Ana sayfa - Son Sayı - Vicdan Sahibi Çocuk Yetiştirmek / Psikolog Elif Erkan

Vicdan Sahibi Çocuk Yetiştirmek / Psikolog Elif Erkan

Çevresine duyarlı, paylaşımcı, ahlaklı, vicdanlı bir çocuk yetiştirmek günümüzde zor mu, bunun için neler yapmak gerekiyor?
Yoksunluğu hissetmeyen çocuğun vicdani gelişimi zor oluyor. Yani ilk olarak bunu söyleyebiliriz. Dönem itibarıyla da bu çok zor, çocuğa yoksunluğu hissettirmek gibi bir şeyi yaşattıramıyoruz. Çünkü bu yoksunluğu biz yaşadığımız için, çocuğumuz yaşamasın diye çok gayretliyiz.
Her şeyi önüne sürelim istiyoruz. Mesela annenin çalışma isteği de çocuğum yoksunluk yaşamasın düşüncesinden kaynaklanıyor ya da her yerde gezebilsin, her şeyi giyebilsin, her şeyi yiyebilsin istemesinden kaynaklanıyor. Evet, tabii ki bazı istisnalar var, çok ihtiyaç içinde olan aileler var, babalar hasta oluyor ya da maaşları gerçekten çok düşük, çocuğun iyi eğitim alması için annenin de çalışması gerekiyor ama çoğu ebeveyn çocukları daha iyi yaşam sürsünler diye çalışıyor.
Yani kalem bitmeden ikinci kalemi almak, dolaptaki meyve bitmeden hemen pazara gitmek, evdeki çamaşır bitmeden hemen çamaşırların yerine konulması…
Çocuğun ihtiyaçları ön planda…
Evet, çocuk hiç yoksunluk hissetmiyor, hiç hissetmiyor. Bunu hissettiğinde şöyle yapıyor: “Sen ne biçim annesin, hâlâ yıkamamışsın çamaşırları!” “Sen ne biçim kadınsın, bak, bir çorba bile pişirmemişsin!” Bu gibi söylemleri onun yoksunluk yaşadığından dolayı değil de, onun çok fazla önüne geldi, ona alıştı o yüzden oluyor. Yoksunluk yaşamayan birisinin vicdani gelişimi de zorlanıyor.
Vicdani gelişim 3 yaştan itibaren daha güçlü bir şekilde devreye girer. 3 yaş; çocuğun ahlaki değerlerinin, gelenek ve göreneğin, sosyal kuralların çalıştığı dönemdir. İşte bu dönemde kendisi ihtiyacını hissetmesi gerekir. Mesela kendi tuvaletinin geldiğini hissetmesi gerekir ya da kendi üstü ıslandığında değişmesi gerektiğini hissetmesi gerekir.
Saat 9’da kahvaltısını veriyorsun, 11’de meyvesini veriyorsun, saat 1’de yemeğini veriyorsun, saat 4’te tekrar bir ara öğün veriyorsun, saat 7’de tekrar bir şey, saat 11’de…
Çocuk hiç acıkmıyor. Ve sonra da yemeyen çocuğa dönüşüyor ve sonra tabletlerle, televizyonlarla yiyen çocuklar kalıyor elimizde.
Çocuğun o dönemdeki farkındalığı da yok. Yani çocuk ilk önce hissedecek ve sonra biz çocuğa diyeceğiz ki: “Çok acıktın, hemen senin için hazırlayacağım. Birazcık bekleyebilir misin”.
Çocuğun sabrı devreye girecek, sabır duygusunu geliştirecek.
Evet. Yani çocuğun zorluk çekmesine izin vereceksin. Ayakkabısını çıkartamadığında yaşadığı zorluğa izin vereceksin. Yani zorluk yaşamasına izin vermediğimiz için çocuğun ne vicdani, ne ahlaki o dediğimiz sorumlulukları aktifleşmiyor, herkesi köle yapar hale geliyor.
Tabiri caizse, çocuk hayatın gerçekleriyle kendi çapında yüzleşecek, yaşayacak bunu.
Evet, kapıyı kendisi açmaya çalışacak; kendisi beceremeyip senden yardım istediğinde sen açacaksın. Ama sen açıp hemen “Gir” dediğinde ona iyilik yapmış olmuyorsun ki, onu geliştirmemiş oluyorsun. Sen kendini iyilik yapmış gibi görebilirsin ama karşıdaki ne yapıyor, sen onu bir düşünür müsün.
O bir birey, o senin uzantın değil. Ama ebeveynlerin çocukları kendilerinin bir uzantısıymış gibi gördükleri bir yer var. Çocuklar hep zihinlerindeki gibi hareket edecekmiş gibi bir düşünceleri var. Hayır, öyle değil. Çocuğun kendi duygusu var, çektikleri var, düşündükleri var, yapmak istedikleri var; bırakın bunlar açılsın, gelişsin. Ama sen hep onun bir koluymuş gibi hareket edersen çocuğun hiçbir çabası kalmıyor.
Günümüzde, üniversite bitiremeyen bir sürü genç var. Yine üniversiteyi bitirip çalışamayan bir sürü genç de var. Çünkü onlar zorluk çekmek istemiyorlar. Onlar isteyerek böyle olmadılar.
Öyle yetiştirildiler…
Öyle yetiştirildiler. Psikolojik olarak da bu çocuklar her işi yapabilecek güçte değiller, öyle yetiştirilmemişler. Bu güçleri olmadığı için, önümüze sosyolojik ve ekonomik olarak sonuçlar doğuruyor. Psikolojik olarak dayanıksız ve merhametsiz, anlayışsız, karşı tarafı da düşünmeyen, karşı tarafın da istekleri olabileceğini hissedemeyen çocuklar, bizim suçumuzdur. Yani biz ebeveynler yetiştiremediğimiz için çocuk bu davranışları kazanamıyor.
Ama bu demek değildir ki her şey bitti. Onları da farkına vardırmamız gerekli. “Evet, sen yanlış yetiştirilmiş olabilirsin; ama artık sen bunları biliyorsun ve bunların nasıl çalışacağını öğretmelisin. Nasıl beklemesi gerektiğini öğret, zorluğa nasıl dayanması gerektiğini öğret; haksızlık gördüğünde, sadece kendine değil de herkese yapıldığında sesinin çıkması gerektiğini öğret…” Bunları çocuğa öğretmemiz gerekli.
0-3 yaş arasında yaşadığı her bir şey çocuğun kendi içindeki merhametini, yakınlığını, anlayışını, sabrını, empatisini, sıcaklığını, ilişkisini, ahlakını belirliyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.