Samarra Şehri / Prof. Dr. Salih Samarrai

Müslümanların kurduğu en büyük şehirlerden biri olan Samarra, Abbasi Devleti zamanında Irak’ta Bağdat’ın yetmiş mil uzağında ve Dicle kenarında kurulan tarihi bir şehir. Bu şehri, Halife Mutasım’a ve ücretli Türk ordusuna yeni bir yerleşim merkezi sağlamak gayesiyle ünlü Abbasi kumandanı Türk asıllı Aşnas 836 (H.222) senesinde kurdu. Samarra kuruluşundan 892 (H.279) senesine kadar 57 sene müddetle Abbasi Devletine başşehir oldu. Halife Mutasım’dan halife Mutedid’e kadar sekiz Abbasi halifesi Samarra’yı payitaht olarak kullandı. 892 (H.279) senesinde Halife Mutedid Bağdat’ı tekrar başşehir yaptı.

Müslümanların kurduğu en büyük şehirlerden biri olan Samarra, başşehir olduğu müddet içinde, bir kısmı bugün de ayakta olan muazzam eserlerle imar edildi. Samarra’ya ilk yerleşen halife Mutasım, burada Cevzak Kasrı’nı yaptırdı. Daha sonra halife Vasık, kendi adıyla Harun Kasrı’nı yaptırdı. Halife Mütevekkil ise Samarra’da yirmi dört ayrı kasır yaptırmış veya daha önceden inşa edilmiş olanları genişletmiştir. Bu kasırların en ünlüleri Balkuvara, Arus, Muhtar ve Vahid kasırlarıdır. Samarra’da en son oturan Halife Mutemid, 869 (H.255) senesinde doğu sahilinde el-Maşuk Kasrı’nı yaptırdı. Bu şehirde evler, umumiyetle aynı plan üzerine yapılmıştır. Tek katlı olan evlerin ortasında havuzu ile bir avlusu bulunurdu. Avluların etrafında eyvanlar ve odalar vardı. Sarayların ve evlerin iç kısımları kabartma süslemeler ve levhalarla tezyin edilmişti.

Muhteşem Samarra şehri, bugün Dicle nehrinin sol sahilinde büyük bir harabe hâlindedir. Bugün harabelerin yakınında yeniden kurulmuş aynı adı taşıyan küçük bir şehir vardır. Harabeler arasında sağlam kalan binalar; halife Mütevekkil’in yaptırdığı Büyük Cami, Balkuvara Sarayı, Vasık Kasrı ve Kubbetü’s-Sulaybiya’dır. Harabe hâline gelen bu şehirde yapılan kazılarda, Abbasiler zamanında dünyaya ışık saçan sanat ve kültürün zengin numuneleri elde edilmiştir. Bugün harabe ve küçük bir belde hâlini alan Samarra şehri vaktiyle yüz binlerce nüfusa sahipti.

Samarra’da bugün sadece kuşatma duvarları ile minaresi ayakta kalan Büyük Cami (Camiü’l Kebir), Halife Mütevekkil tarafından 848 (H.234) ile 852 (H.238) seneleri arasında yaptırılmıştır. Dünyanın en geniş camisi olup 240 metre boyunda, 156 metre enindedir. Cami, müştemilatıyla birlikte otuz sekiz bin metre karelik bir saha kaplamaktadır. Kuşatma duvarları ortalama on beş metre yükseklikte ve iki buçuk metre kalınlıkta olup pişmiş tuğladan yapılmıştır ve aralıklı takviye kuleleri vardır. İç bölmeleri ve mermer sütunlar üzerine oturan tavanlar tamamen yok olmuştur. Bozulmadan kalan, melviye denilen minaresi caminin kuzey tarafında ve 27 metre dışındadır. Koni şeklinde olan minare, kare bir taban üzerinde helezoni olarak yükselir ve tepesine dışarıdan dolanan bir merdivenle çıkılır.

Samarra’nın el-Asker mahallesinde ikamet ettiği için el-Askeri lakabını alan 11. İmam Ebu Muhammed Hasan el-Askeri’nin ve onun babası 10. İmam Ali Naki’nin medfun olduğu türbe de Samarra Büyük Camii yanındadır.

Türkmenlerin Irak’a yerleşmeleri, birbirini izleyen çeşitli dönemlerde gerçekleşmiş ve böylece sayıları çoğalarak önemleri artmıştır. Emevi, Abbasi, Moğol istilası, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde Orta Asya’dan ve en son dönemlerde Anadolu’dan yapılan göçler sonucu Irak’taki Irak Türklerinin nüfusu artmıştır.

Yazılı belgelere göre İslam ordularının Türklerle temasa geçmesi, Emeviler zamanında Sasani İmparatorluğu yıkıldıktan sonraki döneme rastlar. O zamanlarda Mezopotamya bölgesi valisi olan Ubeydullah bin Ziyad, Buhara ve Beykent’e yaptığı saldırılar karşısında Türk prensesi Kabac Hatun’un ordusu direnmiştir. Bu saldırılarda Türk askerlerinin kahramanlıkları, nişancılık ve ok atmadaki ustalıkları Ubeydullah bin Ziyad’ın dikkatini çekmiştir. Buhara bölgesinde yapılan bu savaşlar sonucu Türklerin ne kadar güçlü ve askeri anlamda da bilgili olduklarını görmüştür. Ubeydullah bin Ziyad, Buhara prensesi ile bir anlaşma yaparak Türk askerlerini yanına almış ve bunları Irak’a götürerek Basra’ya yerleştirmiştir.

Tarihi kaynaklar, Basra’ya yerleştirilen Türk askelerinin 2000 civarında olduğunu kaydeder.

 

ABBASİ DÖNEMİNDE TÜRKLER

Türklerin Irak’a gelişlerinin, Abbasi döneminde ve özellikle Halife Memun ve Halife Mutasım’ın iktidarları sırasında sıklaştığını görürüz.

Halife Memun’un tahta oturmasında büyük rol oynayan Türkler Bağdat’a yerleşmişlerdir. Bu olay Türklerin bu zamana kadar yönetimde ne kadar etkili olduklarını göstermektedir.

Yaklaşık olarak 863 yılında Mutasım’ın emri ile Türk askerleri için Samarra şehri kurulmuştur ve 70.000 nüfusu olan Samarra şehrine hilafet merkezi de taşınmıştır. Türklerin merkezi olan Sammarra şehri elli yıla yakın bir süre hilafetin merkezi olmuştur.

Mutasım’dan sonra Türklerin sayıları ve nüfuzları arttığı gibi, bu durum Türkistan’ın da hızla Müslümanlaşmasında rol oynamıştır.

Türkmen beylikleri arasında en ünlü beylik Musul Atabeyliği’dir. Musul Atabeyliği, siyasi ve askeri dehaları ile ün yapan ve özellikle Haçlı ordularına karşı başarı ile savaşan İmadeddin Zengi ve oğlu Nureddin Zengi’ye nisbetle tarihte Zengiler adıyla da anılmıştır. Musul Atabeyliği 1127 yılından 1233 yılına kadar hüküm sürmüş, daha sonra Zengilerin yanında yetişen Lu’lu ailesiyle 1262 yılına kadar devam etmiştir.

 

Yorum bırakın