Sanatçı Uğur Arslan’la Söyleşi

gonul26-ugur-aslanHİÇBİR İŞE “İŞ OLSUN” DİYEREK YAKLAŞMADIM
Türkiye sizi yardım programınızla tanıdı ve sevdi. Şimdi ise evlilik programı yapıyorsunuz. Bugünden geçmişe yaptığınız programlarla ilgili neler söylemek istersiniz?
Ben yaptığım her işi severek ve elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışarak gönülden yaptım. Hiçbir işe ya da hiçbir teklife “iş olsun” diyerek yaklaşmadım. Sevmediğim, içime sindiremediğim ya da kendimi içinde konumlandıramadığım, insanlara kaliteli bir şey sunamadığım hiçbir işin içinde olmamayı tercih ettim. Para kazanmak uğruna, gönülsüzce razı olduğum hiçbir şey yoktur. Benim için temel prensip “nitelikli olmak”tır. Önüme gelen her işe önce bu açıdan bakarım. Yaptığım işin sonucu olarak izleyicinin ne hissettiği, benim ekranda olmamdan ya da para kazanmamdan çok daha değerlidir.

DÜNYANIN BİRÇOK ÜLKESİNDE YAYINLANABİLECEK KİTAP ÇIKARMAYA HAZIRLANIYORUM
Mesleki olarak hedefleriniz neler? Ne tür projelerde görebiliriz sizi?
Televizyoncu olarak hedefim tabi ki şu ana kadar yaptıklarımdan çok daha iyisini yapmak, güzel işler ve projelerle izleyiciye nitelikli programlar sunabilmek. Bunun yanı sıra yazar ve oyuncu olarak da hayata geçirmeye hazırlandığım bir dizi projem var. “Aşkın Kanununu Yazsam Yeniden” kitabından sonra daha bir sıkı sarıldığım kalemimin okuyucuyla daha fazla temas halinde olmasını istiyorum. Yeni kitabımı tamamladım. Sürpriz bir içerikle, okuyucuyu şaşırtacak ve çok etkileyeceğini düşündüğüm, dünyanın birçok ülkesinde farklı dillerde yayınlanması planlanan bir kitabı piyasaya çıkarmaya hazırlanıyorum. Bunların yanı sıra sanırım bu yıl yapımcılık ve oyunculukla ilgili de dikkat çekici girişimlerim olacak. Şu sıralar senaryoları yazılan iki yeni dizi projem var. Yapımcı ve oyuncu olarak içinde yer alacağım eğlenceli ve kaliteli işler olacağını umuyorum. Sinema için de ekip olarak kolları sıvadık. Benimle ilgili sürprizlere açık olun bu yıl.

İHTİYACI OLAN İNSANLARA KARŞI KENDİMİ SORUMLU HİSSEDİYORUM
Toplumsal sorunlara el attığınız programlarınız var. Bu tarz programlar yapmaya sizi iten güç ne oluyor?
Sorununa çare arayan insanları görmezlikten gelemiyorum. Onlar için dua edip “Allah yardımcın olsun kardeşim, inşallah halledersin…” deyip arkamı dönüp gitmek vicdanımı çok rahatsız eder. Elimden gelen bir şey olduğu halde bunu onun için yapmazsam benim ne yediğimin hayrı vardır ne de gözüme giren uykunun. Elimin kolumun bağlı olduğu, çaresi olmayan ızdıraplar karşısında dövünmektense, faydamın dokunabileceği sorunlara yönelmek daha mantıklı ve daha insanca geliyor bana. Zaten olması gereken de bu değil midir? Eğer biri bir başkasına çare olabiliyorsa bunu zaten yapmak zorunda değil midir? Ben yardım programları yapmak için kodlanmadım. Hayatımın sonuna kadar televizyonlardan yardım ulaştırmak işiyle de görevlendirilmedim. Başka işler, başka projeler, başka alanlarda ürünler verebilirim. Televizyonda, sinemada, sahnede olabilirim. Ama ben duyarlı bir insan olarak eğer ona elim uzanabiliyor ve gücüm de yetiyorsa bana ihtiyacı olana karşı zaten sorumluyum. Tıpkı sizlerin de sorumlu olduğu gibi. Ben birine yardımcı olabilmek için program yapmayı beklemiyorum. Ama gündemime yine yardım içerikli bir program projesi gelirse nitelikli ve yararlı olduğuna ikna olduğum an seve seve içinde olurum. Çünkü bu kez yardım edebilme gücüm ve imkânım daha da yükselmiş oluyor.

VİCDANIMLA OLAN YÜZLEŞMEMDE KENDİMDEN UTANMAMAK EN DEĞERLİ AHLAK SINIRIMDIR
Sanatçı toplumun gözü önünde… Sanat ahlak ilişkisini nasıl değerlendiriyorsunuz?
İnsan ve ahlak ilişkisi benim için çok daha elzemdir. Ahlak gerektiren şey sadece sanat değildir. İnsan olmak başlı başına ahlak ve edep gerektirir. Benim “ahlak”tan anladığım başkalarının seni nasıl görüp değerlendirdiği ve ahlakına ne kadar puan verdiği değildir. Başkalarının yargılarına göre ahlaki bir şekil almak bence çok daha büyük bir ahlaksızlıktır. Vicdanımla olan yüzleşmemde kendimden utanmamak benim için en değerli ahlak sınırıdır. İnsanın vicdanından yana alnı aksa, ahlaklı ve edepli davranmak çabasında demektir. Bunun dışındaki şekilci ve göstermelik ahlaki tavrı, edepli bulmuyorum. Olmadığın biri gibi davranmayı sevmiyorum. Dürüstlük ve şeffaflık benim için ahlaklı olmak yolunda yeterli kriterlerdir. Açık ve dürüst olan birinden zarar görmeniz mümkün değildir. Onu onaylamıyor bile olsanız yalansız ve açık oluşu bence saygıya değer.

EVLİLİĞİ SÜRDÜRMEK İÇİN SEVGİ VE HOŞGÖRÜ YETERLİ
Evlilik programı yapıyorsunuz, aynı zamanda evlisiniz de. Evliliği sürdürmek için neler gerekli sizce?
Birbirini anlayan, seven ve hoş gören iki insan yeterli bence…

YAVAŞLAMADIĞINIZ SÜRECE BURNUNUZUN ÖNÜNDE DURAN MUCİZENİN ÖNÜNDEN KOŞUP GEÇERSİNİZ
İnsan hayatın içinde bir koşturmacanın içinde… Neyi arıyor sizce insan?
İnsan koşarken bir şey arıyorsa eğer büyük ihtimalle bulamayacaktır. Bulmak için önce yavaşlamak gerekir. Sükunet, sakinlik ve dinginlik lazımdır. Zihin yavaşlamaya başladığı an daha çok görmeye ve daha çok bulmaya başlar zira. Sakinleşmeden aramak da bulmak da imkansızdır. Her ne aradığının da bir önemi yoktur. Aşk, huzur, para, mutluluk, güç, başarı, ne arıyor olursanız olun yavaşlamadığınız sürece burnunuzun önünde duran mucizenin önünden koşup geçersiniz sonra da kaderi suçlarsınız.

İNSAN KALBİNDE NE TAŞIYORSA HAYATINI DA ÖYLE YAŞIYOR
Hayatı hep bayram gibi yaşayabilmenin yolu var mı?
Bana kalırsa hayatı bayram gibi yaşamamak için bir sebep yok zaten. İnsan kalbinde ne taşıyorsa hayatını da öyle yaşıyor ve dünyayı da öyle bir yer haline getiriyor. İçinde sevgi, neşe ve güzellik taşıyan biri hayatı zaten böyle yaşar, dünyayı da böyle bir yer haline getirir. Dünyayı kimyasal silahlar ya da petrol kurtarmayacak. Bir gün hayat gerçekten bayram olursa ve cenneti yaşamaya başlarsak yeryüzünde, bunu sadece “iyilik” başarabilecektir. Çıkarsız ve koşulsuz sevginin olduğu yer cennettir, bayramdır. Çıkarların, koşulların ve pazarlığın olduğu yer yazık ki hep kanar ve kanatır dünyayı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.