Hakkımızda

GÖNÜL IŞIĞIYLA
AYDINLANMAK İSTEYENLERE MERHABA…

Tüm gönül dostlarına “merhaba.” Yeni bir dergi, yeni bir sesle, Gönül Dergisi’yle karşınızdayız. Bu karşılaşmanın hepimiz için hayırlı olmasını diliyoruz.
Biliyoruz ki dert çok, ama yaralara merhem olan az. Problem çok ama çözüm öneren az. Söz çok ama işe yarayan az. Yüze gülen çok ama gerçekten ağlayan yok… Gerçek dost arayan çok ama hakiki dost maalesef yok…

Hepimiz biliyoruz ki, yeni çıkan dergilere yönelik ilk soru, “niçin?” sorusudur… “Niçin Gönül?” derseniz, tüm dış uyaranlardan sıyrılıp, kendimizle baş başa kalmak, bir an olsun kendimizle yüzleşmek, hayatla aramızdaki bağları sağlamlaştırmak için “Gönül” diyoruz… Kaostan kurtulmak, dupduru bir şekilde “hissedebilmek”, ter­temiz bir sayfa açmak için “Gönül” diyoruz. İstiyoruz ki, gerçek dost arayan, gönülden dertleşmek isteyen, sevginin gerçek bir değer olduğunu düşünen, velhasılı içindeki tüm güzel değerlerin dış dünyada bir karşılığı olması gerektiğini düşünenler, aynı koridorda bizimle bir araya gelsin… Her şeyden önce kendini sevmeyi bilmeli insan… “Yaradılanı severim, yaradandan ötürü” derken kendini unutmadan söylemeli bu cümleyi… Kendini ihmal etmemeli; nasıl bir canlı olduğunu fark etmeli, kendiyle barışmalı… Kendiyle barışmalı ki, çevreyle, çevresiyle “dost” olabilsin… “Kurdu, kuşu, börtüyü, böceği sevecek­sin” diyenler, “kendisini ve çevresini de” layıkıyla sevmeli, sevebilmeli… İçinde ne kadar yanlış duygu ve düşünce varsa, muhasebesini yapmalı. Kendine değer verdiği kadar başkalarına da değer vermeli… İnsanın, insanın şahsında kendinin, şu koca kainatın gözbebeği olduğunu fark etmeli… Fark etmeli ki, hayatın anlamıyla kendisi arasında zaten kurulu olan bağları bizzat görebilsin…

Bizler, bildiğimiz ve bilmediğimiz tüm güzellikleri bu derginin sayfalarında gün ışığına çıkarmak istiyoruz. Konuşmak, dertleşmek, bu sayfalarda bizi biz yapan değerlerle yüzleşmek için buradayız. Yeni bir dergi olmanın getirmesi gereken tüm yenilikleri gücümüzün yettiğince buraya taşıyacağız. Mevlana’nın “Artık cancağızım, yeni şeyler söylemek lazım” sözünün gereğini bu sayfalara taşımak, bunu gerçekleştirmek için, heybemizde ne varsa dökeceğiz. “İçimizdeki Meryem’i doğurmak” amacındayız. Bir hurma ağacının altında sancısız bir doğum, yani incitmeden incinmeden bir doğum gerçekleştirmek istiyoruz. Sadece “Anadolu kıtası büyüklüğünde”değil, güneş ışınlarının ulaştığı her yerde “hayat” denen enerjinin neye yaradığını görmek ve göstermek istiyor­uz. O ışığın ilk önce içimizde neye yaradığını bilmek ve bildirmek istiyoruz…

Evet, İçinde bulunduğumuz alemin, her zerresinde var olan kudsiyetin habercisi olmak için “Gönül” diyoruz… Bu nedenledir ki, neşelerimiz, tutkularımız, öfkelerimiz, değerlerimiz ilk sayımızdan itibaren bu satırlarda ehil ellerde şifa masasına yatırılacak. İçimizi dışımıza çıkaracağız, aynaya baktığımızda kendimizden hoşnut olmadığımız her şey burada konuşulacak, masaya yatırılacak… Ne, neden, nerede, nasıl soruları gün­demimizin baş köşesinde oturacak her zaman… Konuşacağız hiç durmadan… Ölesiye sorgulayacak, kıyasıya sevecek, hiç durmadan yürüyeceğiz hakikat yolunda… kainatla, eşyayla, insanla aramızda olan hakikat tecelli edecek bu sayede… Bazen Yunus olacağız, bazen Kant, bazen Gazali… Ama asla Firavun olmayacağız… Sadece ve sadece her za­man “kul”, ama sadece “kul…” En büyük filozofluğu, en büyük müziği, en büyük arayışı, en büyük neşeyi, en büyük öfkeyi, hep “kulluğa” taşıyacağız… “Kulluk” ufkunun yüce­liklerinde ölçüp tartacağız her şeyi, ta ki gerçekten “kul” olana kadar…
Feyz Yayınevi’nin çıkarmış olduğu ikinci güzide dergi olan Gönül Dergisi’yle yeni bir dönem başlıyor. En derin sevgi ve muhabbetlerimizle, “Gönül’ün” ilk sayısında gönül­leriniz şen olsun diyoruz…