Ana sayfa - Arşiv - Sms ve İnternet Çocukları / M. Emin Karabacak

Sms ve İnternet Çocukları / M. Emin Karabacak

31-sms-cocuklariEskiden icatlar çağ açıp kapatırken günümüzde ise teknolojik gelişmeler o kadar hızlı ki bırakın çağ açıp kapatmayı takip etmekte zorlanmaktayız. Daha yenisine alışmadan yeni bir üst modeli çıkmaktadır. Teknolojik gelişmelerden en çok nasibini alan da herhalde cep telefonlarıdır diye düşünüyorum. Özellikle internetin cep telefonlarına girmesi ve insanların gündemi takip etme isteği bu gelişmeyi kaçınılmaz hale getirmiştir.
İlk çıktıkları zaman sadece iletişim yapılan cep telefonları, günümüzde ise dünyayı bir dokunuşla parmaklarımızın ucuna getirmiştir. Aklımıza gelebilecek her şey, akıllı telefonlarla yapılabilmektedir. Eşi dostu arama, mesaj atma, film seyretme, alışveriş yapma, adres sorgulama, EFT yapma, gazete dergi okuma, oyun oynama, müzik dinleme, kıble bulma gibileri ilk akla gelenlerdir.
Hayatımızın her alanına giren telefonların olumlu yönleri olduğu kadar ister istemez olumsuz yönleri de vardır. Gündemi ve sosyal medyayı takip etme adına cep telefonları hayatın vazgeçilmezleri arasına girince aile içi sorumluluklar ikinci plana atılmaktadır. Bunların içinde en önemlisi de iletişim için icat edilen bu aletin aile içinde iletişimsizliğe neden olmasıdır. İletişim çağında iletişimsizlik. Günümüz anne babalarının en büyük sorunu da iletişim çağında çocuklarıyla iletişimsizlik yaşamalarıdır.
Nereden Nereye?
Geçmişe şöyle bir baktığımız zaman konuyu daha iyi anlayacağızdır. Cep telefonları yoktu fakat ortak paylaşım adına da olsa iletişim kurulabiliyordu. Şimdi ise çocuklarımızla iletişim kuramıyoruz. Çünkü herkes kendi dünyasında yaşıyor.
Eskiden evlerde tek telefon vardı ve buna bizim ev telefonu denirdi. Herkes aynı telefonla iletişim kurar ve eşe dosta aynı numarayı verirdi. Ev telefonlarında bağımlık yoktu; çünkü ev telefonları sadece iletişim içi kullanılırdı. Günümüzde ise herkesin bir cep telefonu var ve bu benim numaram diye verilmektedir.
Eskiden evlerde tek televizyon vardı. Herkes aynı televizyonun başında aynı şeyleri seyrederdi. Birlikte olan aile üyeleri, bir şeyleri paylaşmak için fırsat bulurdu. Şimdi ise her odada bir televizyon ve herkesin seyredeceği bir programı var.
Eskiden bireysel oyunlar yoktu. Grup oyunları vardı. Okuldan gelen çocuklar sokağa çıkar ve oyunlarını akranlarıyla oynardı. Günümüzde ise bireysel ve sanal âlemde oynan oyunları var. Çocuklar okuldan geldiklerinde telefon ya da internet aracılığıyla sanal âlemlerde oyunlar oynamaktadırlar. Eskiden çocukların iletişim kurabileceği bir arkadaş grubu vardı. Şimdi de ise sadece kankaları var.
Yine eskiden anne babalar, çocuklarını okula gönderirken defterini, kalemini silgini unutup unutmadığını sorardı; günümüzde ise cep telefonunu alıp almadıkları sorulmaktadır.
Eskiden çocuklara karne hediyesi olarak bilgisayar, bisiklet gibi şeyler vaat edilirken günümüzde cep telefonu hem de akılısı vaat edilmektedir.
Eskiden anne babalar, çocuklarının çok televizyon seyretmesinden şikâyetçilerken günümüzde şikâyet konusu çocukların telefon kullanmaları oldu. Daha düne kadar “Hocam sürekli televizyon seyrediyor hiç ders çalışmıyor, bıraksan sabaha kadar da televizyon seyredecek.” denilirken şimdilerde “Hocam sürekli telefonla uğraşıyor hiç derse bakmıyor, ders çalışırken dahi bir gözü telefondadır.” denilmektedir.
Yeni Nesil, Telefon Bağımlısı mı Oldu?
Anne: Oğlum ablanı çağırır mısın, yemek yiyeceğiz!
Çocuk: Bir dakika anne!
Anne: Niye?
Çocuk: SMS atacağım da ondan. Tamam, geliyormuş anne.
Akıllı telefonların çıkması ve yeni neslin ihtiyaçlarını internet ve telefon aracılığıyla karşılaması ister istemez bağımlılığı da artırmaktadır. Yine akıllı telefonların kullanımının kolay ve pratik olması telefon bağımlılığını artıran diğer bir sebep. Araştırmalar, günümüz gençlerinin yaklaşık yüzde 80’inin telefon bağımlısı olduğunu, yüzde 40’ının da ayrıca ikinci bir cep telefonu olduğunu göstermektedir.
Yeni nesil özellikle SMS’i abarttıkları için bu nesle “Başparmak nesli” denilmektedir. Konuşmayı bir yük olarak gören bu çocuklar; “Aman kim telefon açacak şimdi, at bir mesaj gitsin!” demektedirler. Buna bir de sanal âlemdeki mesajlaşmaları katarsak bu çocukların neden telefon bağımlısı oldukları daha iyi anlaşılacaktır.
Başparmak nesli dediğimiz bu çocuklar, telefonla iletişim kurmak yerine daha çok SMS ve sanal âlemde iletişim kurmayı tercih etmektedir. Bunun için yeni nesil çocukları konuşma paketi yerine SMS ve interneti olan paketleri tercih etmektedirler.
Çocukların konuşmak yerine mesajlaşmayı tercih etmelerinin nedeni duygu ve düşüncelerini kısa mesajla daha iyi ifade etmelerinden kaynaklanmaktadır. Bu da çocukları mesaj bağımlısı yaptığından, ders çalışırken, yemek yerken ya da günlük rutin işlerini yaparken cep telefonlarını yanlarından ayırmamalarına ve sık sık kontrol etmelerine neden olmaktadır.
Arkadaş çevresinde iletişimi genellikle SMS ve sanal âlemde mesajlaşarak yapan bu çocuklar, ev ortamlarında da anne babalarıyla iletişim sıkıntıları yaşayacaklardır. Çocuklarının kendileriyle paylaşma adına doğru dürüst konuşmadıklarını, sadece sorularına kısa cevap verdiklerini anlatan anne babalar, çocuklarının bu hallerinin kendilerini korkuttuğunu ifade etmektedirler. Bu çocuklar sadece anne babalarıyla ihtiyaçları olduğu zaman; “Anne SMS- TL-konturum bitti!” diye iletişime geçtikleri gibi, birçoğu bunu da SMS yoluyla “Baba SMS bitti, bana TL yükler misin?” diyerek mesajla halletmektedirler.
Anahtarların Yerini Cep Telefonu mu Aldı?
Eskiden anne babalar, çocuklarını okula gönderirken anahtarını aldın mı diye tembih ederdi. Çünkü çocuklar okuldan geldikleri zaman annelerini evde bulamadıkları zaman eve, kendi anahtarıyla girerdi. Eğer çocuk eve geldiği zaman annesini evde bulamayıp bir de anahtarını evde unutmuşsa ya da kaybetmişse çocuk için bu büyük bir sıkıntı demekti. Çocuk o zaman her ne kadar konu komşuya da gitse evde olamamanın sıkıntısını yaşardı. Günümüzde de çocukların telefon bağımlılığı buna benzemektedir. Telefonunu unutmuş ya da kaybetmiş bir çocuk iletişimde kopmuş olduğunu düşünerek kendini eve girememiş çocuk gibi hissetmektedir.
Bilindiği gibi çocukların evden çıktıkları zaman alıp almadıklarını kontrol ettikleri ilk şey cep telefonudur. Çocuklar cep telefonunu evde unuttukları ya da kaybettiklerinde doğal olarak bir sıkıntı basar ve gerginlik yaşamaya başlarlar. Bu kaygının nedeni cep telefonun kaybolmasından daha çok iletişimin kesilmesinden korkmadır.
Yeni neslin gençleri cep telefonlarına o kadar bağımlı hale gelmiş ki toplu ulaşım araçlarında, çarşı pazarda, toplantıda, hatta eve adımını atarken dahi telefonuyla meşguldür. Bunlar telefonlarını ellerinden düşürmedikleri gibi okulda, evde, hastanede, camide hatta Umre ve Hac görevini ifa ederken dahi bir an olsun telefonlarını kapatamamaktadırlar. Yani yeni nesil çocukları telefon kullanımı konusunda yer ve zaman tanımamaktadırlar.
Güvensiz ve Bağımlı Çocuklar Daha mı
Bağımlı Oluyor
Eskiden kendilerine güvensiz çocuklar, arkadaş grubuna katılmak yerine evde oturup televizyon seyrederken, günümüzde ya telefonda ya da sanal âlemde tanımadığı insanlarla oyun oynamaktadır.
Eskiden bağımlı çocuklar kendilerini güvende hissedebilmek için anne babalarının yanlarından ayrılmazlarken, günümüzün bağımlı çocukları ise bağımlılıklarını telefonla devam ettirmektedirler. İşte anne ve telefonuna bağımlı bir çocuğun SMS’i:
Çocuk: “Okuldan çıktım, durağa gidiyorum, servis bekliyorum, servisteyim, servisten indim, apartmana geldim, kapının önündeyim, kapıyı açın!”
Çocuk: Anne ya kapıyı niye açmıyorsunuz?
Anne: Senin anahtarın yok mu? Hem sen niye sürekli mesaj atıyorsun ki?
Çocuk: Ama anne, sen haber et demiyor musun?
Telefon Bağımlısı
Okul Çocukları
Hatırlanacağı üzere yeni neslin bebeklikleri oyuncak telefonlarla geçtiği gibi çocuklukları da anne babalarının cep telefonlarında oyun oynayarak geçti. Bebeklik ve çocukluğunu cep telefonlarıyla geçiren bir çocuk, gençlik çağında da cep telefonu bağımlısı olacaktır. Düne kadar lise çocuklarının okula telefon getirmesi yasakken, bugün ilkokul çocukları dahi cep telefonlarıyla okula gelebilmektedir.
İlkokul 1. sınıfa giden öğrencinin elindeki telefonu görüp nereden bulduğunu soran öğretmene: “Annemin beni aradığı zaman ulaşabilmesi için babam aldı.” cevabı aslında her şeyi anlatmaktadır.
Çocuklara telefon verirsin vermezsin; o ayrı bir meseledir. Özellikle bu yaşlardaki çocukların zihinsel, fiziksel gelişimlerinin yanında sorumluk bilinci tam gelişmediği için bu durumun çocukları olumsuz etkileyeceği bir gerçektir.
Bu yaşlardaki çocukların telefonunu muhafaza etmesi bir dert iken, arkadaşlarına hava olsun diye çıkarması, arkadaşlar arasında konuşmaların telefon üzerine olması, çocuğun derste zihin ve gözünün telefonda olması, sosyoekonomik seviyeleri faklı olan çocukların içinde kullanması yine ayrı bir sıkıntıdır.
Toplu ulaşım araçlarına ve servislere bakıyorsunuz çocukların ellerinde birer telefon. Telefonla kimisi oyun oynamakta, kimisi kulaklığı takmış müzik dinlemekte, kimisi SMS atmakta, kimisi sosyal medyada mesajlaşmakta, kimisi internette, kimisi bilmem neyle uğraşmaktadır.
Öğrencilerin sınıflardaki durumları da bunlardan farklı değildir. Çoğu öğrenci teneffüste dışarı çıkıp temiz hava almak ve arkadaşlarıyla oyun oynamak yerine sınıfta kalıp telefonla oynamayı tercih etmektedir.
Bu çocuklar iletişimi ve oyunu sosyal ortamlarda arkadaşlarıyla yapma yerine telefonla yapmaktadır. Bunun sonucunda da yalnızlaşan çocuklar, mutluluğu telefonlarda aramaktadırlar. Dahası bu çocuklar telefon bağımlısı olmaktadır ve telefonsuzluk bunlar için “nomofobi” haline gelmektedir.
Yemek yerken ve ders çalışırken bir gözü telefonda olan çocuklar, yatarken de telefonlarını yastıklarının altına koyacaklar ve sabah kalktıkları zaman da ilk bakacakları şey, cep telefonları olacaktır. Cep telefonuna bu kadar bağımlı olan çocuklar, zamanla okulların Rehberlik Servislerinin kapısını aşındırmaktadır.
Yeni Nesil Nomofobik mi Oluyor?
Baba: Oğlum yeter artık, facebook dışında da bir dünya var.
Çocuk: Valla mı baba, link yollasana!
Günlük hayatta birçok işlerini telefonla halleden çocukların, doğal olarak akıllı telefonlara bağımlı olmaları da normal olacaktır. Bu çocuklar kazara telefonlarını kaybederler ya da telefonları bozulursa kendilerini sanki her şeylerini kaybetmiş gibi hisseder. Kaybetme korkularına karşı bu çocuklar, telefonlarını yanlarından ayırmadıkları gibi sık sık da kontrol etme ihtiyacı hissederler. Yatarken de telefonlarını ya başuçlarına koyarlar ya da yastıklarının altlarına. Uyandıkları zaman yaptıkları ilk iş de yine telefonlarına bakmak olacağından bu da zamanla nomofobi’ye dönüşmektedir.
Araştırması ya da öğrenmesi gereken her şeyi bir parmakla yapan çocuklar için telefonlar da vazgeçilmezler arasında olacaktır. Bir günün bir saatini telefonsuz geçirmekten korkan bu çocuklar, zamanla nomofobik hale gelmektedirler.
Peki, nedir bu nomofobi?
Nomofobi; iletişimden uzak kalma korkusu. Başka bir ifadeyle cep telefonu kapalı ya da ulaşılmaz olduğunda insanlarda oluşan kaygı, kişinin eş dostla iletişimden yoksun kalma korkusu demektir. İletişimden yoksun kalmak demek ise; kişinin eş, dost ve çevresiyle temas halinden mahrum kalma ve ulaşılamama korkusudur.
Çocukların telefonlarını uyurken yastıklarının altına koyarak onu baş tacı yapmalarının nedeni de da bundandır. Çocukların geneli, yatarken dahi telefonunu kapatmayı sevmiyor, çünkü her zaman iletişim halinde olmak istiyor. Yine çocukların büyük bir çoğunluğunun, telefonunun şarjı bittiğinde, kontörü-dakikası-TL’si bittiğinde, telefonunu kaybettiğinde veya kapsama alanı dışında kaldığında kaygıları artıyor.
Telefon ve İnternet için Nomofobi’nin Belirtileri:
1) Cep telefonunun yanında olup olmadığını sürekli kontrol ediyorsa
2) Elinden cep telefonu düşmeyip sürekli arama ve mesaj var mı diye bakıyorsa
3) Zamanın çoğunu internete girmeye bağlı olarak, kendini uykusuz ve yorgun hissediyorsa
4) Sanal âlem dışındaki dünyaya karşı fazla duyarsızlaşıp ve sosyal hayattan zevk alınmıyorsa
5) Çocuk, gününü ailesi, akranlarıyla ya da ders çalışarak geçirmek yerine sanal âlemde tanımadığı insanlarla vakit geçiriyorsa
6) Okul başarısında gözle görülür bir düşüş varsa
7) Her konuyu internetten bakmaya ve alışverişi internetten yapmaya çalışıyorsa
8) İnternet ve bilgisayar başında geçirilen süre sorulduğunda yalan söylüyorsa
9) Hemen kapatıyorum deyip de telefonu ve interneti bir türlü kapatamıyorsa
10) Telefonda SMS ve internetten mesajlaşmak, yüz yüze konuşmaktan daha kolay ve eğlenceli diyorsa
11) E postaya bakmak için içinden sürekli bir dürtü geliyorsa
12) Günlük yapması gereken işleri internete göre ayarlıyorsa
13) İnternette fazla kalınca suçluluk ve mutluluk arasında gidip geliyorsa
14) İnternetten yoksun kalınca yoksunluk semptomları gösteriyorsa
15) Ve bu semptomlar içinde depresyon, sosyal fobiler, oto kontrollerinde zayıflama, dikkat dağınıklığı, çabuk sinirlenme gibi belirtileri varsa
Özellikle Anne Babalar “Nomofobi” için Neler Yapmalıdırlar?
Önceleri anne babalar, iletişim kurma adına cep telefonlarına sıcak bakarlarken, zamanla internete de girilmeye başlanınca bakış açıları değişmeye başladı. Önceleri anne babalar, çocukların interneti okul başarısı için kullanacaklarını (ödevlerini, araştırmalarını) düşünürlerken, zamanla arkadaşlarıyla mesajlaşma, ileti gönderme, çevrim içi oyunlar oynama, sohbet odalarında tanımadığı insanlarla sohbet etme gibi şeylerde kullandıklarını fark etmeye başladılar.
Önceleri anne babalar, arkadaşına ya da sokağa çıkacağını söyleyen çocuklara; en azından güvenlik adına nerede ve kiminle buluşacağı gibi sorular sorulurdu. Oysa günümüzde çocuğu evde tutmak için bilgisayar ya da cep telefonundan internet sunulurken güvenlik taraması yapılmamaktadır.
Bu amaçla çocukların telefon ya da bilgisayardan ne yaptıkları, ne oynadıkları, kimlerle mesajlaştıkları, hangi sitelere girdikleri direkt olmasa da takip edilmeli, sıkıntı olmadığı takdirde müdahale edilmemelidir. Eğer sıkıntı varsa çocukla konuşulmalı gerekirse sözleşme yapılmalıdır. Amaç kontrol altına almaksa, sözleşme iki taraf içinde uygulanabilir bir plan olmalıdır. Kurallara uyulduğu zaman mükâfatın, uyulmadığı zaman yaptırımların neler olabileceği açık açık belirtilmelidir. Mesela internete girmek, okul notlarını düşürdüğü takdirde internete girip girmeme tekrar değerlendirilerek gerekirse yasaklanacak diye açık açık yazılmalıdır. Çocuğun okul başarısını olumsuz etkilemiyorsa zaten problem yok demektir ve internete girmesi kontrol altına alınmış demektir.
Malumunuz interneti ortadan kaldırmak mümkün değildir. Önemli olan da yasaklamak değil nasıl kullanılacağını öğretebilmektir. Bunun için öncelikle anne babalar, çocuklara cep telefonu ve internet kullanma konusunda olumlu şekilde örnek olmalıdırlar. Bunun için de
1) Telefon, günlük hayatın vazgeçilmezleri arasında olmamalı ve telefon kullanımı mümkün olduğunca en aza indirilmelidir.
2) Telefon kullanımı konusunda bazı kriterler getirilmelidir.
3) Telefon, günlük hayatta amaç değil iletişimde kullanılan bir araç olmalıdır.
4) Telefonla yapılan işler mümkün olduğunca kısa tutulmalı, keyfi ve gereksiz kullanımlardan kaçınılmalıdır.
5) Her konuda telefona sarılmamalı, göz ve gönül telefondan uzak tutulmalıdır.
6) Nomofobinin insan sağlığına zararları hakkında bilgi edinilmelidir.
7) Telefon ve internet kulanımı konusunda çocuklara model olunduğu akıldan çıkarılmamalıdır.
8) Çocuklara zaman ayırabilmek için iş görüşmelerini eve taşımamalı ve gerekirse akşamları telefonu kapalı tutmaya gayret etmelidir.
9) Eğer evde bilgisayar varsa bunu çocuk odasına koymamalı ve bilgisayar herkesin rahatlıkla girip çıkabildiği bir odaya ve ekranı da görünür şekilde olmalıdır.
Sonuç olarak telefon, çağımızın getirdiği bir yeniliktir. Bu yenilik yerinde ve zamanında kullanıldığı zaman insanlığa faydalı bir hizmettir. Her şeyde olduğu gibi telefon kullanımının da fazlası zararlıdır. Onun için anne babalar telefon ve interneti yerinde ve zamanında kullanarak model olmalıdırlar.
Yine telefon ve internet hayatın vazgeçilmezleri arasında görülmeyip iletişim ihtiyacını gideren bir araç olarak algılanmalı.
Bunların yanında nomofobi hakkında bilgi edinmek, korku veya iletişimsizlik korkusunun üstesinden gelmenin ilk adımıdır. Çocukların sosyal aktivitelere katılmalarını, kitap okumalarını, yüz yüze sohbet ortamlarına girmelerini sağlamak bağımlılığın engellenmesinde yardımcı olacaktır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.