Ana sayfa - Son Sayı - Savunma Sanayimizin Bel Kemiği MKE / MKEK Silah Fabrikası Müdürü Mehmet Ocakcıoğlu

Savunma Sanayimizin Bel Kemiği MKE / MKEK Silah Fabrikası Müdürü Mehmet Ocakcıoğlu

Sizi tanıyabilir miyiz?

Ben 1954 Tokat Zile doğumluyum. İlkokul, ortaokul ve liseyi Zile’de bitirdim. Lise bittikten sonra, 1972 yılında Kırıkkale Silah Fabrikasında işçi olarak çalışmaya başladım. Burada işçi olarak devam ederken yüksekokulu kazandım. 1974 yılından itibaren de Kırıkkale’den Ankara’ya her gün gidip gelmek suretiyle yüksekokulu bitirip makine mühendisi oldum. Makine mühendisi olduktan sonra Mühimmat Fabrikasına mühendis olarak tayin edildim. Orada sırasıyla mühendis, başmühendis ve kısım müdürü olarak çalışıtım. Genel Müdürlük beni Ankara Mamak’taki Maksam Makine Fabrikasına müdür muavini olarak atadı. 2 sene çalıştıktan sonra orada fabrika müdürünün de emekli olması vesilesiyle fabrika müdürü oldum. Orada da görev yaparken Silah Fabrikasının müdürlüğü boşalınca, beni tekrar işçi olarak başlamış olduğum Silah Fabrikasına müdür olarak atadılar. O tarihten itibaren Silah Fabrikası müdürlüğü görevini yürütmekteyim.

Savunma sanayimiz açısından MKE nasıl bir yerde duruyor? Üretim hacmi, icraatı, yurtdışında kurduğu tesisler konusunda bilgi verir misiniz?

Makine Kimya Endüstri Kurumu savunma sanayimizin belkemiği. Kurumumuzun kökü Fatih Sultan Mehmet’in Tophane-i Umumiye’sine kadar dayanmaktadır. Tabii, çok çeşitli evreler geçirdi. Makine Kimya, memleketimizde sanayi yokken bir okul vazifesi gördü. Burada çalışan insanlar, işçi olsun, memur olsun, mühendis olsun, dışarıda fabrika kurdular, ustabaşı oldular. O yönden belkemiğidir diyebiliriz. Tabii, memleketimiz geliştikçe Makine Kimya kendini geliştirdi. Bu arada, insanlarımızın sanayileşmesi vesilesiyle sanayimiz de gelişti, yan sanayi ile işbirliği yapan Makine Kimya büyüdü. Şu anda iş hacmimiz çok yüksek. Askerimizin, savunma sanayimizin belkemiği, top, silah, mühimmat, üretme kapasitemiz çok yüksek.

42 NATO Testini Geçen Dünyadaki Tek Tüfek

Milli tüfeğimiz MPT-76 hakkında kısa bilgi verir misiniz? Ordumuzun MPT-76 ile donatılması ne zaman tamamlanacak?

Milli piyade tüfeğimiz MPT-76, Makine Kimya’nın öz malıdır, Türk insanının kendi yapmış olduğu, işçisiyle, mühendisiyle ortaklaşa, elbirliğiyle yapmış olduğu ilk silahtır. MPT-76; 7.62 çapında, etkili menzili 600 metre, gaz piston itme sistemiyle çalışan yeni bir versiyondur. Şu anda askerimizin elinde 600 bin civarında bir G3 mevcut, bu G3’lerin yerini MPT-76 alacak. Biz Makine Kimya olarak 600 bin MPT-76’nın üretimine talibiz. MPT-76, 42 NATO testini geçen dünyadaki tek tüfek. Bu bakımdan MPT-76 gurur kaynağımız.

Silahımızın boyu, dipçik sabit iken 90 santimetre, açıldığı zaman 1 metre uzunluğunda olmakta ve 600 metre etki alanı bulmakta. Şu anda NATO’nun elinde bulunan en iyi silah olarak dünya çapında bir üne sahibiz.

MPT-55 hakkında bilgi verir misiniz?

MPT-55 silahımız, MPT-76’dan sonra aynı versiyonda yapmış olduğumuz bir silah. Yine tamamıyla Makine Kimya mühendislerinin ürünü. MPT-55; 5.56 çapında mermi atan, 400 metre etkili menzili olan, 3 kilo 200 gram ağırlığında harika bir silah. Şehir içi çalışmalarda kullanılmak üzere tasarlanmış bir silah. Şu anda Makine Kimya Silah Fabrikası olarak üretimine devam etmekteyiz. MPT-55’i Emniyet teşkilatımız, Jandarma ve korumalar kullanmakta. MPT-55; ağırlığı, menzili ve etkili alanı bakımından kendi çapındaki silahların en iyisi diyebiliriz.

Bora-12 keskin nişancı tüfeği hakkında bilgi verir misiniz?

Bora-12 keskin nişancı tüfeğimiz de yine Makine Kimyamızın yapmış olduğu bir silahımız. Bu silahımız da adı üstünde, keskin nişancılar için tasarlanmış, 1.200 metre etkili menzili olan, 7.62 çapında mermi atan harika bir silah. Bu silahımız uluslararası yarışmalarda birinci olarak övünç, gurur kaynağımız oldu.

MKE’nin yeniden yapılanması gündemde. Nasıl bir yapılanma düşünülüyor?

Yeniden yapılanma uzun zamandır istenen bir program ve bu da belli merhaleleri aştıktan sonra Sayın Genel Müdürümüzün ifade ettiği gibi Bakanlar Kuruluna kadar gitti. MKE’nin anonim şirket olma durumu var. Anonim şirkete döndüğünde ihalelerde sıkıntılar olmayacak, firmalarımızla birebir çalışma imkânımız olacak. Şimdi ufak bir şey de olsa ihaleye çıkmak zorundayız, ihalelerin süreçleri bizi bayağı engelliyor, yavaşlatıyor. Anonim şirket olduğunda Makine Kimya’nın daha rahat çalışacağını düşünüyoruz.

Savunma sanayimizin üretiminde millilik ve yerliliğin öneminden bahseder misiniz?

Savunma sanayiinin hiçbir suretle dışarı muhtaç olmaması gerekiyor. Bakınız, ben 74 Kıbrıs Harekâtında fabrikada çalışıyordum. Kıbrıs’a çıkarma yaptık diye Türkiye’ye uçak yakıtı vermediler, uçak lastiği vermediler, mermi bile vermediler. O zamanki Libya Hükümeti olmasaydı, biz çıkarma yapamayacak durumdaydık. Dolayısıyla kendi ürettiğimiz silahları kullanmamız şart. Bu silahlarımız şu anda milli. Askerimizin ihtiyacı olan şeyi bir hafta on gün içerisinde yapacak kapasitemiz var.

Savunma sanayimizi yetişmiş insan gücü açısından değerlendirir misiniz?

Savunma sanayiinde çalışan insanların kafasının dinç olması için maaşlarının yüksek olması lazım. Burada çalışan insanlarımız maaşı yüksek olan başka bir yere gitmeyi düşünmemeli. Bu vesileyle savunma sanayimizi geliştirmek, güçlendirmek istiyorsak burada kaliteli elemanı elimizde tutabilmeliyiz, mali açıdan doyurucu maaş vermeliyiz. Bir de ar-ge çalışmalarına hız verirsek, bizim mühendislerimizin yapamayacağı bir iş yoktur.

Savunma sanayimizin istenilen yere gelmesi için önünde ne gibi engeller var? İstenilen yere gelmek için nasıl bir yapılanmaya gidilmeli?

Savunma sanayimizin önündeki engeller yurtdışı kaynaklı. Yurtdışında, gelişmemizi istemeyen bir sürü devlet var, bu da doğal. Hiçbir devlet kendisine güçlü bir rakip istemez, onun için de elinden gelen zorluğu çıkarır. Bu zorluklar illa silah zoru değildir. Bize hammadde vermeyebilirler, tezgâh vermeyebilirler, biz sıkıştığımız zaman silah, mermi vesaire vermeyebilirler. Bu engelleri nasıl aşarız? Çalışacağız, çalışacağız, çalışacağız… Başka alternatifi yok.

Kendi Silahını Üretebilmek Paha Biçilmezdir

Savunma sanayimize yapılan yatırımları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Savunma sanayimiz hiçbir zaman kâr-zarar şeklinde düşünülmemeli. Eğer biz savunma sanayimizin kârına zararına bakarsak hiçbir ilerleme gerçekleştiremeyiz. Silahımızı, tankımızı, uçağımızı, helikopterimizi kimseye muhtaç olmadan üretebilmek paha biçilmezdir. Dolayısıyla “Şunu yaparsak kârlı olur, şu fabrika zarar ediyor.” diye bakmak yanlıştır. Savunma sanayiinde çalışan firmalarımız, devlet teşekkülleri zarar bile etse hiçbir zaman kapatılamaz. Elimizin altında bulunan fabrikadan istediğimiz zaman istediğimiz kadar silah üretebiliyor olmak en büyük kazancımızdır. Savunma sanayiinin değeri parayla ölçülemez.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.