Ana sayfa - Arşiv - Çocuğun Cinsel Eğitimi / Pedagog Ali Çankırılı

Çocuğun Cinsel Eğitimi / Pedagog Ali Çankırılı

“Cinsel eğitim ana rahminde başlar.” dersek konuyu abartmış olmayız. Anne baba adayları çocuk yapmaya niyetlendikleri zaman çocuğun cinsiyeti konusunda seçici olmamaları, “Allahım bize bir erkek/kız çocuğu ver.” yerine “Allahım bize hayırlı bir çocuk ver.” demeleri daha uygundur.

Anne babaların çocuk eğitirken en çok zorlandığı konuların başında cinsel eğitim geliyor. Cinsel eğitimi zor zannetmemizin sebebi konuya yetişkin gözüyle bakmamız. Konuya yetişkin gözüyle bakınca, çocuk cinselliğe ait bir soru sorduğunda şaşırıyoruz, “Sen daha çocuksun büyüdüğün zaman anlatırım.” diyerek onu atlatıyoruz veya “Ne kadar ayıp, bunları nereden duyuyorsun?” diyerek çocuğu utandıran bir dil kullanıyoruz.

Çocuğun sorularına cevap verirken zorlanmamızın ikinci sebebi, cinsel eğitimi üreme bilgisinden ibaret zannetmemiz. Bu iki hatalı yaklaşım, anne babaların işini zorlaştırıyor. Aslında cinsel eğitim sanıldığı kadar zor değildir. Okul öncesi çocuğun cinselliğe ve yaratılışa ait soruları cinsel meraktan değil, öğrenme merakından kaynaklanmaktadır.

Çocuk mantığında, “Ben dünyaya nasıl geldim?” sorusu ile “Bu uçak havada nasıl duruyor, neden yere düşmüyor?” sorusu arasında fark yoktur.

Çocuk, vücudunu tanımaya çalışırken nasıl ayaklarına kulaklarına ve saçına dokunuyor ise; aynı amaçla cinsel organına da dokunmaktadır.

Eğer “Çok ayıp, çek elini oradan!” diye çocuğun eline vurursak cinsel organların kötü olduğunu telkin etmiş oluruz. Annenin, bebeğin altını temizlerken takındığı tutum da çok önemlidir. İsteksizlik ve tiksinti gösterirse; bebek, annenin vücut dilinden cinsel organların kötü olduğu mesajını alır ve cinsel organlarından utanmayı öğrenir. Mahremiyet duygusundan kaynaklanan utanma ile cinsel organlarını kötü olarak algılamadan kaynaklanan utanma aynı şey değildir.

Çocukların cinsel organlar hakkında kötü kanaat edinmelerinin bir sebebi de küfürlerdir. Öyle ki, erkek çocukların küfretmeleriyle övünen babalar vardır. Küfür doğrudan cinsel bölgeye hakarettir.

Küfrün yaygın olduğu bir toplumda sağlıklı cinsel eğitimden bahsedilemez.

Çocuğun Yaratılışa Ait Soruları “Anne ben nerden geldim?”

Bebeğin dünyaya gelmesi için bir “anne” ve bir de “baba” gerekir. Anne ve baba çocuk sahibi olmak istedikleri zaman “Allahım bize hayırlı bir çocuk ver.” diye dua ederler. Allah dualarını kabul edince iki dua birleşir, annenin karnında minicik bir bebek olur.

Meme emecek kadar büyüdüğü zaman, anne hastaneye giderek doktorun yardımı ile bebeğini doğurur.

“Anne karnındaki bebek acıkmaz mı? Anne karnındaki bebek nasıl büyür?”

Minik bebeğin ağzı yemek yiyecek kadar büyümediği için göbeğine bağlı bir kordonla beslenir. Annenin yediği yiyeceklerin bir kısmı göbek kordonu içinden bebeğe ulaşır. Böylece bebeğin karnı doymuş olur.

“Bebek annenin karnında nasıl nefes alır? Nefes almadan nasıl yaşıyor?”

Bizler neden nefes alırız? Aldığımız hava kanımızı temizlesin diye. Anne nefes aldığı için kanı temizlenmiş olur. Annenin temiz kanı, göbek kordonuyla bebeğe ulaştığı için bebeğin nefes almasına gerek kalmaz.

“Anne rahmindeki bebeğin tek başına canı sıkılmaz mı?”

Anne rahmindeki bebek, anne ile birlikte olduğu için canı sıkılmaz. Zamanın çoğunu uykuda geçirir. Bu sebeple ona ‘uykucu’ diyebiliriz. Çok küçük olduğu için can sıkıntısının ne olduğunu bilmez.

“Annenin karnı bir yere çarptığı zaman bebeğin canı acımaz mı?”

Anne rahmindeki bebek bir sıvı kesesinin içinde yaşamaktadır. Kesenin içindeki sıvı kaygan ve yağlı bir maddedir. Bebek bu sıvının içinde rahatça hareket edebilir, dış darbelerden etkilenmez.

“Bebek sıvının içinde boğulmaz mı?”

Sıvı kesesinin içinde hareket eden bebek suda yüzen balık gibidir. Balıklar suyun içinde nasıl nefes almadan yaşayabiliyorlarsa bebek de sıvı kesesinin içinde nefes almadan yaşayabilir. Zaten nefes almasına da gerek yoktur.

“Annenin karnındaki bebek çişini/kakasını nasıl yapıyor?”

Bizler yemek yediğimiz ve su içtiğimiz için çişimiz ve kakamız gelir. Anne karnındaki bebek, göbek kordonundan gelen besinlerle beslendiği için yemeğe ve suya ihtiyaç duymaz. Onun için çişi ve kakası yoktur.

Çocuklarımızı Cinsel Tacize, Cinsel İstismara ve Kaçırılmaya Karşı Nasıl Koruyacağız?

Çocuklarımızı cinsel tacizden korumanın en etkili yolu “mahremiyet” eğitimidir. “Mahremiyet eğitimi” derken temel davranış refleksini kastediyoruz. Mahremiyet eğitimi, çocuk ayağa kalktıktan ve meramını sözle anlatabildiği dört yaşından itibaren verilebilir. Temel davranış refleksi kazanan bir çocuk, kendisine yönelen kötü niyetli bakışları ve kötü niyetli eli hissedebilir. Kötü niyetli kişiden kurtulmak için ani bir refleksle bağıracak ve o ortamdan uzaklaşarak kendisini korumuş olacaktır. Tacizciler öz güvenleri çok düşük, içine kapalı insanlardır. Çocuk ani bir şekilde bağrılınca yakalanacağı korkusuyla teşebbüsünden vazgeçer. Bir çocuk bebekliğinden itibaren bedeninin farkına varması ve yetişkinlerden farklı bir birey olduğunu hissetmesi gerekir.

Anneler bebeğin altını herkesin gözü önünde değiştirmemeli, tenha bir köşeye veya boş bir odaya giderek altını temizlemelidir. Anneler çocuğun altını temizlerken veya banyo yaptırırken vücudunun ve cinsel organlarının kendisine ait olduğunu, başkalarının kendisinden izin almadan onu sevemeyeceğini, cinsel organlarına dokunamayacağını anlatmaları gerekir. Böylece çocukta “ancak ben izin verirsem bedenime dokunabilirsin” bilinci gelişmiş olacaktır.

Bazı ailelerde çocuğu ısırarak cinsel organlarına dokunarak veya öperek sevme alışkanlığı vardır. Cinsel organlarına dokunulmaktan ve ısırılmaktan rahatsız olmayan ve bundan hoşlanan çocuklar kendilerini cinsel tacizlere karşı koruyamazlar.

Fiziksel ve sözel şiddete maruz kalan çocuklar da kendilerini istismara karşı koruyamazlar. İstismarcının “Söylersen seni öldürürüm.” tehdidine boyun eğecek, korkudan anne babaya açılamayacaktır.

Çocuklar ayağa kalkıp yürümeye başladığı andan itibaren çıplak dolaşmasına izin verilmemeli, anne baba çocukla birlikte çıplak olarak banyoya girmemelidir.

Tuvalet eğitiminin de mahremiyete uygun verilmesi gerekir. Çocukla birlikte tuvalete girmek, çocuk tuvalet ihtiyacını giderirken tuvaletin kapısını açık tutmak mahremiyet eğitimine aykırıdır. Çocuk tuvaletin özel bir mekân olduğunu, birisi tuvaletini yaparken başkalarının onu gözetlememesi gerektiğini öğrenmelidir.

Bedene saygı, kişiye saygı ile başlar. Anne baba çocuğun odasına girerken kapıyı tıklatmalı, girmek için izin istemelidir. Kişilik gelişiminde “ben algısı” çok önemlidir. Anne baba tarafından sevilen, değer verilen bir çocukta “ben saygısı” gelişir.

Kendisine saygısı olan bir çocuk kendisine zarar verecek kötü ortamlardan ve kötü alışkanlıklardan uzak durur.

Çocuklarımızı okul öncesi dönemde (4-5 yaşlarında) cinsel taciz konusunda bilgilendirmemiz gerekir. Daha önce hem anlamaları zordur hem de cinsel taciz riski çok düşüktür. Önce çocuklara, cinsel organlarına ancak (temizlik, banyo, çamaşır değiştirmek için) anne ve babanın dokunabileceğini, başkalarının buna hakkı olmadığını anlatmalıyız.

Cinsel taciz ve istismar konusunda çocuğumuza vereceğimiz bilgileri şöyle sıralayabiliriz:

• Eğer başkaları, en yakın akrabalar bile, tenha yerlerde seni sever, okşar ve severken cinsel organlarına dokunursa buna izin verme, koşarak oradan uzaklaş. Başına böyle bir şey gelirse gelip bana anlat. Bu kişi yaptıklarını anlatmaman için seni korkutsa bile gelip bana anlatmalısın.

Korkma, biz seni koruruz. “Kimseye söyleme” sözü de normal değildir. “Eğer gelip bize anlatmazsan o kişi sana zarar vermeye devam eder.”

•Her sevme ve okşama kötü niyetli değildir. Sana dokunan elin sevgi eli mi, kötü niyet eli mi olduğunu hissedersin. Sen akıllı bir çocuksun, bunu anlayabilirsin. Eğer seni kendi çocuğu gibi seven iyi kalpli insanlardan da şüphe edecek olursan onlara haksızlık etmiş olursun.

•Çarşıda veya pazarda kaybolursan, yanında çocukları bulunan bir aileden yardım iste, seni polis karakoluna götürmelerini söyle. En yakındaki bir dükkâna girip dükkân sahibinden de yardım isteyebilirsin. Dükkâna girmeden önce içeride başka insanlar olup olmadığına bak, başka insanlar varsa gir.

•Uzak ve ıssız yerlerde, boş ve terk edilmiş evlerde, inşaatlarda, bodrumlarda oyun oynama. Bu gibi yerlerde yardım alamayacağın için kötü niyetli insanların işi kolaylaşır.

•Tek başına çocuk parklarına gitme. Bir yabancı sana şeker, çikolata gibi şeyler verirse alma. Hemen oradan uzaklaş.

•Kötü niyetli insanlar çocukları kandırmak için yalan hikâyeler uydururlar. “Annen/baban seni çağırıyor, gel seni annene/babana götüreceğim.” derler. Onlara aldanıp peşlerinden gitme. Bazıları da yalancıktan yardım isterler. Mesela, “Köpeğim kayboldu, bulmama yardımcı olur musun, beni şu adrese götürür müsün, şu paketi eve çıkarmama yardım eder misin?” derler.

•Yolda bir araba durur, “Beni şu adrese götürür müsün?” veya “Annen kaza geçirdi hastanede yatıyor, seni yanına götürmemi istedi.” derse inanma, arabaya binme, hemen oradan uzaklaş.

•Evde yalnızken başkalarına kapı açma. Biz evde iken bile yabancılara kapıyı açma. Gelen, “Ben tüpçüyüm, ben sütçüyüm, ben tamirciyim.” dese bile kapıyı açma.

•Bizden izinsiz arkadaş ve komşu evlerine gitme.

•Okuldan eve gelirken tenha yerlerden geçme, içinde yolcu bulunmayan servise veya dolmuşa binme.

Çocuklar bu anlattıklarınızın hepsini aklında tutamaz. Ara sıra sorular sorarak bilgisini tazeleyebilirsiniz. Mesela, “Okuldan eve gelirken bir araba yanında dursa, annen kaza geçirdi hastanede yatıyor, ben doktorum, seni yanına götürmemi istedi dese ne yaparsın?” şeklinde bir soru sorarak cevap vermesini isteyebilirsiniz.

Anne Baba Olarak Bize Düşen Görevler

Cinsel tacizden ve istismardan korunmayı sadece çocuklardan beklemek problemi çözmeye yetmez. Anne baba olarak bizlerin de alacağı tedbirler ve yerine getirmesi gereken görevler var. Bunları da kısaca şöyle sıralayabiliriz:

• Çocukların okula gidiş-dönüş saatlerini, kimlerle arkadaşlık yaptıklarını, kimlerle nerelere gittiklerini ve ne zaman eve döneceklerini yakından takip etmemiz gerekir.

• Çocuk sapıkları daha çok av mekânı olarak tenha yerleri, çocuk parklarını, oyun ve eğlence salonlarını tercih ederler. Buralarda tek başına dolaşan, kontrolsüz, bilgisiz çocukları avlarına düşürürler. Bu sebeple çocuğun 24 saati anne babanın bilgisi ve kontrolü altında olmalıdır.

• Akrabalarımızdan, komşularımızdan, arkadaşlarımızdan biri veya büyük bir çocuk çocuğumuza aşırı ilgi gösteriyor, çocuğumuz da bu ilgiden sıkılıyor ve rahatsızlık belirtileri gösteriyor ise sebebini araştırmalıyız.

• Çocuğa verilen hediyelerin nereden ve kimden geldiği araştırılmalı, sebebi bilinmeyen hediyelerden şüphe edilmelidir.

• Çocuğu spor ve müzik gibi özel bir etkinlik kursuna göndermeden önce kurumun ve ders verecek öğretmenin ciddiyeti ve güvenilirliği araştırılmalıdır.

• Çalışan anneler, çocuğunu teslim edeceği bakıcıyı veya kreşi çok iyi araştırmalı, teslim ettikten sonra da takip etmeli, çocuktan bakıcı veya kreş elemanları ile geçirdiği saatlerde neler yaptığı sorulmalı ve sohbet edilmelidir. Çocuk bakıcıdan korkuyor, onunla beraber olmak istemiyor veya kreşe gitmeyi reddediyorsa sebebi mutlaka araştırılmalıdır.

• Yatılı okullar da riskli alanlardır. Anne babadan uzak kalan çocuklar bütün sevgilerini bir arkadaş veya kendisinden büyük bir çocuk üzerinde yoğunlaştırabilir. Duygularını kontrol etmeyi bilmeyen, anne babası ile sıcak ilişkileri olmayan çocuklar, bu beraberliği sevdiği arkadaşına karşı cinsel istek duyacak kadar ileri götürebilir. Eğer bir çocuğun fazla arkadaşı yoksa ve sadece bir arkadaşla yetiniyorsa ve her yerde o arkadaşıyla görülüyorsa bu beraberliğin arka plânı araştırılmalıdır.

• Çocuğun internet kafelere alışmasına izin verilmemeli, gerekirse kendisine bir bilgisayar alınmalıdır. Bilgisayarda pornografik web sitelerine girmesi önlenmelidir.

• Çocuğa hissettirmeden odası ve eşyaları aranmalı, pornografik yayınlar veya benzeri şeyler bulunduğu zaman bunlara el koymadan, çocukla çatışmaya girmeden ve suçlayıcı sözler kullanmadan cinsel duygularını kontrol etmesi öğretilmelidir.

Mahremiyet eğitiminin zor bir konu olduğunu biliyoruz. Ancak çocuklarımızın ruh sağlığı ve geleceği adına her zorluğa katlanmamız gerekiyor. Bir meseleyi görmezden gelerek veya erteleyerek çözüme ulaştıramayız. Bu konuda iyimser olmanın da bir faydası yoktur. Elimizdeki cinsel taciz ve istismar vakalarının çoğunda “Bu tür şeyler bizim ailemizde olmaz.” diyen fazla iyimser anne babaların çocukları vardır.

Cinsel istismar konusunda en büyük bedeli, ihmalci ve iyimser anne babalar değil, bizzat çocuk ödemektedir. Böyle bir olayla karşılaşan anne babaların çoğu, deşifre olma (dile düşme) utancı ile polise ve psikiyatra başvurmamakta, acısını kalbine gömerek olayı unutmaya çalışmaktadır. Anne babaların bunu yapmaya iki sebeple hakkı yoktur.

Birincisi, burada mağdur olan çocuktur, anne baba çocuk adına fedakârlık yapamaz. Cinsel istismara maruz kalan bir çocuk, istismarcının elinden kurtarılmaz ve psikiyatrik tedavi görmez ise hasta bir kişilik kazanacak, sağlıklı bir evlilik yapamayacak, büyük ihtimalle alkol ve uyuşturucu batağına saplanacaktır.

İkincisi, polise başvurulmaz, istismarcı yaptığının cezasını ödemez ise eylemine devam edecek, başka çocukları da tuzağına düşürecektir.

Çocukların cinsel tacize maruz kalması toplumun ayıbıdır. Çünkü tacizciler ve istismarcılar bu toplumun içinden çıkmaktadır.

Sağlıklı bir nesil yetiştirmek için aileler kadar eğitimciler de üzerine düşeni yapmalı, devlet de onlara yardımcı olmalıdır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.