Ana sayfa - Son Sayı - Zor İnsanlar Ve Başa Çıkma Yolları / Eğitim Uzmanı Şenay Işık

Zor İnsanlar Ve Başa Çıkma Yolları / Eğitim Uzmanı Şenay Işık

Şenay Işık, Bursa doğumludur. Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Turizm Rehberliği Bölümünden, Anadolu Üniversitesi Sosyoloji Bölümünden ve Anadolu Üniversitesi Sosyal Hizmet Bölümünden mezun olmuştur. Eğitim ve İletişim alanında pek çok sertifikalı eğitim alan Işık, değişik okullarda İngilizce öğretmenliği yapmış, iletişim ve eğitim konularında konferanslar vermiştir.
Yayınlanma aşamasında “Zor İnsanlar ve Başa Çıkma Yolları” adlı bir kitabı olan Işık, sürekli gelişmeyi kendisine misyon edinmiştir.

Giriş

Günümüz dünyasında her alanda hızlı bir değişim olmaktadır. Özet olarak söylemek gerekirse, 1768’de James Watt’ın buhar makinesini bulmasıyla başlayan sanayileşme süreci hızlı bir şehirleşmeyi de ortaya çıkarmıştır. Türkiye’de 1927 yılında nüfusun % 75.8’i köylerde, % 20.2’si şehirlerde yaşıyordu. 2016 yılında ise şehir nüfusu % 92.3’e çıkarken; köy nüfusu % 7.7 oranına düşmüştür. Ülkemizdeki bu hızlı şehirleşme süreci beraberinde pek çok sorunu getirmiştir. Sosyolojik anlamda kendi içine kapalı sosyal bir düzenden modern toplum düzenine geçilmiştir.

Bu hızlı sanayileşme ve şehirleşme ile beraber toplumun her alanında yeni sorunlar baş göstermiş, insanların psikolojik ve sosyal sorunları giderek artmıştır. Bu hızlı değişme ve dönüşme süreci beraberinde geçinilmesi zor, tahammülsüz, gergin insanları doğurmuştur.

Zor insanları anlayabilmek ve sırlarını çözebilmek için konuyla ilgili literatür taranmış ve gerekli okumalar yapılarak mesleki hayatımız boyunca edindiğimiz tecrübe ve tespitler gözden geçirilmiştir. Onların neden zor insan oldukları ve onlarla nasıl başa çıkacağımız gözler önüne serilmiştir.

Zor insan kimdir?

En açık tanımıyla, iletişim kurmakta güçlük çektiğimiz kişilere “zor insanlar” diyoruz.

Zor insanlar, agresif, mızmız, dırdırcı, her şeyden şikayetçi, kendini mağdur gören veya gizlice saldıran kimselerdir. Bu kişileri zor insan olarak nitelememizin sebebi, karşılarındaki kişilerin performanslarını düşürmesi ve onların şevkini kırmalarıdır.

Zor insanların günü gününe uymaz. Aşırı duygusal tepkiler verirler ve ilişkilerinde sorun yaşarlar. Herkesi ve her şeyi yönlendirme isteği duyarlar. Bu bağlamda hem kendilerini hem de ilişkide bulundukları kişileri yıpratırlar.

Kimi insanlar istediklerini karşı tarafa yaptırabilmek için devamlı zor tavırlar sergilerken, bazıları ise bu zor insan davranışlarını ara sıra sergiler. Örneğin, evde çocuğu hastaysa, dişi ağrıyorsa, veya önemli bir randevuya yetişmeye çalışırken trafiğin sıkışması onları anlık zor insan yapabiliyor.

Zor insanlar çoğu zaman başkalarını kendi çıkarları doğrultusunda kullanmak isterler. Genellikle olaylara ve insanlara karşı bakış açılarını değiştirmezler, sabit fikirlidirler. Bu sebeple yaşananları değerlendirme biçimleri abartılı, yersiz, anlamsız ve mantıksızdır. Zor insanlar ilişkilerinde çoğu zaman gerginlik oluşturur. Bu yüzden insanları kendilerinden uzaklaştırırlar. Ayrıca zor insanların duygusal ve sosyal zekâları düşüktür.

Kimi zor insan sadece kendini önemli görürken, kimisi de kendini aşırı değersiz görerek ön plana çıkmak istemez. Mutsuzluk üzerine odaklanmış ve programlanmışlardır. Zor insanların genel olarak mutsuzluk programları vardır. Bu mutsuzluk programlarıyla sağlıklı iletişimin önünü keserler.

Zor insanların uyumlu ve olgun insanlardan farkı

Uyumlu insanlar olayları kendilerini geliştirme fırsatına dönüştürürler. Hiçbir şeyi önemsiz diye atlamazlar. Bu şekildeki bir bakış ile bulunduğu ortama farkındalık kazandırırlar.

Uyumlu olgun insanlar, güçlü ve zayıf yanlarının farkındadırlar. Kendilerini gözlemler, deneyimlerden ders alırlar. İçtenlikli geribildirime, yeni bakış açılarına, sürekli öğrenmeye ve kendini geliştirmeye açıktırlar. Kendilerine yönelik bir hoşgörü ve bakış açısı sergileyebilirler. Duygusal ipuçlarına karşı dikkatli ve iyi dinleyicidirler. Duyarlılık gösterir ve başkalarının bakış açılarını anlarlar. Başka insanların ihtiyaç ve duygularını anlayarak onlara yardımcı olurlar (Goleman, 2010, s.80-175).

Uyumlu insan bilgelik yolundadır ve farkındalık halindedir. Bu haldeki insan, her şeyin insanın tekâmülü için olduğunu fark eder. Kötü olarak nitelenen olaylardan bile ders alır. İlişkilere kazan/kazan mantığı ile yaklaşırlar. Bu anlayışla insan haklarına saygılıdırlar. Olgun insan sürekli kendisini geliştirme çabası içindedir. Ayrıca başkalarının da kendilerini gerçekleştirmesi için onlara yardımcı olurlar.

İletişim halinde olduğumuz kişilere baktığımızda, bazı kişilerin çevreleriyle ilişkilerinin daha olumlu, daha yapıcı ve daha kaliteli olduğunu görürüz. Bu kişilerin bir kısmı ise daha negatif, daha yıkıcı ve kalitesiz bir ilişki içinde olduğunu gözlemleriz.

Neden bazı insanlar çevreleriyle daha iyi geçiniyor ve iş yaşamlarında daha başarılı oluyorken, bazıları ise hem insan ilişkilerinde, hem de iş yaşamlarında başarısız oluyor?

Bu farkı zekâ, sosyal yaşam, çevre ve eğitim gibi önemli sebeplere dayandırabiliriz. Ancak insan ilişkilerini ve başarıyı etkileyen daha önemli sebepler vardır. Bunlar düşünce sistemimiz, kendimizi ifade şeklimiz ve hatta hayallerimiz bile olabiliyor. Kısaca şöyle diyebiliriz; düşünce yapımız, kendimizi nasıl ifade ettiğimiz ve hayallerimiz iletişimde zor veya normal bir insan olmamızı belirleyen önemli farklardır.

Şimdi bu önemli farkların neler olduğunu inceleyebiliriz:

Keşke – Bundan Sonra

Zor insanlarla uyumlu insanlar arasındaki önemli farklardan biri olumsuz bir olayla karşılaştıklarında kurdukları cümlelerdir. Zor insanlar olumsuz bir olayla karşılaştıklarında “keşke” ile başlayan cümleler kurarlar. “Keşke o işi şöyle yapmasaydım.”, “Keşke şuna danışsaydım.”, “Keşke daha dikkatli olsaydım.” gibi ifadeler kullanırlar. Tabiki bu cümleler yaşanan olumsuzlukların etkisini hafifletmez. Üstelik kişide bir suçluluk duygusu oluşturur ve kişiye herhangi bir gelişim sağlamaz.

Uyumlu insanlar bunun yerine “bundan sonra” cümlesini kullanırlar. “Bundan sonra daha dikkatli olacağım.”, “Karar alırken A kişisine danışacağım.” gibi cümlelerle kendilerine hedef gösterirler. Böylece kişi kendi geleceği için plan yapmış olur ve her şeyden önemlisi yaşadıklarından ders çıkarmış olur.

Neden-Nasıl

Zor insanlar ve uyumlu insanlar arasındaki farklardan biri de sordukları soruların niteliğidir. Zor insanlar olumsuz bir olayla karşılaştıklarında “neden” diye sorarlar. “Neden bunlar benim başıma geldi?”, “Neden kimse beni anlamıyor?”, “Neden çok param yok?” gibi. Dikkat ederseniz “neden” ile sorulan sorular olumsuzluğun sebeplerini bulmaya yönelik sorular değil, şikâyet belirten ifadelerdir.

Uyumlu insanlar ise olumsuz bir durumla karşılaştıklarında “nasıl” ile sorular sorarlar. “Nasıl çalışırsam işlerin akışını sağlarım?”, “Nasıl davranırsam insanlar beni daha iyi anlar?” gibi akılcı sorularla çözüme yönelik hareket ederler. Bu tür cümleler de onları başarıya götürür.

Olumsuz Hayal-Olumlu Hayal

Zor insanlarla uyumlu insanların kurdukları hayaller de birbirinden çok farklıdır. Zor insanların hayalleri genellikle olumsuzluk üzerinedir. Hayallerinde işler hep ters gider ve hep kaybedecekleri korkusu hâkimdir. Kurdukları hayaller o kadar olumsuzdur ki, bu hayaller sonunda onların kaderi olur.

Uyumlu insanların ise devamlı olumlu hayalleri vardır. Bir işe başladıklarında, önce hayallerinde o işi başarırlar. Zihinlerinde hep kazanmanın, başarılı ve mutlu olmanın hayalleri vardır. Bir süre sonra onların da hayalleri kaderlerine dönüşür.

Geçmiş-Gelecek Odaklı

Zor insanlarla uyumlu insanların düşüncelerinin odaklandıkları yer de farklıdır. Zor insanların düşünceleri geçmişte takılı kalır. Çoğunlukla geçmişte yaşarlar. An’daki başarısızlıklarının sorumluluğunu hep geçmişe yüklerler. Zihinlerinde geçmişteki başarısızlıklarını canlandırarak, çöküntü yaşarlar.

Uyumlu insanlar da geçmişe bakarlar ve ders alırlar. Sonra düşüncelerini ve odaklarını yaşadıkları an’a ve geleceğe yöneltirler. Geleceklerini inşa ederken geçmişlerinden ders alırlar. Geçmişteki olumsuz olayları, geleceği aydınlatan bir tecrübe olarak değerlendirdikleri için moralleri bozulmaz. Onlar olumsuz deneyimlerin kendilerini hayata karşı güçlendirdiğini düşünürler.

İç Motivasyon-Dış Motivasyon

Zor insanların ve uyumlu insanların izledikleri motivasyon stratejileri de oldukça farklıdır. Zor insanlar dıştan motive olan kişilerdir. Bu kişiler devamlı başkalarının kendilerini motive etmesine ihtiyaç duyarlar. Ancak başkalarının motivasyonu ve sözü ile harekete geçerler. Kendilerini harekete geçirecek gücü içlerinde bulamazlar. Dışarıdan itici bir güç olmazsa hareketleri durur.

Uyumlu insanlar ise harekete geçmek için başkalarının motivasyonuna gerek duymaz. Kendileri kendilerini motive ederek, kendi enerjilerini üretirler. İç iletişimleri sağlamdır ve bunu iç konuşmaları ile hayata geçirirler.

Sorun Odaklı-Çözüm Odaklı

Zor insanlarla uyumlu insanların önemli farklarından biri de sorunlara yaklaşım tarzlarıdır. Zor insanlar sorunlarla yüzleşirken, sorunlara takılıp kalırlar. Sorunların ötesini düşünemezler. Sorunları zihinlerinde tekrar tekrar canlandırıp morallerini bozarlar. Sonuçta sorunların içinde dibe vururlar.

Uyumlu insanlar ise bir sorunla karşılaştıklarında bunu hayatın olağan bir durumu olarak kabul ederler. Kendilerini bu sorunun içinden çıkaracak çözüm arayışlarına girerler. Zihinleri devamlı çözüme odaklıdır. Buldukları çözümlerden uygun olanları seçip uygulamaya geçerler.

Panik-Plan

Zor insanlarla uyumlu insanları ayıran önemli bir nokta da; beklenmedik bir durumla karşılaştıklarında verdikleri tepkilerin farklılığıdır. Zor insanlar kriz durumlarında paniğe kapılırlar. Ne yapacaklarını şaşırırlar. “Eyvah”, “mahvoldum”, “bittim ben” gibi cümlelerle kontrolü iyice kaybederler.

Uyumlu insanlar ise böyle durumlarda panik yerine plan yaparlar. “Başarabilirim”, “bundan da öğreneceğim var”, “bu olay beni güçlendirecek” gibi ifadelerle çözüme işaret ederler.

Zor insan grupları

Zor insanlar üç gruba ayrılıyor. Bunlar saldırgan zor insanlar, pasif saldırgan zor insanlar ve pasif zor insanlardır.

Saldırgan zor insanlar, kendi ihtiyaçlarının önemli olduğunu düşünürler. Kendi ihtiyaçlarını karşılamaya çalışırken diğer kişilere sözel ve bedensel saldırgan davranışlarda bulunurlar. Çevrelerine yaptıkları güç gösterisi nedeniyle gözünü korkuttukları kişilerin boyun eğmelerinden kendilerince keyif alırlar. Onlar kendilerinden zayıf gördükleri kişilerden veya karşı koyacak güçte olmayanlardan faydalanmayı çok iyi bilirler. Her durumda onlar haklıdır ve sadece kendi isteklerinin önemli olduğunu düşünürler. Ne kadar maskelemeye çalışsalar da fiziksel güç gösterilerinin sebebi kendilerini değersiz hissetmeleridir.

Saldırgan tarzda iletişimi olan kişiler, karşılarındaki kişinin konuşmasını böler, yüksek sesle ve rahatsız edici konuşur, diğer kişiye ters ters bakar, konudan geçmiş zamanda söz eder (itham ederek, suçlayarak, küçümseyerek) duygu ve düşüncelerini hararetli bir şekilde açıklar ve kendilerini diğerlerinden üstün görürler (Zastrow, s. 625).

Saldırgan zor insanların asosyal bir hayatları ve iyi yönde kullanamadıkları büyük bir enerjileri vardır.

Pasif saldırgan zor insanlar, hem pasif hem de saldırgan davranışları iletişim yöntemi olarak kullanırlar. Bir tarafta saldırgan iletişimin neden olduğu öfkeli davranışlar, diğer tarafta pasifliğin vermiş olduğu çekingenlik ve korku hali egemendir. Fakat saldırgan zor insanların pasif davranışları hayra alamet değildir. Saldırgan davranışların tetiklemiş olduğu öfke ile harekete geçme isteği, pasif davranışların verdiği korkunun araya girmesiyle buna engel olur. Böylece yüzeyde duran pasif davranış, buzdağının görünmeyen kısmı olan saldırganlığı gizlemiş olur.

Pasif saldırganlar, başkalarının beklentilerini karşılamamak için yapmaları gereken bir işi sıklıkla unutma, gecikme, geciktirme ve yetiştirememe gibi yollara başvururlar. Olumsuz davranışlarının sorumluluğunu almak istemez, çoğunlukla başkalarını suçlarlar. Hep kendilerinin haklı olduğu konusunda ısrarcıdırlar. Açıkça ifade edemedikleri öfkelerine kapılarak karşısındaki insanlara zarar verirler. Bu tutum ve davranışlarının altında hedeflerindeki kişiyi sinirlendirmek, zor durumda bırakmak vardır.

Pasif zor insanlar, sessiz sakin görünümlü, başkalarının fikir ve görüşlerine kolayca katılan ve onların neredeyse tüm isteklerine boyun eğmeleri en temel davranışlarıdır. Böyle davranmalarının nedenleri altında herkes tarafından sevilip onay görme isteği ve reddedilme korkusu yatmaktadır. Kendileri pasif davranışlarla, “hayır” diyemedikleri için bu ortamı oluşturmalarına rağmen herkesin kendilerini kullandığını düşünmektedirler.

Girişken olmayan tarzda, daha çok duraksar, yavaş konuşur, uzağa bakar, sorundan kaçınır, duyguları ne olursa olsun uzlaşır, görüşlerini ifade etmez, kendisini diğerlerinden “aşağı” görür ve diğerlerini yaralamaya dair her hangi bir ihtimaldense kendini yaralar.

Onlar ne hissettiğini, ne istediğini veya neye ihtiyacının olduğunu söyleyemeyerek kendilerini bastırırlar. Kendilerinde değersizlik duygusu hâkimdir. Onların gözünde başkalarının ihtiyaç ve gereksinimleri daha önemli ve değerlidir. Beden dilleri yerçekimine doğrudur. Kamburlaşmış bir duruş, çekingen konuşma şekli ve çok az göz teması kurmaları en belirgin özelliklerindendir. Bu kişilerin kendilerine saygıları yoktur ve hayatlarının denetimini kolayca başkalarının eline verirler.

Şimdi zor insanlarla başa çıkma yollarını özet olarak sunmaya çalışalım:

Ruh haliniz zor insanlarla başa çıkmak için hazır olmalı

Kendinizi kötü ve çıkmazda hissettiğiniz bir ruh halindeyken sorun çözmeye çalışmanız boşuna zaman harcamaktır. Önce kendinizi sorun çözmeye uygun bir ruh haline sokmanız gerekir. Yılan sizi soktuğu zaman, yılanın peşine mi düşmelisiniz, yoksa çabucak bir sağlık kuruluşuna mı koşmanız gerekir?

İyi ruh halleri, esnek düşünebilme yeteneğimizi güçlendirir. Dolayısıyla kişiler arası sorunlara çözüm bulmayı kolaylaştırır.

Bu bakımdan kendimizin veya sorunu çözeceğimiz kişinin ruh halini olumlu duruma sokmaya çalışmamız gerekir.

Saldırgan Zor İnsanlarla Başa Çıkma Yolları

Saldırgan zor insanlar, öfkeli tutum ve davranışlarıyla bizde endişe, korku ve kaygı yaratabilirler. İçinde bulunduğumuz bu değişken duyguyla birlikte onlara uygun ve gerekli yanıtları veremeyebiliriz. Bu ve buna benzer durumlarda ilk yapmamız gereken şey sakinleşmeye çalışıp yavaş ve derin nefes almaktır. Böyle bir ortamda sağlıklı bir konuşma yapılamayacağından, sakinleşmek ve cevabınızı vermek için kendimize biraz süre tanıyabiliriz.

“Sizden, bana biraz süre vermenizi rica ediyorum. Konuşmaya daha sonra devam edebiliriz.” tarzında bir istek ile zaman kazanabilirsiniz.

Saldırgan zor insanların duygularını anlayabildiğimiz oranda onlarla sağlıklı iletişim kurabilir ve bu insanlarla başa çıkabiliriz.

Bu zor insanların bazıları huzursuzluğun ve çatışmanın çok olduğu ailelerden gelmiş olabileceği gibi yarışmacı ve rekabetçi okullarda okumuş da olabilirler. Onların üzerindeki başarı beklentisinin farkında olmamız, onlara daha empatik yaklaşmamıza sebep olabilir. Empati, saldırgan davranışları normal görmek değildir. Saldırgan zor insanlara aşırı tepki göstermek yerine empati kurma becerimiz sayesinde akılcı bir biçimde davranmaya yönelebiliriz. Böylece zor insanların kendilerini açmasına ve sorunlarını paylaşmasına da yardımcı olabiliriz.

Pasif Saldırgan Zor İnsanlarla Başa Çıkma Yolları

Pasif saldırgan zor insanlar karşısında mesafenizi korumanız önemli bir unsurdur. Onları tanımanız ve sakin kalmanız başa çıkmak için en iyi yoldur. Suçlayıcı bir dil kullanmanız sağlıklı bireylerin bile savunmaya geçmesine sebep olabiliyorken, bunu pasif saldırgan zor insanlar karşısında uygulamanız, onların kurban rolüne geçmesine ve haklı olsanız dahi sizi haksız duruma düşürmelerine neden olur.

Pasif saldırgan zor insanlara kullandığınız kelimelerin açık, temiz ve anlaşılır olmasına dikkat ediniz. Onları kişilik olarak suçlamak sizi daha da zor durumda bırakacağı için sadece kusurlu davranışlarına odaklanıp duyduğunuz rahatsızlığı bu şekilde dile getirmelisiniz.

Pasif saldırganlar, sizi dolaylı yollardan kırıp, incitip sonra da bunun böyle olmadığını iddia edebilirler. Bu yüzden ifadelerine iyice kulak verin. Daha sonra onların saklamaya çalıştıkları, pek de iyi olmayan gerçek mesajı göstermeye çalışın.

Şöyle bir ifade ile onların vermeye çalıştığı gerçek mesajı anlayabiliriz.

“Bana iletmek istediğin mesajın ………… olduğunu seziyorum ve bundan çok rahatsız oluyorum!”

Böyle bir ifade pasif saldırgan zor insanla sağlıklı iletişim kurmamızın kapısını açar.

Duygusal okuryazarlık gücümüzü artırdığımız oranda pasif saldırgan zor insanlarla başa çıkabiliriz. Bunun için de öncelikle kendi üzerimizde çalışmamız gerekir. Zor insanlarla başa çıkmak için duygusal farkındalığımızı ve duygusal okuryazarlığımızı artırmalıyız. Başka bir ifade ile öncelikle kendimizin, sonra zor insanların duygularını bilmemiz gerekir. Önce bu duyguların altında yatan sebepleri anlamalıyız (Steiner, s. 44).

Pasif Zor İnsanlarla Başa Çıkma Yolları

Pasif zor insanlarla başa çıkabilmede kilit nokta; onlardan beklentilerinizi gerçekçi bir seviyede tutmanızdır. Böylelikle, onların sözlerini tutmamaları nedeniyle hayal kırıklığına sürüklenmenize veya öfkeye kapılmanıza engel olabilirsiniz. Çok sık fikir değiştiren ve kendi davranışlarının sorumluluğunu almayan kişiler olduğunu görüp onları bu şekilde kabul etmelisiniz.

Pasif zor insanlardan yüksek veya olumsuz beklenti içinde olmayın. Bununla birlikte olumlu düşünce ve beklentiler olası farklı gelişmelere açık olmanızı sağlar. Böylece karşınızdaki kişinin olumlu yanlarına dikkatinizi verebilir ve farklı kararlarını kabullenmeye uygun hale gelirsiniz.

Onların sizi her an yüzüstü bırakma olasılıklarını göz önünde bulundurursanız, bu ihtimal karşısında daha bilgece çözüm üretmeye çalışırsınız.

Pasif zor insanlar çekingen oldukları ve içten içe kimseye güvenmedikleri için, kendinizin güvenilir biri olduğunuzu anlamalarını sağlayın. Onlar size güvenebileceğini anlarsa, daha az zorluk çıkaracaklardır.

Sonuç

Zor insanlar, çözümün bir parçası olmak yerine sorunun bir parçası olurlar. Çevrelerine pozitif enerjiden ziyade negatif bir enerji yayarlar. Onlarla karşılaşanlar “Acaba şimdi ne sorun çıkaracak?” düşüncesiyle telaşa kapılırlar.

Bu insanlar Goethe’nin ifade ettiği gibi “Çözümün bir parçası değil, sorunun bir parçası olurlar.” Çözümün parçası olmak sorunun parçası olmaktan çok daha zordur. Bu açıdan baktığımızda onların kolay yolu seçtiklerini görürüz.

Zorluk çıkaran ve “Ben haklıyım” cümlesini tekrarlayarak, negatif enerji yayarlar. Sağlıklı bir yaklaşım ve bakış açısı ile çözüm üretmek mümkün olduğu halde, çözüme yönelik müdahelelerde bulunamazlar ve çözüm yollarını kapatırlar.

Zor insanlarda probleme sebep olan noktalara yoğunlaşabilmeleri mümkünken, sıklıkla suçlu ararlar. Çözüm üretmezler, sorunlara yoğunlaşarak zamanlarını ve enerjilerini boşu boşuna tüketirler.

Zor insanlarla başa çıkabilmeniz için, soğukkanlı ve proaktif olmak gerekir.

Mizah kullanmak ve kişiyi konudan ayırmak da ortamı rahatlatır ve iletişimi güçlendirir.

Zor insanları eleştirmek gerekiyorsa, eleştiri kimlik üzerinden değil, davranış üzerinden yapılmalıdır. Bu yöntemle onların kişisel algılamalarının önüne geçilmiş olunur.

Zor insanlarla başa çıkmanın yolu onları anlamaktan geçer. Oscar Wilde’ın ifade ettiği gibi “Anladığımız insanlara düşmanlık beslemeyiz, düşmanlarımızı ise asla anlamayız.”

Geçinilmesi zor insanları anladığımız zaman onları sevebilir, onlarla sağlıklı iletişim kurabilir ve onlarla başa çıkabiliriz. Böylece daha güçlü ve daha enerji dolu kişiler olabiliriz.

Geçinilmesi zor insanları değiştirmek kolay olmasa da onlarla ilişkilerimizi iyileştirmek mümkündür.

KAYNAKLAR
GOLEMAN, Daniel. İş Başında Duygusal Zekâ, Çev. Handan Balkara, Varlık Yayınları, İstanbul, 2010.
LIEBERMAN, David J. Kimse Size Yalan Söyleyemez, Çev. Sinem Sonuvar, Kuraldışı Yayınları, İstanbul, 2004.
ÖZKAN, Zülfikar. Sosyal İlişkilerin İyileştirici Gücü, Üsküdar Üniversitesi Yayınları, İstanbul, 2018.
STEINER, Claude. Akıllı Bir Kalple Duygusal Okuryazarlık, Çev. Muzaffer Şahin, Bilge Sistem Yayınları, Ankara, 2009.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.