“Zor Çocuk Yoktur” / Prof. Dr. Hüseyin Peker

gonul-24-zor-cocuk-yokturKURALSIZ VE DİSİPLİNSİZ YETİŞEN BİR NESİL
Günümüz çocuklarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Günümüz çocukları özellikle televizyon ve bilgisayarın etkisiyle çok daha bilgili yetişiyorlar. Çok şeyler biliyorlar. Fakat eskiye göre anne babaların, çocuklarının daha serbest, daha rahat yetişmeleri yönündeki anlayışlarına bağlı olarak gösterdikleri aşırı hoşgörülü, engel ve kural koymayan disiplinsiz tutumları; çocukların daha çok bencil, kendilerini düşünen, fedakârlıktan kaçınan, sorumluluk duygusu yeterince gelişmeyen bir özellik kazanmalarına neden olmaktadır. Bu da ileriki yaşlarda kişiler arası ilişkilerde, özellikle aile ilişkilerinde önemli sorunlar oluşturmaktadır. Son yıllarda boşanma oranlarındaki artışın en önemli nedenlerinden birinin bu olduğu kanaatindeyim.

SEVGİ EĞİTİMİNDE BAŞARILI DEĞİLİZ
Çocukların sevgi eğitiminde yeterince başarılı olduğumuz söylenebilir mi? İslamî, irfanî ve insanî açıdan çocuklarla ilişkilerimizde ne kadar estetik ya da medenî olduğumuzu düşünüyorsunuz?
Çocuklara sevgi eğitiminde yeterince başarılı olduğumuz söylenemez. Bizim geleneksel eğitim anlayışımızda sevgiye değil, baskı ve korkutmaya dayalı bir uygulama ağırlıktadır. Günümüzde bu tutumdan önemli oranda vazgeçilse de yeterli sevgi ve buna bağlı olarak davranışları benimsettirerek yaptırma noktasında eksikliklerin olduğu bir gerçek. Çocuklarımıza yeterli zaman ayırarak onlarla dostça, arkadaşça iletişim kuramıyoruz. Hz. Peygamber’in torunlarına karşı yaklaşımı, ilgilenmesi, sevgisi birçoğumuzda bulunmuyor. Özellikle kendini dindar gösteren insanlarda kaba davranışlar daha fazla diyebiliriz.

ÇOCUKLARIMIZIN KAYGILARI: ZENGİNLİK VE LÜKS HAYAT
Çocukları yeterince anladığımız söylenebilir mi? Çocukların günümüzde sizce temel kaygıları ya da beklentileri nelerdir?
Tabi çocuk dediğimiz zaman ilk ergenlik dönemini de içine alacak şekilde 17 yaşına kadarki dönem anlaşılır. Dolayısıyla çocukların ilk çocukluk, son çocukluk, ilk ergenlik dönemlerindeki kaygıları ve beklentileri birbirinden farklıdır. Bu beklenti ve kaygılarda başta anne babanın tutum ve davranışları olmak üzere çocuğun televizyondan izlediği çizgi filmlerin, programların, arkadaşlarının, okuduğu kitapların vs. etkileri söz konusudur. Ancak genelde maddî kaygı ve beklentilerin ön plana geçtiği görülmektedir. Daha çok, zengin olma, lüks bir hayat yaşama arzusu amaç olarak ağır basmaktadır.

“ZOR EBEVEYN” YOKSA “ZOR ÇOCUK” YOKTUR
Kitabınızda “Anne babalar ‘zor ebeveyn’ olmadıkça, ‘zor çocuk’ yoktur” diyorsunuz… Bugün çocuklarla ilişkiler nasıl düzenlenmeli? Ebeveyn-çocuk ilişkisinde çocuklarda görülen olumsuz davranışlar nasıl aşılabilir?
Bugün çocuk eğitiminde anne babaların etkisi azalmış olsa da araştırmalar yine de en etkili faktörün aile olduğunu göstermektedir. Çünkü altı yaşına kadar çocuk üzerinde birinci derecede etkili olan faktör anne babadır. Bu yaşlarda çocuk, model olarak anne babasını almaktadır. Anne babanın etkisi daha sonraki yaşlarda da belli oranda devam etmektedir. Anne babanın çocukla iletişimleri, tutum ve davranışları, çocuğa gösterdikleri sevgi, verdikleri değer, güven, birbirleriyle ilişkileri, kavgaları, aralarındaki tutarsızlıklar vs. çocukta temel kişilik özelliklerinin oluşmasını sağlar. Anne baba eğer çocuğun psikolojik özelliklerini dikkate alarak, onun yeteneklerine ve gelişim özelliklerine uygun bir yöntem, bir eğitim uygularsa, iyi model olursa, çocuk da olumlu özellikler kazanarak büyür. Bugün çocuklarla ilişkiler pozitif disiplin anlayışıyla kurulmalıdır. Yani kazandırılması istenilen özellikler baskıyla, korkutmayla, dayakla değil, sevgiyle, saygıyla, çocuğun kişiliğine ve öz saygısına zarar vermeden kazandırılmaya çalışılmalıdır. Ebeveyn çocuk ilişkisinde, çocuklarda görülen olumsuz davranışların aşılabilmesi için de anne baba önce çocuğun olumsuz davranışının nereden kaynaklandığını öğrenmeli, kendi uygulamalarını kritik etmeli, kendilerinden kaynaklanan bir olumsuzluk varsa önce kendilerini düzeltmeliler, sonra diğer olumsuzlukları gidermeye çalışmalıdırlar.

ÇOCUK ALLAH’I NASIL DÜŞÜNÜR ?
Çocukların din eğitiminde kognitif bilgi (bilişsel yapı) açısından temel ihtiyaçlar nasıl karşılanmalı? Çocukların dini eğitiminde muhafazakâr psikologların dahi yakındığı konular var, bu konuda düşünceleriniz nelerdir?
Çocukların din eğitiminde zihinsel gelişim düzeyi mutlaka dikkate alınmalıdır. On yaşından önce soyut düşünme yeteneği gelişmediğinden dini kavramlar çocukların anlayabileceği şekilde somut örneklerle açıklanmalı, basit ifadeler kullanılmalıdır. Dini bilgiler çocuğa yalın bir şekilde, detaya girmeden verilmelidir. Çocuğun kendisine verilecek dini bilgileri almaya hazır olup olmaması çok önemlidir. Bu hazır oluş, dil yönünden anlatılanları anlayabilme, zihni yönden söylenilenleri kavrayacak olgunluğa ulaşabilme özelliğini gösterir. Çocuğun algı dünyasının yetişkinlere göre farklı olduğu bilinmelidir. Örneğin bir anne, çocuğunun “Allah’ı niçin göremiyoruz?” sorusuna şu cevabı vermiştir: “Allah çok büyüktür. O’nun gözleri de büyüktür. O hepimizi görebilir. Biz ise O’na göre çok küçüğüz. Bizim gözlerimiz de küçüktür. Bunun için O’nu göremeyiz.” Çocuk bu cevabı yeterli bulmuş ve başka soru sormamıştır.

Yorum bırakın