Ana sayfa - Son Sayı - Savaşın Yeni Bir Yüzü: Enformasyon Savaşları / Dr. Ali Burak Darıcılı

Savaşın Yeni Bir Yüzü: Enformasyon Savaşları / Dr. Ali Burak Darıcılı

Yeni nesil enformasyon savaşları hakkında bilgi verir misiniz; nasıl yöntemler kullanılıyor?
Yeni nesil enformasyon savaşı stratejisinin en önemli enstrümanı sosyal medya. Sosyal medya bu yeni nesil enformasyon savaşı stratejisinin temelini oluşturuyor; sosyal medya, internet teknolojileri ya da internet üzerinden haberleşme, ismine ne derseniz deyin. Neden bu kullanılıyor? Çünkü sosyal medya üzerinden yapılan haberleşme ucuz, hiçbir maliyeti yok, esnek, bir anda çok büyük miktarda veriyi dünyanın öbür tarafına gönderebilirsiniz, coğrafi olarak sınır tanımıyor. Propaganda materyali amacına uygun değilse, hemen anında değiştirebiliyorsunuz, son derece esnek bir yapıya sahip. Fakat daha da önemlisi, haberi yayan, bu stratejiyi kullanan kişi kendi kimliğini gizleyebilecek imkânlara sahip. Dolayısıyla, her türlü manipülasyon sosyal medya üzerinden çok büyük avantajlar içerisinde sürdürülebiliyor. Devletler de bunun farkına vardıkları için, bu konuda modern propaganda tekniği olarak sosyal medyanın kullanılmasına büyük önem gösteriyorlar. Bu noktada en başarılı uygulamalar, Arap Baharı’nda sosyal medyanın, Twitter’ın kullanılması ya da Turuncu Devrimlerde yine Instagram, Facebook uygulamalarının etkili bir şekilde kullanılması, Türkiye’de Gezi Parkı sürecinde yine Twitter’ın, sosyal medyanın kullanılması gösterilebilir. Toplumun manipüle edilmesi noktasında bu teknikler günümüzde son derece etkili bir şekilde kullanılıyorlar.
Enformasyon savaşlarının arkasında devletler mi var, devletler bunu yumuşak güç unsuru olarak mı kullanıyorlar?
Enformasyon, yani propaganda soğuk savaş döneminde klasik yöntemlere dayanıyordu. Günümüzde teknolojinin, sosyal medyanın gelişmesiyle birlikte yeni nesil tekniklerle gündeme geliyor. Örneğin Rusya bu konuda çok etkili bir ülke. Ayrıca, sadece bu işi yapması için Russia’s Internet Research Agency diye bir kurumu var. Batılı kaynaklara bu kurumu trol olarak adlandırıyor. Tabii, Batılı kaynaklar bu tür haberleri biraz kendi lehine manipüle ederek, Rusya’nın aleyhine göstererek veriyorlar; ama sadece Rusya’nın istediği haberlerin küresel medyada ya da küresel sosyal medyada yayılması için ayrı bir internet kurumu, trol kurumu var.
Bunu birçok ülke kullanıyor. Amerika Birleşik Devletleri bunu yıllarca kullanmış. Tabii, akademik çalışmaları ya da sosyal medyayla ilgili çalışmaları genelde Amerika Birleşik Devletleri domine ettiği için onlar gündeme gelmiyor. Ama her ülkenin bu noktada, toplumsal manipülasyonlar noktasında yeni nesil enformasyon savaşı stratejilerini kullanmaya yönelik kurumsal yapılanmaları, planlamaları ve stratejileri var. En tipik örneğini, kurumsal örneğini de Russia’s Internet Research Agency’de görebiliriz.
Ülkemizde bu işleri müstakil manada yürüten bir kuruluş var mı?
Henüz müstakil bir yapılanma yok. Ama Basın-Yayın Halkla İlişkiler ve Enformasyon Müdürlüğümüz var, orası üzerinden geçmişten beri propaganda faaliyetleri sürdürülmek istenmiş. Kültür Bakanlığı bünyesinde de bazı çalışmalar olmuş. Ama sadece modern teknikleri kullanmaya yönelik, internette modern bir strateji, propaganda stratejisi yürütmeye yönelik müstakil bir yapılanmamız yok. Bu yapılanma müstakil bir yapılanma olabilir ya da Anadolu Ajansı içerisinde ayrı daha etkili ve kuvvetli, müstakil bir bütçesi olan, kuvvetli bir yapılanma olabilir veya yeni sistemle beraber Cumhurbaşkanlığına bağlı ve sadece bu işle ilgilenen, sadece bu işle ilgili uzmanları bünyesinde barındıran bir kurumsal yapılanmaya gidilebilir ki gidilmeli süreç içinde. Çünkü Türkiye, özellikle Suriye’de, akabinde Libya’da bir vekâlet savaşı süreci içerisinde, dış politikada Türkiye’ye yönelik bazı hamleler var; dolayısıyla, Türkiye, bir yumuşak güç unsuru olarak etkili propaganda faaliyetleri sürdürme noktasında ciddi çaba göstermek durumunda. Bunu yapması için en temel yöntem de müstakil bir yapılanma kurulması. Böyle, ayrı bir bütçesi, ayrı bir kanunu olan müstakil bir yapılanma kurulabilir ve bence kurulmalıdır. Bu konuda Türkiye’de Başkanlık sistemine geçilmesiyle birlikte başlayan bir kurumsal yapılanma olarak, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın da stratejik bir duruş sergilediğini söyleyebiliriz.
Yalan haber, dezenformasyon, doğru haberlere göre bir adım önde mi oluyor?
Bizim bu konuda atasözlerimiz var: “Çamur at, izi kalsın”. “En iyi iftira yakışan iftiradır.” Kötü niyetli, maksatlı haber her zaman daha cazip, daha ilginç, daha ön planda oluyor. Doğru olan ilginç olmaz zaten; yalan olan, yanlış olan, manipüle edilen ilginç olur. İlginç hale gelsin diye kasıtlı olarak, toplumun, hedef kitlenin dikkatini çekecek şekilde manipüle edilerek hazırlanır. Sadece yalan haber demeyelim dezenformasyona; algıyı yanıltmaya yönelik, yani illa olmayan bir şey değil, olan bir şeyi farklı yorumlamak olarak da düşünülmeli. Yalan haber, yönlendirici haber hedef kitleyi tesir altına alabilmek için, o hedef kitlenin önceliklerini, beklentilerini, ilgisini, alakasını çekmeye yönelik bir şekilde sunuluyor ve hazırlanıyor. Dolayısıyla çok normal bir şey.
Batı medyası Türkiye’ye karşı çifte standart uyguluyor, değil mi?
Kesinlikle. Dış politikada ya da enformasyon stratejisinde doğru, ahlaklı olan değil, sadece çıkarlar gözetilir. Batı’nın çıkarı neyse tabii ki o noktadan hareket ediyor. Şimdi Batı’nın çıkarı, Türkiye’nin baskılanması, dış politikada aktif olmasının engellenmesi, Atlantik sistemini zorlayıcı stratejiler geliştirmesine yönelik ya da Rusya’ya yakınlaşmasına yönelik faaliyetlerinin engellenmesi, Türkiye’nin Suriye’deki veya Libya’daki operasyonlarının sekteye uğratılması. Dolayısıyla, medya organları üzerinden yaptığı stratejiler de tamamen Türkiye’deki kamuoyunun ya da dünyadaki kamuoyunun Türkiye’nin aleyhine manipüle edilmesini hedef alan faaliyetler. Mesela, Suriye’deki operasyonlarla ilgili Batı medyasında hep Türkiye’nin kayıpları söz konusu edildi: “Türkiye şu kadar asker kaybetti, Türkiye şöyle oldu.” vesaire. Ama karşı tarafın kayıpları hiç verilmedi, Esed tarafında ne olup bittiği kasıtlı olarak verilmedi. Sanki Türkiye orada bir bataklıktaymış gibi, Türkiye orada çok büyük handikaptaymış gibi, çok büyük sorun içerisindeymiş gibi gösterilmeye çalışıldı. Ama karşı tarafta ne olduğunu vermediler. Bu bile onların niyetini, manipülasyonunu göstermek açısından önemli. Ama onlara kızamayız. Çünkü şunu bileceğiz: Burada çıkar esastır. Çıkarı Türkiye’nin lehine olsaydı, Türkiye’nin politikalarıyla uyumlu olsaydı Türkiye desteklenirdi. Yani tamamen çıkarın güdülediği, çıkarın kontrol ettiği bir düzenekten bahsediyoruz.
Enformasyon savaşlarına karşı, aldanmamak için bireysel ve toplumsal olarak neler yapılabilir, bize düşen şeyler nelerdir?
Günümüzde, modern dünyada insan bilgiyi öğrenmek için ya da gerçeğe ulaşmak için çok fazla çaba sarf etmiyor. Günlük hayatın koşuşturması nedeniyle, kendi ideolojik ya da siyasi bakış açısıyla önüne gelen bilgiyi alıyor. Böyle yapılmamalı. Altını çizerek söylüyorum, internette karşılaştığımız her bilginin manipüle edilebileceğini, yanlış yönlendirmeye tabi olabileceğini her zaman akılda tutmamız lazım. Doğrudan toplumun belli bir kesimini provoke etmeye yönelik, onları şiddete yönelten ya da bir kesime karşı saldırgan bir davranışın ortaya çıkmasını hedef alan manipülasyonlar yapılabilir. Önümüze gelen haberlerin manipülasyon olabileceğini, arka planında bir kötü niyet olabileceğini düşünerek, agresif hareketler, agresif tutumlar, agresif paylaşımlar içerisinde olunmamalı. Birincisi bu. İkincisi de, bu tür faaliyetlerle ilgili devletin ilgili kurumlarının hak ve hukuk çerçevesinde davranışları olabilir; bireysel olarak biz birilerini cezalandırma yetkisine, hakkına, hukukuna sahip değiliz. O yüzden, sakin kalmalı, önümüze gelen bilginin manipüle edilmiş bir bilgi olabileceğini düşünmeli ve o süreci biraz daha takip etmeliyiz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.