Ana sayfa - Manşet - Sinan Albayrak İle Söyleşi

Sinan Albayrak İle Söyleşi

Sinema ve dizi dünyasından gelen roller konusunda seçici davranıyor musunuz?
Ben çok uzun zamandır çekimler ya da şartlardan dolayı pek oyunculuk yapmıyorum. Şu sıralarda beynimi rahat tutacak projeleri tercih ediyorum, keyifli rolleri oynamak istiyorum, belki seçiciliğim o yönde olur. Dramadan biraz uzaklaşmak istiyorum. Çünkü 4 yıllık bir “Bu Hayat Benim” serüveninden sonra drama beni oldukça yordu. O vakitten beri biraz daha eğlenceli, keyifli, karakterleri tercih ediyorum.
En son “Kalk Gidelim” de oynadınız. Bu arada tiyatro oyununuz “Dönme Dolap” da sahneleniyordu. Tiyatro oyununuz devam ediyor mu? Bu çalışmalarınız akabinde yeni projeler veya farklı düşünce ve planlarınız?
Malum, pandemiden dolayı tiyatro oyunlarımız durmuş durumda. Türkiye genelinde ikili oyunlar dışında tiyatro oyunlarının kolay kolay sahnelenemeyeceğini düşünüyoruz. Belki önümüzdeki zamanlarda, haftalarda belki de, yeniden iki kişilik oyunumuz “Dönme Dolap” ile perde alabiliriz ama şu an için kesinleşmiş bir şey yok.
Yakın zaman diliminde İdlib (Suriye) seyahatiniz oldu. Kısaca gidiş sürecinizden, yaşadıklarınızdan ve izlenimlerinizden bahseder misiniz?
Suriye’ye gidip geliyoruz. Pandeminin başlangıcından bir süre sonra da yine İdlip kırsalına girdik. Ulaştırılabilecek yardımları ulaştırma derdinde olan arkadaşlarla bir araya gelip bu bölgelere gidiyoruz, ulaşabildiğimiz yerlere ulaşmaya çalışıyoruz. Özellikle çocukların ve kadınların orada yaşadıkları çok çarpıcı… Bizim çalışmalarımız savaş meydanındaki acılardan ziyade ya da şu anda erkeklerin durumundan ziyade çocukların ve kadınların durumu üzerine. Cephe ortasında, mayın tarlalarında kalan çocukları toplamak ya da kadınları gözetim altına almak, onlara eğitim sağlamak gibi niyetlerimiz var. Bu konuda İHH zaten gerekli çalışmaları yapıyor, biz de ucundan tutmaya çalışıyoruz.
Sanat çalışmalarınızdan arta kalan zamanlarınızı nasıl değerlendiriyorsunuz?
Kahve içmeyi ve olduğum yerde güneşlenmeyi; bir bahçe içindeysem, paçalarımı sıyırıp, ayakkabılarımı çıkarıp güneşlenmeyi severim. Yürümeyi, gezmeyi seviyorum. Ama tiyatro, sinema, dizi dışında, bir dostumuzla beraber, onun bünyesinde belgesel üretmeye çalışıyoruz, projeler çıkarıyorum şu sıra. Belgesel ağırlıklı projeler geliştirmekle vakit geçiriyoruz.
Sinema ve dizi sektörünün geldiği yeri nasıl değerlendiriyorsunuz?
Şu anda Netflix çağını yaşıyoruz. Bu, dizi sektörünü ya da seyircinin belki de memnuniyet kapasitesini yükselttiği için belki bize yeni bir çıta oluşturur ve biraz kaliteyi artırmak zorunda kalırız kendi bünyemizde. Dünya geneline bakarsan, şu anda zaten sinema ve diziler de durmuş durumda. Ama o noktaya gidene kadar, bizim daha hâlâ kat etmemiz gereken yollar var. Ama bunun ötesinde, yine de duygu olarak, dram niteliği olarak belki de Avrupa ya da Amerikan sinemasından daha üst seviyede olduğumuzu söyleyebilirim.
Son olarak neler söylemek istersiniz?
Umarım bugünleri atlatırız. Umarım bugünlere şöyle ileriden geriye dönüp baktığımızda ibret alırız, kendimize bir çekidüzen veririz ve bugünlerde yaptığımız hatayı yeniden yapmayız, bugünler bizim birikimimiz olsun.
Sanat ve sinema adına önümüzdeki günlerde neler olur, hiç kimsenin ciddi anlamda bir yorum yapabileceğini sanmıyorum ya da bu yorumların gerçekçi olup olamayacağı yönünde bir garanti veremem. Hayatın nasıl şekilleneceğini, belki de yeni hayatımızın nasıl olacağını önümüzdeki günler bize gösterecek.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.