Çocuk İşçiliğini Önlemek / Aziz Akin – Dr. Öğr. Üyesi Sami Kalaycı

Çocuk yoksulluğu kavramı sokakta çalışan çocuklar problemini doğururken oluşan ihmal ve istismarlara dair neler söylenebilir?
Çocuk işçiliğinde yoksulluğun yanı sıra ihmal ve istismar olguları da çocukların çalışması üzerinde bir etki oluşturmuş ve nesiller arası devam etmesine neden olabilmiştir. Artan yoksulluk oranlarının yanı sıra ebeveynlerin sorumsuz tavırları, çocukları yoksulluk ve ekonomik mücadele stratejilerinin hem aktörü hem de faktörü kılmıştır. Bu durumla karşı karşıya kalan çocuklar; fiziksel, ruhsal, sosyal ve ekonomik olarak birçok sorunla karşı karşıya gelmiştir. Bu bağlamda söz konusu çocukların gelecekleri de olumsuz etkilenmiştir. Nitekim süreç içerisinde çocuklar sadece ekonomik kazanç olarak görülmeye başlanmakta ve toplumun birçok alanında dışlanmaya doğru sürüklenmektedir. İhmal ve istismarın çocukların ruhsal, fiziksel ve psikolojik gelişimlerine olumsuz etkileri olduğundan geleceğe ilişkin çocukların beklenti düzeyini düşürmekte ve özgüvenlerine olumsuz etkiler bırakmaktadır. Suça meyilli olan çocukların kandırılarak terör, uyuşturucu, yaralama gibi birçok suça girmelerine sebep olabilmekte ve gelecekleri konusunda çocukları sosyal yaşamın dışına (dışlanmaya) itebilmektedir. Çocukların suça yönelmesinde ise daha çok ailede oluşan ihmalkârlık ve denetimsizliğin rol oynadığı görülmektedir. Elde edilen ve açıklanan veriler dikkate alındığında sonuç olarak sokakta çalışan çocukların; ekonomik etmenlerin yanı sıra özellikle ebeveynlerden babanın ihmali ve diğer taraftan çocukların ekonomik işlerde kullanılması amacıyla istismarının gelecekleri üzerinde olumsuz etkiler doğurduğu ortaya çıkmıştır.
Sokakta çalışma sebepleri temel olarak nelerdir?
Sokakta çalışmanın tanımı, sayısı ve nedenleri gibi olgular; net bir tanıma veya tek bir yaklaşıma sahip değildir. Çünkü ülkeler arası sosyal, kültürel ve ekonomik farklılıklar, çocukların çalışma nedenlerini Afrika’da farklı kılarken Türkiye’de daha farklı kılabilmektedir. Çocuklar, yaşadığı coğrafyada kendilerini çevreleyen birçok yoksunluktan kaynaklı çalışma yaşamına girebilmektedir. Ülkelerin iktisadî ve sosyal gelişmişlik düzeyleri ile kültürel yapıları farklılık gösterse de çocuk iş gücü, çalışan çocuk olgusu ve sayısındaki fazlalık, her ülkede sorunlu bir şekilde var olmuştur. Çocuk işçiliğini başlatan sebeplerden en önemlileri çalışan çocuklarının mensup olduğu ailenin çok düşük veya düzensiz bir gelire sahip olmaları ve iş piyasasındaki çocuk işçiliğine yönelik arz talep olgusunun var olmasıdır. Ayrıca yoksulluk, işsizlik, göç, nüfus artışı, eğitimsizlik, kentleşme, geleneksel yaşantı biçimleri, aile desteği, yasa ve mevzuattaki eksiklikler, denetim eksikliği gibi birçok sosyal ve ekonomik faktör de çocukların iş hayatına girmesine neden olabilmektedir.
Sosyoekonomik profiller bize nasıl bir manzara çiziyor?
Sokakta çalışan çocuklar sorununa yönelik çoğu araştırmada aile özellikleri baskın olarak ele alınmakta ve çoğu zaman çocuğun sosyal ve ekonomik profilleri göz ardı edilebilmektedir. Nitekim 1990’lardan önce aile ekonomisi yoksulluğu içerisinde değerlendirilen çocuklar, aile kurumunda yoksulluk düzeyini daha da derinleştiren unsurlar olarak görülmüştür. Hane yoksulluğunu derinleştirdiği kabul edilen çocukların, nesiller arası (yoksulluk döngüsü) yoksulluk aktarımıyla karşı karşıya kaldıkları ise göz ardı edilmiştir. Dolayısıyla göreli ekonomik yoksulluk içindeki payları yüksek olan çocukların, özellikle artan ekonomik eşitsizlik içerisinde ihmal edilen durumları, aldıkları sorumluluklar sebebiyle aile ekonomisindeki yerleri ve sosyal çevre ile ilişkilerini belirlemek amacıyla çocukların sosyoekonomik profillerinin tespiti önemlidir. Bu bağlamda yapılan araştırma neticesinde çocukların korunması, eğitimi ve gelişimi için en önemli yapılardan birisinin, sağlıklı aile ile ev ortamından mahrum olduğu görülmüştür. Özellikle akrabalarıyla birlikte yaşayan çocuklar kalabalık ortamda ailelerine yük olmamak amacıyla günün büyük bir bölümünü sokakta geçirmekte ve aile gelirine katkı sağlamaya çalışmaktadır. Bu noktada da çocuklar öncelikli olarak çalışabilen ve maddi anlamda gelir getirebilen yetişkin bir birey olarak görülmeye başlanmaktadır. Bu bağlamda sokakta çalışan çocuklar 6-7 saat sağlıksız, düzensiz, ayakta ve riskli çalışma ortamlarında bulunmaktadır. Eğitime devam eden çocuklar 4-5 saat okuldan sonra veya önceki boş vakitte çalışırken, eğitime devam etmeyen çocukların daha fazla sürede sokakta kaldıkları görülmüştür. Çalışma ve sorumluluk alma konularında çoğunlukla aktif olan çocukların akranlarıyla sosyalleşme noktasında o denli aktif olmadıkları tespit edilmiştir.
Geleceğe dair beklentilerinde neler var?
Çocukların gelecek beklentilerini tespit etmek amacıyla araştırma sonucunda en düşük beklentiler “eğitime devam edilmesi”, “25 yaşından önce evlenme istekleri”, “din ve toplum” ile “sağlık ve yaşam” konularında olmuştur. En yüksek ise “doğacak çocuklarına güvenli bir ortam”, “huzur ve barış sağlama” ve “kendilerini güvende hissettirecek iş ve mutluluk” beklentisidir. En yüksek beklentiler dikkate alındığında ön plana çıkan temel nokta, içinde bulundukları şartları kendilerinin ve çocuklarının yaşamaması bilincidir. Bu bilinç, döngüyü kırma noktasında önemli bir sonuç olarak görülmüştür. Özellikle kız çocuklarının evlilik ve aile konusunda daha çekingen oldukları görülmektedir. Buna karşılık erkek çocukları evlilik ve aile konularında daha öncelikli beklenti içindedir. Bu durumun ailedeki ataerkil yapılardan kaynaklandığı düşünülmektedir. Bunun yanı sıra çocukların sorumlulukları azaldıkça iş ve eğitim ile sağlık ve yaşam konusunda daha umutlu oldukları tespit edilmiştir. Bu bağlamda ebeveynlerden her ikisi hayatta olan çocukların, olmayan çocuklara oranla daha yüksek beklentiye girdikleri sonucuna ulaşılmıştır. Kötü alışkanlıklara sahip (sigara, alkol, uyuşturucu) veya suça meyilli çocukların gelecek beklentileri daha düşüktür. Kalabalık nüfuslu ailelerde yaşayan çocuklar hem maddi hem de manevi sorunlar sebebiyle nüfusu az olan ailede yaşayan çocuklara oranla iş ve eğitim, din ve toplum ile sağlık ve yaşam konusunda daha düşük beklentiler içerisindedir. Suç işleyen çocukların iş ve eğitim, sağlık ve yaşam ile din ve toplum konusunda gelecek beklentileri diğerlerine göre düşerken özellikle suç işlemeyen çocukların, hırsızlık ve gasp yapan çocuklara oranla sağlık ve yaşam faktörlerinde daha yüksek bir gelecek beklentisi içerisinde olduğu görülmüştür.
Suça karışma eğilimleri var mıdır?
Evet, vardır. Çünkü bu eğilim özellikle çocukların denetimsiz bir ortamda çalışmasından kaynaklanmaktadır. Bunun dışında ihmal ve istismar durumlarının da çocukların suça karışma eğilimleri üzerinde etkili bir sebep olduğu söylenilebilir. Yoksulluk, ebeveynlerin sorumsuz tavırları, çocukları yoksulluk ve ekonomik mücadelede önemli aktör yaptığından, bu aktörlüklerini yerine getirebilmek amacıyla farklı olgulara yöneltmelerine sebep olmaktadır. Örneğin babanın çok eşli olduğu ailelerde çocukların ihmali daha kolay olduğundan çocukların sigara, alkol ve uyuşturucuya yönelimi ve suça meyli daha yüksek olabilmektedir. Evde düzenli bir yaşam ortamının sağlanamaması, kalabalık aile ortamı, ilginin tüm çocuklara eşit dağılmaması ve ebeveynlerden birinin veya ikisinin yaşamaması bu olumsuzlukları derinleştirmektedir. Çocuğun günlük veya aylık kazancı üzerinde etkisiz kalan denetim ve çocuğun getirdiği paraya göre takdir edilmesi gibi durumlar da suç oranları üzerinde bir etkiye sahiptir. Sokakta çalışan çocukların geliri düştükçe suça daha meyilli oldukları tespit edilmiştir. Bunun sebebi de geliri artırarak takdirleri almak ve hem aile hem de toplum içerisinde etkinlik sağlayabilmektir.
Ailelerden tevarüs eden ekonomik yoksunluk, çocuk işçiler ve çocuk yoksulluğu konusunu çok yönlü bir problem olarak ortaya koyuyor. Sonuç olarak, çözüm odaklı önerilerde kurumsal boyutta kuşatıcı çalışmalar var mıdır? Neler yapılıyor, neler yapılabilir?
Hem dünyada hem de Türkiye’de gerek çocuk işçiliği ile mücadelede gerekse de çocukların sokakta çalışmasıyla mücadele edebilmek amacıyla birçok kurum ve kuruluş çalışmalar yürütmektedir. Bu çalışmalar neticesinde olumlu sonuçlar elde edilse de yeterli olmadığı, hâlâ çalışan milyonlarca çocuğun var olduğu gerçeğini ortaya koymaktadır. Dünyada çocuk işçiliğinin sorunları, zararları ve bunlara çözüm önerileri getirmek için ülkeler ile uluslararası kuruluşlar birçok politika ve yaptırım uygulamaktadır. Nitekim 16. ve 17. yüzyıllarda ilk kez tartışma konusu hâline gelen çocuk işçiliğinin sebebi özellikle Kuzey Amerika ve Batı’da köleliğin yaygınlık gösterdiği dönemlerdir. Diğer bir faktör ise 18. ve 19. yüzyıllarda yaşanan Sanayi Devrimi ile yasaklanmış olan köleliğe alternatif olması için düşük ücret talebi doğrultusunda özellikle çocuk iş gücüne başvurulmuş ve çocuk haklarında istismarlar yaşanmıştır. Bu istismarları engelleme ve çocuk işçiliğini önlemek amacıyla da mücadeleler başlatılmıştır. Dünyada çocuk işçiliği ile mücadeleye yönelik faaliyet gösteren birçok kurum ve kuruluş mevcuttur. Bu kuruluşların en önemlisi ve başta geleni ILO iken diğer bazı kurum ve kuruluşlar ise BM, UNICEF, WB, WHO, UNDP gibi çeşitli uluslararası kurum ve kuruluşlardır. Çocuk işçiliği ile mücadelede uluslararası kuruluşlarla iş birliği, bilgi alışverişi ve finansal destek sağlanması büyük önem taşımaktadır. Bu kurumların genellikle tek faaliyet alanı çocuklar olmasa da çocukların iş hayatı ve gelecek beklentilerini düzeltmek amacıyla çalışmalar yürütmektedirler. Genel itibari ile çok uluslu olan bu kuruluşlara taraf olan ülkeler için programlar, sözleşmeler ve yasalar çıkartmaktadırlar. Türkiye’de de merkezî yönetim, yerel yönetimler, vakıf ve dernekler aracılığıyla, çalışan çocuk sayısını azaltmak ve çocukların geleceklerini daha kaliteli hale getirmek amacıyla çalışmalar yürütülmektedir. Çocukların iş hayatındaki yaşadığı tehlikeleri önlemek, çocuk işçiliğini kontrol altına almanın yanı sıra birçok görev ve sorumluluğu üstlenmişlerdir. Türkiye’de özellikle ailelerin yoksullukla mücadele (gelir elde etme) etmek amacıyla çocukların iş hayatına girmesi durumu benimsenen bir olgu olmuştur. Bu duruma sebep olan en büyük iki etmenden ilki “genç yaşta sorumluluk kazansın” düşüncesi iken ikincisi “aileye maddi olarak destek olsun” düşüncesi yer almaktadır. Türkiye’de bu düşünceleri değiştirmek, çocuk işçiliğine sebep olan etmenleri bulmak ve çözüme kavuşturmak amacıyla çalışmalar ve politikalar oluşturulmakta, bu konuda birçok kurum ve kuruluş çalışmaktadır. Çocukların sokakta çalışması engellenemese de buna yönelik denetim ve yaptırımlar artırılarak çocukların karşılaşacağı riskler azaltılmalıdır. Özellikle çok eşli olan ailelerde yaşayan çocuklara yönelik aile politikası konusunda daha verimli adımlar atılabilir. Toplumu bilinçlendirici çalışmalar yapılarak dilenme ve istismara karşı politikalar üretilebilir. Sokakta çalışan çocuk sorunu sadece ekonomik tabanlı değildir. Bu yüzden sadece ekonomik etmenlere yönelik tedbirler sorunu çözmede yeterli olmayabilir. Bu sorunun giderilmesine yönelik olumlu bir adım olarak, ailedeki diğer bireylerin şartları uyarınca iş yaşamına kazandırılması düşünülebilir. Bunun yanında ebeveynlerin bilinçlendirilmesi, kalabalık ve çok eşli ailelerde çocuklara ve ailelerine yönelik psikososyal desteklerin verilmesi bu konunun çözümünde önemli katkılar sunabilir. Böylelikle suça ve diğer risklere karşı eğilimleri minimize edilebilir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.