Futbolda Başarı İçin Oyun Felsefesi ve Oyun Vizyonları Geliştirilmeli / Antrenör Dr. Kemal Kurak

Pandemi dönemi futbolu nasıl etkiledi? Pandemi öncesine göre ekonomik yönü, seyirci yönü gibi bütün yönleriyle ele aldığımızda takımlarda genel olarak performans kaybı var mı?
Pandemi bütün dünyayı etkisi altına aldığı gibi tabii ki spor camiasında da etki faktörü çok yüksek oldu. Özellikle işin fiziksel tarafını ilgilendirdiği için bayağı etkiledi. Yönetimsel anlamda; spor dünya genelinde çok izlendiği için, özellikle futbol çok takip edildiği için yönetimleri maddi olarak etkiledi. Seyircilerimiz statlara gelememeye başladı. Bunun sonucunda yönetimler ve sponsorlar ekonomik anlamda etkilenmiş bulunmaktadır.
Antrenör olarak gelelim işin sporcu tarafına ve performans tarafına. Etkilenme, kişiye göre değişiklik göstermektedir. Bazı insanlar aynı olaylardan farklı etkileniyorlar. Bazıları vurdumduymaz veya daha cesaretli olurken bazıları aşırı titiz veya farklı reaksiyonlar gösterebiliyorlar. Bunu, bazı oyuncularda yaşadım. Antrenmana çıkmak istememe, maça çıkmak istememe veya ekip içerisinde birisinde virüs çıkınca çok olumsuz tepki verme veya vücut dilinden belli etme şeklinde gördük. Bu durum, herkesi negatif etkiledi.
Gelelim işin fiziksel tarafına. Örneğin bir sporcunuz virüse yakalandığı zaman, ortalama 10 günle 2 hafta arasında gruptan ayırmanız gerekiyor. Bu süre içinde tamamıyla pasif oluyor. Sporcu kondisyonel faktörlerini kaybettiği için, ekstra bir hafta daha ekleyince geri dönüşü 3 haftayı bulabiliyor. Böyle olunca kadronuzda değişikliğe gidiyorsunuz, oyun sisteminizde değişikliğe gitmek zorunda kalıyorsunuz. Bunlar da tabii ki teknik heyet tarafını, işin performans tarafını, kendi planladığınız oyun felsefesini, hepsini etkilemektedir. Takım sporları yaptığımız için takımdaşlık, birlikte iletişim veya toplu organizasyonlar önemli faktörlerdir. Bu süreçte hiçbirini yapamadığımız için dezavantajlı durumda oluyoruz.
20 yıl öncesinden Galatasaray’ın UEFA Kupasıyla kaldık, devamı gelmedi. Ülkemizde kulüpler düzeyinde Avrupa kupalarında başarılı olamamamızın nedenleri neler?
Evet, bu çok önemli bir nokta. Bunların sebepleri var. Ben, hem Almanya’da hem Türkiye’de eğitim aldım. Bir yabancı dil öğrenmek gerekir, Avrupa futbolunu veya dünya futbolunu takip edebilmemiz için dil önemli bir faktör. Bir diğer faktör ise Avrupa ve dünya şampiyonalarını düşündüğümüz zaman bazı turnuvalara katılıp bazılarına katılamamamızın sebebi standart bir planımızın veya standart bir başarı ortalamamızın olmaması. Tamamıyla bizim kendi plansızlığımızdan, felsefemizden kaynaklanmaktadır. Şöyle düşünelim: Her ülkenin oyun felsefesi, bir vizyonu var. Hollanda total futbolunu benimsemiş ve bütün ülkesinde, akademilerinde, eğitimlerinde bunu uyguluyor. İspanya’da tiki taka futbolu dediğimiz, yıllarca üzerinde çalışılmış bir sistem var.
Ülkemiz futboluna geldiğimizde, bu konuda bazı dezavantajlarımız var. “Türk Futbol Federasyonunun oyun felsefesi nedir?” diye sorarsak, ben bir Süper Lig antrenörü olarak bunun cevabını bilmiyorum, kimse de bilmiyor. Çünkü biz federasyon olarak henüz bir yapılanmada değiliz. Suç sadece federasyonda değil. Öncelikle ülkemizin bir oyun felsefesi yok. Ülkemizde oyun felsefeleri şöyle oluşturuluyor: Bir antrenör bir kulübe gidiyor, kendi ne istiyorsa onu oluşturuyor, bir başka antrenör başka bir kulübe gidince bunu yapıyor. Yani gerek kulüplerimizde yönetimsel bir felsefe, gerekse federasyonel olarak bunu henüz yapılandırmış değiliz; ama yapılandırmalıyız. Yapılamaz mı, çok iyi yapılabilir ve uzun vadede başarılı olursunuz. Eğer tamamen kişiye endeksli olursa kısa süreli başarılardan oluşur, uzun vadede başarılı olunamaz.
Gelelim Avrupa kupalarındaki başarı oranımıza. Biz turnuvaya giderken, Turkcell Süper Liginde yarışan bir takım olarak gidiyoruz. Turkcell Süper Liginin dünya genelindeki izlenme oranını, başarı oranını analiz etmemiz gerekiyor. Biz Türkiye’de yaşayanlar olarak İngiltere’yi, Almanya’yı, İspanya’yı izliyoruz; fakat onlar bizim ülkemizdeki futbolu -eğer Türk değillerse- izliyorlar mı? İşte burada ülkemizin futbol değeri ve başarı faktörü var. Büyük takımlar, Şampiyonlar Ligi veya Avrupa şampiyonasına kalmış takımlarımızın ülkemizdeki en iyi takımlar olmalarına rağmen, ilerlememelerinin sebeplerinden bir tanesi de lig seviyesinin diğer ülkelere göre düşük olmasıdır. Bizim ülkemizde oyun henüz Avrupa ülkelerindeki başarılı liglerdeki oyunlar kadar hızlı oynanmıyor. Atletik yapı olarak onlara göre henüz yeterli değiliz. Ülkemizde de iyi yapan kulüpler var. Mesela, Altınordu örneğini verelim. Bir oyuncu olmayınca veya şu anda virüsten dolayı uzaklaşınca, bir akademiden aynı oyuncuyu alıp aynı pozisyonda oynatabiliyor mu? Akademisinde güçlü ve yetenekli oyuncular olduğu için bunu Altınordu başarabiliyor. Trabzonspor da belki yapabilir. Bursa yıllarca yapmıştır. Bu tarz takımlar, akademideki oyuncuyu A takımına alınca, aynı pozisyonda oynatma konusunda başarılı olabiliyorlar. Fakat işin Avrupa boyutuna gelince, lig seviyelerinde çok büyük farklılıklar var. O hızlı oyunda, oyun felsefelerini uzun süre oynamalarının avantajları var, bizim bu konuda biraz dezavantajlarımız var. Bunu başarmamızın yolu da öncelikle sistematik olarak gerek Futbol Federasyonu, gerek kulüplerin felsefeleri, oyun vizyonları olması lazım ve bu plan doğrultusunda da uzun yıllar çalışmaları gerekiyor. İşin ana noktası burası.
Oyuncu yetiştirme kısmında, altyapıda ne gibi eksiklerimiz var?
Biraz önceki konuyla başlayıp konuyu soruya bağlamak istiyorum. Bizde günübirlik başarılar önemli faktörler. Henüz uzun vadedeki planlarımızı yapamıyoruz, ama yapamama sebeplerimiz de var. Bunlardan bazıları, yönetimsel sebeplerdir. Yönetimler de günlük başarı istiyorlar. Ülkemizin mantalite farklılığından kaynaklı diyelim, planlar şehirlerimizin veya taraftarlarımızın beklentisi üzerine kurulu. Fakat siz eğer doğru planlayıp bunu doğru bir şekilde açıklarsanız, kesinlikle bunu gerek şehrinizin gerek seyircilerinizin kabul edeceğine inanıyorum.
Oyuncu yetiştirme konusunda kulüp yönetimlerine baktığımızda, 8-10 yıl uzun süre çalışan çok nadir kulüplerimiz var. Genellikle 2-3 yıl başkanlık yapıp sonra sistemin değiştiği, kulüp yönetimlerinin değiştiği durumları yaşıyoruz ve bu da yöneticilerimizi günlük başarılara yönlendiriyor. “Benim başarılı olmam lazım. Ne yapmam gerekiyor? Benim üretmek gibi bir derdim yok, hazır olanı alıp kullanayım.” Böyle bir mantıkta olduğu zaman, teknik ekibe bu şekilde aktarılıyor. Teknik ekip de günlük başarı için, riske girmeden, var olan garanti oyuncularla, hazır transferlerle tercih yapmaya çalışıyor. Aslında yönetimler de uzun vadede kalabilseler, böyle bir yapılanma olsa ve bu doğrultuda hepsi çalışabilse uzun vadeli başarı yakalanabilir. Bizim yetenek konusunda çok büyük artılarımız var. Sadece oyuncularımızın işlenmesi gerekiyor.
Akademilere yatırım konusu bütün ülkede sürekli konuşulur, fakat buna büyük yatırımlar yapılmaz nedense. Altınordu çok büyük bir yatırım yaptı ve bunun karşılığını kesinlikle alıyor. Yıllardır Bursaspor bundan faydalandı, Trabzonspor faydalandı ve hâlâ faydalanıyor. Bunların artıları var. Daha iyi olabilir. Fakat ülkemizde hem akademiyi hem profesyonel hayatı gördüğüm için, işin başarı faktörü antrenörlerden geçiyor. Çünkü oyuncuları işleyecek olan onlardır ve bu oyuncuları işleyecek antrenörler de yönetimlerin karar mekanizması altında çalışıyorlar. Yönetimlerimizin öncelikle kendileri güçlü olup bir sistem oturtmaları gerekiyor, antrenörlerin bu çarkın içine girmeleri gerekiyor, bu felsefe doğrultusunda çalışmaları gerekiyor. Uzun vadede başarılı olabilmemiz çok kolay; fakat öncelikle bu yapılanmayı oluşturmamız lazım. Daha sonra diğer gelişimler yapılabilir. Avrupa’da federasyonlar bu yapılanmayı oluşturuyorlar ve federasyonlar kulüplere; “Bizim oyun vizyonumuz, oyun felsefemiz budur, bu doğrultuda gelişiyoruz. Sizler de kulüplerinizde, akademilerinizde bu oyun felsefesi doğrultusunda gelişimlerinizi yaparsanız iyi olur.” diyor. Mecburiyet kılmıyor, fakat tavsiyelerde bulunuyor ve bunun için sürekli, özellikle dünya çapında yapılan turnuvalarda ve başarılı liglerdeki ülkelerin analizleri yapılıyor. Buradan neyi alabiliyorlarsa, bütün ülkedeki antrenörleriyle, kulüpleriyle paylaşıyorlar ve bu paylaşılan bilgi doğrultusunda da bunu takip edenlerin, kendini geliştirmek isteyenlerin uygulama şansları oluyor. Bunun sonucunda da başarı geliyor. Baktığımız zaman, Almanya son zamanlarda bunu yaptı, Belçika çok iyi ilerleme kat etti; ama bir Fransa’ya baktığınızda, şu anda dünya çapında çoğu ülkede pek çok oyuncuları var. Bunun sebebi; üretiyorlar. Tamamıyla ülkelerindeki atletik, fiziksel yapıyla da alâkası var. Fakat bunları işliyorlar, akademide bunları çok iyi çalıştırıyorlar ve ülkenin bir felsefesi var ve bunun doğrultusunda ilerliyorlar. Bizdeki oyuncu kalitesi kesinlikle çok iyi; sadece işlenmesi gerekiyor. Tek farklılığı orada görüyorum.
Sabır konusunda bir eksiğimiz mi var Avrupa’ya göre, onlar bizden daha mı sabırlı? Antrenörlerin ömrü daha mı kısa bizde? Yine Avrupa’ya kıyasla başarıyı biz daha mı çabuk bekliyoruz?
Bunun biraz bizim karakteristik yapımızla alâkası var. Normalde planlı ilerleyen bir konuda herkesin sabredeceğini düşünüyorum. Evet, sabırsızız, günübirlik hamleler yapıyoruz. Avrupa ve Dünya Şampiyonasına katılıyoruz, çok kısa başarılar elde ediyoruz, gerisi gelmiyor. Bunun sebebi tamamıyla plansızlıkla ve günübirlik performanslarla alâkalı. O günkü performansımız iyiyse, demek ki direncimiz var, kaliteli oyuncularımız var, bunu başarabiliyoruz; ama eğer o günkü performansımız iyi değilse başaramıyoruz.
Almanya, şu anda bütün futbol trendlerini en fazla uygulayan ülke. Sürekli araştırıyor. Kendim oradan çoğu bilgiyi aldığım için söylüyorum. 2 yılda bir oynanan Avrupa ve dünya kupalarında sürekli, yeni futbol trendleri nelerdir, bunlar takip ediliyor ve kendi ülkelerinde analiz edilip bütün kulüplere, antrenörlere iletiliyor. Bu da antrenör kalitesini arttırıyor, antrenör kalitesi arttıkça oyuncuların kalitesi artıyor, bu da arttıkça ülke futbolunun kalitesi artıyor ve başarı geliyor.
Sabır, sabır, sabır! Doğru planlama ve doğru kişilerle, yani profesyonellerle eğitimcilerin karışımından kesinlikle başarılı olabilir. Fakat yönetimlerin öncelikle doğru hamlelerini yapmaları gerekiyor. Burada yabancı dil eğitimi de çok önemli bir rol oynamaktadır. Çünkü dünyadan haber almak istiyorsanız yabancı dile ihtiyacınız var. Hangi ülkeler neler yapıyor, bunları yabancı dille öğrenebiliyorsunuz. Bu doğrultuda çalışmalar yapılırsa kesinlikle başarı kaçınılmazdır.
Başarılı olan kulüpleri, ülke milli takımlarını incelediğimizde, bu takımların ortak özellikleri nelerdir?
Birinci özellik doğru planlama. Baktığımız zaman, dünya çapında başarılı ülkeler, öncelikle antrenör kalitesini arttırıyor, eğitimden dolayı oyuncu kalitesine yansıyor, oradan ülke futboluna, ülke futbolundan da dünyaya yansıyor. Üzülerek söylüyorum: Her ülkede olduğu gibi bizim ülkemizde de akraba dost ilişkileri ön planda. Bunlar tabii ki olsun, olmasın demiyorum; fakat yine de doğru kişiler doğru pozisyonlarda olursa ve sürekli bir kontrol mekanizmasıyla yönetilirse, başarı ödüllendirilip başarısızlıkta gerekli cezalar verilirse doğru olur. Onun için, mesleğini iyi yapıp yapmadığını doğru analiz etmemiz gerekiyor. Başarılı ülkeler futbol akademilerine, tesisleşmeye, antrenör eğitimine, dil eğitimine yatırım yaptılar. Bunu yapan ülkeleri görünce, diğer ülkeler de hamleler yaptılar ve bunun karşılığını aldılar.
Belçika’nın yaptığı bir sistem var. Bir denetleme firması var. Almanya Belçika’ya diyor ki: “Sen gel, beni denetle. Ben bu kriterleri doğru uyguluyor muyum?” Almanya, 8 yıl sonra bunun karşılığını alarak milli takım bazında her pozisyonda 2-3 oyuncuyu oynatabiliyor. Bunun sebebi de akademideki çeşitlilikten, doğru eğitimden. Orada çalışanlara da gerek maddi gerekse gelecek adına şanslar vererek, o konuda motive ederek sonucu alındı. Bir de akademiden bir örnek vereyim. Akademide çalışan antrenörlerimiz ne yazık ki 2-3 farklı işte görev yaptıkları için, kulübüne gelip “2 saat antrenman yapıp gideyim” mantığında olursa gelişme şansı yoktur. Bunları değiştirmemiz gerekiyor. Yöneticilerin de akademiye bu gözle bakmaması ve maddi olarak da destekleri konusunda bunu değiştirmeleri gerekiyor ki başarılı olma şansımız olsun. Onun için Avrupa kulüpleri bize göre daha başarılılar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.