurabilme yeteneği, hangi yaşta olursa olsun insanın duyguları anlama ve anlamlandırma konusundaki becerilerinin artırmasına imkân sağlamaktadır. Sonuç olarak, belirli eğitimler ve uygulamalar eşliğinde sözsüz iletişim becerilerinin kesinlikle artırılabildiği bilinmektedir. Bu uygulamaların en başında, daha önce de söz ettiğimiz gibi, gözlem yapmak gelir. İyi bir gözlemci, insanların jest ve mimiklerinden, bedeninin duruşundan, gözünden ve bakışından, yüz kaslarının istemsiz kasılmalarından, ayaklarının pozisyonundan, tırnaklarının ve saçının bakımından, kıyafetlerinin temizliğinden vb. birçok kod aracılığıyla, elbette ki bağlamı da göz önünde bulundurarak, geçerliliği yüksek anlamlar çıkarabilir. Ya da bu bilgiler eşliğinde kendi davranışlarını ya da çevresini tasarlayabilir, insanlar üzerinde arzu ettiği izlenimi yaratabilir. Bu özelliği ile sözsüz iletişimin önemli bir algı yönetme aracı olduğunu da belirtmemiz gerekir. Bu nedenle, yanlış anlaşılmaların ya da yanlış mesajlar vermenin vahim sonuçlar doğurduğu ve iletişimi titizlikle kurgulamanın oldukça önem arz ettiği siyasette, iş dünyasında, medyada ve daha birçok önemli alanda sözsüz iletişim unsurlarına gösterilen özen ortadadır. Sözsüz iletişimle ilgili yetkin kaynakları okumak, bu konunun profesyonelleri tarafından gerçekleştirilen eğitimlere katılmak, sık sık gözlem ve pratikler yapmak, sözsüz iletişime merak duyan ve bu yolda emek sarf eden herkesi konunun ustası haline getirebilir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.