Gücünü Görünmezliğinden Alan Silah: Algı Yönetimi / Algı Yönetimi Uzmanı Aydın Serdar Kuru

Algı yönetimi ve manipülasyon nedir?

İnsanlar hayatları boyunca her an çeşitli kararlar alırlar ve aslında yaşamlarımız aldığımız kararların toplamıdır diyebiliriz. İnsanların büyük bir kısmı hatta ezici çoğunluğu kararlarını duygularıyla alırlar ama çoğu insan da bunun tam tersini söyler ve kararlarını alırken akıllarını kullandıklarını iddia ederler. Hangi bakkaldan alışveriş edeceğimizi bile duygularımız belirler. Örneğin fiyatları ucuz bile olsa suratsız ve bizi önemsiz hissettiren bir esnaftan mal almak yerine fiyatları ondan daha pahalı olmasına rağmen bize saygılı bir güler yüzle yaklaşan esnafa gideriz; çünkü egomuz bizi her zaman kendini daha iyi hissettiği yere yöneltir. Duyguları yöneten kuvvetse algılarımızdır. Örneğin koyu bir futbol taraftarıyız diyelim ve yolun hemen karşısından, tuttuğumuz takımın formasını giyen hiç tanımadığımız birisi geliyor. Beynimiz bu kişinin üzerindeki takım formasına yüklediğimiz anlama göre karşıdaki kişiyi sınıflandırır ve beyin kendimize benzeyen her şeyi bize sempatik gösterir. Tam o anda duygularımız tetiklenerek o hiç tanımadığımız kişiye sempati göstermeye başlar hatta yanından geçerken hafifçe gülümseriz bile.

Algı Yönetimini şu şekilde tanımlayabiliriz: Algıları kontrol eden duyguları, duyguları kontrol eden kararları ve kararları kontrol eden insanları yönetir. Kısacası Algı Yönetimi aslında bir insan yönetimi bilimidir. Manipülasyonsa Algı Yönetimi şemsiyesi altındaki tekniklerden bir tanesidir. Buna örnek vermemiz gerekirse tüm çıkışlarını ve patikalarını bizim dizayn ettiğimiz bir labirente bıraktığımız deney faresinin, o labirentin içinde kendi özgür iradesiyle gezmesine benzer diyebiliriz. Algı Yönetimi ve Manipülasyonun gücü, görünmez olmasından kaynaklanır. Ancak bunların hepsi de birer araçtır ve kendi içinde kötü unsurlar değildir. Nasıl ki bazı kitaplar vardır insanları aydınlığa çıkarır, bazı kitaplar vardır insanları felakete sürükler ve burada kitap denen kavram suçlanmaz; çünkü suçlu yazarının kötü niyetidir. Algı Yönetimi de aynen böyledir. Bir gemiyi delip onu fakirlerin elinden almak isteyen zalimleri başka bir yere yönlendirmek de Algı Yönetimidir. Aynı şekilde kendisine başka insanlara aktarması için söylenen doğru sözleri değiştirerek insanları yanlışa sürüklemek de Algı Yönetimidir. Her şeyde olduğu gibi belirleyici olan niyettir.

Algı yönetimiyle ne hedeflenmektedir? Kimler yapmaktadır?

Algı Yönetiminin hedefleri tamamen onu uygulayan kişinin hedeflerine yöneliktir. Algı Yönetiminin temelde 8 psikolojik prensibi vardır ve bunların kombinasyonları kullanılarak insanlarda duygusal etkiler üretilmeye çalışılır. Ancak hedefi belirleyen, tamamen bunu yapan kişilerdir. Örneğin insanlara normalde ihtiyaçları olmayan ürün ve hizmetleri üstelik onları türlü borçlara sokarak tüketmeye zorlayan kampanyalarda da Algı Yönetimi kullanılabileceği gibi, tam tersine insanları başka insanların haklarına saygılı olmaya ve kanaatkâr bir hayat sürmenin erdemlerine yönelik bir şekilde mesajlar içeren Algı Yönetimi uygulamaları da yapılabilir. Ancak temel olarak Algı Yönetiminin çekirdeğini görünmezlik ve insanların karar verme süreçlerinin yönlendirilmesi oluşturur. Bir tane örnek vermem gerekirse Algı yönetiminde sıkça kullanılan otorite prensibinden bahsedebiliriz. İnsanlar çocukluklarından itibaren otoriteye sahip kişilere sorgulamadan itaat etmeye alıştırılırlar. Bu sebeple otorite kabul edilen insanların görüşleri genelde pek sorgulanmadan “doğru” olarak kabul edilir; hatta bu insanın otorite alanı dışındaki alanlarda da aynı şekilde hep “doğruyu” söylediği vehmi oldukça etkilidir. Örneğin bir Jeoloji Profesörü depremle alakalı bir konuda “otorite” sıfatını kullanarak görüş bildirir ki bu doğrudur. Çünkü bu insan yıllarını bu konuda araştırmalar ve okumalar yapmaya vermiş ve diğer insanlardan çok daha fazla bilgi birikimine sahip olmuştur. Ancak aynı Profesör uzmanlık alanı olmayan bir konuda örneğin “yemek yapma” konusunda da fikir belirttiği zaman insanlar garip bir şekilde ve otomatik olarak o konuda da en iyi ve doğru bilgiyi söylediği zannında kapılırlar. İşte Algı Yönetimi bu zihinsel yanılsama durumunu kullanarak son derece saçma bir mesajı bile Profesör, Doktor veya Yazar gibi farklı otorite figürlerine aynı anda söylettirerek kitlelere o mesajı kabul ettirebilir. Günümüzde Algı Yönetiminin etkinliğinin sebeplerinden bir tanesi de iletişim kanallarının çoğalması ve insanlara sanki çok özgür bir iletişim ortamındalarmış gibi bir imaj verilmesinde yatar. Örneğin tek bir gazetenin atacağı saçma bir manşet düşünelim. Diyelim ki “Uzaylılar dün Ankara’ya indi” türünden bir manşet pek inandırıcı olmayacaktır. Ancak bu saçma haber aynı anda en büyük gazete ve televizyonlar tarafından verilir ve hepsi de “konunun uzmanı” olarak tanıtılan insanlar bunu doğrularsa insanlar tek bir ispatlayıcı resim görmeden bile bu habere inanırlar. Çünkü akılları bu kadar çok bilgi kanalının aynı anda aynı şeyi söylüyor olabileceğini düşünemez. Algı Yönetimi, birbiriyle alakası yokmuş gibi gözüken haber kaynaklarının aynı anda ama farklı kelimelerle, aynı mesajı vermelerinden gücünü alır.

Algı yönetimiyle karşı karşıya olduğumuzun ne kadar farkına varabiliyoruz?

Sadece iyi dizayn edilmemiş ve tekniğine uyularak yapılmamış bir Algı Yönetimi uygulaması sıradan insanlar tarafından fark edilebilir. Ancak bu işin eğitimini almış bir uzman belli tekniklerin kullanılma şeklinden böyle bir operasyonu anlayabilir. Boksörlerin en iyi bildiği şey ringde onları devirecek olan yumruğun, geldiğini görmedikleri yumruk olacağıdır. Algı Yönetimi de gücünü görünmezliğinden alır. Örneğin Algı Yönetimindeki “Çerçeveleme ve anlam kaydırma” tekniğini ele alalım. Pet şişelerin çevreye ve doğaya zarar verdiğini herkes bilir, ancak siz pet şişede satılan bir ürün satıyorsanız bu ürününüzün reklamlarında sürekli orman, doğa, karlı dağlar ve deniz kıyısı görselleri kullanarak ürününüzün “doğa dostu” olduğu yönünde bir anlam kaydırması yapabilirsiniz. İnsan zihni birbiriyle en zıt şeyleri bile sürekli yan yana görürse o iki zıt şeyi birleştirip yeni bir anlam edindirme becerisine sahiptir. Son derece doğa dostu olduğunu söyleyen bir insan bile kendisine sürekli doğa görselleriyle sunulan ürünün, doğaya zararlı naylon şişelerde satıldığını fark etmez çünkü beyni bu iki zıt sembolü tek bir sembol olarak algılar. Kullanılan kelimeler de çok önemlidir; çünkü kelimeler her tür olguya verdiğimiz anlamları belirler. Örneğin bir banka “benim işim seni kendime borçlandırmak ve daha sonra bu borcu faiziyle bana geri ödemeni sağlamak” gibi bir mesajla çok başarılı sonuçlar elde edemez. Ancak “bizim işimiz zor zamanlarınızda size destek olmak ve daha mutlu bir hayat yaşamanız için gereken imkanları size sağlamak” derse başarılı olma ihtimali artar. Her olgu o olguyu açıklamak için kullanılan kelimelere göre bir algı üretir.

Algı yönetimi yapanlar hangi teknik ve kuralları kullanıyorlar? Bu süreç nasıl işlemektedir?

Algı Yönetimi 8 Ana Psikolojik Prensip ve bunların varyasyonları olan binlerce teknik içerir. Esas olarak Psikoloji biliminin bulguları kullanılsa da insanla alakalı her çalışma Algı Yönetiminin sahasına girer. İnsan zihni ve olayları kavrayışında boşluklar vardır ve Algı Yönetimi bu boşlukları kullanarak zihinlere girer. Örneğin insanlar birer kıyaslama makinesidir ve tüm dünyayı nesneleri birbirine kıyaslayarak anlamaya çalışır. Genelde önceki olaylar hakkındaki algısı sonraki olaylara bakışını belirler. Mesela bir giyim dükkanından son derece güzel kokular geldiğini fark eden bir insan o dükkâna girdiği anda o güzel kokuların kendisine verdiği tüm “güzellik” ve “ferahlık” duygularını dükkânın içindeki ürünlere yükler. Bu sebeple birçok giyim mağazası mağazalarının içine otomatik makinelere özel kokular sıkarlar. Ya da televizyonda son derece sevgi dolu bir sahne gördüğünüz anda giren reklamdaki ürünü beyniniz o sevgi duygusunun ışığında algılar. Bu sebeple çok seyredilen duygusal dizilerin arasında özel bir zamanlamayla konulan reklamlar son derece etkili olur.

Kandırılma, kolay yönlendirilme insanın hangi zaafları üzerinden yapılmaya çalışılıyor?

İnsan kandırılmaya ve hayal kurmaya çok müsait yaratılmıştır. Görmediği olaylara veya gelecekte olacağını umduğu birtakım şeylerin hayaline göre eyleme geçen tek varlık insandır. Aynı şekilde insanlar hikayeler dinlemeyi ve anlatmayı da sever. Kısacası hayal dünyası ve dünyayı olduğundan farklı şekilde anlamlandırmak insana özgüdür. Bu sebeple aynı yoldan iyiye de kötüye de yönlendirilebilir. Buna benzer şekilde insanların birçok eylemi otomatik eylemlerdir. Her konu üzerinde uzun uzun düşünmeye birçoğunun isteği ve zamanı yoktur. Bu sebeple önyargıları ve ilk izlenimleriyle harekete geçerler. Algı Yönetimi insanın bu tür zayıflıklarından ve duygusallıklarından faydalanır. Örneğin çoğu insan kendisini önemli ve değerli hissetmek ister. Ne kadar saçma olursa olsun kendisini önemli hissedeceği durumlardan zevk alır ve o eylemleri sürekli tekrarlar. İnsanlara kendilerini önemli hissettirirseniz onları yönlendirmeniz de son derece kolaydır. Diyelim ki bir grup insan sürekli bir araya gelip resim yapıyor ve sonrasında da sohbet ettikten sonra ayrılıyor. Bu insanların bu eylemi uzun süre sürdürme ihtimalleri çok düşüktür. Ancak bu grubun içindeki birisi diğerlerine “yaptıklarının son derece kutsal ve önemli olduğunu ve her birinin sanatın değerinin farkında ‘özel’ insanlar olduğu” mesajını bıkmadan usanmadan sürekli tekrarlarsa ve bu başka insanlar tarafından da onaylanırsa o gruba girmekle kendisini değerli hisseden insanların grubu terk etmeleri çok zorlaşır. Çünkü orada dış dünyadan çok daha fazla bir şekilde değer görmektedirler. Bu da onların kolayca yönlendirilmelerini sağlar; çünkü gruptan çıkarılmamak için her tavizi vermeye hazırdırlar.

Algı yönetimi ve manipülasyondan korunmak için neler yapmalı, nasıl bir psikoloji ve kafa yapısına sahip olmalıyız? Eleştirel ve analitik düşünme, objektif olma bu konuda nerede duruyor?

Algı Yönetimine karşı korunabilmenin tek yolu bu konuda bilgi sahibi olmaktır; çünkü ne olduğunu anlayamadığınız bir şeye karşı kendinizi koruma ihtimaliniz de pek yoktur. Örneğin ilk defa ateşli silahlar taşıyan beyaz sömürgecileri gören Amerika yerlileri sadece ses çıkaran birtakım çubuklar ve kanlar içinde yere düşen kendi insanlarını görüyorlardı. Tabanca, tüfek ve top gibi silahların hangi mantığa dayanarak çalıştığını bilmedikleri için de yüz binlercesi bazen bir avuç silahlı sömürgeciye teslim oldu. Algı Yönetimi de buna benzer. Eleştirel düşünce tabi ki çok önemlidir ancak eleştirel düşünceye sahip insanların yönetilmesi çok zor olduğu için genelde böyle bir insanın eğitim sistemi ve kültürel baskılar arasından çıkmasına izin verilmez. İnsan topluluklarının ezici bir çoğunluğu ne yazık ki sadece taklit ederek yaşayan, derin düşünmeyen ve sürü psikolojisiyle hareket eden insanlardan oluşur. Bu sebeple de her tür Algı Yönetimi ve Manipülasyona çok açıktırlar. Burada yapılabilecek tek şey mümkün olduğunca fazla sayıda insana ulaşarak Algı Yönetimi konusunda bilinçlendirmektir. Şahsen gerek Sosyal Medya üzerinden gerek verdiğim eğitimlerle bu bilincin oluşmasına çaba sarf ediyorum. Ancak yeterli desteği gördüğümü söyleyemem; çünkü şu anda birçok insan bu konunun kendi hayatları için ne kadar önemli olduğunun farkında değil. Çağımız artık bir Algı Yönetimi çağıdır. Tankların ve topların yerini, insan zihinlerine hâkim olma becerileri almıştır. Bir devletin en önemli görevi de hem kendi milletinin zihinlerini olası Algı Yönetimi saldırılarından korumak hem de haklı davalarını başka milletlerin zihninde doğru şekilde yer etmesini sağlayacak metotları kullanabilmektir. Her yazımda ve eğitimim de bir Milli Algı Stratejisi (MAS) oluşturmamız gerektiğini ve direkt olarak Başkanlığa bağlı bir müsteşarlıkla bu konuda politikalar üretilerek Stratejinin hayata geçirilmesi gerektiğini belirtmekteyim. Bunu yapacak gücümüz ve imkanlarımız vardır. Yeter ki bir an önce uyanalım ve harekete geçelim; çünkü şu anda Amerika, İngiltere, Rusya ve Çin gibi ülkeler bu konularda ciddi çalışmalar yapmaktadırlar. Bu konunun öneminin farkına varamazsak sonumuz, mutlu mesut ama kör bir şekilde yaşayan Amerikan yerlilerinin karşılarında tepeden tırnağa tabancalarla, tüfeklerle ve toplarla silahlı sömürgecileri gördüğü gün yaşadıkları pişmanlığı yaşamak zorunda kalırız. Geçmişte düşmana hazırlık “savaş atları” besleyerek yapılırdı; bugünse “zihin hakimiyeti bilimleri” üzerine çalışarak yapılmalıdır.

Yorum bırakın