Ana sayfa - Son Sayı - Toplumu Tehdit Eden Büyük Tehlike: Cinsel İçerik İzleme Bağımlılığı / Doç. Dr. Eyüp Çelik

Toplumu Tehdit Eden Büyük Tehlike: Cinsel İçerik İzleme Bağımlılığı / Doç. Dr. Eyüp Çelik

Bağımlılığın doğasında ne var ve pornografinin bununla ilgisi ne?
Bağımlılığın doğasında birçok şey olabilir. Bağımlılığın doğasını ele alırken biyopsikososyal açıdan düşünmek gerekir. Özetle bağımlılık genetik kaynaklı olabilir, çevresel koşullar kullanımı ve bağımlılığı tetikleyebilir ve psikolojik süreçlerde hem bağımlılık yapıcı maddeye yönelmeyi hem de maddenin kullanımını sürdürücü olabilir. Ayrıca bağımlılığın doğasında hem madde kullanımı öncesi hem de madde kullanımı sonrası vücutta meydana gelen çeşitli fizyolojik süreçler yer almaktadır. Pornografi de bağımlılık oluşturacak diğer maddeler gibi vücutta çeşitli fizyolojik süreçlerin gerçekleşmesine ve vücutta ödül haz döngüsün oluşmasına sebep olarak bağımlılığa yol açabilmektedir.
Pornografi kullanımı ve pornografi bağımlılığının tetiklenmesi açısından hangi gelişim dönemi ön plana çıkmaktadır?
Bağımlılığın oluşması insan gelişimi bağlamında ele alındığında birçok bağımlılık türünün ergenlik döneminde geliştiği vurgulanabilir. Gelişimsel süreç bağlamında baktığımız zaman, cinsel gelişimin ön plana çıktığı ergenlik dönemi pornografi bağımlılığının ortaya çıkması açısından riskli bir dönemdir. Bireyler çocukluk çağında genellikle sosyal medya kullanımı ya da çevrelerindeki diğer görsel ve yazılı basın aracılığı ile pornografiye istemsiz bir şekilde maruz kalabilirler ve bundan olumsuz etkilenebilirler. Diğer bir ifadeyle istemli bir şekilde pornografi kullanımı çocukluktan ziyade ergenlik döneminde gerçekleşmektedir. Ergenlik döneminde istemli bir şekilde pornografiye yönelim bu dönemde cinsel gelişimin ön plana çıkmasından dolayı hem bu konudaki merakın artması hem de insanın doğal ihtiyaçlarından biri olan cinsel ihtiyacın karşılanabilmesi için gerekli olan uyarıcı materyal arayışıdır. Çünkü pornografi içeriklerinin, hem ergenin cinsel konulardaki merakını giderecek hem de cinsel arzuyu ortaya çıkarabilecek materyalleri bireye sunduğu aşikardır. Bireylerin hem merakının giderilmeye çalışılması hem de uyarıcı ihtiyacının karşılanması için bilinçsiz, kontrolsüz ve aşırı bir şekilde pornografi kullanımı pornografi kullanımının yaygınlaşmasına sebep olmaktadır. Ayrıca günümüzde internet aracılığı ile pornografiye ulaşmanın kolaylığı, maliyetinin düşük olması ve gizliliği; bireylerin boş zamanlarını daha eğlenceli hale getirme çabası ve heyecan arayışı ihtiyacı da pornografi kullanımını tetikleyebilir.
Pornografinin insanda bıraktığı kalıcı izlerden bahseder misiniz; insanın günlük hayattaki duruşunu, insan ilişkilerini nasıl etkiliyor?
Pornografi kullanımı insanın kendine ve topluma yabancılaşmasını ve diğer insanlardan soyutlanmış bir yaşam sürmesine neden olabilir. Bireyin zihinsel faaliyetlerini bireysel ve toplumsal bağlamda daha yararlı işlere yöneltmesi yerine hem kendine hem de başkalarına zarar verici olan pornografiye yöneltmesine sebep olmaktadır. İnsanların zamanının çoğunu pornografiye ayırması nedeniyle (çünkü hazza yönelik eylemlere insanlar daha çok vakit ayırmaktadırlar) pornografi iş yaşamını, işteki üretkenliğini ve kariyer gelişimini olumsuz etkileyebilmektedir.
Bir toplumun en temel birimi olan aile ve en işlevsel ilişki örüntüsünü teşkil eden evlilik ilişkileri bağlamında düşünüldüğünde ise pornografi bir evliliğin bitmesine ve eşler arasında cinsel ve duygusal problemlere yol açabilmektedir. Çünkü evlilik ilişkisinde cinselliğin pornografi yerine eşe yönelmesi beklenir, cinsel ihtiyacın eşler aracılığıyla karşılanması istenir ve eşlerin birlikteyken cinsel aktivitelerde bulunabilmesi için bir yoksunluk olması gerekiyor. Kişi pornografinin sağladığı uyarıcılar aracılığıyla cinsel açıdan uyarılıp cinsel ihtiyacını karşıladığı zaman, eşe karşı bir soğukluk gelişiyor, eşinden uzak duruyor ve eşiyle cinsel ilişkiye girmiyor. Bu bağlamda, aile içi ilişkilerde problem ortaya çıkıyor. Eşinin bu tür araçlarla ilgilendiğini fark eden bireyler, kendisinin artık eşinin gözünde çekiciliğini kaybettiğini, kendisinin beğenilmediğini ve sevilmediğini düşünebiliyor ve böylece hem eşler arasında cinsel problemler hem de kopmalar baş gösteriyor.
Pornografinin yetişkinlerde olduğu gibi gençler üzerinde de birçok olumsuz etkileri vardır. Gençlik çağı insanlar için hem mesleki hem de akademik gelişimin sağlandığı ve toplumsal yaşama üretkenlik bağlamında katkıların sağlanmasına hazırlığın yapıldığı en önemli dönemlerden biridir. Bu nedenle gençlerin kendilerini akademik, mesleki ve ahlaki açıdan geliştirmeleri ve nitelikli eğitim sürecinden geçmeleri gerekiyor. Bununla birlikte sosyo-kültürel ve spor alanlarında kendilerini geliştirerek sağlıklı yaşam alışkanlıkları edinmeleri de önemlidir. Ancak gençlerin, değerli zamanlarının çoğunu bu işlevsel faaliyetlerde harcamak yerine pornografi ile geçirmeleri onların geri dönüşü olmayan ya da telafisi çok zor olan pornografi bağımlılığı gibi olumsuzluklar yaşamasına sebep olabilmektedir. Özetle pornografi gençlerin kendilerini sağlıklı bir şekilde geliştirmesini engelliyor, akademik açıdan da çeşitli problemler, okulda da çeşitli disiplin sorunları yaşamalarına sebep oluyor. Birçok alışkanlığın gelişmesinde akran etkisinin en fazla ön planda olduğu dönem ergenlik dönemidir. Dolayısıyla pornografi kullanan bir genç arkadaş çevresinde de bu alışkanlığın yaygınlaşmasına sebep olabiliyor. Son olarak pornografi kullanımı toplumsal açıdan değerlendirildiğinde de bunun değerlerimize, ahlaki yapımıza, kültürel yapımıza aykırı bir durum olduğu da söylenebilir.
Cinsellik, insanın mahrem dünyası, ama pornografi bağımlılığına giden yol da çok kontrol edilebilen bir şey değil. İnsanların cinsel merakları da var sonuçta. İnsanların cinsel meraklarıyla bağımlılık arasında bir çizgi olacaksa, burada nerede durulmalı, nasıl bir yol izlenmeli?
Bu tür araçlara yönelim çoğunlukla merak sonucu oluyor. Sigara gibi. Örneğin, sigarayı merak ediyor kişi, ilk başta “Hayır” diyemiyor ve “Bir kereden bir şey olmaz” diye deniyor. Bu tür bağımlılıkların hepsi zaten bu şekilde merakla başlıyor. Toplumsal ve eğitim süreçleri bağlamında düşündüğümüzde, bizim çocuklarımızın ve gençlerimizin birçok konuda (Örn. cinsellik) merakını güvenli ve kontrollü bir şekilde giderebilecek eğitim programlarına ihtiyacımız var. Aslında merak da bir ihtiyaçtır; çünkü insan, öğrenmeye ve gelişime açık bir varlıktır ve sürekli arayış içinde olan bir varlıktır. Doğal olarak, biz eğitim sürecinde eğer işlevsel bir şekilde cinsel eğitim verebilirsek, özellikle küçük yaşlardan itibaren -hatta doğum öncesinde ebeveynlerin bu konuda eğitilmesiyle başlanması gerektiğini düşünüyorum- çocukların gelişim düzeylerine uygun bir şekilde, uygun içerikte eğitimler verilerek, hem çocukların cinsel konularda merak ihtiyacı giderilmiş olur hem de kendi cinselliklerini tanımış olurlar. Aynı zamanda, cinsel dürtülerini olumlu bir şekilde kanalize edebileceklerini öğreneceklerdir ve cinsel dürtülerini nasıl kontrol edebileceklerini de öğreneceklerdir. Diğer bir ifadeyle bunun bir boyutunu önemli ölçüde eğitim oluşturuyor. Bu eğitimin içinde, üreme sağlığı, cinsel anatominin tanıtılması, kadın ve erkeğin tanıtılması ya da kadın ve erkek özelliklerinin insanlara fark ettirilmesi, ergenlerde cinsel perhiz alışkanlığının kazandırılması, cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunma, cinsel istismardan korunma ve mahremiyet eğitimi gibi içerikler yer almalı. Ayrıca işlevsel din eğitimlerinin de gençlerde çeşitli olumsuzlukları önlediği söylenebilir. Bu konudaki yapılan çalışmalara bakıldığında, din eğitiminin ve dini ritüellerin, dini görevlerin yerine getirilmesinin, pornografi bağımlılığı ve diğer bağımlılıkları azaltmasının yanında, akademik başarıyı da arttıran ve toplum tarafından kabul gören istendik davranışları ortaya çıkaran bir unsur olduğu görülüyor. Özetle toplumda çocuklarımıza cinsel eğitimin yanında, din eğitimlerinin de işlevsel bir şekilde verilmesi gerekiyor.
Ayrıca şunu da eklemek gerekiyor: Gençler çoğunlukla -yetişkin insanlarda da benzer durum söz konusu- boş zamanları fazla olduğu zaman ya da boş zamanlarında kendileri ve toplum için yapabilecekleri faydalı uğraşları olmadığında bu tür araçlara yönelme olasılıkları daha fazla oluyor; çünkü can sıkıntısı, eğlence ihtiyacı ya da ilişki kurma ihtiyacından dolayı kişiler bu araçlara boş zamanlarında daha fazla yönelebiliyorlar. İlişki ihtiyacı da bunun içinde ön planda. Çünkü insanlar yalnız kaldığı zaman, doğuştan getirmiş olduğu aidiyet ihtiyacını karşılayacak kanallara yönelmeye çalışırlar. Bu kanallardan birisi de ne yazık ki sosyal medya ortamı oluyor. Sosyal medya ortamında insanlar her zaman işlevsel faaliyetlerde bulunmuyorlar; pornografi araçlarını kullanma gibi aşırı tüketimden dolayı zararlı etkileri görülebilen faaliyetlerle de uğraşıyorlar. Özetle çocuklarımızın ve gençlerimizin boş zamanlarını mutlaka işlevsel faaliyetlerle doldurmamız gerekiyor. Yani çocuğun sadece okula gitmesi, matematik çalışması, Türkçe çalışması yetmiyor. Gençlerimizin ve çocuklarımızın okul dışındaki boş zaman dilimini sosyokültürel faaliyetlerle, mesleki bilgi ve becerilerin geliştirildiği aktivitelerle, çeşitli yardım kuruluşlarında gönüllü çalışma ile ve başka insanlara yardım etme faaliyetleriyle geçirmeleri daha işlevsel olabilir.
Pornografi bağımlısı olan kişilere ilişkin nasıl bir yaklaşım izlenmeli?
Uluslararası alan yazınına ve yardım hizmetlerine baktığımız zaman, diğer madde bağımlılıkları nasıl önleniyorsa bunda da benzer stratejilerin kullanıldığını görüyoruz. Yapılan bir çalışmada online ortamda kendi kendine yardım grubu (grupla psikolojik danışma türü) oluşturuluyor. Grupta iletişim online ortamda gerçekleştiriliyor ve grup pornografi bağımlılarından oluşuyor. Diğer bir ifadeyle kişiler yüz yüze görüşmüyorlar. Gruba dâhil olan üyeler, pornografi bağımlılığından dolayı yaşamış oldukları olumsuzlukları, bu bağımlılığın nasıl oluştuğu, bağımlılığın olumsuz etkileriyle nasıl baş ettiklerine ve bağımlılıktan nasıl kurtulabileceklerine ilişkin paylaşımlarda bulunuyorlar. Araştırmacılar uygulamanın sonunda, pornografi bağımlılarında iyileşme olduğunu gözlemliyorlar. Bu, araştırma sonucu bize şunu gösteriyor: Psikoterapi süreci pornografi bağımlılığının tedavisinde etkili olabilir. Psikoterapi tedavi sürecinin sadece bir boyutunu oluşturuyor. Bunun yanında, diğer bağımlılık türlerinin tedavisinde de etkili olan ilaçla tedavi yöntemi de kullanılabilir.
Tedavi sürecinde psikolojik danışma ve psikoterapi aracılığı ile sağlanan ruh sağlığı desteği büyük öneme sahiptir. Çünkü bu kişilerin geçmişinde etkilendikleri travmatik yaşantıları olabiliyor. “Her bağımlıda travmatik yaşantı vardır” diyemeyiz, ama birçoğunda travmatik bir yaşantı ortaya çıkabiliyor. Ne gibi travmatik yaşantıları olabiliyor? Kişinin geçmiş öyküsünde cinsel istismar, ebeveyn terki, şiddete maruz kalma ve savaş gibi toplumu derinden sarsan olaylara maruz kalma gibi çeşitli travmatik yaşantıları olabiliyor. Ayrıca bireyler yeteri kadar cinsel eğitim almamış olabiliyor; kişide yanlış dinsel ve toplumsal öğretilerden kaynaklı olarak, cinsellikle ilgili olarak batıl inançlar ve mantık dışı inançlar gelişmiş olabiliyor. Bu gibi durumların etkisiyle de bireyin cinselliği aşırı şekilde baskılandığı zaman, tabu halinde yaşatıldığı zaman, kişi cinselliğini sağlıklı yollarla yaşamak yerine, daha gizli, daha öznel yaşayabileceği pornografi araçlarına doğru yönelmeye başlıyor. Bu da akabinde suçluluk duygusunu beraberinde getiriyor, ama bir şekilde dürtüsellik ve hazdan dolayı pornografi kullanımı desteklenmiş oluyor. Bu nedenle ruh sağlığı bağlamında pornografi bağımlılığının tedavi sürecinin birkaç boyuttan ele alınabileceği vurgusu yapılabilir. Bu boyutlardan birincisi, psikodinamik bağlamda ve psikanalitik bağlamda düşünüldüğünde erken dönem çocukluk yaşantıları ve ergenlik dönemindeki cinsellikle ilgili deneyimleri, kişinin şu an içinde bulunduğu yaşam koşulları (kişi nasıl bir yaşam standardına sahip?); ikincisi, sosyal öğrenmedir (Nasıl öğrendi? Kimleri gözlemledi ve model aldı?); üçüncüsü, diğer bağımlılık türlerinde olduğu gibi, bu bağımlılık türünün de kalıtımsal yönleri de olabilir, diğer bir ifadeyle bu bireyler genetik açıdan bağımlı olmaya yatkın bireyler de olabilir. Sigara bağımlılığına yatkınlık gibi, alkol bağımlılığına yatkınlık gibi, kişiler pornografi kullanımı konusunda bağımlılığa yatkın olabiliyorlar.
Toplumsal bağlamda düşünüldüğünde bizim toplumumuzda düzenli olarak spor yapma ya da herhangi bir sanat alanında düzenli olarak yaptığımız faaliyet alışkanlığımız yok ve gelecek kuşakları bu yönde geliştirme hevesimiz de düşük gibi. Ancak hobi olarak da nitelendirebileceğimiz bu kapsamda yaptığımız faaliyetler bu tür bağımlılıkların tedavisinde etkili olabilmektedir. Tedavi sürecinde bu kullanılabilir. Örneğin, hastalar boş zamanlarında neler yapıyorlar, bunlara bakılıyor ve hastaların boş zamanlarını işlevsel faaliyetlerle geçirmelerine yönelik planlar yapılıp uygulanmaya çalışılıyor.
Tedavi sürecinde bilişsel boyutta da çalışılıyor. Pornografi, cinsellik ve kişinin kendisine ilişkin algısı ile ilgili bilişleri neler, mantık dışı inançları neler ya da negatif bilişleri neler, psikoterapi sürecinde bunlar üzerinde çalışılıyor. Psikoterapi sürecinde iyileştirici yönü en etkili faktör ise şu oluyor: Psikoterapi sürecinde kişinin hayatında var olup onu anlayan, onu destekleyen, onunla iletişim kurabilen birisinin olmasıdır. Bu kişi de çoğunlukla bireyin yardımcısı olan psikoterapisti oluyor. Düşünsenize, o kişinin yanında belki de şu ana kadar onu anlayan, onu dinleyen kimse yoktu, onun dertlerini, travmatik yaşantılarını dinleyen ve yardımcı olan kimse yoktu; ama psikoterapi sürecine girdiği zaman artık hayatında böyle birisi oluyor. Çünkü insanlar diğer madde türleri gibi pornografiye de içsel açıdan yaşamış oldukları birtakım çatışmaların ya da dışsal açıdan yaşamış oldukları birtakım problemlerin çözüm aracı olarak yönelebiliyorlar. Ama bireylerin psikoterapi sürecinde, çözümün bunlar olmadığı, farklı çözümlerin olduğu konusunda farkındalıkları geliştiği zaman, kişiler iyileşme döngüsüne girmeye başlıyorlar. Ayrıca psikoterapi sürecinde travmatik yaşantının paylaşılması, travmatik yaşantının insan yaşamındaki olumsuz etkileriyle baş etmenin önemli bir başlangıç noktasını teşkil etmektedir. Sır olarak saklanan bir travmatik yaşantı; bu sır bozulduğu zaman, diğer yardım süreçleriyle birlikte iyileşme de devamında gerçekleşmeye başlıyor.
Bağımlılığın önlenmesi ve tedavisi için bireylerde sağlıklı cinsel yaşam alışkanlığının kazandırılması gerek (Kişinin kendine, başkalarına zarar vermeksizin veya yapmış olduğu cinsel davranışının sorumluluğunu üstlenerek ve aynı zamanda toplumsal normlara, toplumsal standartlara uygun bir şekilde cinsel eyleminde bulunmasıdır). Dikkat ederseniz, bu tanımda şunlar var: Birincisi, kişinin kendine zarar vermemesi; ikincisi, başkalarına zarar vermemesi; üçüncüsü, sorumluluğunu alması; dördüncüsü, sosyal normlara uygun davranmasını içeriyor. İnsanlara küçük yaşlardan itibaren sağlıklı cinsel yaşam becerisini eğitimlerle kazandırabilirsek, aslında birçok rahatsızlığı önlemiş oluyoruz. Sonuç olarak pornografi bağımlılığının tedavi süreci, bağımlılığın önlenmesinde olduğu gibi biyopsikososyal bağlamlar dikkate alınarak yürütülmelidir. Diğer bir ifadeyle tedavi planı içine, ilaç tedavisi, psikolojik danışma ve sosyal destek unsurlarının dâhil edilmesi oldukça önemlidir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.