Ana sayfa - Manşet - Uzaktan Eğitimin Geleceği / Dr. Merve Ergüney

Uzaktan Eğitimin Geleceği / Dr. Merve Ergüney

Türkiye’de pandemi öncesi ve sonrasında uygulanan uzaktan eğitim faaliyetlerinden bahseder misiniz?
Türkiye’de uzaktan eğitim yeni bir olgu değil, geçmişi 1950’li yıllara dayanıyor. O dönemde ‘mektupla öğretim’ ile Türkiye’de ilk uzaktan eğitim faaliyetleri başlamış, daha sonra kitle iletişim araçlarının yaygınlaşmasıyla birlikte sırasıyla, radyo ile eğitim, televizyon ile eğitim ve nihayet internet yoluyla eğitim ile bu faaliyetler devam etmiştir. Günümüzde, Milli Eğitim Bakanlığı ve Yükseköğretim Kurumları tarafından birçok uzaktan eğitim programı sunulmaktadır. MEB’e bağlı Açık Öğretim Ortaokulu, Açık Öğretim Lisesi, Mesleki Açık Öğretim Lisesi ve Mesleki ve Teknik Açık Öğretim Okulu olmak üzere hem ortaokul hem de lise düzeyinde uzaktan eğitim yöntemleriyle öğrenim görme imkânı sunulmaktadır. Yükseköğretim düzeyinde Anadolu Üniversitesi, Atatürk Üniversitesi ve İstanbul Üniversitesi’nde açık öğretim fakülteleri bulunmaktadır. Bunun yanında hemen hemen tüm üniversiteler birtakım derslerini internet yoluyla uzaktan eğitim yöntemlerinden yararlanarak sunmaktadır.
Fakat tabi, pandeminin ortaya çıkmasıyla birlikte gerek dünyada gerekse Türkiye’de, hastalığın yayılmasını önlemeye yönelik, yüz-yüze eğitim faaliyetleri tamamen durdurulmuş ve dünyada yaklaşık iki milyar öğrenci uzaktan eğitime başlamıştır. Türkiye’de ilk ve ortaöğretim için uzaktan eğitim TRT aracılığıyla ilkokul, ortaokul ve lise olmak üzere üç farklı televizyon kanalı ve internet üzerinden EBA (Eğitim Bilişim Ağı) vasıtasıyla yürütülmeye başlamıştır. Üniversite düzeyindeki eğitim-öğretim faaliyetleri de tamamen internet ortamına taşınmıştır. Böylece 2019-2020 bahar döneminde eğitim-öğretimin tüm kademelerinde uzaktan eğitim uygulanmıştır. Dolayısıyla, bu süreçte eğitim öğretim faaliyetlerinin neredeyse tümüyle dijitalleştiğini ve dijital ortamın alternatif ve popüler bir eğitim ortamı haline geldiğini söyleyebiliriz.
Pandemi döneminde uzaktan eğitimde üniversitelerin kullandığı iletişim yöntemleri ve bu yöntemlerin zayıf yönleri neler? Hangi yöntemler daha etkili olabilir?
Bu dönemde, lisans, yüksek lisans ve doktora düzeyindeki eğitim-öğretim faaliyetleri üniversiteler tarafından, internet üzerinden Adobe Connect, Gmail, Zoom, Collaborate gibi yazılımlar ve çeşitli “öğretim yönetim sistemleri” aracılığıyla sürdürülmeye çalışıldı. Bu yazılımlardan bazıları öğrencilerin kamera, ses ve yazı ile öğretmenleriyle iletişim kurmalarına olanak tanırken, bazılarında ise bu olanaklar bulunmuyor ya da belli sayıdaki öğrenci bu bağlantıları kurabiliyor. Kamera ve ses paylaşımına imkân tanıyan yazılımlar kullanılırken de öğrencilerin kamera açmak istemediklerini görüyoruz. Biz dersi anlatırken öğrenci o anda derste çevrimiçi görünüyor, fakat soru sorduğumuzda cevap alamıyoruz. Bu da gösteriyor ki, öğrenci sisteme giriş yapıyor, fakat bilgisayarın başında değil ya da dersi dinlemiyor. Bunun önüne geçmek için de kamera ve ses ile katılımın ve derse devamın zorunlu olması gerektiğini düşünüyorum. Fakat bu sefer de her öğrencinin bilgisayar ve internetinin olmaması durumu gündeme geliyor. Öğretmen, öğrencinin kamera vasıtayla da olsa yüzünü görmeyince, sesini duymayınca sanki boş bilgisayara ders anlatıyor gibi hissediyor. Bu durum hem öğretmenin motivasyonunu düşürüyor hem de öğrencinin derse adapte olmasının önüne geçiyor. Bu nedenle etkileşim ortamlarının mümkün olan en üst düzeyde hayata geçirilmesi son derece önemli.
Öte yandan, mümkün olabildiğince hibrit eğitim modeli olarak adlandırılan eğitim modelinden yararlanmakta fayda olduğunu düşünüyorum. Bu modelde internet tabanlı uzaktan eğitim ile yüz-yüze eğitim birlikte gerçekleşiyor. Dolayısıyla öğrenciler eğitimlerinin bir kısmını internet üzerinden alırken, bir kısmını da okul iklimi ve atmosferini yaşayarak yüz-yüze alabiliyor. Böylece hem eğitimin kalitesinin artması hem de eğitimci ve öğrenciler arasında ve öğrencilerin kendi aralarında bir bağ kurabilmeleri, daha samimi bir ortam ve etkileşim yakalayabilmeleri mümkün olabilir.
Öğrenciler uzaktan eğitimde derslere yeterince motive olabiliyorlar mı? Öğrencilerin motivasyonlarını artırmak için neler yapılabilir?
Uzaktan eğitim öğrencilerde motivasyon eksikliği yaratıyor maalesef. Şüphesiz uzaktan eğitimin hiçbir yöntemi yüz-yüze eğitimin yerini tutmayacaktır. Uzaktan eğitimden verim alabilmek ve öğrencilerin motivasyonunu artırmak için öğretmen-öğrenci ve öğrenci-öğrenci etkileşimini azami düzeye çıkarmak gerekmektedir. Öğrencilerin internet üzerinden de olsa bir arada çalışmalarına imkân tanıyacak grup çalışmaları ödev olarak verilebilir. Bir gruba, bir sınıfa ait olma duygusuyla motivasyon artırılabilir. Ayrıca öğrenci destek servisleri ile öğrencilerin karşılaşabileceği problemlerin anında çözülmesi, desteğin mesai saatlerine bağlı kalmasının mümkün olduğunca önüne geçilmesi gerekmektedir. Bunun dışında öğrencilere uzman kişiler tarafından rehberlik ve danışmanlık hizmetleri verilmesi gerekmektedir. Böylece, uzaktan eğitim görmenin vermiş olduğu yalnızlık hissi ve motivasyon eksikliği bir nebze de olsa giderilmiş olacaktır.
Eğitimciler uzaktan eğitimde ne gibi zorluklarla, problemlerle karşılaşıyorlar? Eğitimciler nitelik olarak uzaktan eğitime yeterince hazırlar mı? Bunların çözümüne dair önerileriniz nelerdir?
Uzaktan eğitimin tasarlama, planlama ve uygulama süreçlerinde kullanılan teknolojiler hakkında yeterince bilgi sahibi olmayan eğitimciler, tabi ki çeşitli problemlerle karşılaşabiliyorlar. Uzaktan eğitimde kullanılan yazılımları kullanmakta güçlük çeken, bu sistemler üzerinden canlı ders verme, video kaydı yükleme, ödev verme ya da soru hazırlama gibi etkinlikleri hayata geçirmekte zorlanan hocalarımız olduğunu görüyoruz. Bu noktada, eğitimcilerin yeterince teknoloji okuryazarı olması gerektiği gündeme geliyor. Dolayısıyla uzaktan eğitim kurumları yönetimi tarafından eğitimcilere çağın ve eğitim teknolojilerinin getirdiği yenilik ve gelişmelere ayak uydurabilecek düzeyde, çeşitli hizmet-içi eğitim imkânları sunulmalıdır. Yani “Biz eğitim kurumu olarak şu yazılımı kullanacağız, hadi alın bununla ders anlatın.” gibi bir yaklaşım olmamalıdır. Eğitimcilerin bu yazılımları en üst düzeyde ve en etkili biçimde kullanmalarına yönelik eğitimler verilmelidir. Sadece teknik anlamda değil, uzaktan eğitimin yapısına uygun içerik ve soru hazırlama konularında da eğitimler verilmelidir. Bunun dışında, eğitimciler arasında deneyim paylaşımına imkân tanıyan faaliyetler, toplantılar yapılmalıdır.
Uygulamalı dersler için uzaktan eğitim doğru bir seçenek mi?
Uygulama ve deneye dayalı ya da laboratuvar ortamı gerektiren dersler için uzaktan eğitimin uygun olduğunu düşünmüyorum. Örneğin bir tıp öğrencisinin hastaya dokunmadan, ameliyat ortamını görmeden herhangi bir uygulama yapmadan mezun olması düşünülemez. Keza, bir kimya öğrencisinin laboratuvarda deney ortamını görmeden mezun olması da düşünülemez. Bu tür derslerin kesinlikle örgün eğitimle verilmesi gerektiği kanaatindeyim.
Uzaktan eğitimde ölçme-değerlendirme nasıl olmalı?
Yükseköğretimde uzaktan eğitim alanındaki ölçme-değerlendirme uygulamalarının genellikle test tekniği ile yapıldığını görüyoruz. Bu durum öğrencilerin analitik düşünme, yorum yapma, problem çözme ve hatta cümle kurma becerilerini bile olumsuz yönde etkiliyor, öğrencileri adeta robotlaştırıyor. Bu yüzden ölçme ve değerlendirme, ezberci sistemden uzak ve öğrencileri analitik düşünmeye sevk edici nitelikte olmalıdır. Bunun için birden fazla soru tipinin yer aldığı, açık uçlu, yoruma ve problem çözmeye dayalı sorulardan oluşan sınavlar yapılabilir. Ayrıca öğrencilerden ödev ve proje gibi çalışmalar istenerek, bu alandaki başarılar değerlendirmeye eklenebilir.
Uzaktan eğitimin geleceğine dair neler söylemek istersiniz?
Uzaktan eğitimin gelecekte kampüs yaşamının yerini alacağı tartışmaları söz konusudur. Bugün geldiğimiz noktada, kitle iletişim araçlarının gelişmesiyle ve yaygınlaşmasıyla birlikte uzaktan eğitimin hızla arttığını görüyoruz. Toplumdaki bazı bireyler eğitim kurumuna uzaklık, engellilik, maddi imkânsızlık, bir işte çalışma ve benzeri pek çok nedenle örgün eğitimden yararlanamamaktadır. Bunun dışında, hali hazırda tecrübe edildiği üzere yüz-yüze eğitim, salgın hastalıklar, doğal afetler, savaş gibi beklenmeyen durumlar geliştiğinde kesintiye uğrayabilmektedir. Dolayısıyla, uzaktan eğitim şüphesiz bir ihtiyaçtır. Bu nedenle, bilgi ve iletişim teknolojilerinin eğitime entegrasyonu konusunda devlet ve ilgili kurumlar tarafından politikalar oluşturulması son derece önemlidir. Gerek Milli Eğitim Bakanlığı’nın gerekse YÖK’ün ayıracağı bütçeler ile eğitimde dijitalleşme faaliyetlerinin desteklenmesi, eğitim-öğretim faaliyetlerinin sürekliliğinin sağlanması ve kalitesinin artırılması bakımından hayati önem taşımaktadır. Bunun dışında, tüm bireylerin daha fazla internet erişimine sahip olması gerekmektedir. Bunun sağlanabilmesi için de internetin daha hızlı olması, internet alt yapısının sağlamlaştırılması, internet erişiminin ucuz olması oldukça önemlidir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.