Psikolojik Travmalara Genel Bir Bakış / Psikolojik Danışman Safinaz Çetin

İnsanların günlük hayatta karşılaştığı pek çok üzücü, korkutucu, yaralayıcı olaylar vardır. Bu olaylardan bazılarının etkisi çabuk geçerken bazıları uzun süre unutulmayacak türdendir. İki sokak ötemizdeki bir evde çıkan yangın bizi korkutur, üzer ancak etkisini bir süre sonra unuturuz. Kendi evimizde çıkmışsa bu yangın, etkisi uzun süre devam eder. Yangının boyutuna göre yaşanan acı da değişir. Can kaybı yaşanmışsa büyük travmalara sebep olabilir.
Kişinin aşırı korkmasına neden olan, çaresizlik ve dehşet içinde bırakan olağandışı olayların neden olduğu ruhsal etkiye travma denir. Travmalar aniden gelişen, kişileri büyük korkuya sürükleyen olaylar sonucunda yaşanır. Deprem, yangın, sel, trafik kazası, yakınların ani ölümü, ölümcül hastalığa yakalanma, göç, savaş, aile içi şiddet ve taciz gibi olaylar travmaya sebep olur.
Yaşanan her acı verici olay herkeste aynı etkiyi göstermemektedir. Aynı travmatik olayın etkisi, kişilere göre farklılık gösterebilir. Duygusal yapıları gereği kadınlar, erkeklere oranla travmatik olaylardan daha çok etkilenmektedir. Bunun yanında aile içi şiddet ve taciz gibi yaralayıcı durumlara da maruz kaldıkları için, yapılan araştırmalarda kadınların erkeklere göre travmatik olaylardan etkilenme oranları yüksek çıkmaktadır. Yaş, cinsiyet, yaşanılan olayın büyüklüğü, aile, kişilik yapısı gibi faktörleri göz önünde bulundurduğumuzda çocukların, aile içi ilişkileri zayıf kişilerin, duygularını rahatlıkla ifade edemeyen içe kapanık kişilerin travmatik olaylardan daha çok yara aldığını söyleyebiliriz. Küçük yaşlarda şahit olduğumuz olayların etkileri uzun yıllar devam etmekte ve hayatımızı ciddi anlamda etkilemektedir. Üzerinden kaç yıl geçse de olayı dün gibi hatırlarız. Travma ne kadar şiddetli ise etkisi de o derece fazla olur. Zaman zaman ortaya çıkan ve sebebini bilmediğimiz duygu patlamalarının altında, küçükken yaşadığımız ve çözülmemiş travmalar olabilir. Üzeri kapatılan ve çözülmeyen travmalar; fizyolojik problemlere, hastalıklara sebep olmaktadır.
Travma yaşayan kişilerde, travma sonrası stres bozukluğu görülmektedir. Depresyon, sürekli uyuma isteği ya da uyuyamama, uykuda kâbus görme, iştahsızlık veya aşırı yemek yeme, halsizlik, moral bozukluğu, hayattan zevk alamama, madde kullanımına yönelim, intihara meyil, çabuk sinirlenme, ağlama nöbetleri, suçluluk duyma ve utanç hissi, olayın tekrar yaşanacağı korkusu ile diken üstünde hissetme, yaşa göre yalnız kalma isteği veya aileden ayrılamama, yalnız yatmak istememe, tırnak yeme, küçük çocuklarda alt ıslatma problemleri yaşanmaktadır. Travma etkisi, yaşanan olayın büyüklüğüne göre zamanla azalarak geçebilir. Ancak travmatik olayı hatırlatacak herhangi bir olay veya durum sonrasında, yaşanan olumsuz duygular yeniden ortaya çıkabilmektedir.
Bu belirtilere bakarak bir kişinin ruhsal problem yaşadığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Saydığımız belirtileri gösteren herkese travma yaşamış diyemeyiz. Travma sonrası stres bozukluğu diyebilmek için kişi ile (çocuksa ailesi ile) görüşme yapmak ve sebebini bulmak gerekir. Ayrıca kişinin sadece kendisi yaşamayıp şahit olduğu olaylar da travmaya sebep olabilmektedir.
İnsan benliği zor durumlarla baş edebilmek ve kendisini daha iyi hissedebilmek amacıyla bazı savunma mekanizmaları geliştirmektedir. Özellikle travmatik durumlarda kişi yaşadıklarını unutmaya çalışır ya da hiç olmamış gibi davranır. Hastanede yakını vefat eden kişinin, yakınının ölümünü kabullenmemesi ve hâlâ hastanede olduğunu düşünmesi, savunma mekanizmalarından yadsımaya (inkâr) örnektir. Savunma mekanizmaları benliğin kendini koruma çabası gibi görünse de sağlıklı değildir.
Bazen çevremizdeki insanların travma yaşadıklarından haberdar olmayabiliriz. Özellikle çocukların, aile içi şiddet ve taciz gibi durumlarda hissettikleri korku, suçluluk ve utanç duyguları nedeniyle birileriyle paylaşmakta zorluk çektikleri görülmektedir. Ebeveynler, çocukların davranışlarındaki farklılığı sezdikleri anda ona yardımcı olmalı, çocukla konuşmalı ve zaman kaybetmeden uzman yardımı alınmalıdır. Toplumsal travmalar dediğimiz savaş, göç, deprem gibi durumlarda kişilerin travma yaşadıkları daha kolay fark edilmektedir. Toplumsal travmalara neden olan olaylarda sivil toplum kuruluşları, yardım kuruluşları, vatandaşlar tarafından kişilere her türlü yardım sağlanmaya çalışılır. Afet bölgesine insanî yardım ve psikososyal destek hizmetleri ulaştırılır. Burada dikkat edilmesi gereken çok hassas bir durum vardır. Merhamet duyguları ile insanlara yardım edelim, yaralarını saralım derken bazen farkında olmadan zarar verebilmekteyiz. Elbette yapılan yardımlar ve ilgilenmeler çok kıymetlidir. Deprem ve doğal afet bölgelerinde yaşayan çocuklara verilen hediye ve oyuncaklarla, gösterilen yoğun ilgilerle acıları unutturulmaya çalışılmaktadır. Aynı şekilde yakını vefat eden çocuğu cenaze evinden uzaklaştırmak, durumun çocuğun yaşına uygun bir şekilde anlatılmaması da çocuğu daha da olumsuz etkileyecektir. Travma yaşayan kişinin acısını, yasını yaşamasına da fırsat verilmelidir. Ayrıca hayata yeniden sağlıklı bir şekilde devam edebilmesi için destek olunmalıdır. Eşini kaybetmiş bir kadın, yaşadığı acının yanında korku da duymaktadır. Daha önce hiç fatura yatırmadığından, eşinin hallettiği tüm işlerin kendisine kalmasından endişe duyduğunu dile getirmiştir. Bu kişinin sorumluluklarını üstlenmekten ziyade onunla birlikte yapmak, kendi başına yapabilmesi için öğretmek, destek olmak doğru bir davranıştır.
Travma sonrası stres bozukluğu tedavisinde, kişinin günlük hayatını devam ettirebilmesi, duyguları üzerinde kontrol sahibi olması ve ruhsal açıdan sağlığına kavuşması amaçlanır. Çok çeşitli tedavi teknikleri vardır. En öncelikli tedavi yöntemi psikoterapidir. Kişinin duygularını bastırıp içine atmaması, ifade etmesi önemlidir. Bunun yanında uzman kontrolünde ilaç tedavisi yapılabilmektedir. Ancak ilaç tek başına yeterli değildir. Düzenli terapiye devam edilmeli, tedavi yarıda bırakılmamalıdır. İlk seansta her şeyin düzelmesini beklemek doğru değildir. Yaşa göre bilişsel terapi veya oyun terapisi ile, kişinin yaşadığı travma ile baş etmesi amaçlanır. Yakını vefat eden çocukların, ölümü anlamlandırması ve baş etmesi genelde oyun aracılığıyla olur. Yetişkinler gibi konuşarak kendilerini rahat ifade edemeyen çocuklar oyun ve resimlerle konuşmaktadır. Ayrıca kayıp yaşayan çocuklar, okul çağındaysa fazla ara vermeden okullarına gitmelidir ki daha çabuk normal hayata dönebilsinler. İnsan olarak, her şeyi kontrol etmek isteriz. Ancak bizim gücümüzün üzerinde bir güç olduğunu unutup teslimiyeti, tevekkülü elden bıraktığımızda, yaşadığımız olayların etkisi daha da yıkıcı olmaktadır. Travmatik olaylarda acziyetimizi, çaresizliğimi anlamakta ve Allah’a yakınlaşmakta; O’na (c.c.) dua etmekteyiz. Bazen de isyana düşüp: “Neden benim başıma geldi?” şeklinde şikâyet edebilmekteyiz. Dünya, imtihan formatındadır. Başımıza gelen bela ve musibetler, bizim terakkimiz açısından önemlidir. Allah, kulunu en iyi bilen ve onun neye ihtiyacı varsa onu verendir. Kendi yaptığımız hatalarda bile bizi manevî olarak kazançlı çıkaran, bize merhamet eden bir Rabbimiz vardır. Bir musibet bin nasihatten iyidir sözüyle de ifade edildiği gibi yaşadığımız küçük bir olay bize çok büyük dersler vermekte ve bize manevi dereceler atlatmaktadır. Allah, büyük merhamet sahibidir. Kulunun parmağına batan dikenin bile günahlara kefaret olacağı hadislerde buyurulmaktadır.
“Mü’mine bir diken ve daha da küçüğü bile isabet etse, Allah onunla mutlaka bir derecesini artırır, bir günahını ise düşürür.” (Müslim, IV, 1991)
“Mü’min bir kişiye bir ağrı, bir yorgunluk, bir hastalık, bir üzüntü hatta ufak bir tasa isabet edecek olsa, Allah bu sebeple onun günahından bir kısmını mağfiret buyurur.”(Buhari, Marda, 1)
Bu dünyada çekilen acıyla sonsuz cennet kıyaslandığında yaşadığımız acıların ne kadar küçük olduğunu fark edebiliriz. Allah’a tam teslim olabilirsek olayların arkasındaki hikmeti de görebiliriz.
Hastalandığımızda doktora gittiğimiz gibi, ruhsal bunalımlarda da kendimiz ve ailemiz için uzman desteği almalıyız. Üzerimize düşeni yapıp Allah’a tevekkülü elden bırakmamalıyız.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.