Ana sayfa - Son Sayı - Tıbb-ı Nebevi Deyince Ne Anlamalıyız? / Öğr. Gör. Hilmi BAKIR

Tıbb-ı Nebevi Deyince Ne Anlamalıyız? / Öğr. Gör. Hilmi BAKIR

Yaradılış ile birlikte Allah, insanlara bir yol gösterici olarak insanların içinden peygamberler göndermiştir. Ölüm sonrası hayat ve bu hayatın başlangıcı hesap günü inancı bu hayatta iki cihan saadetine nail olabilmenin yolunu Allah bizlere bildirme durumundadır. Çünkü biliriz ki imtihan varsa bu imtihanı başarı ile geçmek için imtihanı yapacak zatın bu sınavla alakalı bilgileri bize pratik ve/veya teorik olarak öğretmesi gerekmektedir. Bu sebeple de peygamberler gönderilmiştir. Peygamberler örnek insan olduklarından dolayı yaşantıları ve sözlerinin sağlık açısından da takip edilmesi, bilinmesi gereklidir. Allah, “Şüphesiz sizler için Allah Resulünde güzel bir örnek vardır.” buyurmaktadır. Allah Resulü de, “Rabbim beni terbiye etti, terbiyemi de güzel kıldı.” buyurmaktadır. Rasulullah (s.a.v.), ibadet ve ahlakta olduğu gibi, yemesinde, içmesinde, uyumasında, oturup kalkmasında da sağlığımızı korumada bizler için en güzel ve sağlıklı bir örnek olmuştur. Peygamber Efendimizin sünnetinde, başta bulaşıcı hastalık olmak üzere, fert ve toplumu her türlü hastalıktan en mükemmel şekilde korumanın yolları ve uygulamaları, mucizevi ve bilimsel bir şekilde görülmektedir.

Her asırda her toplumun bütün ihtiyaçlarına cevap veren Kur’an’ın Müfessiri Allah Resulü, aynı zamanda kalplerin tabibi olarak, maddi ve manevi hastalığımızı tedavi eden bir tabiptir. O halde sağlık konularında onu dinlemeliyiz, tavsiyelerine uyup sünnetlerini uygulamalıyız ki, af ve afiyete ulaşabilelim.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) zamanında; kölelik, kabilelerin üstünlüğü, zenginlerin söz sahibi olması, ikliminin etkileri, değişik kültürlerin bir arada olması nedeniyle toplumda bilgi kirliliğinin oluşması, inanç farklılıkları (putperestlik, mecusilik) ve batıl inançların yaygın olması, zararlı kötü alışkanlıklar ile iç içe bir yaşam tarzının olması, batıl gelenek ve göreneklerin baskın olması vb. toplumun sağlığını etkileyen olumsuz faktörler yani cahiliye devri uygulamaları Peygamber Efendimizin (s.a.v.) söz ve davranışları ile Asr-ı Saadete dönüşmüştür.

Peygamber Efendimizin yaşantısı ilahi destekli olduğundan dini yaşantının yanında sağlık ile alakalı yaşayış, öneri ve uygulamaları bizim için en iyi örnektir. Peygamber Efendimiz, bir taraftan insanlara İslam dininin esaslarını tebliğ ederken diğer taraftan da onlara sağlığın önemini ve kurallarını da öğretmiştir. Halk sağlığı, hijyen ve koruyucu hekimliği ön plana çıkarmış, sağlıkla ilgili, yaygın olan yanlışları düzeltmiş, hurafeleri kaldırmış, doğruluğu ve faydası tecrübelerle sabit olan kuralları kabul etmiş ve sağlık adına yeni kurallar da koymuştur. O gün sünnet, bugün koruyucu hekimlik olarak bilinen ve kıyamete kadar geçerli olan bu kuralları bizzat uygulamış ve ashabına da tavsiyede bulunmuştur.

Tıbb-ı Nebevi deyince ne anlamalıyız?

Tıbb-ı Nebevi kısaca; peygamberlerin sonuncusu Hz. Muhammed (Allahümme Salli Ala Seyyidina Muhammed) Efendimizin; sağlıklı birey sağlıklı toplum adına yaptığı söylediği önerdiği uygulamalardır. İmandan sonra Allah’ın insanlara bahşettiği en büyük nimetin sağlık olduğunu ifade eden Peygamber Efendimiz, koruyucu hekimlik adına, çevre temizliği, sağlıklı yiyecek ve içeceklerin tercihi, yeme içme biçimi ve miktarı, hastalıkları tedavi yöntemleri, beden ve ruh sağlığıyla ilgili, kısaca genel sağlıkla ilgili ne varsa en ince detaylarına kadar 14 asır önce tavsiye etmiş ve uygulamıştır. Modern tıbbın da tasdik ve tavsiye ettiği Efendimizin öneri ve uygulamaları, Dünya Sağlık Örgütü tarafından da kabul görmüştür.

Tıbb-ı Nebevinin dayanağı Kur’an’dır. “Biz Kur’an’ı müminlere şifa ve rahmet olarak indirdik.” (İsra, suresi 82. Ayet meali) ve “Resûl, size ne verdiyse onu alın, size neyi yasakladıysa ondan sakının!” (Haşr suresi 7. ayet meali)’nden anlamaktayız.

Kaynağı ise; dinî (siyer, hadis, icmal, tefsirler), tıbbî, ahlakî, sosyal, eğitim ve psikolojik yönüyle yazılmış eserlerdir.

Düşünürlerin Dili ile Hz Peygamber (s.a.v.)

• Michael H. Hart’ın (Dünyaya Yön Veren En Etkin 100) adlı eserinde Hz. Peygamber ilk sırada yer almaktadır. Eserin ilk paragrafı şöyledir: “Dünyanın en etkili insanlar listesinin başına Hz. Muhammed’i koymam bazı okurları şaşırtabilir, bazılarını da kuşkuya düşürebilir, ancak Hz. Muhammed tarihte hem dinî hem de laik düzeyde üstün başarılı olan tek insandı.”

• Lev Nikolayeviç Tolstoy (Büyük Rus Yazar): “Hiç kimse Hz. Muhammed’in prensiplerinden daha ileri bir adım atamaz. Avrupa’ya nasip olan bütün başarılara rağmen bizim bütün kanunlarımız, İslâm medeniyetine bakarak çok eksiktir. Biz Avrupa milletleri, büyük medenî imkânlarımıza rağmen, Hz. Muhammed’in son basamağına varmış olduğu merdivenin daha ilk basamağındayız.”

• Fyodor Mikhailoviç Dostoyevski (Meşhur Rus Yazar): “İnsanlığın sorunlarının üst üste yığılarak nerdeyse çözülmez hal aldığı günümüzde Hz. Muhammed’e her zamankinden daha fazla muhtacız. Eğer O aramızda olsaydı bütün bunları oturup bir fincan kahve içme rahatlığı ile çözerdi.”

• Ünlü Bakterioloji Uzmanı İngiliz Dr. Nelson “Eğer Hz. Muhammed’in öğretileri dünyanın her tarafında uygulansa mikropların sebep olduğu pek çok hastalık ortadan kalkar.” demektedir.

Hz. Peygamber zamanında iki temel tıp anlayışı vardı:

1- Yunan Roma Tıbbı (daha sistemliydi)

2- Arap Tıbbı/bedevi tıbbı (daha çok bitkilerle ve büyü ile tedavi)

Tarih boyunca insanla birlikte hastalık da bulunmuş ve bununla mücadele için tıp ilmi gelişmiştir. Cahiliye döneminde Hicaz’da Hâris b. Kelede gibi İran’da tahsil yapmış tabipler bulunmakla beraber, Araplar arasında yanlış ve bâtıl tıbbî telakkiler çok yaygındı. Bu konuda şu örnekler verilebilir:

Araplar, beraberlerinde bir tavşan kemiği taşıdıkları takdirde hastalıklardan korunacaklarına inanırlar; yılan sokmuş bir kimseyi yılanın zehri vücutta yayılmasın diye uyutmaz, üstüne başına ziller takarlardı. Korkmuş bir kadının yüreğinin soğuduğuna inanarak sıcak su içirirlerdi. Çocukların çürük dişlerini güneşe doğru attıkları takdirde yeni dişlerin muntazam çıkacağına inanırlar, şaşılığı değirmen taşına baktırarak tedavi ederler, yaraları kızgın demirle dağlar, vebadan korunmak için merkep gibi anırırlar, hastaları kâhinlere götürür, sihir yapar, tapınaklara kurban keser, böylece hastaların içine girmiş şeytanların çıkacağına inanırlardı.

Hz. Peygamber (s.a.v.) yukarıda zikredilen batıl ve ilmî değeri olmayan bu uygulamaları kaldırmış, tababete yeni bir anlayış getirmiştir.

Peygamber Efendimizin hastalık, sağlık ve ilaçlarla alakalı hadislerini ilk kitap haline getiren İmam Malik “Muvatta” adlı eseri hazırlamıştır. (Hicri 2. yy) Daha sonra hadis âlimleri Buhari, İbni Mace ve Ebu Davut sağlıkla alakalı hadisleri bir araya getirdikleri 261 hadis-i şerifi Tıp Kitabı, Selam, Tıbb-ı Nebevi başlıkları altında toplamışlardır.

İlk Tıbb-ı Nebevi kitabı Hicri 2. yyda Abdülmelik bin Habib tarafından yazılmıştır. İbni Kayyım el Cevziyye H. 571/M. 1350 tarihinde kapsamlı bir Tıbb-ı Nebevi kitabı yazmıştır. Modern Tıbbın ilerlemesiyle Hz. Peygamberin hadis ve uygulamaları ön plana çıkmış, bilimsel olarak özellikle Batılılar tarafından incelenmeye başlanmıştır.

TIBB-I NEBEVİ’NİN KISIMLARI

• Koruyucu hekimlik

• Sağlıklı yaşam önerileri

• Hastalıklarla mücadele

• Tıbb-ı Nebevi ve temizlik

• Hacamat ve Misvak

• Hz. Peygamber’in hasta tedavisinde önerileri

• Hastalıkların tedavisinde kullanılan ilaçlar, besinler, içecekler

• Eğitim yönüyle Tıbb-ı Nebevi

• Sosyal yönüyle

• Psikolojik yönüyle

• Beslenme yönüyle

• İletişim yönüyle

• Aile yönüyle

• Nefsi terbiye yönüyle

• Kişisel gelişim yönüyle

• Güzel ahlak yönüyle

• Sorunlarla mücadele yönüyle

• Giyim kuşam yönüyle

• İbadet yönüyle (Namaz, Oruç, Zekât, Hac, Kurban, Dua, Zikir, Abdest Gusül vb.)

• Mesleği icra yönüyle

• Öz bakım ve temizlik yönüyle

• Tebliğ yönüyle

• Enfeksiyon yönüyle

• Spor ve egzersiz yönüyle

• İman ve inanç yönüyle

Tıbb-ı Nebevi’yi anlamak için öncelikle sağlığın tanımını bilmekte yarar vardır. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre sağlık; yalnızca hastalık ya da sakatlığın olmayışı değil, bedensel, ruhsal ve sosyal yönlerden tam bir iyilik durumudur. (DSÖ Anayasası, 1947)

Hz. Peygamber’in yaşayış, söz, öneri ve davranışları; inanç yönüyle bir iyilik halinin yanında tam da yukarıdaki tanıma uygun sağlıklı yaşam, sağlıklı toplumun oluşmasına yöneliktir.

Unutmayalım sağlığı korumak tedavi olmaktan daha ucuz ve hayırlıdır.

Hz. Peygamber zamanında bilinen ve yaygın olan hastalıkların başında taun (veba) gelmektedir. Dönemin bulaşıcı, öldürücü ve salgın hastalıklarının ortak adıdır veba. En çok korkulan hastalıklardan biri olan humma, genel olarak bütün ateşli hastalıklara, özel olarak da sıtmaya verilen bir isimdir. Cüzzam ve alazlama da o dönemde mevcut olan ve bilinen hastalıklar arasındadır. Resulullah bu hastalıklar ile ilgili çeşitli uyarı ve tavsiyelerde bulunmuştur.

Hz. Peygamberin sağlıklı yaşam adına bazı önerileri:

• “Kim bilgisi olmadığı halde hekimlik yapmaya kalkışırsa, sebep olacağı zararı öder.” (Ebu Davud, Diyat 23; Nesai, Kasame 41; İbni Mace, Tıb 16).

• Şifa üç şeydedir: Bal şerbeti içmek, hacamat vurmak, dağlamak. (Dağlama daha sonra men edilmiştir.) (Buhari, Tıb 3; Ahmed bin Hanbel, Müsned 1/246).

• “Bir yerde veba olduğunu işitirseniz oraya girmeyiniz. Bulunduğunuz yerde veba vukua gelirse oradan ayrılmayınız.” (Buhari, Tıb 30; Müslim, Selam 92, 93, 94, 98, 100)

• Peygamberimiz (s.a.v.) “İnsanoğlu midesinden daha zararlı bir kap doldurmamıştır. İnsanoğluna belini doğrultacak birkaç lokma kâfidir. Mutlaka yemesi gerekirse midesinin üçte birini yemeye, üçte birini içmeye, üçte birini de nefes alıp vermeye (havaya) bırakmalıdır.” (Tirmizi, Zühd, Hadis no: 2380) buyurmuşlardır.

• “İki nimet vardır ki insanların çoğu bunda aldanmıştır: sıhhat ve boş vakit.” (Buhari, Rikâk 1)

• “Allah temizdir, temizi sever. Etrafınızı temizleyiniz.” (Tirmizi, Edeb 41).

• “Cüzzamlıyla aranızda bir mızrak boyu mesafe olduğu halde konuşunuz.” (Ramuz el-Ehadis 2/471).

• Hz. Peygamber “Eğer ümmetime ağır gelmeyecek olsaydı, onlara her namazda misvak kullanmalarını emrederdim.” (Buhârî, Cum’a, 8, Temennî, 9, Savm, 27) diyerek ağız diş sağlığının önemini 1400 yıl önce dile getirmiştir.

• “Kim bir ağaç keserse onun yerine bir ağaç diksin.” (Belazurî, Fütûhu’l-Büldân, s. 17) hadisi çevre sağlığının önemini en iyi dile getiren bir öneri olarak karşımıza 14 asır öncesinden çıkmaktadır.

• “Şu çörek otunu kullanmaya devam edin, çünkü onda ölümden başka her hastalığa şifa vardır.” (Sünen-i İbni Mace, C.9. H.no: 3447)

Dünyada Tıbb-ı Nebevi İle Alakalı Yapılan Çalışmalardan Birkaçı:

• Londra Kraliyet Tıp Merkezi – Dr. Ahmet Şevki: Abdest almak, özellikle kalbe uzak olan el ve ayakların ovularak yıkanması kan dolaşımını güçlendirmektedir.

İç organlarla abdest azaları denge oluşturarak vücut dengesini sağlamakta, tansiyonu düşürüp sıkıntıyı gidermektedir. Bu ovularak yıkanma sonucunda endorfin salgılanmakta, bu hormon da öfke kontrolünde rol oynamaktadır.

• Amerikalı Prof. Dr. Daniel Hall, sağlık durumları aynı oldukları halde dua edenlerin etmeyenlere göre 3 yıl daha fazla yaşadığı belirtildi. (Çalışma Port City Family Medicine dergisinde yayınlamıştır)

• Alman Prof. Fasman, ara sıra oruç tutmak beyni aktifleştiriyor, beden ve ruh sağlığından %90 korunmanın oruç ile birlikte sağlıklı bir rejimden geçtiğini söylemektedir. Yapılan araştırmalarda oruç ile birlikte kan damarlarının çeperlerindeki yağların atılımı gerçekleşmektedir.

• Norveç’te yapılan bir araştırma, 4 hafta tutulan orucun baş, bel, omurga ve eklem ağrılarını giderdiğini ortaya koymuştur. (www.vanderbilt.edu)

• Amerika Harvard Üniversitesinde yapılan bir araştırma, sünnet olarak uygulanan bir saatlik uykunun bütün bir gece uykuya denk gelebileceğini ifade etmiştir.

İnsanın biyolojik saatin 24 saatte iki kez uykuya ayarlandığını çalışmalarında dile getirmişlerdir. Bu çalışmanın bilimsel faydaları ayrıca yayınlanmıştır. (kalbi desteklediği, kalp krizini önlediği, performansı arttırdığı, bedeni dinlendirdiği vb.) (6 yılda 23681 kişi üzerinde “Kaylule” denendi)

• Hacamat: İspanya Lizbon Üniversitesi’nde ‘Cupping and letting’ adı altında okutulmaktadır. Amerikan Üniversitelerinde ise hacamat ‘Cupping Therapy’ adı altında ders müfredatı olarak okutulmaktadır. Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Şifa üç şeydedir: Bal şerbeti içmek, hacamat vurmak, dağlamak.” (Dağlama zaruret olmadıkça men edilmiştir) (Buhari, Tıb 3; Ahmed bin Hanbel, Müsned 1/246).

• KTÜ Tıp Fakültesi Hastanesi fizik tedavi ve rehabilitasyon ana bilim dalı başkanı Prof. Dr. Mustafa Güler ‘duanın tedavideki yeri’ konulu bir araştırma yaptı. Dua başkaları tarafından yapılan ve hastanın kendisinin yaptığı, sözle telkin tamamlayıcı tedavi yöntemi olduğunu ifade etmiştir. Dr. Güler yine çalışmalarında şunlara değinmiştir: ABD de çalışan Doktor Ahmet El-Kadi Kur’an ve stres konusunda bir araştırma yapmış ve hazırladığı tebliği 1984’te İstanbul’da yapılan İslam Tıp Kongresi’nde sunmuştur.

• ABD Cornell Üniversitesi kalp cerrahlarından Dr. Mehmet Öz: Kalp krizi geçirmiş stent takılacak 750 kişi üzerindeki araştırmasında “Dua edenlerin ve edilenlerin hızla iyileştiğini gözlemledik ben de dua etmelerini tavsiye ediyorum.” demektedir.

• 1998’de Duke University Medical Center’da 65 yaşın üzerindeki 4000 hasta üzerinde yapılan çalışmada dua ve haftada bir gün ibadetin yüksek tansiyonu %40 oranında düşürdüğünü gözlemlemişlerdir.

Dünya’da yapılan bilimsel çalışmalar Tıbb-ı Nebevi’nin önemini ortaya koymuştur. Bu amaçla değişik çalışma grupları araştırmalar içine girmiştir.

1984 Mekke’de 4. Dönem toplantısında Kur’an ve sünnette ilmi mucizeleri araştırma komisyonu kurulur. 1986’da Mısırda ilk konferans verilir. 2011’de bu kurul toplantısı İstanbul’da olmuştur. Ağırlıklı konu Tıbb-ı Nebevi idi.

El İcaz El İlmi Derneği Kur’an ve sünnette ilmi mucizeler ve Tıbb-ı Nebevi konularını içeren ders müfredatının 100’e yakın üniversitede okutulması için çalışmalar başlatmıştır.

Amerika’da Tıbb-ı Nebevi ve İslam tıbbının araştırılıp yayılması amacıyla 1992’de Florida’da Uluslararası İslami Tıp enstitüsü kurulmuştur.

• Günümüzde toplumun farklı kesimlerinde Tıbb-ı Nebevi duyarlılığı oluşmuştur. Tıbb-ı Nebevi’yi anlama ve öğrenme arayışı içerisine girmişlerdir. Özellikle son 1 yıldır STK ve üniversitelerde düzenlenen Tıbb-ı Nebevi dersleri gönüllülük esasına dayalı eğitimlere talepler olmuş ve bugün derslere katılanların sayısı 400’ü aşmıştır. Talep ve ilginin giderek artması Tıbb-ı Nebevi Araştırma Merkezi’nin açılmasının gerekliliğini gündeme getirmiştir.

Özetle ifade etmek istersek Efendimiz (s.a.v.) tıp ve sağlıkla ilgili şu ilke ve prensipleri benimsemiştir:

  1. Hastalanınca mütehassıs hekim aramak ve tedavi olmak,
  2. Hastalıklar ile ilgili çeşitli tedavi usulleri ve ilaçlar bulmak,
  3. Tabiplere ücret ödenmesi,
  4. Tabip olmayanların hasta tedavi etmelerinin önlenmesi,
  5. Bulaşıcı hastalıklara karşı korunmak,
  6. Salgının bulunduğu yere girmemek ve bu yerde bulunuyorsa dışarı çıkmamak (karantina),
  7. Vücut temizliği,
  8. Yiyecek ve çevre temizliğine önem vermek,
  9. Haram olan şeylerle veya yollarla hasta tedavi etmemek,
  10. Yemek ve içmek konusunda dikkatli davranmak.

Tıbb-ı Nebevi’yi anlama ve anlatma duyarlılığı amacı ile kurulmuş Nebimed grubu düzenli ders ve paylaşımlar yapmaktadır. (www.nebimed.com instagram: @nebimedgrubu)

Hz. Peygamber’i anlama ve anlatma adına umuyoruz ki toplumun her kesimi üzerine düşen görev ve sorumluluğu yerine getirecektir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.