Ramazan Değişim İçin Bir Fırsat / Psikolojik Danışman Safinaz Çetin

Kâinat, mükemmel bir düzende yaratılmıştır. Sürekli hareket halinde olan günün ardından dinlenmek ve yenilenmek için gece gelir. Sıcak yazın ardından havalar soğur, kış gelir. Mevsimler gereklidir. Baharda açan çiçekler, meyve veren ağaçlar ve tüm canlılar güneş ve yağmura ne kadar ihtiyaç duyarsa; ağaçların, toprağın dinlenebilmesi ve yeniden bahara kavuşması için kışa da o kadar çok ihtiyaç vardır.
İnsanlar da mevsimler gibidir. Bazen güneşlidir, ruhunda çiçekler açar. Baharı yaşar. Bazen kırılır, dökülür, içine kapanır. Sonra yine güneş çıkar. İnsan, bu döngüyü hayatı boyunca yaşar. Hayatın karmaşası, zorluğu içinde bazı mevsimler vardır; kişiyi dinlendirir, kirlerinden arındırır ve yeniden doğuşuna vesile olur. İşte Ramazan ayı, ruhumuzu ve bedenimizi dinlendirebileceğimiz çok kıymetli bir zaman dilimidir.
İnsan biyo-psiko-sosyal bir varlıktır. Buna göre de ihtiyaçları vardır. Ramazan ayında, bu ihtiyaçlarımızı karşılayıp az bir gayretle çok büyük kazançlar elde edebiliriz.
Yemek yeme, fizyolojik bir ihtiyaçtır ancak bazen midemizi tıka basa doldururuz. Midenin yiyecekleri sindirmesine fırsat vermeden üst üste yeriz. Fazla yemek yemenin hastalıklara sebep olduğu uzmanlar tarafından dile getirilmektedir. İbn-i Sina’ya hastalıkların sebebi sorulduğunda iki şey söyler: Çok yemek ve yemek üstüne yemek yemek. Yıl içinde düzensiz beslenme nedeniyle hastalık yaşayan beden, Ramazan ayında tutulan oruç vesilesi ile kendini toparlamaktadır. Oruç sayesinde insan nimetlerin de kıymetini anlamaktadır. İftarda içilen suyun ilk yudumunda aldığımız o lezzeti başka zamanlarda alamayız. İftarda yediğimiz yemeklerin tadı bambaşka olur.
Peygamber Efendimize (s.a.v.) Rum İmparator Herakliyus’un hediye olarak doktor gönderdiğinden bahsedilir.
Doktor: “Efendim! İmparator ekselansları beni, size hizmet için gönderdi. Hastalarınıza ücretsiz bakacağım.” der. Resulullah Efendimiz kabul buyurur. Ashabına emreder, kendisine bir ev verirler. Her gün nefis yiyecek, içecek götürürler… Böylece günler, aylar geçer. Ancak, hiçbir Müslüman, doktora gitmez… Bir müddet sonra doktor, utanarak Resulullah’ın huzuruna gelir ve: “Efendim! Buraya, size hizmet etmeye geldim. Fakat bugüne kadar bir hasta bile gelmedi. Boş oturdum, yiyip içtim, rahat ettim. Artık gideyim.” diye izin ister. Peygamber Efendimiz ona buyurur: “Sen bilirsin. Eğer daha kalırsan, misafire hizmet ve ikram etmek, Müslümanların vazifesidir. Gidersen de yolun açık olsun. Yalnız şunu bil ki, burada senelerce kalsan, sana kimse gelmez. Çünkü ashabım hasta olmaz! İslâm dini, hasta olmamak yolunu göstermiştir. Ashabım temizliğe çok dikkat eder. Acıkmadıkça bir şey yemez ve sofradan, doymadan önce kalkar!”
Ramazan ayı, bedenimize yeniden düzen vermek ve sağlığımıza dikkat etmek için uygun bir zaman dilimidir. Çünkü insan kendi bedenini korumakla sorumludur. Beden, bize verilen bir emanetse ona en iyi şekilde bakmakla yükümlüyüz.
İnsan, fıtratı gereği iyi ve kötüyü içinde barındırır. Eğitilmemiş nefis kötülük yaptırmak ister. Engel olmadığımız takdirde bizi hayal edemeyeceğimiz fenalıklara sürükler. Nefis, küçük bir çocuk gibi her arzusunu anında elde etmek ister. Ertelemeye tahammül edemez. Bu yüzden büyükler, nefis terbiyesi üzerinde çok durmuşlardır. Psikolojide öz denetim veya öz kontrol diye adlandırılan bir kavram vardır. Öz denetim, kişinin toplumda işlev görebilmek için davranışlarını, duygularını ve arzularını düzenleyebilme becerisidir. Her gün her istediğimizi rahatça yerken Ramazan’da bu istek ve ihtiyacımıza engel oluruz. Kendimizi kontrol altında tutarız. Oruç sayesinde oto kontrolümüz gelişir.
İnsanların duyguları vardır ve iç dünyasında zaman zaman çatışmalar yaşar. Bu çatışmalar ve bunalımlar doğru yönetilirse kişiyi bulunduğu durumdan daha yükseklere taşıyabilir. Her günün ardından kişinin kendini hesaba çekmesi önemlidir. Yaptığı yanlışları sorgulayıp değişmek için çaba harcayanlar kazançlıdır. Ramazan ayı, kişinin iç dünyasına dönüş, muhasebe ve dönüşüm ayıdır. Kişi oruç tuttuğunda, aç kaldığında acziyetini anlamakta; yaptığı ibadetlerle ve zikirlerle de kendini Allah’a yakın hissederek huzura ermektedir. Genelde Ramazan ayında ve bayramlarda kabir ziyaretleri yapılır. Bu, kişinin vefat eden sevdikleri ile arasındaki manevi bağın güçlü kalmasını sağlar; diğer taraftan ölümü, dünyanın geçici olduğunu, insanın küçücük problemleri kafasına takmaması gerektiğini de hatırlatmış olur.
Ramazan her yönüyle bereket ayıdır. Ramazan’da paylaşmanın önemini hatırlarız. Sevdiklerimizle iftar sofralarında buluşur, teravih namazında birlikte saf tutarız. Yoksullarla empati yapar, sadaka ve fitre ile ihtiyaç sahiplerini hatırlarız. Bu sayede hem Allah’a karşı kulluk vazifemizi yapmış oluruz hem de insanlarla ilişkilerimiz kuvvetlenir ve manevi doyum alırız. Başkalarına verdikçe bizim elimizdekinin bereketlendiğini görürüz.
Dinimizde akraba ve hasta ziyareti önemlidir. Bu mübarek ayda onlarla ilişkilerimiz daha da güçlenir. Aslında yapmamız gereken birçok davranış Ramazan ayında kendiliğinden gerçekleşir. Normal zamanlarda kötü söz konuşan, dedikodu yapan insanlar bu ayda ben orucum deyip dedikodudan ve kötü sözden uzak dururlar. İnsanları incitmekten kaçınırlar. Kötü alışkanlıkları olan birçok insan Ramazan ayında kendini frenler, değişmek için çabalar. Ramazan herkes ve her şey için güzel bir başlangıçtır.
Ramazan ayı, yeni alışkanlıkların kazanılması için en ideal süredir. Oruç tutan bazı insanlarda sinirlilik ve gerginlik gözlemlenmektedir. Bunu, “oruç gerginlik yapar” olarak algılamak yanlış olur. Günlük hayatında ufacık şeylere bile öfkelenen, kendini denetleyemeyen insanların aç kaldığında da sinirlenmesi beklenen bir durumdur. “Oruç bende baş ağrısı ve sinirlilik yapıyor.” diye Ramazan orucunu tutmamak doğru değildir. Her şey beyinde biter. “Ben, bu Ramazan oruç tutacağım” komutunu beyne göndermek ve inanmak, birkaç günlük yaşanabilecek halsizlik ve açlığa dayanmak ve kararlı olmak kişinin iradesini kuvvetlendirir. Oruç sadece açlığa sabır olarak düşünülmemelidir. Oruç, yersiz ve gereksiz öfkeye sabır, dilini tutmaya sabır, gözünü haramdan korumaya sabırdır.
Hangi asırda yaşarsa yaşasın, Ramazan ayı çocuklar için unutulmayacak hatıralarla doludur ve çok kıymetlidir. Çocuklara olumlu davranış kazandırmak, iradelerini kuvvetlendirmek için anne babaların Ramazan’ı iyi değerlendirmeleri gerekir. Çocuklar mutlu iken öğrenirler, sevgi ile öğrenirler. Kızma, zorlama ve baskı ile hiçbir şey öğretilemez. Özellikle dini konular, ibadetler bu yöntemlerle öğretilmeye kalkılırsa ciddi sorunlara sebep olur. Çocuklara yaşlarına uygun olarak ara verdirerek oruç tutmaları, her güne bir sünnet yapmaları, dua okumaları, namaz kılmaları için teşvik amaçlı küçük ödüllendirmeler yapılabilir. Ramazan ayının ve dini bayramların güzel hatıralarını yıllar geçse de unutamayan, “Nerde o eski Ramazanlar!” diyen insanların çocuklukta aldıkları feyzin arayışı içinde olduklarını söylemek yanlış olmaz. Çocuklukta yaşanan anılar özeldir ve zor unutulur. Bu nedenle çocukların zihninde, kalbinde güzel hatıralar ve duygular bırakılmalıdır. Özellikle camilerde çocuklara ses yaptıkları için bağırılmamalı, çocukların cami, din algısı sarsılmamalıdır.
Önceki yıllarda akraba ve dostlarımızla iftar sofralarında buluşurken salgın hastalık nedeniyle 2020 yılı Ramazan ayı, sevdiklerimizden uzakta geçirdiğimiz bir zaman oldu. Bayramda büyüklerimizin elini öpemedik, arkadaşlarımızla kucaklaşamadık. Teravih namazlarını cemaatle kılamadık. Bir taraftan gösterişli, abartılı sofralar da kurulmadı. İsraf olmadı. 2020 yılı tam anlamıyla insanın içine döndüğü, kendini hesaba çektiği bir dönem oldu. Kullanılmayan, ihtiyaç duyulmayan ne varsa hayatımızdan çıkarmaya gayret ettik. Almasak da olur, yapmasak da olur diyebileceğimiz ne kadar çok şey olduğunu yaşayarak görmüş olduk. Önceliklerimiz değişti.
Bu Ramazan’da da Allah ile olan duygusal bağımızı O’nun (c.c.) hoşnut olacağı ibadet ve davranışlarla güçlendirmeliyiz. Önceliğimiz hep Allah’ın rızası olmalıdır. Beden ve ruh sağlığımız için İslamiyet’in getirdiği ölçülere sımsıkı sarılmalıyız. Kendimizi tekrar sorgulayacağımız, hatalarımızı düzeltmek için çabalayacağımız, komşuluk, akrabalık bağlarımızı kuvvetlendireceğimiz, sosyal anlamda üzerimize düşen sorumlulukları yerine getireceğimiz bereketli bir Ramazan diliyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.