Önemli Bir Eğitim Aracı Olarak Sinema / Dr. Recep Çökerdenoğlu

Geçmiş dönemlerden beri eğitim, toplumların önem verdiği konuların başında gelmektedir. Zamanla eğitim metotlarında değişimler olmuştur. Eskiden kullanılan eğitim yöntemlerinin özellikle 2000 yılı kuşağında etkili olmadığını görmekteyiz. Bunun sebebi nedir?
Eğitim tüm zamanların önem verilen konularından biri olmuştur. Zamanın ruhuna göre milletler kendi gelecek tasavvurlarına uygun eğitim sistemleri oluşturmuşlardır. Ancak ulusların birbirini daha yakından tanımasına zemin hazırlayan küreselleşme süreci hemen tüm dünyada eğitimde bir homojenleşme sürecini beraberinde getirmiştir. Çeşitliliğin konuşulduğu bir dünyada tek tipleşme tuzağı bir sonuç olarak önümüze çıkmaktadır. Bu durum sadece eğitimle alakalı değildir. Bireysel ve toplumsal hayatın diğer veçheleri de bu tek tipleşmeden nasibini almaktadır. Eğitim metotları çağdaşlaşmanın ruhuna uygun şekilde zamanı takip etmekte, eğitim kurumları da hâlihazırdaki gelişmelere kayıtsız kalmamaktadır. Özellikle teknolojik gelişmelere paralel olarak yeni tip insan modeli teknolojik determinizmle gündeme gelmektedir. Nesne ağırlıklı, materyal bir dünya algısı eğitimi şekillendirmektedir. Özellikle 2000 yılı kuşağı alışıla gelen insan tiplemesinden oldukça farklı. Çünkü içerisine doğdukları hayat algısı ebeveynlerinin değer yargılarından oldukça uzak. Hal böyleyken Z kuşağı olarak adlandırılan gençlerin dünya toplumuyla kurmuş olduğu ilişki kendi öğretmenlerinden dahi çok farklı. Teknolojinin nimetleri kadar tahrip etme gücü çok tartışılmıyor. Rousseau’ya teknolojiyle ilgili görüşleri sorulduğunda ‘‘insanlığın sonunu hazırlayacağı’’ tespitinde bulunmuştu. Z kuşağında eski eğitim metotlarının etkili olmamasının temel sebebini, teknolojik gelişmelerin bireylerin hayatlarını doğrudan etkilemesinde aramak gerekir. Devletler her zaman için en güncel teknolojik donanımlara sahipti ancak zamanımızda bireyler teknoloji sayesinde kendi içeriklerini üretebilir hale geldi. Anthony Giddens, Sosyoloji isimli kült eserinde şimdiki gençlerin 1980’li yıllardaki başbakanlardan daha çok şey bildiğini yazmıştır. Değer yargılarının değiştiği bir dünyada gençlerin öğrenme metotlarının farklı olması bir sonuçtur. Bireysel öğrenme imkânlarının arttığı dünyamızda gençlerin kendi ihtiyaçları doğrultusunda enformasyona erişimleri kolaylaşmıştır. Bu gençler için öğretmenin tek yönlü enformasyon aktarımı onlar için yeterli olmamaktadır. Onlar öğretmenleriyle birlikte zamanın eleştirmenleri olma arzusundadır. Bir diyalog ortamı beklenmektedir. Bu ortamın arzulanmasının maddî imkânların artmasıyla yakından ilişkili olduğunu düşünüyorum. Erişimin kolay olduğu yerde taleplerin önü kesilemez. Sonuç olarak enformasyona erişimin kolaylaşması eğitimdeki eski metotların geçerliliğini yitirmesine neden olmuştur.
Eğitimin aslî amaçlarından biri kişide merak uyandırması ve kişiyi araştırmaya sevk etmesidir. Sinema sektörü eğitimin bu amacına nasıl hizmet etmektedir?
Merak, eğitim için olmazsa olmaz şartlardandır. Merakla eğitim arasında sorunun içeriğinde belirtildiği gibi karşılıklı bir ilişki mevcuttur. Zamanımızda görsellik çok önemli bir imge haline gelmiştir. Sinema, sanatları bünyesinde toplayarak onları tek bir noktada birleştirmeyi başarmış; en önemlisi görsele hareket imkânı kazandırmıştır. Görsellik, merakı artıran bir unsurdur. Sinemada görsellik unsurunu ortaya çıkaran aslında bir ikinci gözdür. Burada kamera bir ikinci göz gibi hareket etmektedir. Öyle ki sinema, görülemeyen ve tasavvur edilemeyen yer ve fikirleri önünüze koyarak sizlere farklı bir tecrübe yaşatır. Bu tecrübe fırsatı merak uyandırır ve kişiyi içine alır. Sinema bu açıdan hem eğitmen hem de öğrencilerin merakını artırması yönünde önemli bir işleve sahiptir.
Gençler, izledikleri filmlerden etkilenmekte ve karakterleri kendilerine rol model almaktadırlar. Sinemanın kişi eğitimindeki rolü nedir? Filmler, kişi ve toplumları nasıl etkilemektedir?
Gençlik, kişide belli krizlerin yaşandığı bir döneme işaret etmektedir. Başta kimlik ve ideolojik kriz olmak üzere, gençlerin bu dönemde kendi benliklerini oluşturmada yaşadıkları aidiyet problemi bu dönemin kişideki önemini artırmaktadır. Sinema da yapısı itibariyle ‘dikenli bir gül bahçesidir’ denilebilir. Görüntü izleyicileri birçok yönden etkilediği için gençlerin film oyuncularını rol model almalarına şaşırmamak gerekir. Hatta filmlerden dolayı bazı kişi isimlerinin daha popüler, bazı isimlerin ise utanç vesilesi olduğu bilinmektedir. Filmler kişiler üzerinde çok yönlü etkiye sahip olduğu için eğitimde önemli bir role sahiptir. En başta kişiler tanık oldukları durum ve kişilerden etkilenir, onların ortalaması haline gelebilir. Filmler bilinçli yapımlar olduğundan onların belli hedefleri gerçekleştirme amaçlarının olmadığı söylenemez. Bu açıdan filmler kişilerin eğitimi için önemli bir araç olarak görülmeli, filmlerden beslenmenin kişide belli bir müktesebatı zorunlu kıldığı unutulmamalıdır. Sinema imkânlarıyla düşünüldüğünde bireysel ve kitlesel olarak belli duygu düşüncenin inşasında belli işlevleri olduğu tarihi uygulamalarla da sabittir. Sinema dünyasını takip etmek başlı başına popüler bir durumdur. Gençler sadece izledikleri spor müsabakalarını tartışmamakta, izledikleri filmlerle de birbirleri arasında konum yakalayabilmektedir. Toplumsal belleğin güçlendirilmesi açısından filmler toplumları etkilemektedir. Vietnam’da kaybedilen savaşı Amerika Hollywood’la geri kazanmıştır. Türkiye’de özellikle son yıllardaki yerli yapımların toplumsal hafızayı nasıl güçlendirdiğini gözlemlemek zor değildir. Tarihin belli dönemlerine damgasını vurmuş Türk milletinin tekrar şuur kazanıp dirilmesinde filmlere duyulan ihtiyaç ortadadır. Bu açıdan yerli yapımların sadece ülke içinde değil, dışarıda da yapmış olduğu etkinin olumlu yansımaları hissedilmektedir.
Kişilere kazandırılmak istenen duygu ve davranışlarda, başka yöntemlerden daha çok sinema ile başarılı olunmasının sebebi nedir?
Sinema kişide tek bir duyguyu harekete geçirmez. Bundan dolayı kişi her ne kadar film izlerken mekânsal bir değişme yaşamasa da zihinsel olarak bulunduğu ruh halinden tamamen sıyrılabilmekte, kişi ve izlediği araç aradan kalkarak duygusal bir bütünlük olur. Sinema kişinin birçok duygusuna aynı anda hitap edebildiği için kişi üzerinde diğer birçok yöntemden daha etkili olabilmektedir.
Okullarda verilen değerler eğitimini çocuklara daha iyi kazandırabilmek için sinemadan nasıl yararlanılabilir?
Bu çok önemli bir soru. Bilinçli film izleyen kişiler aşağı yukarı sinemanın gücünün farkındadır. Ancak sinemadan nasıl yararlanılabileceği noktasında bazı ön çalışmaların yapılması gereklidir. Özellikle soruda dikkat çekildiği üzere değerler eğitimi konusunda sinemanın yapabilecekleri vardır. Filmler eğiticiler tarafından hassasiyetle belirlenip birkaç defa izlenerek pedagojik uygunluğundan emin olunmalı, önemli noktalara dair notlar alınmalıdır. Eğitim kurumlarında filmlerin gelişigüzel izlenmesinden ziyade onların konularla bir bütünlük halinde izlenmesi önemli görülmeli. Filmlerin en başta boş zaman geçirme aracı olmadığını fark ederek belli bir sınıflandırmaya tabi tutulması, eğitim için şart görülmelidir. Örneğin değerler eğitimi konusunda irade eğitimi ya da merhametle ilgili bir çalışma yapılırken hangi filmin izleneceği ve izlenirken nasıl bir yol takip edileceği düşünülmelidir. Filmler izlenmeden önce belirli ön okumalar yapılarak hazırbulunuşluluk sağlanmalıdır. Sinema bugün birçok eğitim kurumunda yardımcı bir unsur olarak değerlendirilmektedir. Takip ettiğimiz üzere sinema farkındalığı gelişmiş eğitimciler onu dersinin en önemli aracı yapmaktadır.
Toplumlar, vermek istedikleri mesajları filmler aracılığıyla bilinçaltı yöntemlerini kullanarak vermektedir. İzleyici olarak nelere dikkat etmeliyiz?
Öncelikle filmler gelişigüzel izlenmemelidir. Kitap ya da arkadaş seçerken nasıl dikkatli davranılıyorsa, film izlerken de seçici davranılmalıdır. Binlerce yapım arasından daha çok popüler yapımlar izlenmekte, bu filmler de ana akım yapımlar olarak daha çok tüketim kültürüne hizmet eden filmlerden oluşmaktadır. Yukarıda işaret edildiği gibi filmler belli bir sınıflandırmaya tabi tutularak izlenmeli, sadece boş vakit ya da eğlence aracı olarak görülmemelidir. İnsanlar okul seçerken dikkat ettikleri gibi izledikleri filmlere de dikkat etmelidir. Çünkü sinema başlı başına bir okul görevi görebilmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.