Bencillik Çukurundan Sencillik Bahçesine Uzanan Yol / Psikolojik Danışman Safinaz Çetin

İnsan yaradılışı itibariyle bencil bir varlıktır. Bebekler doğduğu andan itibaren başkalarının bakımına muhtaçtır. İsteklerini ağlayarak ifade ederler. Acıktığında, altı ıslandığında, uykusu geldiğinde ağlayarak tepki verirler. Sabretmeyi bilmedikleri için bekleyemezler. İhtiyaçlarının hemen görülmesini isterler. Aslında bu, hayatta kalmaları için gereklidir. ‘Annem iki dakikaya gelecek, ağlamadan bekleyim.’ diye düşünemezler. Hayatta kalma içgüdüsü nedeniyle bebeklerde görülen bu bencilliği hiç kimse garipsemez. Bir bebeğin bencilliği kimseyi rahatsız etmez, hatta bunun bencillik olduğu bile bilinmez. Bencillik ne zaman hayatımızda sorun olmaya başlar? Yetişkin olup da bebek gibi davranan, hep bana, sadece bana diyen insanların etrafımızda olmasıyla ve yaşam kalitemizi etkilemesiyle birlikte sorunlar yaşarız. Bunun yanında sadece çevremizdeki insanlar değil, kendimiz de bencil davranışlar sergilediğimiz zaman hayatımız çekilmez hal alır.
Öncelikle benlik, bencillik nedir; bunu bilmek ve iyi ayırt etmek gerekir. Benlik, kişiyi diğerlerinden ayıran, duygu, düşünce ve ona ait özelliklerin tümü olarak tanımlanır. Benlik kavramını olumlu benlik ve olumsuz benlik olarak açmakta fayda vardır. Olumlu(müspet) benlik, kişinin kendinde var olan güzel özellikleri görmesi, kendine değer vermesi, kendini sevmesi, kendine bazı kötü davranışları yakıştırmamasıdır ki İslam literatüründe buna izzet-i nefs denir. Müspet benliğin her insanda yüksek düzeyde olması gerekir. Kişinin kendini tanıması, özel hissetmesi, kendine kıymet vermesi kadar doğal bir şey yoktur. Bu, aynı zamanda birçok güzelliği de beraberinde getirmektedir. Müspet benlik duygusu yüksek olan kişiler özgüvenlidir, giriştikleri her işte başarılı olurlar. Kendilerinde var olan yeteneklerin, güzel özelliklerin farkında oldukları için neyi yapıp neyi yapamayacaklarını bilirler. Eksikliklerini görürler, bunların geliştirilebilecek olanları için çaba harcarlar; bazı alanlarda yeteneklerinin olmadığını kabullenip aşağılık kompleksine girmezler. İnsanlarla ilişkileri de sağlıklıdır. Kendilerini tanıdıkları için çevreden gelen her eleştiri okları karşısında yıpranmazlar, sağlam dururlar.
Kişinin kendini diğer insanlardan üstün görmesi, kendini kusursuz görüp yüceltmesi, kibre kapılması, kendini aşırı sevmesi, kendi menfaatlerini ön planda tutması ise menfi benliktir. Bencillik ve menfi benlik aynı anlamda değerlendirilebilir. Bencil kişiler, sadece kendi istek ve ihtiyaçlarını düşünürler. Dünyanın merkezinde kendilerinin var olduğunu zannedip bebek gibi herkesin kendileriyle ilgilenmesini beklerler. Bencil kişilerin insanlarla ilişkileri yapmacıktır, aşırı samimi davranırlar. Kendi çıkarları için insanlara yaklaşırlar. Gerçek sıcak duygularla arkadaşlık kuramazlar. İnsanları kullanıp çok rahat hayatlarından çıkarabilirler. Bencil kişilerin sosyal ilişkileri zayıftır. Çevrelerindeki insanların ilgisini göremedikleri zaman onlara karşı suçlayıcı olabilmektedirler. Sürekli eleştirirler, ancak kendilerine yapılan eleştiriyi kabul etmezler. Bencil kişiler, çevrelerindeki insanların enerjisini sömürürler.
İnsanların tek bir davranışına bakarak bencil demek doğru olmaz. Arkadaşının bir isteğini yapmayan kişi bencil olduğu için değil, belki başka bir mazeretten dolayı yapmamıştır. Bunu iyi ayırt etmek gerekir. Diğer insanlarla ilişkileri, olaylara verdiği tepki gözlemlenmelidir. Bencil insanlar, makam ve mevkiye önem verdikleri için makam sahibi kişilerle diğer insanlara farklı davranacaklardır. Zor zamanlarda insanlar gerçek kişiliklerini ortaya koymaktadırlar. Özellikle kriz zamanlarında çevremizdeki insanları gözlemlemek çok faydalı olacaktır. Medenî denilen nice ülkelerde, yaşanan kısa süreli elektrik kesintisi veya saldırılarda marketlerin yağmalandığı haberlerini izlemekteyiz. Kötü günde kişi kendini belli eder.
Kendimizde bencillik hastalığı olup olmadığını nasıl anlayabiliriz? Bunu anlamak kolay değildir. Çünkü insan kendine toz kondurmak istemez. Başkalarındaki hataları görürken kendini sütten çıkmış ak kaşık zanneder. Ancak nefis terbiyesi derdinde olan, nefsin hastalığını kabul eden, kendini gerçekten düzeltmek isteyen kişiler hastalıklarını görebilir; gayret gösterip Allah’ın yardımını dilerse ilerleme sağlayabilirler. İnsanın bu konuda dostlara da ihtiyacı vardır. Kişideki güzelliklerin farkında olan, hataları görüp uyaran, yol gösteren gerçek dostlar… Her günün sonunda kişinin kendini muhasebeye çekmesi, kendiyle konuşması önemlidir. “Ben bencil miyim?” sorusunu kendine sormalı ve gün içinde yaptığı davranışları düşünmelidir. Bencil davranışlarını diğerlerinden ayıklayıp “Hangi davranışı yaptım? Nasıl davranmam gerekirdi? Allah benden nasıl davranmamı isterdi?” sorularıyla kendini hesaba çekmelidir. Bencillikten kurtulmak için kişi öncelikle kendi ihtiyaçlarını gidermelidir. Ne demektir bu? Bencil insanlar, maddî veya manevî ihtiyaçlarını başkasının gidermesini beklerler, isterler. Kişi öncelikle bu ihtiyaçlarını belirlemelidir. Kendisinin giderebileceği ihtiyaçlar ve kendisinin gideremeyeceği ihtiyaçlar olarak kategorize ederse insanlardan beklentisini de somutlaştırmış olur. Bu sayede kendisinin rahatlıkla yapabileceği bir şeyi başkasının sırtına yüklemez. İnsanlardan beklentisini yavaş yavaş azaltabilir. Bencilliğini kırma yolunda bir adım atmış olur. Bencilliğin zıddı sencilliktir. Başka bir adı da diğerkâmlıktır. Kişinin kendi çıkarlarını değil, başkalarının çıkarlarını ön planda tutması; başkalarının isteklerini kendi isteklerinin önüne geçirmesidir diğerkâmlık. Kişide bencilliğin kaybolması ve sencilliğin yerleşmesi kolay olmayabilir. Pes etmeden ahlâk halini alana kadar mücadele edilmelidir.
Sencilliği ahlâk haline getirmiş kişiler, öncelikle kendi değerlerinin farkındadırlar. Kendilerini severler. Bununla birlikte insanlara saygı gösterir, değer verirler. Kim olursa olsun, kendilerinden önce başkalarının ihtiyaçlarını gidermek için çabalarlar. Örneğin ayakkabıya ihtiyacı varsa, kendinden önce yanındakine ayakkabı alır, kendinden önce başkalarını düşünürler. Yiyecekleri tek bir ekmek varsa paylaşmaz, hepsini verirler. Cömerttirler. İnsanlarla sıcak ve samimi ilişki kurarlar. Sencillik ahlâkına sahip kişiler çevrelerinde sevilen, sayılan kişilerdir. Hiçbir maddî çıkar gözetmeksizin önce insanların ihtiyaçlarına cevap veren kişi, hiç şüphesiz büyük ahlâk sahibidir. Çünkü tek derdi Allah’ın rızasını kazanmaktır. “Din, güzel ahlâktır.” (İhya, 3/50) hadisi bunu en güzel şekilde açıklamaktadır. Allah’a iman etmeyen bir kişinin insanlarla ilişkilerinde daha ahlâklı olduğunu düşünenler, o kişilerin kendi çıkarları tehlikeye girince aynı davranışı sergileyip sergilemeyeceğine bakmalıdır. Gerçek anlamda güzel ahlâk İslamiyet’tedir.
Bir merdiven düşünelim: Birinci basamak müspet benlik sahibi olmak, kişinin kendini sevmesi, kendine değer vermesi; ikinci basamak insanları sevmek, bencillikten sıyrılmak; üçüncü basamak Allah’la olan ilişkilerde sencil olmak. Allah’a karşı sencil olmak nedir? Allah’ın isteklerini kendi isteklerimizden önde tutmak, Allah’ın istekleri karşısında kendi isteklerimizi sıfırlamak, O’nun istediklerini istemek, O’na teslim olmak ve O’nun verdiği her şeye razı olmaktır. Allah’la ilişkimizde sencilliğe ulaşmak, insanlara karşı sencil olmaktan geçmektedir. Dünyada kişisel, sosyal huzur ve düzen için; ahiret saadeti için bu psikoloji içinde olmalı ve sencilliği ahlâk haline getirmeliyiz.
İnsanlara karşı sencil olmayı sadece maddî olarak değerlendirmemek gerekir. Kendimiz için istediklerimizi başkaları için de istemek, insanlara dua etmek, iyi dilek ve temennide bulunmak da sencillik sayılabilir. Başkaları için yapılan duaların ne kadar önemli olduğu hadislerde de belirtilmiştir: “Müslüman bir kul, yanında olmayan kardeşi için dua ederse, melek ‘Onun için istediğinin aynısı sana da verilsin!’ der.” (Müslim, Zikir, 86.)
“Sizden biri, kendisi için sevdiğini (istediğini, arzu ettiğini, din) kardeşi için de sevmedikçe (istemedikçe, arzu etmedikçe) gerçek îmâna eremez.” [Buhârî, Îmân 6; Müslim, Îmân 71 (45); Tirmizî, Sıfatu’l-Kıyâme 60 (3517); Nesâî, Îmân 19 (3, 115); İbni Mâce, Mukaddime 9 (66).] hadis-i şerifiyle de diğerkâmlığın gerçek iman için ne kadar önemli olduğu vurgulanmıştır.
Beden hastalığı olan ama bunu fark edemeyen kişinin doktora gitmeyeceği gibi, kendinde bencillik veya diğer kötü ahlâklar bulunan kişiler de tedaviye ihtiyaç duymazlar. Ne zaman bir ağrı yaşarız, o zaman bir problem olduğunu anlayıp hastaneye gideriz. Manevi hastalıklarda hayatımızda bir problem olduğunu hissederiz ama neyden kaynaklandığını anlayamayız. Nefis hastalıkları beden hastalıklarından daha tehlikelidir. Günümüzde manevi bunalım içinde olan ama bunu fark etmeyen, manevi ameliyata ihtiyacı olan nice insan vardır. Bireysel ve toplumsal huzurumuz için güzeli, doğruyu öğütleyen dostlar edinmeli, kendimizi hesaba çekmeli, bir an önce içinde bulunduğumuz bunalım çukurundan kurtulmak için çaba göstermeliyiz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.