Yoksulluğu Önlemede Gıda Bankacılığı Sistemi / Züleyha Sayın

Gıda bankacılığı nedir?

Gıda bankacılığı, tüketilmesinde sağlık açısından bir sakınca olmayan, ekonomik olarak değer taşımayan, son kullanma tarihi yaklaşmış, paketleme hatası, üretim, ihracat veya ihtiyaç fazlası gibi nedenlerle değerini kaybetmiş ürünlerin vakıf ve dernekler aracılığıyla ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmasını sağlayan bir sistemdir. Gıda, temizlik, giyim ve yakacak, gıda bankacılığı kapsamında bağışlanabilen ürünler arasında bulunmaktadır.

İhtiyaç fazlası gıdanın yoksul vatandaşlara dağıtılmasına imkân tanıyan gıda bankası, 5179 sayılı kanunun 3. maddesinde “Bağışlanan veya üretim fazlası sağlığa uygun her türlü gıdayı tedarik eden, uygun şartlarda depolayan ve bu ürünleri doğrudan veya değişik yardım kuruluşları vasıtasıyla fakirlere ve doğal afetlerden etkilenenlere ulaştıran ve kâr amacı gütmeyen dernek ve vakıfların oluşturduğu organizasyonlar” olarak tanımlanmıştır.

Çalışma nasıl ortaya çıktı?

Yüksek lisans düzeyinde olan bu çalışmayı, Marmara Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Mehmet Emin Okur öncülüğünde hazırladık. Aslında faaliyette olan ama çok da bilinmeyen, üzerine sadece çok az sayıda makale yazılmış bir alan olarak gıda bankacılığını detaylı olarak incelemek ve bu alana dikkat çekmek, böylece yardımları artırmak amacımızdı. Böyle bir çalışma gerçekten dikkat çekici oldu ve AB projesi kapsamında AB ülkelerinden gıda bankalarının temsilcilerinin de yer aldığı uluslararası bir çalışmada gelen talep üzerine hazırladığımız tez çalışması da yer aldı. Ülkemizde üç ayrı gıda bankası şubesi bulunan örnek uygulama olarak ele aldığımız Boğaziçi Vakfı Gıda Bankası’nda ailelerin gelir seviyeleri ile birlikte ele alındığında da tablonun ne kadar vahim olduğu ve böyle bir alanda çalışmanın ne kadar elzem olduğu ortaya çıkmıştır.

Gıda bankacılığının gelişimi ve tarihi süreci hakkında bilgi verir misiniz?

Bizler, “Sevdiğiniz şeylerden (Allah yolunda) harcamadıkça, gerçek iyiliğe asla erişemezsiniz. Her ne harcarsanız Allah onu hakkıyla bilir.” (Âl-i İmrân, 3/92) “Kim iyi bir işe aracılık ederse onun da o işten bir nasibi olur. Kim kötü bir işe aracılık ederse onun da ondan bir payı olur. Allah her şeyin karşılığını vericidir.” (Nisa, 4/85) ayetlerinin muhatabı olan insanlarız. Hem inancımız hem değerlerimiz bizi bireysel yaşayan değil, topluma ve diğer insanlara duyarlı yaşamaya sevk eder. İhtiyacı olanları gözetmemiz için zekat müessesine sevk eder. Vakıf yapılanmalarının tarihimizde çok olması da toplumun ihtiyacı olan diğer kesimlerine olan duyarlılığımızın bir sonucudur.

Bizler vakıf medeniyeti olarak tanımlanan Osmanlı Devleti’nin geleneğinden gelmekte, kültürel kodlarımızda onun izlerini taşımaktayız. Bugün adı gıda bankası olsa da bunun daha geniş kapsamlı hali Osmanlı’da imaretlerde karşımıza çıkmaktadır. İmaretler genellikle mutfak, yemekhane, kiler, ambar, ahır ve misafirlerin yatacakları tab hâne odalarından meydana gelen, sadece aşhane olarak değil, geniş anlamda eğitim, sağlık, dini vb. hizmetlerin de verildiği sosyal niteliği açısından en önemli vakıf eserlerinden biridir.

Müslim, Vasiyyet 14’te geçen hadise göre Resulullah (sav) buyurdular ki: “İnsanoğlu öldüğü zaman bütün amellerinin sevabı da sona erer. Şu üç şey bundan müstesnadır: Sadaka-i câriye, istifade edilen ilim, kendisine dua eden hayırlı evlat.” Dolayısıyla inancımız da böyle bir sistemin bize, kodlarımıza yerleşmesinde önemli bir etken olmuştur.

Geçmişte farklı şekillerde ortaya çıkan gıda yardımları, günümüz şartlarında gıda bankacılığı adı altında kavram olarak ilk 1960’ların sonunda ABD’de ortaya çıkmıştır. Sistem kısa zamanda Avrupa, İsrail, Meksika, Avustralya gibi ülkelere de ilham kaynağı olmuştur.

Gıda bankacılığı kavramı, hukukumuza ilk olarak 5179 sayılı ve 27.05.2004 tarihinde kabul edilen gıdaların üretimi, tüketimi ve denetlenmesine dair kanun hükmünde kararnamenin değiştirilerek kabulü hakkındaki kanun ile girmiştir.

Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de yoksullukla mücadele çok önemli bir sorun niteliği kazanmış, sorunun olumsuz etkilerini ortadan kaldırmak amacıyla gıda bankacılığının hayata geçirilmesine yönelik çalışmalar gerçekleştirilmiştir.

Gıda bankacılığı uygulaması Türkiye’de ilk defa Türkiye İsrafı Önleme Vakfı’nın girişimleri sonucu 20 Ocak 2004 tarihinde Diyarbakır’da başlatılmış, hemen ardından 8 Mayıs 2004’te Konya Dost Eli Derneği, yine Mayıs 2004’te de Gaziantep Büyükşehir Belediyesi gıda bankalarını faaliyete geçirmişlerdir.

Türkiye’de faaliyette bulunacak tüm gıda bankalarını tek çatı altında toplayarak, yardımların daha etkin bir şekilde dağıtılması amacıyla 27.05.2004 tarihinde 5179 sayılı kanun ile gıda bankacılığı alanında çalışan kuruluşların üye olduğu, gıda bankaları arasında işbirliği, koordinasyon ve denetim fonksiyonlarını da sağlamak amacıyla Gıda Bankaları Birliği kurulmuştur.

Gıda bankacılığı nasıl bir çalışma yapısına sahiptir?

Gıda bankacılığı sistemi her ülkede farklı hukukî ve ekonomik bir alt yapıyla desteklenmektedir. Bunun en önemli nedeni kültürel yapının ve ihtiyaçların farklı oluşundan kaynaklanmaktadır.

Gıda bankacılığı sisteminde bağışlar karşılıksız olup kişinin/ailenin ihtiyaç sahibi olması en önemli etkendir. Bağış yapılacak dernek veya vakfın tüzüğünde, vakıf senedinde ihtiyacı bulunanlara gıda yardımı yapabilmesine ilişkin hükümlerin bulunması şarttır. Bağışı yapan vergi mükellefleri yaptıkları gıda bağışını fatura ile belgelendirecek, faturaya “ihtiyaç sahiplerine yardım koşuluyla bağışlanmıştır” ibaresini ekleyecekler, bu şekilde mal bedeli malın maliyet bedeli olacak ve KDV hesaplanmayacak. Ayrıca bağışı alan dernek veya vakıfların da aldıkları bağış karşılığında makbuz düzenleyerek bağış yapanlara vermeleri gerekmektedir.

Örneğin Türkiye’de ilk olarak sistemli bir şekilde gıda bankacılığı uygulamasını gerçekleştiren Dost Eli Derneği, market ve mağazalardan, tespiti yapılan yoksul ailelere limitleri oranında ücretsiz olarak ihtiyaçlarına göre yardım yapmaktadır. Derneğin ilklerinden birisi de barkod sistemini geliştirmesidir. Dolayısıyla bir ürün derneğe kim tarafından bağışlanmış ve hangi yoksula gitmişse bunu takip etmekte ve bağışçıların bu yöndeki soru ve tereddütleri de böylece giderilerek güven sağlanmış olmaktadır.

Ülkemizde ve dünyada gıda bankacılığı faaliyetlerini değerlendirir misiniz?

Türkiye’deki gıda bankaları genelde bireysel hareket etmekte, kendi imkânları ile elde ettiği ürünleri ihtiyaç sahiplerine dağıtmaktadır. Bu sistem bazı gıda bankalarında market benzeri bir sistemle ilerlerken, içinde nakite çevrilmesi mümkün olmayan bir miktarın olduğu bir kartın ihtiyaç sahiplerine verildiği ve kişinin de gıda marketinden ihtiyacı olan ürünleri alabildiği bir sistem olarak gerçekleşmiştir. Bu sistemin en önemli özelliği, kişinin tahmini ihtiyaç duyacağı düşünülen gıda paketleri yerine, kişinin gerçekten ihtiyaç duyacağı ürünü alması ve böylece israfın da önlenmeye çalışılmasıdır. Daha yerleşik bir sisteme sahip olan gıda bankaları ise diğer gıda bankalarına ya da gıda bankacılığı yapmak isteyen vakıf, dernek ve belediyelere danışmanlık hizmeti de vermektedirler.

Gıda bankacılığı bulunduğu ülkenin ve bölgenin ekonomik, siyasi ve kültürel yapısından bağımsız olarak düşünülemez. ABD’den Feeding America, yine ABD’de gıda bankacılığını tüm dünyaya tanıtmak ve yaymak için çalışan The Global FoodBanking Network, Güneybatı Teksas genelinde dağıtım programları, beslenme ve çocuklar için hazırlanan programlarla öne çıkan San Antonio Gıda Bankası (San Antonio Food Bank), kişisel bir girişimin ötesinde 15 iş adamı tarafından kurulan en önemli özelliklerinden biri profesyonel olarak yapılandırılmış bir organizasyon olarak çalışması olan Mısır Gıda Bankası (Egyptian Food Bank), bağışlanan alanlarda çürümeye terk edilen ürünleri toplamak üzere bu alanlara gönüllü ve ücretli toplayıcıları gönderen, ürünleri tarladan toplayıp ihtiyaç sahiplerinin sofrasına ulaştıran bir proje olan Gleaning the Land ile öne çıkan Leket İsrail Ulusal Gıda Bankası (Leket Israel The National Food Bank), “Açlık ya da yetersiz beslenme olmayan bir Güney Afrika” misyonuyla yola çıkan aynı zamanda The Global FoodBanking Network’ün de üyesi olan Güney Afrika Gıda Bankası (Food Bank South Africa) önemli örnekler arasında gösterilebilir.

Gıda vb. ürünlerinin ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmasının yanında sadece gıda bankalarının kurulması ve sağlıklı işlemesi için yapılan çalışmalar, koruyucu sağlık hizmetleri, beslenme programları, hamile ve yaşlı kişiler için destek hizmetleri de sunulmaktadır.

Gıda bankacılığının ilerlemesinin önünde ne gibi engeller bulunmaktadır?

İşletmeler, gıda bankacılığı gibi bir sosyal projeye destek verirken aynı zamanda devlet tarafından sağlanan avantajlardan yararlanabilmektedir. Bu alandaki en büyük eksikliklerden biri gıda bankacılığı sisteminin işletmelere sağladığı avantajların yeterince bilinmemesidir. Kamuoyu ve işletmeleri bilgilendirme çalışmalarının yaygın olarak yapılması gerekmektedir.

Aynı zamanda bilgilendirmenin de ötesinde işletmelerin bu anlamda bilinçlenmesi için de yaşadığı toplumun beklenti ve sorunlarına duyarsız kalmamaları gerekmektedir. Ezilen konserve kutusunu yemek şirketlerine, ihraç fazlası ürünü ülke içinde yeniden satışa sunan değil, ülkenin refah düzeyine katkı sağlayacak şekilde değerlendiren işletmelere ihtiyacımız var. Sadece işletmeler bazında da düşünmeyelim. Toplum olarak da ihtiyaç sahibi kişilerin sorunlarına duyarsız kalmayan, sahip olduğumuz ürünleri israf etmeden kullanan olmalı ve sadece “hızla tüket” mantığından çıkmamız gerekiyor.

Gıda bankacılığıyla ne hedeflenmektedir?

Ülkemizde ve dünyada en önemli sorunlardan biri olan yoksulluğun önlenmesi ve buna bağlı olarak refah düzeyinin arttırılmasında gıda bankacılığı önemli bir işleve sahiptir. Devlet, sivil toplum kuruluşları ve işletmeler nezdinde yapılan gıda bankacılığı çalışmaları yoksulluğun önlenmesinde ve insanların yaşam kalitelerini artırmada önemli bir misyon taşımaktadır.

Gıda bankacılığının kurulma mantığını açıklar mısınız?

Gıda bankacılığı, yoksul olarak tanımlanabilecek kişi ve ailelere maddi olarak yardım etmeyi amaçlarken aynı zamanda bakıma muhtaç, sokakta kalmış kimsesizler, işsiz veya yeterli geliri olmayan aileler ve her türlü doğal afete maruz kalmış kimseleri de gözetmektedir. Dolayısıyla gıda bankacılığı sadece maddi yardımı içeren değil aynı zamanda yardıma muhtaç kişileri topluma kazandırmaya yönelik her türlü eğitimi sunmak, psikolojik ve manevi yönden kişileri destekleyecek projeler yürütmek ve bu yönde gerekli yardımlarda bulunmak, barınmalarını temin etmek, her türlü sağlık giderini sağlamaya çalışmak gibi bir felsefeyi de içinde barındırmaktadır.

Gıda bankacılığıyla ilgilenen kuruluşların hangi hususlara dikkat etmelerini tavsiye edersiniz?

Gıda bankacılığı faaliyetinde bulunmak için ürünlerin sağlıklı bir şekilde korunması ve dağıtılabilmesi için fiziki ve teknik şartların yeterli olması ve bu çalışmaları yapabilecek kabiliyetteki kişilerin istihdam edilmesi, gerçekten ihtiyaç sahibi kişilere ulaşılabilmesi ve yapılan hizmetin insanlık onurunu zedelemeden gerçekleştirilmesi, son kullanma tarihi geçmiş ya da sağlığa zarar verecek ürünlerin hassasiyetle kontrollerinin yapılması önemli hususlar arasındadır.

Gıda bankacılığı gibi sosyal bir çalışmaya destek veren kuruluşlar ne gibi avantajlara sahip olabilirler?

Gıda bankacılığı devlet, vakıf/dernekler, işletmeler olarak üçlü bir mekanizmada işlemektedir. Burada artık sadece kâr elde ederek hayatta kalamayacaklarını bilen işletmeler en önemli farklılaşma kriterlerinden biri olan sosyal sorumluluk alanında gıda bankacılığını gündemlerine alabilmektedirler. Bu da işletmelere ekonomik ve sosyal alanda önemli kazanımlar sağlamaktadır. Ekonomik kazanımlar:

. Devlet desteği

• Vergi avantajları: 5035 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile Gelir Vergisi Kanunu’nun 40 ve 89. maddelerinde yapılan değişikliklerle 01.01.2004 tarihinden itibaren fakirlere yardım amacıyla gıda bankacılığı faaliyetlerinde bulunan dernek ve vakıflara bağışlanacak gıda maddelerinin maliyet bedellerinin, gelir vergisi matrahının tespiti sırasında hasılattan indirilebilmekte ve kurumlar vergisi mükelleflerinin yıllık gelir vergisi beyannamesi üzerinde indirim konusu yapılabilmektedir.

• İşletme maliyetlerinde azalma

• Yeni pazarlara girme kolaylığı-satışlarda ve pazar payında artış

• Hassas yatırımcılara ve finansman kaynaklarına ulaşma

• Rekabet üstünlüğü

• Marka konumunda güçlenme

• Kârlılık ve verimlilikte artış

Bunların dışında işletmeler için bazı sosyal avantajlar da söz konusudur. Bunlar:

• Toplumsal fayda sağlama

• Güven duygusu ve itibar oluşturma

• Kurum ve marka imajına katkı

• Nitelikli iş gücünün işletmeye çekilmesi ve çalışan bağlılığı

• Müşteri sadakati

• Manevi tatmin

Gıda bankacılığının topluma ve ülkemize ne gibi getirileri olacaktır? Gıda bankacılığı, israfla mücadelede nasıl bir yerde duruyor?

20. yüzyılın son çeyreğinden itibaren önem kazanan küreselleşme faaliyetleri, işletmelerin üretim güçlerini ve imkânlarını arttırırken ihtiyaçların çok ötesinde üretim söz konusu olmuştur. Üretim hızla artarken üretilen mal ve hizmetlerin dağıtımında önemli sorunlar yaşanmakta, üretim ve tüketim arasında %35’e yakın kayıplar oluşmaktadır. Özellikle gıda kayıplarının önlenmesi hususunda gıda bankaları çalışmalar yapmakta, ürünlerin ihtiyaç sahiplerine ulaşabilmesi için bu alana özel çeşitli projeler yürütmektedir. Kısaca gıda kayıplarının önlenmesi ile israfın da önüne geçilmiş olacaktır.

Genel olarak bakıldığında üretimde herhangi bir sorun yok. Asıl sorun, üretilen ürünün herhangi bir kayıp olmaksızın tüketiciye ulaşmasında. Burada önemli hususlardan biri de tüketicinin de bunu israf etmeden kullanması, bu bilinçte olması. Bugün artık devamlı surette sadece tüketmeye sevk eden anlayışın kırılması için sofralarımızda ya da bir şey talep ettiğinde çocuklarımıza ihtiyaç sahibi diğer çocuklardan bahsetmek, bu bilinci yerleştirmek en önemli görevlerimizden olmalı.

Ayrıca yoksulluk sadece parasal olarak ele alınmamalıdır. Geniş bir çerçeveden bakıldığında yoksullukta; ortalama ömür, okuma yazma oranı, beslenme, sağlık hizmetlerinden yararlanamama ve temiz içme suyundan mahrum olma durumları da göz önünde bulundurulmalıdır. Şu an ülkemizde uygulanmasa da dünyadaki gıda bankacılığı örneklerinde bir anlamda koruyucu hizmetleri de içeren bu uygulamaları görmekteyiz.

 

 

Yorum bırakın