Ana sayfa - Arşiv - Sanata Adanmış Yirmi Yıl / Sedefkar Hilmi Emekli

Sanata Adanmış Yirmi Yıl / Sedefkar Hilmi Emekli

Sedefle ne zaman ve neden ilgilenmeye başladınız?
Tarihi camilerimizin, saraylarımızın ve müzelerimizin içindeki hat yazıları, kalem işleri, mermer ve ahşap işçilikleri çocukluğumdan beri beni çok etkilemiştir. Onları hayranlıkla seyretmişimdir hep. Talebelik yıllarında onun etkisiyle olacak, hat dersleri aldım. Tezhip, ebru ve mermer oymacılığı ile ilgilendim. Yaklaşık 20 yıl önce de, bu sanatların tümünü içinde barındıran Tarz-ı İstanbul sedef sanatı ile ilgilendim. Son beş yıldır da kurumsal bir çatı altında ekibimizle birlikte birçok tarihi eserin restorasyonu ve yeni eserlerin üretimini gerçekleştirdik. Bu merakım ve ilgim neticesinde, günümüzde, kültürümüze çok değerli eserleri kazandıran bir müessese ortaya çıktı. Şu anda her biri birbirinden kıymetli, mobilyacılar, oymacılar, gümüşçüler, kıl testereciler, sedefkârlar, kündekariciler ve gomalak cilacı ustalarımızla hizmetimizi sürdürmekteyiz.
Sedefkârlık pahalı bir meslek mi? Türkiye’de kaç sedefkâr var?
Oldukça pahalı bir meslek, malzemelerinin her biri bir mücevher gibidir. Sedef, bağa, kemik, fildişi, abanoz, pelesenk, altın ve gümüş kullanarak yaptığımız eserin hem malzeme fiyatı, hem de uygulamasındaki incelik ve hassasiyet maliyeti artırmaktadır. Sedef hammaddesini Filipin adalarından temin ediyoruz. Birçok ağaç yurt dışından geliyor. Bunlar maliyeti etkileyen faktörler…
Türkiye’deki sedefkârlar sorunuza gelince… Şöyle bir açıklamaya ihtiyaç duyuyorum. Ülkemizde “Antep işi” diye meşhur bir sedef işlemeciliği var. Göl sedefi veya midye kabuğu kullanılarak imal edilir. Antep işi ile tarz-ı İstanbul sedef sanatı birbirinden çok farklıdır. Biz firma olarak, İstanbul’da 16.yy dan itibaren saray mimarları tarafından geliştirilen İstanbul tarzı sedef işlemeciliği ile uğraşıyoruz. Bunun temelinde mimari bir çizgi ve tasarım vardır ve kullanılan malzemeler de oldukça pahalıdır. Ortaya çıkan eserler de geleceğin antikası olacak nitelikte eserlerdir.
Bu nedenle, bu tarz işleme yapan sedefkar sayısı oldukça az, kurumsal bir çatı altında örgütlenmiş HAZERANTİK’ten başka bir atölye yok. Olanlar da bir iki kişilik gruplar halinde çalışmalarını sürdürmekteler. İnşallah yakın bir gelecekte, bizim gibi üretim yapan atölyelerin sayıları daha da artar..
Hammaddesini kolay bulabiliyor musunuz?
Hammaddeyi kolay bulma imkânımız yok. Dünyanın değişik ülkelerine seyahat ediyoruz. Sedefe ulaşabilmek için Filipin Adaları, Japonya, Çin, Arap ülkelerini taradık. Şu anda Filipin’den getiriyoruz. Abanoz ve diğer ağaç çeşitleri Afrika, Amerika ve Avrupa’dan temin ediliyor..
Türkiye’de durum nedir? Bu sanat da giderek yok olan sanatlarımızdan mı? Neler yapılmalı?
Sanatkârlar bir toplumun yüz akıdır. O toplumun kültür seviyesini, maddi manevi zenginliğini gösterir. Sanatkâr ve zanaatkârını ayakta tutan toplumlar, onların eserlerine değer veren milletler, dünyanın liderleri olmuş, insanlığı aydınlatmıştır. Geçmişte çok büyük sanat ve zanaat erbabı yetişmiş, dünya çapında eserler vermişlerdir. Günümüzde maalesef yeteri kadar destek görememekteyiz. Kendimizi ifade etmekte zorlanıyoruz. Kurduğumuz atölyelerde büyük zorluklarla ayakta durmaya çalışıyoruz. Ciddi teşviklere ihtiyacımız vardır. Çünkü biz günlük mobilya ve ürün yapmıyoruz. Kimliğimizi oluşturan, değerlerimizi taşıyan eserler yapıyoruz. Bu millet olarak hepimizin sahip çıkması gereken bir meseledir. Çin’den getirilen ucuz malzemelerle evlerimiz doldu. Bizim değerlerimizi koyacak yer kalmadı. Sermayemiz iki gün sonra atılacak ucuz malzemelere heba edilmekte. Bizler pahalı da olsa bize ait olan değerleri yüceltmek zorundayız. Sanat ve zanaat erbabı kişiler bir toplumda kolay yetişmiyor. Onların ufkunu açacak, moral verecek, heyecanlandıracak projelerine sahip çıkmalıyız. Bu kargaşadan dolayı sanatkarlarımız kendilerini ifade edemiyor ve bu değerler başka mesleklerle uğraşarak geçimini sağlamaya çalışıyorlar. Bizler sesimizi, eserlerimizi duyurabilmek için imalatçılar olarak HERİTİA (KÜLTÜREL MİRAS ÜLKESİ) anlamında bir mağazamızı Perpa Palas’ın karşısında çok yakında açacağız. Bu mağazamızda direkt birinci elden, üreticiden satışlar yapılacak. Hem sedef işlemeli ve işlemesiz ahşap eserler, hem kültürümüzün çizgilerini üzerinde barındıran gümüş hediyelik eşyalar hem de Türk el işleme ve Dival işi sanatının nadide eserlerini sanatseverlerin beğenisine sunacağız.
Eserlerinizden bahsedebilir misiniz?
HAZERANTİK olarak üst düzey mobilya ve hediyelik eşyada her türlü talebi gerçekleştirebiliyoruz. Şöyle bir sınıflandırma yapabiliriz. Evlerimizi de kullanılabilecek sedef işlemeli veya işlemesiz, sehpalar, masalar, kutular, tavlalar, aynalar, sandalyeler, el aynaları, çeyiz sandıkları rahleler, mücevher kutuları, sedef, bağa, gümüş ve altın işlemeli kolyeler imal ediyoruz. Bir de ibadet haneler için kürsüler, rahleler, kündekari ve sedef işlemeli kapılar, Kur’an mahfazaları, sedef işlemeli levhalar, panolar yapılabilmektedir. Talepler doğrultusunda her türlü özel üretim de yapılabilmektedir. Bu arada şunu da buradan aktarayım, insanlar, evlerinde antik değere sahip, tamire muhtaç eserler varsa bunların tamiri için firmamıza başvurabilirler. Talepler ürünlerin çeşidini artırmaktadır.
Sedefkar olmak için ne yapmak gerekiyor?
Sedefkar olmak için ciddi bir çalışmaya, usta çırak ilişkisi ile iyi bir eğitim almaya ihtiyaç vardır. Ahşabı, sedefi, bağayı, kemiği iyi tanımak, bunları nasıl kullanacağını bilmek, geçmişten günümüze gelmiş olan eserleri dikkatlice incelemek, ürün tasarım bilgisini artırmak ve bolca kıl testere ile ahşap, sedef ve gümüş kesimi yapmak gerekiyor. Böyle ciddi bir çalışma ile 3-4 sene içinde belli bir seviyeye gelinir. İnşallah yakın zamanda sedef eser üretim merkezi şeklinde özel kurslarla bu sanata gönül verenleri yetiştirmeyi düşünüyoruz… Özellikle bayanlar bu konuda oldukça başarılı… İnşallah bu gayretlerle en kısa zamanda çok büyük sanat ve zanaat erbapları yetişecektir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.