Ergenlerin Duygusal Eğitimi / M. Emin Karabacak

Ergenlerin Duygusal Gelişimi

Milattan önce iki bin yıllarında (M.Ö.2000) Mısır Piramitleri’nde bir anne ile bir kızın ergenlik döneminde yaşadıkları problemlerin yazılı olduğunu araştırmalardan öğrenmekteyiz. Buradan da anlaşılacağı üzere ergenlik döneminde yaşanan sıkıntılar sadece çağımıza özgü değildir.

Ergenlik dönemi, çocukluktan yetişkinliğe atılan bir adımdır. Bu dönemde çocuklar; kendi ayaklarının üzerinde durabileceğini, kendi kararlarını verebileceğini, kendisine çocukmuş gibi muamele edilmesinden hoşlanmadığını, kendilerinin de bir söz hakkı olduğunu ve en önemlisi ailesine kendisinin de bir yetişkin olduğunu anlatmaya çalıştığı bir dönemdir.

Daha düne kadar çocuk olup uslu uslu oturan, hiçbir şeye karışmayan bu çocukların istek ve talepleri ailelerini şaşırtır. Ailelerin gözünde bunlar hala çocuk oldukları için istekleri tepkiyle karşılanır. Bu da iki taraf için çatışma demektir. Çatışmalar olumlu bir şekilde çözülmezse iki taraf için de kriz başlamış demektir. Ergenliğin temelinde yatan öz de budur.

Ergenlik döneminin sağlıklı atlatılabilmesi; çocuklara gösterilecek anlayış ve sabırla birlikte onlarla kurulacak olumlu iletişime bağlıdır. Çocuklar bu dönemi ne kadar sağlıklı geçirirlerse yetişkinlik çağını da o kadar sağlıklı ve problemsiz geçireceklerdir. Yani kendileriyle ve içinde yaşadıkları toplumla barışık olacaklardır.

Ergenlerin Duygusal Gelişimi için Yapılması Gerekenler

Çocuklar bu dönemde psikolojik olarak kendilerini kızgın, üzüntülü, ihmal edilmiş, sevilmeyen ve kendine değer verilmeyen bir kimse olarak hissederler. Aslında bunu sadece kendilerinin yaşadıklarını, hiç kimsenin kendilerini anlamadığını düşünürler. Oysa aynı duyguları arkadaşlarının da yaşadığını akıllarının ucundan bile geçirmezler. Çocuklar bu duygular içinde kendilerini, arkadaşlarından ve toplumdan uzak tutmaya çalışırlar.

Çocuklara bu duygusal yoğunluğu sadece kendilerinin yaşamadığı, diğer arkadaşlarının da yaşadığı, bunun ergenlik dönemine özgü olduğu uygun bir şekilde anlatılmalıdır.

Çocukların bu dönemde hayal kurmaya bağlı olarak yalnız kalma isteği olacaktır. Bunun sonucunda da kendi odalarında saatlerce kapalı kalabilirler. Bazen bu, ergenin kendi dış görünüşünü iyi bulmamasına bağlı olarak arkadaşlarla birlikte olma yerine kendini odaya kapatma şeklinde de olabilir. Ergenler, arkadaşları tarafından aranmamasını davranışlarına değil de dış görünüşüne bağlayabilir. Ergenlik dönemini yaşayan bu çocuklar, sadece kendilerinin bu sıkıntıları yaşadıklarını düşünürler. Hiçbir arkadaşının kendisini arayıp sormadığından ve yalnızlıktan şikâyetçidirler. Oysa aynı sıkıntıları arkadaşlarının da yaşadıklarını, onların da aynı beklentiler içinde olduklarını düşünemezler.

Burada aileye düşen görev, insanların dış görünüşe göre değil, hal ve hareketlere göre değerlendirildiği, arkadaşlarının hepsinin farklı farklı olduğu, diğer arkadaşlarının da kendisinin yaşadığı duygu ve düşünceleri yaşadığı, herkesin kendi derdine düştüğü, karşısındaki kişilerden benzer şeyler duymak istediği konusunda onları bilgilendirmektir.

İlgi ve sevgi konusunda ben merkezli olan bu çocukların sıkıntılarını arkadaşlarıyla paylaşmaları, benzer duygu ve düşünceleri arkadaşlarının da yaşadıklarını anlamaları, ergenleri rahatlatacaktır. Anne babalar, çocukların duygu ve düşüncelerini arkadaşlarıyla ve kendileriyle paylaşmaları konusunda onları teşvik etmelidir.

Anne babalar, çocukların ergenlik dönemiyle ilgili sıkıntılarını, anne baba olarak kendileriyle paylaşabilecek güven ve imkânı vermelidirler. Bu çocukların dertlerini ve sıkıntılarını dinlemek, anne babanın çocuklarını daha iyi tanımalarını sağlayacaktır.

Ergenlik çağındaki çocuklar, bazen durup dururken avazı çıktığı kadar bağırmaya başlarlar. Bazen durup dururken gülme krizlerine ya da ağlama krizine girerler. Ergenler, bu dönemde yoğun şekilde duygu yoğunluğu yaşadıkları için duygularını kontrol etmekte sıkıntı çekerler.

Ergenlik döneminde yaşanan duygu yoğunluğundan dolayı çocukları normal karşılamak gerekir. Çünkü bu, problemlerin dışa yansıtılması şeklidir. Çocukların duygularını bastırmak yerine, uygun şekilde ifade etmeleri teşvik edilmelidir.

Çocuklardaki bu duygu yoğunluğu çoğu zaman onları rahatsız eder. Bazen çocuklar duygularını paylaşacak uygun bir arkadaş bulamazlar. Çocukların duygularını ifade edebilecek, onların farkındalıklarını arttıracak, küçük problemlerin birikmesinin önüne geçecek bir şey yapmalarını sağlamak gerekir.

Bu dönemde bu çocukların yapabilecekleri en güzel şey günlük tutmalarıdır. Günlük tutmak başlarda bu çocuklara saçma ve angarya gibi gelebilir. Günlük tutma, çocuğun duygularını kâğıda dökmesini ve rahatlamasını sağlar. Bunun yanında günlük tutma, çocukların sıkıntılarının nedeninin farkına varmasını ve kendisini daha iyi tanımasını sağlayacaktır. Anne babalar, çocuklarını günlük tutmaları konusunda teşvik edebilirler.

Ergenlik dönemindeki çocuklar, anne babalarının veya yakınlarının yanlarında olmasını çok isterler. Sıkıntılarını ve duygu yoğunluklarını paylaşabileceği, tecrübelerinden yararlanabileceği birilerinin yanlarında olması ergeni mutlu edecektir.

Anne babalar bu dönemde, çocuklarına duygusal yakınlık gösterip onların duygularını ifade edebilecekleri ortamlar hazırlamalıdırlar.

Bu dönemde çocuklar, ruhsal ve bedensel değişiklerle uğraşırken bir taraftan da kendisiyle akranları arasındaki değişiklikleri kıyaslar. Vücutta meydana gelen değişiklikler ve değişim hızı çocukları korkutabilir.

Anne babalar; çocuklarına bu dönemle ilgili kaygılarının olmasının normal olduğunu açıklamaları gerekir. Yine bu çocuklara ergenlik döneminin fiziksel ve duygusal değişimleri, seviyelerine uygun bir şekilde anlatılmalıdır.

Ergenlik döneminde çocuklar için en büyük sıkıntılardan biri de anne babalarının kendilerini sevip sevmediği kaygısıdır. Çocuklar sürekli, annem babam beni seviyor mu, kaygısını taşırlar.

Çocukların her zaman olduğu gibi bu dönemde de sevgiye ihtiyaçları olduğunu unutmamak gerekir. Kocaman oldu diye beden diliyle gösterilecek sevgiden onlar mahrum bırakılmamalıdırlar. Bu çocuklarla uygun bir şekilde iletişim kurmak ve sevgiyi kalpten çıkararak sözelden öte davranışsal olarak göstermek gerekir.

Ergenlik dönemi, gelişim dönemlerinin içinde en zor olanıdır. Onun için ergenlik dönemi ne kadar sağlıklı geçirilirse ileriki yaşlar da o oranda sağlıklı ve mutlu geçirilir.

Anne babaların, çocukların bu dönemi sağlıklı şekilde geçirmelerini sağlamak için ellerinden geleni fazlasıyla yapmaları gerekir. Çocukların kişiliklerinin temellerinin atıldığı bu dönemde, çocuklara en güzel şekilde model olmakla beraber onlara gereken anlayış ve sabır gösterilmelidir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.