Duyguları İfade Etmenin Önemi / Doç. Dr. Nihan Arslan

Duyguların bastırılması kişiyi psikolojik olarak nasıl etkilemektedir? Duyguları hangi durumlarda bastırmak daha sağlıklıdır?
Kişi duygularını ifade etmedikçe; somatizasyon, depresyon, anksiyete, öfke ve olumsuz benlik algısında artış olmaktadır. Birey kendini açmadıkça, duygularını dışa vurmadıkça somatik belirtilerinde artış görülebilmektedir. Duyguların ifade edilmemesi çökkünlük duygusuna, kaygı düzeyinin artmasına, öfke düzeyinin yükselmesine sebep olabilmektedir. Yine duyguların dışa vurulmaması bireyin benlik algısında çarpıtmalara neden olabilmektedir. Duyguların ve düşüncelerin bastırılmasının, fiziksel ve psikolojik sağlığa zarar verdiği birçok bilimsel araştırma tarafından desteklenmektedir. Birey duygularını ifade etmedikçe, ifade edilmeyen duygular bedensel belirti olarak ortaya çıkmaktadır. Zaten yapılan kültürel araştırmalar Türk insanının en çok somatizasyon (bedensel belirti) yaşadığını gösteriyor, yani biz depresyonu en çok bedenimizde yaşıyoruz.
Yine duygularımızı ifade etmedikçe depresyon düzeyinde artma olmaktadır. Kendini açma düzeyi olumsuz benlik algısı ile ilişkili bulunmuş; kendini açma düzeyi azaldıkça olumsuz benlik algısında artış bulunmuştur. Olumsuz benlik algısına sahip bireyler etraflarında kendilerine yardımcı olabilecek kimse olmadığı hissine kapılırlar. Duygularını bastıran bireyler akranlarıyla daha az yakın ilişkiler kurmaktadırlar. Kendini açma düzeyi azaldıkça anksiyete düzeyinde artış görülmüştür. Duygularını ifade eden, yüksek duygusal dışa vuruma sahip bireyler daha çok mutluluk, daha az anksiyete yaşamaktadırlar. Ayrıca duygularını ifade eden bireylerin, diğerlerinin duygularını anlama konusunda daha az sıkıntı yaşadıkları, iletişim becerilerinin güçlü olduğu, öz güvenlerinin yüksek olduğu belirtilmekte; bu özellikler de kişilerin daha az kaygı yaşamasını sağlamaktadır.
Duyguları bastırmak ya da dışa vurmak seçeneğinden başka seçeneğimiz yok mu? Duyguları bastırmamak da insanı büyük sıkıntılara sokabilir mi? Denge nasıl olmalı?
Aslında bu konuda psikoloji alanındaki ünlü kuramcılara kulak vermek gerekiyor. Sigmund Freud her zaman duyguların ifade edilmesi gerektiğini söyler. Freud duyguların bastırılmasının anksiyete, depresyon gibi problemlere yol açabileceğini savunmaktadır. Gestalt psikologlar tarafından ifade edilmemiş duygular eksik işler olarak düşünülmüş, bunlar öfke, kin ve güceniklik gibi olumsuz duygular olarak belirlenmiştir. Baktığımız zaman öfke, kin ve gücenme duygusu olumsuz bir duygu ama bu duyguların da mutlaka ifade edilmesi gerekiyor. Gestalt yaklaşımda özellikle ifade edilmemiş duygulardan en tehlikeli olanı gücenikliğin açığa vurulamamasıdır. Bu da suçluluk duygusuna yol açabilir. Psikolojik rahatsızlıkların temelinde de bitirilmemiş işler ve kendini suçlama vardır. Burada önemli olan öfkeyi kendimize ya da başkasına yöneltmemek yani öfkenin saldırganlığa dönüşmemesi gerekir. Öfke duygumuzu da sağlıklı bir şekilde ifade etmeliyiz.
Duygular sağlıklı bir şekilde nasıl açığa çıkarılır?
Örneğin psikolojik danışma yaparken danışanın duygularını ifade etmesi için bir teknik kullanıyoruz. Boş sandalye tekniği, kişiyi boş bir sandalye karşısına yerleştiren bir gestalt terapisi uygulamasıdır. Kişiden karşısındaki sandalyede birinin (patron, akraba, eş gibi) veya bir kısmının oturduğunu hayal etmesi istenir. Terapist, kişinin davranışlarına, duygularına ve düşüncelerine dahil olabilmesi için boş sandalye ve kişi arasındaki diyaloğu teşvik eder. Amaç burada danışanın karşısındaki kişiye ifade edemediği duygularını rahatça ifade edebilmesini sağlamak. Bazen roller tersine döner ve kişi mecazi kişiyi veya sandalyedeki kişinin bir kısmını üstlenir. Aslında kişinin sağlıklı duygu yaşayabilmesini sağlayan en önemli şey sağlıklı düşünce yapısı. Kişi bilişsel çarpıtmalardan arınık bir düşünce yapısı içinde olduğunda akabinde sağlıklı duygu ortaya çıkıyor. Psikoloji alanının duayenlerinden Albert Ellis’den bahsetmek isterim. Albert Ellis danışanına A-B-C-D modelini öğretir. Burada “A” aktive eden olaydır. “B” kişinin olayı nasıl yorumladığı ve bu olayla ilişkin düşünce ve inançlarıdır. “C” ise ortaya çıkan duygu-davranıştır. “D” ise düşünceyi değiştirmeye yönelik tartışma tekniklerini, yanlış düşünce ve duygulara müdahale etmeyi içerir. Akılcı-duygusal yaklaşım B’yi, yani kişinin mantıksız düşünce ve inançlarını değiştirmeye odaklanır. Çünkü bunlar değiştiğinde olumsuz ve sağlıksız duygular da değişecektir.
Duyguları sağlıklı bir şekilde dışa vurmakla psikolojik iyi olma arasında nasıl bir ilişki var?
Tabii ki olumlu bir ilişki var. Kişi duygularını sağlıklı bir şekilde ifade ettiğinde psikolojik iyi oluş düzeyi de yükseliyor. Bireyin sahip olduğu stres verici deneyimleriyle ilgili kendini açması, pozitif duyguların uyarılmasını sağlayarak psikolojik iyi olma üzerinde olumlu etkiye sahiptir. Kendini açma, bireyin yaşadığı olumsuz düşüncelerden kurtulmasını, olumsuz duygu ve düşüncelerle mücadele edebilmesini, psikolojik yönden daha uyumlu bir birey olmasını sağlar. Duygular, insanın en önemli deneyimleri arasındadır. Kişiler arası ilişkilerde ve ruh sağlığında duyguların ifade edilmesinin oldukça önemli rol oynadığı söylenebilir.
Kadın ve erkekler arasında duygu dışa aktarmalarında ne gibi farklılıklar gözlemleniyor?
Yapılan bilimsel araştırmalar kadınların erkeklerden daha fazla duygularını ifade ettiğini gösteriyor. Yine genel olarak kadınların mutluluk, üzüntü, korku ve şüphe gibi duygularını daha fazla dışa vurduklarına, erkeklerin ise sadece öfke duygularını açıkça ifade ettikleri ile ilgili araştırmalar var. Ama son olarak şunu söylemek gerekir ki, duygularımızı ifade etmek hem fizyolojik sağlığımız hem de psikolojik sağlığımız açısından oldukça önemli. Duyguları ifade etme ile ilgili yapılan çalışmalarda destek gruplarıyla çalışan göğüs kanserli kadınlar diğerlerine oranla iki kat daha fazla yaşamışlardır. Evli kanser hastalarının bekârlara oranla daha uzun yaşadığı bilimsel araştırmalarla desteklenmiş. Bu araştırmalar da şunu gösteriyor ki; duygularımızı bastırmayalım, kendimizi ifade edelim, hem psikolojik hem de fizyolojik açıdan rahatlayalım. Halk dilinde içine atma anlat derler. Aslında durum gerçekten bu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.