Cemiyet-i Tıbbiye-i Osmaniye’den Bugüne / Prof. Dr. Ayten Altıntaş

Cemiyet-i Tıbbiye-i Osmaniye 3 mart 1867 tarihinde Sultan Abdülaziz’in iradesi ile kurulmuştu. Bilindiği gibi Osmanlı Devleti’nde hekimlerin batılı anlamda dernekleşmeleri 19. yüzyılda olmuştur. Bu anlamda ilk kurulan dernek 1855 yılında “cemiyet-i tıbbiye-i şâhâne” idiyse de bu tıp derneği Kırım harbi sebebiyle İstanbul’da bulunan İngiliz ve Fransız hekimlerinin aralarında bilimsel toplantı ve çalışmalar yapabilmeleri için yapılandırılmıştı. Konuşma ve yazışma dili Fransızca idi. Cemiyet-i Tıbbiye-i Osmaniye ise Türkçe konuşan ve tıp eğitimimizin Türkçeye geçmesi için büyük mücadele veren bir dernekti.

Bilindiği gibi çağdaş tıp eğitimimiz 1827 yılında tıbhâne-i âmire ile başlamış, bu eğitim hiç ara vermeden ve devamlı kendini yenileyerek bugüne kadar gelmiştir. Türk tıp eğitimi tarihi tabiidir ki 1827 ile başlatılamaz. Tarihinin her döneminde o devre uygun tıp eğitimi yapılıyordu. Fakat bu müesseseler kendini yenileyerek tıp eğitimine devam edememişlerdi. 1827 yılında başlayan ve süreklilik taşıyan tıp eğitimimiz gelişerek devam ederken 1839 Tanzimat hareketleri paralelinde eğitim dili Fransızcaya çevrildi. Bu eğitim Avrupa’da yapılan tıp eğitimlerini esas alıyor, Fransızca dili ile eğitim yapıyor, o dildeki kitapları takip ediyordu. Burada başarılı olan öğrenciler Avrupa tıp fakültesi öğrencileri ile aynı sınavlara giriyor ve aynı başarıyı gösteriyorlardı. Fakat sorun kalite değil sayı meselesinde idi. Mekteb-i Tıbbiye-i Şâhâne’den mezun hekimler o kadar az oluyordu ki Osmanlı Devleti’nin hiçbir müessesine hizmet verilemiyordu. Devlet kayıtlarına göre ortalama senede 7-8 öğrenci mezun oluyordu. Bu durumu düzeltmek amacıyla hareket eden bir grup tıbbiyeli derslerin Türkçe olmasının tek çözüm olduğuna inanmışlardı. Bu konudaki mücadeleleri sonucunda önce sivil tıp okulu “mülki tıbbiye” açıldı. Bu okulun açılma kararının hemen arkasından 3 mart 1867 tarihinde “Cemiyet-i Tıbbiye-i Osmaniye” kuruldu.

Türkçe Tıp Eğitimi

Cemiyetin kurulma amacının ilki nizamnamesinde yazıldığı gibi; “…bunların asıl işleri tıbba mütedair mevcud olan kütüb ve resâilin Türkçe’ye nakil ve tercümesi…” idi. Tıp eğitimi için tıp kitaplarının Türkçeye çevrilmesi gerekiyordu. Bu görev o tarihte çok zordu; çünkü hem tıbbiyenin hocaları hem de aydın sınıfı tıp eğitiminin Türkçe yapılamayacağına inanıyorlardı. Cemiyetin kurucuları ise öğrenciliğinden beri tıp dilinin Türkçeleşmesinin mümkün olduğunu biliyorlar, bu konuda çalışıyorlardı. Cemiyetin kurucuları bu mücadeleyi vermiş olup o tarihte mezun olan; Kırımlı Aziz İdris, Hüseyin Remzi, İbrahim Latif (İbrahim Lütfi), Hüseyin Sabri, Vahit Efendi, Emin Efendiler ve onları destekleyen birkaç hoca idi. Bu grubun çoğu, Türkçe tıp eğitimi veren “mülki tıbbiye”de hocalığa başladılar ve üç sene gibi bir zamanda tıp derslerinin Türkçe yapılabileceğini ispat ettiler. 1870 yılında da Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane’de derslerin Türkçe yapılmasına karar verildi.

Türkçe Tıp Sözlükleri

Tıp dilinin Türkçe olması ile ortaya çıkan büyük sorun tıp terimlerinin saptanması ve bu konuda herkesin kullanacağı bir sözlük hazırlanması idi. Bu konuda büyük bir özveri ile çalışmalar başladı. Cemiyet bu amaç altında birleşerek kadrosunu genişletti ve çalışmalarına devam etti. Mekteb-i Tıbbiye-i Adliye-i Şahane nazırı Salih Efendi’nin başkanlığında; Ahmet Paşa, İbrahim Lütfü Bey, Mehmet Muhtar Efendi, Ahmet Hilmi Bey, Mehmet Nuri Bey, Hüseyin Remzi Bey, Agop Bey (handanyan), Mehmet Nazif Bey, Mehmet Nedim Bey, Vahit Efendi, Bekir Sıtkı Efendi, Hüseyin Sabri Efendi, Hacı Arif Efendiler tıp sözlüğünün hazırlanmasını başardılar.

1870 Yılında lügat çalışmalarına başlayan heyet üç senelik yoğun bir çalışma sonucunda 1873 yılında da ilk tıp sözlüğümüz “lügat-ı tıbbiye” basıldı. 640 Sayfa olan bu sözlük Fransızca tıp kitaplarının Türkçeye kazandırılmasında çok önemli rol oynadı.

Bu sözlük esas alınarak 1870-1880 yılları arasında 46 tıp kitabı kazandırılmıştı. Bunlardan; fenn-i ispençiyâri, fenn-i kimya, mirât-ı sıhhat, talimü’t-teşrih, müfredat-ı tıp ve ilm-i tedavi, nebatat-ı-tıbbiye, ilm-i emraz-ı umumiye, hıfz-ı sıhhat, kavânin-i cerrâhin, ilm-i hayvanat, düstüru’l-edviye önemli ders kitaplarındandı.

Cemiyet bu sözlüğün hemen arkasından Fransızca –Türkçe tıp sözlüğünün genişletilmiş ikinci baskısını hazırlayarak “lügat-ı tıp” adı ile 1900 yılında II. Abdülhamid’in 25. Cülus yıl dönümünde yayınlamıştır. Bu sözlüklerin ortak bir tıp terminoloji saptaması ile 1881-1892 yılları arasında toplam 77 Türkçe tıp kitabı daha eğitime kazandırıldı.

Cemiyet-i Tıbbiye-i Osmaniye 12 aralık 1910 tarihinde darülfünun tıp fakülte reisi Cemil Paşa’nın başkanlığında toplanmış, yeniden organizasyon yapılmıştı. Bu seçimde; reis-i evvel Hayrettin Paşa, birinci reis-i sâni Ziya Nuri Bey, ikinci reis-i sâni Süleyman Numan Bey, kâtib-i umumî Tevfik Vacit Bey, kâtip-i hususi Kemal Cenap Bey, hafız-ı kütüb Mustafa Münif Paşa, veznedar Tevfik Recep Bey olmuşlardı. Çalışmalarına hızla başlayan cemiyeti savaşlar ve İstanbul’un işgali bekliyordu. 1912-1922 yılları arasında Osmanlı Devleti’nin içinde bulunduğu savaşlar ve tıbbiye’nin 5 yıl boyunca İngiliz askerlerinin işgali altında bulunması, tıbbiye binası içinde çalışan cemiyete zor günler yaşatmıştı. Fakat her şeye rağmen çalışmalara devam edildi ve tıp kitapları yayınlanmaya çalışıldı.

Cemiyet, bir tıp derneğinin yerine getirmesi gereken etkinlikleri yapmak istiyor fakat başaramıyordu.

Cumhuriyetin ilanından sonra çalışmalarına büyük bir şevkle devam eden cemiyet artık rahatlıkla çalışabilecek bir ortama kavuşmuştu. Cemiyet tıbbî toplantılar, seminerler, kongreler, kitaplar ve süreli yayınlarlar ile kendini ispat edecektir. Cemiyet-i Tıbbiye-i Osmaniye, Cumhuriyet’in kurulmasından kısa bir süre sonra ismini “Türkiye Tıp Encümeni” olarak değiştirmiş, tüzüğündeki kurucular ve amaç aynen devam etmiştir.

Türkiye Tıp Encümeni, 1925-1968 yılları arasında 20 milli tıp kongresi gerçekleştirmiş ve gerçekleştirdiği her kongrenin kitaplarını bastırmıştır.

Türkiye Tıp Akademisi adını alıyor

Cemiyet aldığı kararla 10 Aralık 1966 tarihinden itibaren Türkiye Tıp Akademisi adını almış, çalışmalarına aynı amacı koruyarak devam etmiştir. Tıp dallarının çoğalması ve ihtisas dallarının kendi kongrelerini yapmalarına rağmen akademi kendi geleneksel kongrelerine devam etmişti. Her iki senede bir yapılan toplantılar kendi çapında yararlı olmuştur. Türkiye Tıp Akademisi ismi 1974 yılında bakanlar kurulu kararı ve cumhurbaşkanı onayıyla resmileşti.

Türkiye Tıp Akademisi yaptığı son toplantılarda “Türkiye Tıp Akademisi’nin dünü bugünü” “Türkçe tıp dili” konularını ele alarak üyelerini cemiyetin amacı ve hedefi konusunda bilgilendirmiş ve tartışma başlatmıştır.

Yorum bırakın