Çocuklarda Mahremiyet Eğitimi / Eğitimci Asuman Düzgün

Günümüzde teknolojinin ilerlemesi ve internetin cep telefonlarına girmesiyle birlikte, mahrem ve mahremiyet kavramlarının da değiştiğine, dönüştüğüne şahit oluyoruz. Dijital çağın bize sunduğu imkânların aynı zamanda sorumluluk alanlarımızı da genişlettiğine tanıklık ediyoruz. Kapı, pencere ve duvarların bizi tam olarak koruyamadığı bu devirde, mahremiyet kavramını tekrar gözden geçirerek olası ihlaline karşı önlemler almamızsa elzem görünüyor.
Aile, bizim sıcak ikliminde doğup büyüdüğümüz, yalın haliyle biz olduğumuz, en özel sığınağımız ve en değerli varlığımızdır. Görünürlüğün popüler olduğu bu çağda, pencerelerimize çektiğimiz perdelerin artık önemini kaybederek içinde yaşadığımız mekânın şeffaf hâle gelmesi, mahremiyet algımızın da dezenformasyonuna neden olmaktadır. Herkesin birbirinin hayatına teklifsiz bir şekilde girebildiği ve kişiye saklanabileceği hiçbir alanın bırakılmadığı bir zamanda, mahremiyet ihlallerine ise çok fazla rastlıyoruz. Oysaki bizler giyim kuşamdan konuşmaya hayatımızın her alanı ile ilgili kuralı, kaideleri olan ve bu konuda sınırlar koyan bir dinin mümessilleri olarak, mahrem ve mahremiyeti hayatımızın merkezine koymamız gerekiyor. Var olmanın, görünmek olarak algılandığı, ifşa ve teşhirciliğin kamçılandığı bir zeminde bizim mahremiyete gösterdiğimiz özen, aslında bize yön veren değerlerimize gösterdiğimiz ihtimamdır. Mahremiyetin ölçülerini her millet kendi fikriyatları ve ideolojileri ile yine kendileri belirleyebiliyor. Fakat hangi düşünceden olursa olsun mahremiyete saygının modern çağ insanının en önemli hakkı olduğunu düşünüyoruz. Ve bu zamanın çocukları olarak evlatlarımızın da bu hakkı kullanabilmeleri için, sistemli bir bilinçlenmeye ihtiyaç duyduklarını biliyoruz. Çocuk istismarının ekranlarda fazlaca gündeme gelmeye başladığı şu günlerde, çocuklarımıza kazandıracağımız mahremiyet bilinci hayatî derecede önemli görünüyor. Konuyla ilgili olarak bu yazımızda; “Çocuklarımıza mahremiyet eğitimini nasıl verebiliriz?” sorusuna cevaplar arayacağız.
Mahremiyet soyut bir kavram olduğu için anlamak ve anlam kurmakta zorlanılabiliyor. Mahremiyet kelimesi, Arapça olup Türk Dil Kurumu’na göre “gizlilik” olarak tanımlanmıştır. (TDK, 2018) Aynı zamanda değerli anlamına gelen mahremiyet, ilkesini saygıdan alır. Bu yönüyle, özele saygı ve hürmet etmek demektir. Mahremiyet denilince ilk akla gelen kelime, genelde mesafedir. Ben ve öteki arasında korunan mesafe. Şu salgın dönemini de düşündüğümüzde mesafenin insan için ne kadar önem taşıdığını biliyoruz. Aynı zamanda mahremiyet kişi için bir haksa ve bu hak bir başkası adına sorumluluk almak demektir. Benim mahremiyet hakkım var ama bir başkasına karşı da sorumluluğum var, anlamına geliyor.
Çocuklarda oluşan mahremiyet algısı, çocuğun içinde yaşadığı aileye ve topluma göre şekillenebilmektedir. Nasıl ki hayat evde başlıyorsa, çocuklara kazandırılacak olan mahremiyet eğitimi de evde yani ailede başlıyor. Çocuğun mahremiyet algısı kişilik gelişimine paralel olarak zaman içerisinde gelişecektir. Çocuğumuza mahremiyet eğitimini, onun tuvalet eğitimi kazanmaya başladığı yaş diliminde vermeye başlayabiliriz. Çocuklarda bu dönemin sinyali, tuvaletlerini yaparken koltuk ve kanepelerin arkasına saklanmalarından hissedilir. Çocuklar genelde 2 yaş civarında kendilerini anne babalarından farklı bir birey olarak algılamaya başlarlar. Bu dönemden itibaren mahremiyet eğitimi üzerinde durulabilir. Bu dönemde çocuğumuzun kendi cinsiyetine yönelik merak ettiği sorular; yaşına ve gelişimine uygun bir şekilde basit, net, anlaşılır ve tutarlı bir şekilde cevaplanmalıdır. Yaşının ve gelişiminin üzerinde bilgi ise verilmemelidir. Yine mahremiyet eğitimi, çocukta korku ve endişe oluşturmadan, utandırılmadan ve insanlara karşı güven duygusu kaybettirilmeden günlük hayatın doğal seyri içerisinde verilebilmelidir.
Çocuğun kendi cinsiyetini fark etmeye başlamasıyla “Benim bedenim bana aittir ve bana özeldir.” ilkesi çerçevesince çocuğa “özel bölge” kavramının öğretilmesi mahremiyet eğitiminde önemli bir yer teşkil ediyor. Çocuğa bu kavram anlatılırken iç çamaşırı kuralı üzerinden bilgi verilebilir. Bunu çocuğun seviyesine uygun bir kitap üzerindeki resimlerden yararlanarak şöyle bir açıklamayla yapabiliriz: “İç çamaşırının kapattığı bölgeler bizim özel bölgelerimizdir. Buralara kimse dokunamaz, bakamaz ve senin ihtiyacın olmadıkça anne baban olarak bizler de bu bölgelerine dokunamayız. Sadece gerektiğinde (banyo yaparken veya tuvalette vs.) ve ihtiyaç hissettiğinde anne-baban olarak bizler ve bizim gözetimimizde doktorlar dokunabilir.” Burada çocuğun anne babası olarak bizler, onun özel bölgesine dokunacağımızda ona saygı ve nezaketle, izin isteyerek ve açıklama yaparak dokunmamız çocuğun kendi bedenini korumaya karşı olumlu algı geliştirmesine yardımcı olacaktır.
Yine mahremiyet eğitimi verirken çocuğumuza “iyi dokunuş” ve “kötü dokunuştan” bahsedebiliriz. İyi dokunuşu anlatırken; “Bize kendimizi iyi, mutlu ve güvende hissettiren dokunuşlardır.” diyebiliriz. Yine iyi dokunuşla ilgili açıklama yaparken örneklerle konuyu anlamasını sağlayabiliriz. Şöyle ki: “Bazen birbirimize sarılmak bize kendimizi iyi hissettirir ve bu dokunuşlar, iyi dokunuştur. Bizim ebeveyn olarak sana sarılmamız, öpmemiz ya da senin arkadaşlarınla oyun oynarken sevinç ve mutluluğunuzu paylaşmak amacıyla birbirinizle tokalaşmanız, çak yapmanız gibi…” diyerek somut örnekleri çoğaltabiliriz. Yine ona diğer bir dokunuş olan kötü dokunuşu anlatırken: “Kötü dokunuş ise, birisi bize dokunduğunda kendimizi kötü ve gergin hissettiğimiz dokunuşlardır. Bazen birisinin bize dokunması hoşumuza gitmez ve kendimizi iyi hissetmeyiz. Birisinin bizi ittirmesi, tekme atması, vurması, çimdiklemesi gibi canımızı acıtan dokunuşlar kötü dokunuştur. Ama her zaman kötü dokunuş canımızı acıtmaz, birisi bizim özel bölgelerimize dokunuyorsa bu da kötü dokunuştur.” diyebiliriz. Burada yukarıdaki paragrafta ifade edilen “özel bölgelere kimler dokunabilir” konusunu tekrar anlatabiliriz.
Yine mahremiyet eğitimi verilirken, çocuğa “yalnız kalması gereken yerler” ilkesini anlatabiliriz. Tuvalette, banyoda ve üzerimizi giyinip soyunurken yalnız kalmamız gerektiği çocuklarımıza anlayacakları seviyede izah edilmelidir. Yardıma ihtiyaç hissettiklerinde anne-babalarının veya kendilerinin bakımından sorumlu kişinin onlara yardım edebileceğini söyleyebiliriz. Bu konuda ebeveynler olarak bizler, çocuğumuz daha bebekken altını değiştirirken veya kıyafetlerini giydirirken-soyarken yalnız kalınacak ortamları tercih etmemiz çocuğumuzun bu davranışı içselleştirmesine yardım edecektir. Bir de bu konu ile ilgili çocuklarımıza erken yaşlardan itibaren öz bakım becerileri kazandırılarak mahremiyetlerini korumaları desteklenmelidir. Çocuklar özellikle 4 yaşından itibaren tuvalet ihtiyacının yalnız başına giderilmesi gereken bir durum olduğunu öğrenmelidir. Yine banyo yaparlarken özel bölgelerinin iç çamaşırı ile kapalı olmasına, oranın temizliğine sıra geldiğinde çamaşırını kendisinin çıkartmasına yardım edebiliriz. Aynı zamanda bu bölgenin temizliğinde de kendilerinden ufak ufak yardım alabiliriz. Böylelikle öz bakım becerilerinin gelişmesine de katkı sunmuş oluruz.
Çocuklara mahremiyet eğitimi verilirken onların kendi sınırlarını bilmeleri ve korumaları adına, bir sınır ihlâli ile karşılaştıklarında veya bir akran baskısına maruz kaldıklarında “hayır” diyebilmeleri için “hayır deme becerisini” öğrenmeleri gerekir. Bu konuda eğer ki bir çocuk, sürekli susturulmuşsa veya kendisini ifade edecek bir ortam bulamamışsa dışarıda kendisine zarar verecek bir tavır ve tutuma karşı sessiz ve çekinik kalabilecektir. Çocuğun etkin bir şekilde dinlenilmesi, onun kendisini rahat bir şekilde ifade edebilmesine ortam hazırlayacaktır.
Mahremiyet eğitiminin en önemli ilkesi, çocuğa saygı duymak diyebiliriz. Çocuğa saygı duymak; onun odasına izin alınarak girilmesi, onun duygu ve düşüncelerinin dinlenilmesi, çocuğun mizaç özellikleriyle barışık tutum sergilenmesi, oyuncaklarının veya kıyafetlerinin onun izni alınarak bir başkası ile paylaşılması mahremiyet eğitimini güçlendiren ebeveyn tutum ve davranışlarındandır.
Son olarak evde anne babanın birbirlerinin özeline saygı duymaları ve kendi mahremiyetlerini koruyarak örnek olmaları çocuklar için mahremiyet eğitimi adına en kalıcı öğrenme olacaktır. Çocukların yanında kaba, argo ve müstehcen kelimelerin kullanılmadan temiz bir dilin kullanılması onların mahremiyet hassasiyetlerini artıracaktır. Yine çocukların internet veya televizyonda temiz bir ekranla muhatap olmaları, mahremiyetin delinmesine yönelik görüntülerle onların duyarsızlaşmamaları biz ailelerin dikkat etmesi gereken konulardandır. Genel ve özel alan arasındaki sınırların silikleşmeye başladığı bu zaman diliminde bizler mahremiyeti sadece beden üzerinden değil; mekân, bilgi, konuşma, sosyal medya vs. şeklinde bizi kuşatan her alanı göz önünde bulundurarak değerlendirmeli ve bu konuda çocuklarımıza model olmalıyız.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.