Ana sayfa - Son Sayı - Tasavvuf Musikisi Sanatçısı Necip Karakaya İle Söyleşi

Tasavvuf Musikisi Sanatçısı Necip Karakaya İle Söyleşi

Necip Karakaya, bugüne gelmesini sağlayan yolunu nasıl çizdi?

Evvela derginiz okuyucularına selam ve muhabbetlerimi sunuyorum. Yıllardır takip ettikleri ve kendi gönül dünyalarını feyz ile doldurdukları için her birini tebrik ediyorum.

Aslında medeniyet hayatımızın, kültür ve sanatın her zaman gündemde olduğu bir evde dünyaya geldim. Zamanın önemli kültür ve sanat adamlarının ve mütefekkirlerinin isimlerini duyarak büyüdüm ve çocukluğumun ilk yıllarında onların sohbet meclislerinde bulundum. Elbette bu benim için büyük bir imkândı. Evimizin bir bireyi gibiydi Rasim Özdenören, Erdem Beyazıt ve daha niceleri. Bazen rahmetli Cahid Zarifoğlu amcamdan bir şiir okunurdu evde, bazen üstad Necip Fazıl’ın Çile’sinden bir beyit. Bazı akşamlar musiki olurdu konu… Yahya Kemal’den mülhem Münir Nureddin konuşulur; üzerine Bekir Sıtkı Bey’den muhteşem bir icra ve rahmetli babamın yakın dostu Ahmed Özhan ağabeyden Muzaffer Özak Efendi kokulu muhteşem bir ilahi dinlenirdi ve güfteler üzerine sohbet edilirdi.

Böyle bir ortamda ben de musikinin ve nağmelere yol gösteren muhteşem nutk-i şeriflerin tesirine kaptırdım kendimi. Nihayetinde medeniyet musikimizi, bizim müziğimizi öğrenmeye ve icra etmeye karar verdim.

Babanız merhum İsmail Karakaya, nasıl bir eğitmendi, sizi nasıl eğitti, size neler kattı?

Babam çok iyi bir dinleyiciydi. Geniş bir Klasik Türk Müziği ve Tasavvuf Müziği repertuarına hâkimdi. Çocukluğumdan beri meşk meclislerinde benim okuduğum eserleri dikkatle dinler, eğer bir hata yaparsam ikaz ederdi. Şurada telaffuzu yanlış yaptın, şu noktada detone oldun der ve bir sonraki icrada düzeltmiş miyim bakardı. Eğer düzgün bir icra olduysa da elbette tebrik ederdi.

Bir gün benim musiki ile ilgili iştiyakımı ve istidadımı büyük ağabeyim Cahid Karakaya’yı benimle ilgilenmesini söyleyerek şekillendirmeye başladı babam. Bu noktada ağabeyimin sağladığı imkânlarla eski kayıtlara, divanlara, meşk meclislerine devam ettim.

Musiki eğitimi aldınız mı?

Aslında ben tam bir alaylıyım. Musikiyi genel hatlarıyla meşk meclislerinde öğrendim. Elbette ilmi yönünü de bu meclislerde hıfzettim. Musiki makamlarını ve nazariyatı, üslup ve icra tekniğini, güfte ve besteye hâkimiyeti, güfte ile icradaki duygu birlikteliğini, büyük bestekârların beste tekniklerindeki farklılıkları bu meclislerde öğrendim. Eser icrasından önce bana yol göstersinler diye ney üflemeye ve tanbur çalmaya gayret ettim. Yıllar sonra bir konservatuar maceram oldu.

Şimdi ne üzerine çalışmalar yapıyorsunuz? Hedefleriniz neler?

Birçok divan üzerinde beste çalışması yapıyorum. Kısa bir süre önce bir divana sahip olmayan ama bize ulaşan nutk-i şerifleri yüzlerce divan ihtiva edecek kadar zengin olan Hacı Bayram-ı Veli Hazretleri’nin şiirlerini besteleyip bir albüm hazırlamıştım. Şimdi ise Hazretin tesir ettiği zevat-ı kiram’a ait divanlardan besteler yapmaya başladım. Ayrıca Erzincanlı bir derviş olan Salih Baba’nın divanından yaptığım bestelerden oluşan albüm inşallah dinleyicilerle buluşacak.

Konserler ve söyleşiler devam ediyor. Bu vesileyle yurdumuzun dört bir tarafında bizleri takip eden değerli dostlarla buluşuyor onlarla hasbihal ediyoruz. Tabii bu, yaptığımız işin hakikaten neticesini almak oluyor. Çünkü bizleri takip eden, yaptığımız işi takdir eden bir kitleye sahibiz hamdolsun. Onların gözlerindeki heyecanı, muhabbeti görmek bizleri çok mutlu ediyor.

Bunların yanı sıra Diyanet TV’de her Perşembe günü canlı olarak yayınlanan Cuma’ya Doğru isimli bir program yapıyorum. Orada birbirinden değerli İl Müftülerimizi ağırlıyor ve onlarla hoş sohbet ediyoruz. Bu program da benim için hakikaten çok önemli bir program oldu.

Bir de son olarak şunu belirtmek isterim. Yıllardır kültür ve sanat adına güzel işler yapmaya gayret ediyoruz. Bir birikim oluştu elbette. Bu birikimi kitaplarla okurlarla buluşturmayı arzu ediyorum. Çalışmalara yakında başlayacağım inşallah.

Payitaht Abdülhamid dizisinde oynuyorsunuz. Oyunculuk sizin için nasıl bir deneyim? Payitaht Abdülhamid dizisi hakkındaki düşüncelerinizi alabilir miyiz?

Evet, Payitaht Abdülhamid dizisine 41. bölümde dâhil oldum. Dizide Muallim İsmail Hakkı Bey karakterini oynuyorum. Benim yabancısı olmadığım hatta çok yakından tanıdığım bir musikişinas, bir kültür adamı. Bu sebeple bir müzik adamını oynamam çok zor olmadı.

Elbette oyunculuk farklı bir meşgale ve tecrübe benim için. Bu sebeple üzerinde çok çalışıyorum ve rolümün hakkını vermeye gayret ediyorum. Çünkü içinde bulunduğum proje çok önemli. II. Abdülhamid Han’ın hayatından milletimizin haberdar olması için, onun hakkında doğru bilinen bütün yanlışları ortadan kaldırmak için, şanlı tarihimizin karanlık geçmişimiz olarak yansıtılmasına karşı çıkabilmek için bu dizinin takip edilmesini çok önemsiyorum. Bu sebeple böyle bir projenin içinde yer almaktan dolayı mutluluğumu ifade etmek istiyorum.

Tasavvuf müziğimize neden önem vermeliyiz? Bu konuda neler yapılmalı?

Yaşadığımız topraklar ve taşıdığımız değerler çok önemli bir medeniyetin temsilcisi olduğumuzu tekrar tekrar söylüyor bize. Bizler nasıl olur da Yunus Emre’yi, Mevlânâ’yı, Niyazi Mısrî’yi, Hacı Bayram-ı Velî’yi görmezden gelir ve onlardan bize tevarüs eden değerlerle hayatımızı tanzim etmeyiz. İşte bu noktada ilahilerimizin, tasavvuf müziğimizin önemi ortaya çıkıyor. Bir ses sanatçısı ve bestekâr olarak söylüyorum; ne zaman bize ulaşan eserlerin dünyasına dâhil olur, o eserlerin bizlere öğrettiklerini hayatımıza tatbik ederiz, işte o zaman medeniyetimize gerçek anlamda önem vermiş oluruz kanaatindeyim. Elbette birçok örnek verebilirim. Ama sadece şunu ifade edeyim; tasavvuf müziğimizin kaynağı ya Kur’ân-ı Kerîm’dir ya Hadis-i Şerifler’dir ya da Allah dostlarının sözleridir. Bunu bildikten sonra, bu eşsiz eserleri bu hassasiyetle icra edersek gerçek anlamda önem vermiş oluruz.

Günümüzde bu hassasiyete sahip musikişinaslar elbette var. Ama genele sâri bir durum maalesef söz konusu değil. Popüler kültürün halkımızın üzerindeki baskısı çok fazla ve sürekli ne olduğu belli olmayan ve çabucak tüketilen duygularla süslenmiş müziğimsi örneklerle yüz yüze kalınıyor. Bizler bu noktada geleneksel müziğimizin esaslarıyla, hakiki anlamda bir güfte-beste uyumu içerisinde hazırlanmış eserleri icra etmeliyiz. İcra ettiğimiz eserlerin dünyasıyla dünyamızı bir ederek yani sözümüzle fiilimizi örtüştürerek bu noktada en önemli işi yapmış oluruz diye düşünüyorum.

Hayalinizde gerçekleştirmek istediğiniz bir proje var mı?

Rabbim’e hamdolsun. Bugüne kadar gerçekten çok önemli işlere imza atma imkânım oldu. Bundan sonrası için yapmayı istediğim birçok iş var elbette. Ama ilk olarak üzerinde çalıştığım divan bestelerini bitirmeyi ve albümlerimi sırasıyla dinleyicilerimle buluşturmayı istiyorum.

Kültür ve sanat adına arşivlik işler olacak ve televizyon izleyicileriyle buluşacak projelerim var. Bunlar için görüşmelerim hakikaten çok güzel devam ediyor.

Tabi hayalimde bir proje hatta projeler var.

Yirmili yaşlarda, hayalimde Osmanlı Sultanlarının eserlerini Batı ve Doğu sazlarından oluşan büyük bir orkestrayla Viyana’dan başlamak üzere bütün Avrupa’da seslendirmek vardı. Hoş, hâlâ devam ediyor bu istek. Gerçi kısmen başardım da.

Oyunculuk adına hayalim, tasavvuf dünyamızın kahramanlarının anlatıldığı önemli işlerde yer almak.

Kul olarak hayalim ise; eşim, yavrularım ve ailemle Allah’ın rızasına uygun fiillerle dolu bir ömür yaşamak.

Vesselam…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.