Sizi tanıyabilir miyiz?
Merhaba, ben Psikolog ve Aile Danışmanı Ayşenur Karakülah. Mesleğim gereği ergenlerle ve yetişkinlerle çalışmaktayım. Yaptığım danışmanlıklarda insanların cinsellikle ilgili bilgi ve deneyimlerinin hayatlarında ne kadar önemli bir yere sahip olduğunu gözlemledikten sonra profesyonel anlamda “Porno Kültürü”, “cinsellik” konularına da ağırlık vermeye başladım. İlk olarak kar amacı gütmeyen uluslararası bir kurum olan Culture Reframed’in kurucusu Gail Dines’ın bir webinarına katıldıktan sonra aynı kurumun “Porno Kültüründe Çocuk Yetiştirmek” adlı eğitimci eğitimini Psikoloji İstanbul ortak çalışması ile tamamladım. Bu eğitimden sonra da mevcutta yaptığım danışmanlık yanında ücretli ve ücretsiz olarak Porno Kültürü ve Cinsellik konuları ile ilgili olarak seminer, söyleşi, danışmanlık ve yazılarıma halen devam etmekteyim. Bu röportajdaki yanıtlarımın birçoğunu da aldığım bu eğitimlerde öğrendiğim bilgiler ve onlarla sentezlediğim kendi deneyimlerim sonucu verdim.
Kaynak: https://www.culturereframed.org/ ve Psikoloji İstanbul “Porno Kültüründe Çocuk Yetiştirmek” eğitim materyalleri.
Çocuk ebeveyn ilişkilerinde cinselliğe dair bilgilendirme ülkemizde nasıl algılanıyor?
Ben bu soruya okurlarımızın kendilerine sormalarını istediğim birkaç soru ile cevap vermek isterim:
• Ben küçükken ailem bana cinsellik/seks ile ilgili herhangi bir şey anlattılar mı?
• Ben ilk olarak cinselliği nereden öğrendim?
• Televizyonda öpüşme/sevişme sahnesi çıktığında çevremdeki yetişkinlerin tutumları ne olurdu?
• Mastürbasyon konusu benim için ne ifade ediyor/du?
• Çocuğum gelip bana sevgilisi ile öpüşmek istediğini söylerse ne hissederim?
• Küçük çocuğum bana ‘Ben nasıl oldum?’ diye sorarsa nasıl cevap verebilirim?
• Porno izledim mi? İzlediysem bana etkisi ne olmuş olabilir?
• Cinsel eğitim hakkında neyi ne kadar biliyorum?
• Üreme organlarına rahatça ‘penis’ veya ‘vulva’ diyebiliyor muyum? Ya da onlara başka isimler mi takıyorum?
Okurlarımızın tüm bu sorulara verdikleri cevap aslında toplumumuzun bu konuya bakış açısı hakkında bilgi sahibi olmalarını sağlayacaktır. Bu yazıyı okuyan kimselere en baştan vereceğim öneri “Bizler kendimizin cinselliğe bakış açımızın farkına varır ve bu konuda eksikliklerimizi tamamlarsak çocuklarımız da doğal olarak doğru bir şekilde bu konuya maruz kalacaklardır.” Bu açıdan baktığımızda toplumda eğer yolunda gitmeyen bir konu varsa, bunu yoluna koyabilmek biz yetişkinlerin bilgilerini tamamlamak ve ilgili konu hakkındaki duygu ve farkındalıklarımızı gözden geçirmekle toplumumuza bir katkı sağlamamızın önü açılacaktır.
Aile tutumlarında çocuklara cinsel eğitim verilmesi açısından huzur veren durumlar ve riskler sizce nelerdir?
Tanımlanmış dört ebeveynlik stillerine bakacak olursak bunlar:
Demokratik,
İzin verici,
Otoriter,
İhmalkâr
Ebeveynlik dünyanın en zor işidir. Ebeveynlik stilinizin ve uygulamalarının (disiplin de dâhil) ne kadar farkında olursanız, çocuğunuzla iletişim kurarken o kadar bilinçli olursunuz. Özellikle 9-18 yaş dönemindeki çocuğunuzla sohbet ederken, aşırı tepki vermekten; zoraki bir yönlendirme ve akıl vermekten kaçınmanız, büyük konulara içtenlikle yaklaşımınız ve çocuğunuza karşı sabırlı olmanız çok büyük önem taşır.
Onların zaman dilimine ait konuşmalar, fikirlerini, algılarını ve deneyimlerini anlamanız, onların bakış açısına ilgi ve saygı getirir.
Kullanılan dört ebeveynlik stili, iki ana niteliğin farklı açılarını taşır: “kabullenme” ve “çaba gerektirme”. Kendi stilinizi bilmeniz, çocuğunuzla nasıl konuşacağınızı önceden kestirmenize ve onu tuzaklardan korumanıza yardımcı olacaktır.
Eğer çocuğunuzla konuşurken kullandığınız dil, yargılayıcı, suçlayıcı ve empatiklikten uzaksa zaten konu ne olursa olsun ortada sağlıklı bir iletişim ve dikkate alma söz konusu olmayacaktır. Bu yüzden herkes “biricik”tir. Her ilişki de “biricik”tir. Sağlıklı iletişim yolu anne babanın önce kendilerini ve sonrasında da çocuklarını çok iyi gözlemlemeleri ve durumlarına uygun davranış ve konuşma tarzlarını seçmeleri önemlidir.
Cinsel Eğitim, pornografiye ilgi riski taşır mı? Cinsel eğitimin bedene saygı duymakla ilgili boyutunu değerlendirir misiniz?
Aslında tam tersi. Sağlıklı cinsel eğitim pornografiye ilgiyi azaltacak, bu konuda bilgi ve farkındalığı artıracaktır. Pornografi dünya çapında çok yaygın. Hatta öyle ki “ebeveyn saflık aralığı” denilen bir kavram var. Bu kavram, çok büyük bir sektör olan pornonun aileler tarafından ciddiyetinin bilinmemesini ifade ediyor. Çok kısaca açıklamak gerekirse internetteki pornografiyi ölçümlemek için hangi metodu kullanırsanız kullanın, ister indirme oranlarına, ister trafiğe, içeriğe aramalara bakın, internetin 1/3’ü pornografi. Bu, Amerika ve Avrupa’nın çoğunda geçerli porno sitelerine her ay Netflix, Amazon ve Twitter’ın toplamından fazla ziyaretçi giriyor anlamına gelmektedir.
Bir porno videosunun abartılmış ve şişirilmiş beden uzuvları, operasyon görmüş üreme organları, kadına karşı şiddet, eşitlikten uzak bir seks ve daha birçok zararlı içeriklerden oluştuğunu söyleyebiliriz. Maalesef ki ülkemizde olduğu gibi dünyada da ‘pornografi seksin öğrenildiği bir kaynak’ olarak düşünürsek burada hiçbir şekilde sağlıklı bir cinsellikten bahsetmek mümkün olmayacaktır. Uzmanlar olarak bizler isteriz ki kişi bedenini olduğu gibi kabul etsin, adeta çocukların daimi bir ekran koruyucusu gibi çocuklar kendilerini TV’de, reklamlarda, billboardlarda, sosyal medyada ve her yerde ‘mükemmel’ olarak gösterilmeye çalışılan görsellerle kıyaslamasınlar. Her bedenin her organın farklı görüntüsü olabileceğini, maruz kaldıkları görsellerde aslında ne kadar oynama (photoshop, makyaj, filtre vs.) olduğunu, pornonun sağlıklı cinsellikle alakası olmayan bir ticari sektör olduğunu, kendilerini görünür kılmak için ‘hayır’ diyebilmenin önemini öğrenerek büyüyen bir nesilden bahsediyorum. Bu anlattıklarım çok çok büyük, gözde büyüyecek bir durum değil. Mesela cinsel organlarına gerçek anatomik isimleri ile hitap etmeyi ele alalım. Sadece organların gerçek adlarını çocuklarımıza küçüklüklerinden itibaren söyleyerek çocuklarımızın öz saygılarını ve öz farkındalıklarını artırmalarına, bu konu ile ilgili gizemi ortadan kaldırmaya, çocuklarımıza güvenli olmayan dokunuşları bildirme becerisi kazandırmaya, cinsel organlardan utanmaya teşvik edecek mesajları bertaraf etmeye, pornonun cinsel organlarla ilgili zarar verici mesajlarına direnç sağlamalarına katkı sağlamış oluruz.
Sizce çocuklarda psikolojik cinsel travma nasıl başlıyor? Cinsel eğitimsizliğin bunda payı nedir?
Cinsel travma birçok şekilde olabilir. Ben burada porno ile çocukların yaşadıkları travmadan bahsetmek isterim. Aslında porno sektörünün çok net bir iş planı (!) var:
• Küçük yaşta travmatize et ve ömür boyu ele geçir!
9–10 yaşlarında hiçbir cinsellik repertuvarı olmayan bir çocuk düşünelim. Bu oğlan çocuğunun, gelişimsel anlamda doğal olarak karşı cinse ve kendi vücuduna ilgisi artacaktır. Eğer herhangi bir cinsellikle ilgili bilgisi yoksa ve sorabileceği bir “güvenilir yetişkin” yoksa merakını internetle gidermeye çalışacaktır. İnternette dolaştığında ise çok rahat bir şekilde pornografik görsel ve videolara maruz kalacak ve daha önce hiçbir fikri olmadığı cinsellikle orada karşılaşacak. En kötüsü kendisinin de oradaki erkek gibi olması gerektiği düşüncesi ile beraber o erkeğin yaptığı şey kendisini olumsuz anlamda çok karmaşık duygulara sokacaktır. Ve diğer yandan da bu çocuğun mastürbasyon yaptığını düşünelim. Kendi bedenini tanımaya çalışan bir çocuğun, izlediği porno karşısında zevk almaya çalışırken bir yandan da çok yanlış bir şeyler yapıyor olduğu hislerinin hepsinin bir arada olması! Çocuk kendinden tiksiniyor, utanıyor, yanlış bir şeyler yapıyor ama diğer yandan da haz duymaya çalışıyor. Bu tablo çok korkunç, gerçekten çok korkunç! Bu çocuk yaşadığı şey sonrasında travmatik etki ile tekrar tekrar bu deneyimi yaşamak isteyecek, yaşayacak ve her defasında bunu yaptığı için kendinden nefret edecek. En kötüsü de bunu paylaşabileceği bir yetişkin bulamayacak. İşte beklemedikleri görüntülerle travmatize olan ve bununla baş edemeyen çocuğun her defasında bu ikilemde kalması. İzlediklerini anlamlandırmaya ve o ilk yaşadığındaki karışık duyguları kontrol altına almaya çalıştığı için her defasında porno izleme isteği duyması. Çok uygun değil mi yukarıda bahsettiğim iş planı(!)na. Cinsel eğitim aynı zamanda isteyerek ve/veya istemeyerek bir pornoya maruz kalması durumunda da bir eylem planı verir çocuklarımıza. O izlediği görüntünün şiddet içerikli, gerçek ve eşitlikten uzak, karşılıklı rıza/onay olmaksızın bir içerik olduğunu anlar ve kendi isteği ile onu izlemekten uzak durabilir ya da izlediyse bile bunu bir yetişkinle konuşmaktan çekinmez. Bizler burada çocuklarımızın bizlerle konuşmalarına ne kadar istekliyiz, buna bakmalıyız.
Çocuğumuzla cinsellik ne zaman konuşulmalı? Nasıl konuşulmalı? Ebeveyn tutumları açısından bu süreçleri artısıyla eksisiyle değerlendirir misiniz? Çocuklarla diyaloğun kurallarında neler var?
Cinsel eğitim çocuk doğar doğmaz doğal olarak ilişkide var olan (olması gereken) bir kavram aslında. Bizler çocuklarımıza kendi bedenlerini tanımalarına izin verirsek, doğru anatomik dil kullanırsak, istemedikleri herhangi bir şeye saygı duyarsak zaten bu eğitim çoktan başlamış demektir. Bir dönem yazdığım ve sosyal medyada paylaştığım kısa öykülerde çokça bu konuyu işledim. Cinsel eğitimi sadece üreme organlarına ya da mahremiyet eğitimine indirgersek birçok boşluk olacaktır. Örnekle açıklayacak olursak, bir çocuğu teyzesi öpmek istediğinde ve çocuk öptürmek istemezse bizler anne babası olarak ‘öp kızım/oğlum o senin teyzen’ dersek ya da istemediği bir kıyafeti zorla giydirir, ağzına zorla yemek tıkıştırır, zorla onu uyutmaya çalışırsak çocuğun bedenine ve kendisine saygı duymuyoruz demektir. Ona “ben seni senden iyi bilirim”, “bedeninin verdiği sinyalleri değil beni duy” gibi örtük mesajlar veririz. Ebeveynlik tutumlarımız ne olursa olsun çocuğumuza karşı her zaman, suçlama ve yargılamadan uzak bir dil gereklidir. Çocuklar nasihat sevmiyorlar, bu da yetişkinlerce göz ardı edilen bir durum olabiliyor maalesef. Ben yaptığım danışmanlıklarda ailelere çocukları ile konuşurken böyle çok önemli bir konu havasında değil de daha organik ya da spontane şeklinde konuşmaları öneririm. Mesela bir çikolata reklamını görünce “Buradaki kadının bakışı, ses tonu ve kıyafeti ile esas reklam malzemesi olan çikolata arasında bir bağ kuramadım, sen ne dersin?” şeklinde bir soru çok garipsenmez. Ya da yaşça küçük bir kızın yaşına uygun olmayan bir kıyafet ya da makyajını görünce çocuğun fikrini sormak gibi. Bazen de çocuklar direkt sorarlar ve bazı sorular aileleri çok panikletebilmektedir. Böyle bir durumda da ilk yapılacak şey hemen cevaplamaya ya da savuşturmaya çalışmaktansa derin bir nefes almak, sonra ne sorulduğundan tam olarak emin olmak, o andaki kendi duygularını fark etmek (panik, öfke, korku, rahatlık?) ve ebeveyn soruya cevap vermeye hazır mı ona bakması iyi olacaktır.
“Şu an bu soruyu sormanı beklemiyordum ve açıkçası biraz şaşırdım ama bunu bana sorman da beni çok memnun etti. Bana biraz süre ver, araştırıp sana doğru bilgi ile cevap vermek isterim. Yarın akşam uygun mu senin için de tekrar bunu konuşmak için?”
“Açıkçası bu sorunun cevabını ben de bilmiyorum ve merak ettim, biraz araştırıp sana öyle cevap vereceğim, teşekkür ederim benim de farkındalığımı artıracak bir soru sorduğun için.” şeklindeki samimi cevaplar sonrası soruyu netleştirmek önemli.
“Burada tam olarak ne öğrenmek istiyorsun?”
“Sen bu konu ile ilgili neler biliyorsun?”
Netleştirdikten sonra da uygun bir zamanda yargılayıcılıktan ve nasihat vermekten uzak bir şekilde konuşulabilir. Burada dikkat edilecek önemli noktalardan biri de çocukların o anki hazır bulunuşlukları. Bir önceki gün sormuş ama bir sonraki gün bunu konuşmak istemeyebilir. Bunlara saygı duymayı da her zaman kendimize hatırlatalım.
Yaş gruplarına göre nasıl hareket edelim? “Dijital ayak izleri” kavramsallaştırmanız var. Bu konuda ne yapabiliriz?
Burada önemli nokta çocuğun ‘neyi’ merak ettiği. Annesine “Ben nerenden çıktım?” diye soran küçük bir çocuğa her şey bir gaz bulutu’ydu çocuğum, diyerek bir şeyler anlatılması çok da istediğimiz bir durum değildir. Aynı şekilde bazen de anne babalar kendilerini o kadar hazırlıyorlar ki cinsellik eğitimine, sadece basit bir cevabı olan bir soruya çok detaylı ya da yaşına uygun olmayan bir şekilde karşılık verebiliyorlar. Benim çocuğum neyi neden merak ediyor? Verdiğim cevap yaşına ve o anki hazırbulunuşluğuna uygun oldu mu? Kafası karışmış olabilir mi? Ne kadarını duymaya hazır? gibi kendi gözlemlerimize güvenmemiz gerekmektedir. Her şeyde olduğu gibi burada da ‘şu yaşta şu anlatılmalı’ gibi genellemelerden kaçınacağım. Aynı yaştaki iki ergenin merakları da aldıkları cevaplar karşısındaki duyguları da farklı olacaktır. “Dijital Ayak İzleri” benim de ilk kez Culture Reframed & Psikoloji İstanbul ortak çalışması ile aldığım eğitimde duyduğum bir kavram. Kısaca internet kullanımını “güvenli, sorumlu ve saygılı” bir şekilde gerçekleştirmektir. Çünkü çevrimiçi paylaşılan her bilginin kayıtta ve bir başkasına ulaşılabilir olduğunun bilinci ve sorumluluğu içinde olmak çok önemlidir. Aileler de çocuklarına bunu uygun bir şekilde anlatarak çocuklarını korumuş olurlar. Kendisinin çıplak ve uygunsuz bir fotoğrafını paylaşmaması, bir başkasınınkini yaymaması (yasal bir suç), izin almadan bir arkadaşının herhangi bir bilgi ya da görselini paylaşmaması gibi çevrimiçi kurallar anlatılır. Böylece çevrimiçi görüntüleri konusunda egemenlik hislerini geliştiren çocuklar dijital ayak izleri açısından da sorumluluk duygusu kazanırlar. İzin almanın ana kural olduğunu bildiklerinde, başkalarının görüntülerini izin almadan kullanamayacaklarının bilincine varacaklardır. Hele de kendi görüntüleri konusunda çok daha dikkatli olacaklardır. Aileler bunları anlatırken elbette en başta kendi internet kullanımlarını da gözden geçirmeleri gerekmektedir. Örneğin bir anne çocuğunun fotoğrafını paylaşmadan önce çocuğundan bunun için izin isteyebilir ya da çocuğunuza kendisinin de içinde bulunduğu bir arkadaş grubunun fotoğrafını paylaşırken arkadaşlarından izin alıp almadığını sorabilir. Bu onlara izin almanın önemini gösterecek ve arkadaşlarının sınırlarına saygılı olmayı öğretecektir.
Üreme organlarının anlatımında nasıl bir yol takip edelim? Faydaları itibarıyla niçin ve nasıl anlatmalıyız? Çocuğa anlatılan doğru cinsel terminoloji nasıl olmalı? Konuşmalar sırasında nasıl hareket edebiliriz? Nasıl konuşabiliriz; zamanlama, söz ve beden dilimiz nasıl olmalı?
Öncelikle çocuk kaç yaşında olursa olsun bir ebeveynin, üreme organlarının anatomik yapısını, oradaki organların isimlerini ve görevlerini bilmelerini tavsiye ederek bu soruya cevap vermek isterim. Çünkü doğru bilgi koruyucudur. Çocuğunun karşısında kendini daha rahat hissedecektir. Bunun yanında ben bir çocuğun cinsellik ya da seksle ilgili bir konuyu internetten araştırmadan “güvenilir bir yetişkin”e sormasını çok önemserim. Eğer herhangi başka kaynağa başvurulmadan ebeveyne sorulmuşsa, anne baba bu soruyu kendilerine sordukları için çocuklarına teşekkür ederek buna cevap vermeye başlayabilirler. Yani diyorum ki ilk ve en iyi bilgi kaynağı ebeveynlerdir. Açık ve dürüst bir ilişki kurmak, çocuklara verilebilecek en iyi hediyedir. Doğru eğitim materyali ile donatılmış dürüst konuşmalar yapmak büyük çaba ister ama sonucunda çocuklar sağlıklı bir cinsel ilişkiden ne beklediklerini ve özgün ve duygularını yansıtan bir insan olduklarını anlayarak ödüllerini alırlar. Çocuklar kafalarını kurcalayan bu tarz sorular için internete başvurduklarında, kendilerine çok zarar verebilecek birçok içeriğe maruz kalmaları kaçınılmaz bir durum. Anne babaları aracılığıyla, utandırmaktan uzak ve doğru bilgileri içeren bir eğitim yoluyla, insanları kullanılmak ve istismar edilmek üzere hazırlanmış seks objeleri gibi gösteren görüntüler ya da içerikler arasında dağlar kadar fark vardır. Çocuklarımız doğru bilgiyi doğru kaynaklardan öğrensin istiyorsak yaşlarına ve yapılarına uygun bir şekilde; açık, samimi ve dürüstçe; bir yandan da kendi içimizde ne oluyor diye bakarak; yargılamadan ve suçlamadan cevap verebilmek; tıkandığımız noktada da ben biraz araştırmak istiyorum diyebilmek çok ama çok kıymetli.
Tüm bu konular hakkında konuşulacak daha çok şey var. Hepsi buraya sığmayacağı gibi diğer yandan araştırmanın kıymetini de önemsiyorum. Aileler kendilerini geliştirerek, araştırarak, okuyarak, çalışarak bu cinsellik tabusunu yıkabilir ve çocuklarına sağlıklı ve doğru bilgiyi aktarabilirse bir toplum çok daha iyi bir yöne doğru evrilecektir. Bu röportajın okurlarımız için bu yola niyetin bir başlangıcı olmasını ve kendilerini etraflarındaki çocuklar için birer “güvenli yetişkin” olarak yetiştirmeleri için bir ilk adım olmasını dilerim.
Gönül Dergisi | Kültür ve Medeniyet Dergisi Gönül Dergisi
