“Hollywood Kaynaklı Süper Kahramanlar” Neyi Amaçlıyor? / Dr. Kemal Çelik

Hollywood kaynaklı süper kahraman filmleri üzerinden kapsamlı bir kapitalist sistem araştırması yaptığınız çalışmanın sonucundaki tespitleriniz uyarıcı ve ilginç. Sizi böyle bir çalışmaya iten nedir?
İnsanlar her dönem en çok yaptıkları işler ve uğraşları üzerinden tanımlanır, insanların seyir alışkanlıklarını tahlil ederek de onların içinde bulunduğu sosyal yapı ve düzen hakkında çok şey söylenebilir. Benim yapmaya çalıştığım da tam olarak buydu. Aslında Evrenin Muhafızları Olarak Hollywood’un Süper Kahramanları isimli doktora çalışmama başlarken küresel ölçekte en çok izlenilen filmler niye izleniyorlar sorusuyla başladım. Amacım insanların izleme alışkanlıklarını çözümlemek ve en çok izlenilen filmlerin müşterek yapılarını ortaya koymaktı. Son dönemde en çok izlenilen filmlerin büyük çoğunluğunun süper kahraman filmi olması nedeniyle, çalışmamı süper kahraman filmleriyle sınırlı tuttum. Ama yapılan tespitler sonuçları bakımından süper kahraman filmleriyle sınırlı değildir ve bütün Hollywood sinemasına uyarlanabilir.
Bu amaçla, süper kahraman filmlerinin ortak yapısını, bu kahramanların popüler kültürdeki işlevini, açık ve örtük ideolojilerini ve bu ideolojinin kapitalizmle ilgisini araştırmaya yöneldim ve ortaya böyle bir çalışma çıkmış oldu.
Sonunda ortaya çıkanı başında soralım; araştırmanın sonuçları bize neler söylüyor?
Bu çalışmanın sonucunda süper kahraman filmlerinin hem söylem olarak hem de yapısal olarak eşdeğer bir müşterekliğe sahip olduğu ortaya çıktı. Ancak asıl ilginç olan, hem yapıların hem de söylemlerin ideolojik bir karşılığı olması ve bunun sistem olarak adlandırdığım kurmaca ve gerçeğin iç içe olduğu bir düzlemde karşımıza çıkmış olmasıydı.
Süper kahraman filmlerini inceleyerek tespit ettiğim ve sistem diye adlandırdığım bu düzenin çeşitli temel ögelerini de tespit ettim. Bu sistemin temel ögeleri; kapitalist kent, şaşkın sürü, ulus ötesi şirketler, en üstün yasa, tehdit ve sistemin panoptik gözetleyicisi olan süper kahramanlardır. Bu sistemin en temel ögesi kapitalist kent olarak adlandırdığım metropollerdir. Kapitalist ideolojinin yaşam alanı olan bu metropoller bütün filmlerde ideal yaşam alanları olarak sunulur. Burada idealize edilen esasında kapitalizmin bizzat kendisidir. Bu bakımdan sistemin diğer bir ögesi olan koruyucu ve gözetleyici süper kahramanlar da aslında bu kentleri, yani kapitalizmi korur. Sistemdeki en etkisiz öge ise geniş insan yığınları olarak, çalışmada “şaşkın sürü” diye tanımlanan sıradan insanlardır. Bu insanların kendi kaderleri hakkında söz söyleme hakkı yoktur ve akıllarıyla değil güdüleriyle hareket etmektedirler. Sistemin unsurları arasındaki ilişkiyi düzenleyen kural ise “en üstün yasa”dır ve aslında bu da kapitalizmin pratiklerinin dokunulmaz kılındığı bir kanunlar bütünüdür. Sonuç olarak süper kahraman filmlerinde bütün evreni kapsayan bir sistem vardır, bu sistem kapitalizmin kurmacadaki görünümüdür, kapitalist kent yaşantılarıyla idealleştirilmiş, süper kahramanlar tarafından korumaya alınmış ve en üstün yasayla da kendi iç hukukuyla kapitalizm lehine güvenceye alınmıştır. Sıradan insanlar ise güdülen hayvanlar şeklinde konumlandırılmıştır. Bu sistemin aslında yaşadığımız dünya ve sosyal düzen için de geçerli olduğunu unutmamak gerekir.
Süper kahraman filmlerinin yapısal özelliklerinde aslında birbirine benzeyen hikâyelerindeki temel kurgularda evresel olarak neler var? Evre evre bize ne anlatılmak isteniyor? Evreler üzerinden sistem değerlendirmeleri bize neler söylüyor? Filmler üzerinden kapitalist sistem nasıl tanıtılıyor?
Süper kahraman filmlerinin yapıları teker teker ele alındığında ortaya müşterek bir model çıkmaktadır. Bu modelin evreleri somut bir şekilde tespit edilebilmektedir. Bütün filmleri incelediğimde ortaya çıkan sonuca göre bütün süper kahraman filmlerinde yapısal olarak dört farklı evre vardır. Bu evreler üç farklı söylem düzeyine göre okunabilir. Bu düzeyler ideolojik katmanlar halinde iç içe geçmiştir, ilk düzeyin tespiti filmlerin olay örgüleri üzerinden yapılırken, diğer düzeyler için söylem analizine başvurmak gerekmiştir. Bütün filmlerden elde edilen sonuca göre birinci düzeyin evreleri: Başlangıç Hali – Tehdidin Belirmesi – Kahramanın Müdahalesi – Başlangıç Haline Dönüş şeklindedir. İkinci düzeyin evreleri: Yerleşik Düzen – Düzene Saldırı – Düzeni Muhafaza Çabası – Yerleşik Düzene Dönüş şeklindedir. Üçüncü düzeyin evreleri: Kapitalizmin İktidarı – Bu İktidara Saldırı – İktidarın Savunulması – İktidara Dönüş ve İktidarın Tahkimi şeklindedir. Görüldüğü üzere, olay örgüsünde somut bir tehdit üzerinden yansıtılan müşterek yapısal model, söylem analiziyle tahlil edildiğinde aslında kapitalizmin savunulmasından ibaret olduğu ortaya çıkar. Bu pek çok bakımından çok güçlü bir stratejidir.
Bu filmlere dair analizlerde söylem olarak neler dikkati çekiyor? Mesela hangi film bize ne anlatıyor konusunda filmlerden örnekler alabilir miyiz? Filmlerdeki dayatmalar, yanıltıcı çeldiriciler neler diyebiliriz?
Önceki soruda kısmen değindiğim gibi, filmlerin temel ideolojik söylemi ve hatta stratejisi kapitalizmi insanla özdeşleştirmektir. İnsanlar ruh, kapitalizm beden gibi sunulur, bu sayede insanların varlıklarını sürdürebilmek için bu bedenin yaşamaya ihtiyacı vardır. Böylece kapitalizme, kapitalist kentlere, kapitalist pratiklere yönelmiş her tür tehdit insanlara da yönelmiş olur. Birey kendini kapitalizmden ayırt edemez. Böylece insan ve sistem (kapitalizm) ya birlikte kaybetmek ya birlikte kazanmak zorunda olur. Buna göre, sistemin kaybettiği hiçbir senaryoda insan kazanamayacaktır. Bütün filmlerde görüldüğü üzere bütün saldırılar insanların sosyal hayatlarına yöneliktir. İlk bakışta bu saldırıların insanların hayatlarını hedef aldığı ortaya çıkmaktadır, ancak daha derin okumalara başvurduğumuzda insanların hayatlarının kapitalizmi simgelediği ve burada ustaca yapılmış bir el çabukluğuyla iki farklı şeyin aynı şey kılındığı görünmektedir. Buna göre, süper kahramanlar insanları kurtarmalıdır ki hayatta kalabilsinler gibi sunulan hikâye kazındığında altında süper kahramanların insanları değil onlar için sistemlerden bir sistem olan kapitalizmi kurtardığı görünmektedir. Sonuç olarak, bu filmler kapitalizmle insanın yeryüzündeki yaşama mücadelesini eş değer kılmış ve kapitalizm olmadan insanın varlığını sürdüremeyeceğini açık ve örtük olarak defalarca ilan etmiştir.
Bu filmlerin çekildiği kendi toplumlarında ve dış dünyada bu filmlerin etkilerine dair neler söylemek istersiniz? Bu filmlerde dayatılmaya çalışılanın aksine kapitalizme dair nihai değerlendirmelerinizi alabilir miyiz?
Aslında dikkatli inceleyecek olursak, artık kurmacayla gerçek arasındaki sınırlar eskiden olduğu kadar net değildir. Çalışmada da ortaya koyduğum üzere kurmaca için geçerli olan artık gerçek dünya için de geçerlidir. Dahası bu ikisi birbiri içine girmiştir. Bu bakımdan süper kahramanların sadece sinema dünyasına ait bir ürün oldukları hiçbir şekilde söylenemez. Süper kahramanların film dışı da bir varlığı vardır. Bu varlık zaten her tür oyuncak mağazası vb. yerlerde kendini göstermektedir. Ancak daha da vahim olan bu varlığın bilinçaltında çok büyük bir yer tutuyor oluşudur. Süper kahramanlar film dışı süper güçler olarak insanların bilinçaltı ya da bilinç dışı bütün coğrafyalarında gerçek bir varlığa sahiptirler. Bu bakımdan filmler üzerinden yapılan operasyonlar gerçek hayatı da doğrudan ilgilendirmektedir. Bunun sonuçlarına gelecek olursak, küresel köy olarak kutsanan dünyada coğrafya fark etmeksizin her çocuğun kahramanı bu süper kahramanlardır. Örneğin, geçenlerde bir seyahat esnasında Uzun Göl’de yapılan bir parkta süper kahramanlar dev heykellerini gördüm. Çocukların onlarla fotoğraf çekildiğini ve onlara olan hayranlığını da… Buradan şuraya varmak istiyorum: Süper kahramanlar hem fiziki coğrafya olarak hem de zihinsel coğrafya olarak her yerde varlar. Varlıklarının da bir anlamı var. İnsanlar her dönemde kahramanlara, kurtarıcılara ihtiyaç duydular. Bu kahramanlar her çağda kendi çağının sorunlarına çözüm bulan insanlardan seçildi. Günümüzde ise bir aldatmaca var. Kahramanlar insanların sorunlarına çözüm bulmuyorlar, kapitalizmin sorunlarını çözüyorlar. Artık insanların değil, bu sistemin temsilcileri. Bunun için hiçbir süper kahraman açlıkla, kıtlıkla vb. bir sorunla savaşmaz. Bunun yerine örneğin teknolojik aletlerin suiistimal edilmesiyle mücadele eder, yani kapitalizmin kendi iç tezatlarını çözmeye çalışır. Çünkü artık özne olan insan değil, bizzat sistemin kendisi…
Bütün bunlar bir tarafa, süper kahramanlar zaman ve mekân tanımayan kurtarıcılar olarak bütün küreye empoze edildikleri için, insanların kendi sorunlarıyla meşgul olmalarına da engel olurlar. Nitekim, insanlığın başı sıkıştığında onlara yardım edecek bir süper kahraman muhakkak bulunur. Bu süper kahramanın da anavatanı muhakkak Amerika olacaktır. Bu bakımdan süper kahramanların nihai kertede Amerika’nın, daha derinden bakıldığında da ulus ötesi şirketlerin temsilcileri olduğunu belirtmeye gerek yok.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.