Ana sayfa - Son Sayı - Müzikle Kalpteki Duyguları Uyandırmak / Dr. Mehmet Gezer

Müzikle Kalpteki Duyguları Uyandırmak / Dr. Mehmet Gezer

Sizi tanıyabilir miyiz, müzik hayatınız nasıl başladı?
Kütahya ilimizin Tavşanlı ilçesi 1955 doğumluyum. İlk, orta ve lise öğrenimimi burada tamamladım. 1976 yılında Türk Musıkîsi Devlet Konservatuvarı’nın İstanbul’da açıldığını ve öğrenci alınacağını gazetelerde okuyunca çok heyecanlandım. Rahmetli annem ve babamın desteğini alarak kaydımı yaptırdım. Sınava girdim ve postadan gelecek olan habere odaklandım. 2-3 gün sonra postacının getirdiği zarfı açarken ellerimin ne kadar çok titrediğini hâlâ unutamam. 90 gibi yüksek bir puanla kayıt yaptırmaya hak kazanmış olarak çok arzuladığım okulun öğrencisi oldum. Böylece ilk kez üniversite eğitimi için geldiğim İstanbul’da Türk Musıkîsi Devlet Konservatuvarı Temel Bilimler Bölümü’nün ilk öğrencilerinden olarak 1979-1980 Eğitim-Öğretim Bahar Döneminde Temel Bilimler Anabilim Dalı Türk Sanat Müziği Bölümü’nden mezun oldum. Sonrasında müziği akademik, ilmi ve sanat sahalarında inceleme ve icra etme çalışmalarım hep devam edegeldi.

Öğrenme bozukluğundan, zekâ geriliğine müzikle terapi hangi hastalıklarda ne kadar faydalı, etkileri nelerdir?
Bu soruya öğrenme bozukluğunun oluşum nedenleri ile zekâ ve zekâ geriliği hakkında kısa bilgiler vererek başlamak istiyorum.
Öğrenme bozukluğu; bireyin doğumu ile meydana gelen veya travmaya bağlı olarak sonradan oluşan bir rahatsızlıktır.
Öğrenme bozukluğu (Disleksi); bireyin konuşma-dinleme, okuma-yazma ve farklı yeteneklerin kazanılmasında gösterdiği bir sağlık sorunudur.
Zekâ; bireyin plân ve program yapmak, karşılaştırmak, problem çözmek ve iletişim kurmak gibi yeteneklerin seviyesini belirleyen en önemli unsurdur.
Zekâ geriliği; bireyin öğrenme, düşünme, sorun çözme, çevreyi algılama ve dikkat konularında gösterdiği zihinsel rahatsızlıktır.
Zekâ geriliği, diğer bir ifade ile zihinsel yetersizlik; hafif-orta-ağır olmak üzere üç kategoriye ayrılır.
Zekâ geriliği teşhisi konulan bireylerin %90’ı hafif düzeyde, orta ve ağır derecede olanların oranı ise %10’dur.
Sağlıklı bir bireyde olması gerekli olan IQ oranı 90-100 düzeyindedir. IQ düzeyi 70’in altında olan bireylerde bu rahatsızlıktan söz edilebilir.
Klasik öğrenme yöntemleri ile zihinsel rahatsızlığı olan çocuklar iyi eğitilemez ve özel eğitime ihtiyaç duyarlar. Zira söylemiş olduğum gibi rahatsızlığın oluşum nedenlerine göre davranış sergilenmelidir.
Bu nedenle zekâ geriliği olan çocuklar için uygulanan müzikle terapinin ana hedefi şunlardır:
Okul öncesi ve okul dönemi yetenekleri geliştirmek,
Bedensel hareketlerle ilgili becerileri geliştirmek,
Boş zamanlar için aktiviteler hazırlamak,
Çevre ile iletişim sağlamak,
Sosyal ve duyusal davranışları kontrol altına almak.
Sonuç olarak; zekâ geriliği olan çocukları müzikal etkinliklere yönlendirmenin, çocuğa sevdiği veya herhangi bir müzik enstrümanını çalmasını öğretmenin onu kazanmak demek olduğu hiçbir zaman unutulmamalıdır.
Müzik terapisinin insan üzerindeki olumlu etkileri nelerdir?
Öncelikle müzik terapisinin tanımı ile soruyu cevaplamak istiyorum.
Amerika Müzik Terapi Birliği’nin 1997 yılında yaptığı tanım ile müzik terapisinin alternatif bir tedavi yöntemi olmadığı; geleneksel tıbba uygun ve kendine has kuralları olan, bilimsel bir tedavi yöntemi olduğu kabul edilmiştir.
Müzik terapisi; bu tedaviye ihtiyaç duyan bireyler için fiziksel-zihinsel- psikolojik ve sosyal gereksinimlerini karşılamada müziği ve müzik aktivitelerini kullanan bir uzmanlık alanıdır.
Müzik terapi yöntemlerinin kullanılması ile bireyin fizyolojik, zihinsel, ruhsal ve sosyal alanlarda olduğu gibi cerrahi müdahaleler öncesi ameliyat ve anestezi, doğum korkusu veya ağrısı olan hastaların aşağıda belirttiğim konularda rahatlamalarına yardımcı olur. Örneğin:
Bedensel ve zihinsel aktivitelerin koordineli ve ritmik çalışmasını sağlar.
Bedensel ve sözel dil kullanımını geliştirir.
Davranış bozukluklarını azaltır ve zaman içinde kaybolmasına vesile olur.
Mutluluk duygusu ve yaşama sevincini arttırır.
Bireyi disipline eder, başarıyı ve özgüveni pekiştirir.
Doğum öncesi ve sonrası korku ve ağrıları azaltır.
Otistik ve kanserli bireylerin rehabilite ve psikolojik sorunlarını hafifletir.
Türk Müziği makamlarının tedavide kullanılması ve faydaları nelerdir?
Türk Müzik Tarihi’nde kullanılan makam sayısı 650’nin üzerinde olmasına karşın günümüzde, repertuvarımızda bir örneği olan makam sayımız 325’tir.
Müzik terapide kullanılan makamlar ve özelliklerinden bahsedecek olursam birkaç örnek vereceğim. Zira konu ile ilgili olarak yazmış olduğum “Müzik Terapisi Ders Notları” adlı kitabımda geniş olarak ele aldım.
Çarğâh Makamı: Tarihimizde dinî müzik formatında kullanılmış çok eski bir makamdır. Seyir karakteri çıkıcıdır. Bireye iç huzuru ve motivasyon verir, görkemli, ağır başlı bir ifade içerir.
Rast Makamı: Geleneksel müzik terapi uygulamalarında ve günümüzde çok kullanılır. Kısmi uykusuzluk-felç problemi, otistik ve spastik hastaları için spazm çözücü özelliği nedeniyle faydalıdır. İnsana cesaret ve kuvvet verir. Gün içinde etkileme zamanı seher vakti ve gece yarısıdır. Çıkıcı bir seyir gösterir.
Rehavi Makamı: Seyir olarak inici-çıkıcı bir yapıdadır. Baş ağrısı, kas gerilmeleri, burun kanaması ve göğüs ve mide yanmalarına faydası olduğu bilinir. Akıl rahatsızlıklarına etkilidir. Sonsuzluk hissi ve iç huzur verir. Seher vakti ve gece zaman dilimlerinde etkisi fazladır.
İsfahan Makamı: Güven hissi, hareket yeteneği, zihin açıklığı ve kavrama yetisi kazandırır. Baş, ense, omuz bölgelerinde beliren kas gerilmeleri ve felç rahatsızlıklarına olumlu etki yapar.
Hicaz Makamı: Bireye tevazu ve alçak gönüllülük duygusu verir. Vücutta kalp, karaciğer, beyin ve idrar yollarında olumlu etkisi vardır. Öğleden sonraki zaman dilimi ve akşam saatlerinde etkisi fazladır.
Hüzzam Makamı: Bireyi hüzünlü bir ortama sevk eder. Uykusuzluk, tansiyon, kalp ve kas rahatsızlıklarına karşı olumlu etki yapar.
Hüseyni Makamı: Çıkıcı bir makam özelliğine sahiptir. Kişiye barış, sakinlik, rahatlık, güven-kararlılık duyguları verir. Mert ve coşkulu bir anlatımı vardır. Gün ağarırken ve sabah olumlu etkisi daha fazladır. Bedensel olarak; kalp, karaciğer ve mide rahatsızlıklarına karşı hastalara tavsiye edilebilir. Pentatonik müzik özelliği nedeniyle otistik-spastik hastalara dinletilir.
Sevgisizliğin çağımızın sorunu olduğu şu günlerde, müzik herkes için insanı insan yapan, duygu yönünü ortaya çıkaran bir tedavi ve herkesin ihtiyacı olduğu bir şey değil midir?
Evet, haklısınız, sağlığımız için gerekli olan en büyük olgu sevgidir ve biz şu cümleden hareketle hayata bakarız: “Yaratılanı severim, Yaradan’dan ötürü.”
Büyük Halk Ozanımız Yunus Emre’nin (1240-1320) sözünde değindiği gibi birey olarak sevgi üzerine yoğunlaşmak gereği vardır. Sevgi en sağlıklı duygudur.
Yaşanılan hastalıkların tedavilerinde çok etken bir yöntem olmakla beraber müzik; sağlığımızı korumak ve muhafaza etmek için oldukça tesirli bir uygulamadır.
Kısaca bu söylediklerimi formüle edecek olduğumda şu gerçeği görürüz:
Sıhhat=Ritim
Ritim=Disiplin=Başarı=Özgüven=Mutluluk=Huzur=Sevgi=Doğa=Hayat
Sonuç olarak: Sağlık eşittir Müzik.
Sağlık ve huzur dolu bir geleceğiniz için iç dünyanıza uygun müzikte kalın.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.