Ana sayfa - Liste - Rıza Çalımbay İle Türkiye’de Futbol Üzerine

Rıza Çalımbay İle Türkiye’de Futbol Üzerine

57-riza-calimbayHer teknik direktörün bir oyun karakteri olur. Sizin oynatmak istediğiniz futbol sistemi nedir?

Öncelikle elimizdeki oyuncu listesine göre sistemi oluşturuyoruz. Belli bir oyun sistemini kurarak her maçta ben böyle oynayacağım, diyemiyorsunuz. Bazen atak oynamak gerekiyor forveti güçlendiriyoruz, bazen de çok güçlü takımlara karşı defansı güçlendiriyoruz. Bu ayrıntılara göre oyun stilini değiştiriyoruz. Fakat benim oyun stilimde atağı düşünen bir yapı var. Atağı, golü düşünmezseniz hiçbir maçı kazanamazsın. Korkarak girilen mücadelelerde bu, oyunun skoruna da kötü şekilde yansıyor. Beşiktaş’ta oynadığım dönemlerde Anadolu kulüpleri defansa ağırlık veriyordu. Gol sonrası da hemen açılıyorlardı. Böyle bir oyun sergilendiğinde de gol bulamıyorlardı ve bu da mağlubiyete yol açıyordu aslında. Bu yüzden o zamanlardan beri benim oyun sitilim atak yapmak üzerinedir.

Kasımpaşa Spor Kulübü’nde sezon başındaki hedefleriniz nelerdi? Kasımpaşa başarılı bir sezon geçirdi diyebilir miyiz?

Bu sezon ki hedefimiz, ilk onun içerisinde kalmaktı ve bunu gerçekleştiriyoruz. Sezonun ilk yarısında biz çok başarılı ilerliyorduk. Hakem hatalarına maruz kaldık. Sakatlık ve bazı oyuncularımızı göndermemizden dolayı istenilen seviyeye ulaşamadık. İlk yarıdaki düzenimiz bozuldu ve ikinci yarıdaki performansımız oldukça etkilendi. Çok şükür Beşiktaş maçı ile bir ivme yakaladık ama önemli olan, kalan maçları çok iyi bir şekilde bitirmek. O zaman Kasımpaşa başarılı bir sezon geçirmiş olacak. İlk yarı başarılıydık fakat ikinci yarıya daha iyi bir şekilde başlamış olsaydık, daha da başarılı olabilirdik.

Ligimizde büyük takımlar ile rekabet etmek için, diğer takımların nelere dikkat etmesi gerekiyor?

Özellikle oyuncularınızın kalitesi, kulübün yapılanması ve yöneticilerin de çok iyi olması büyük ölçüde etkiliyor. Bunlar olmazsa büyük takımlarla baş edebilme şansınız çok zor. Belki de onların birkaç oyuncusunun maliyetiyle siz bütün takımınızı kurmak zorunda kalıyorsunuz. Büyük takımların hedefi de bu yönden çok büyük oluyor. Anadolu’da da çalıştım. Geçen sene Mersin İdman Yurdu takımını çalıştırdım. Genelde Anadolu takımlarının bir Galatasaray, Fenerbahçe veya Beşiktaş gibi üst seviye transferler yapma imkânı bulunmuyor. Maalesef Türkiye’de futbolda en büyük sorun, maddi sorunlardan ve yöneticilerin kulüpleri iyi bir şekilde yönetememelerinden kaynaklanıyor.

Yabancı sınırlamasının arttırılması ile ilgili neler düşünüyorsunuz?

Bence bu hem iyi hem de kötü. Eğer bizim yerli futbolcularımız rekabete girmezse bu bizim açımızdan kötü oluyor. Fakat bir yönden de rekabet oluşturduğu için olumlu bir durum da teşkil ediyor. Fakat bazı yerlerde yabancı oyuncu serbest olduğu için o takımlar Avrupa Şampiyonu, Şampiyonlar Ligi Şampiyonu oluyorlar. Aslında bizim oyuncularımızın da yurtdışına gitmeleri, oradaki takımlarda da oynamaları gerekiyor. Bunu hayatımıza geçirebilirsek altyapılarda da gerekli iyileştirmeleri yapabilirsek korkacak bir şey yok. Başarı da beraberinde gelecektir zaten.

Yerli teknik direktörlerin avantajları ve dezavantajları nelerdir?

Avantajlarını, öncelikle Türkiye’yi, yerli oyuncuları daha iyi tanıması ve ortamda ne tür ilişkiler kuracağını biliyor olması olarak sayabiliriz. Fakat dezavantaj olarak en ufak bir olayda, problemde, yoğun baskıdan dolayı çabuk yıpranabiliyorlar. Yabancı teknik direktörler bu konulardan pek etkilenmiyorlar. Onlar sadece işini yapmaya odaklanarak devam ediyor. Yabancı oldukları için daha çok tolerans gösteriliyor. Bizdeki en büyük sıkıntı aslında teknik direktörlerin basına vereceği demeçlerdir. Bir tane hata yapıldığında, hele ki büyük takımları yönetiyorsanız yoğun baskıya maruz kalabiliyorsunuz.

Başarıda istikrarlı olmak gerekiyor, başarıyı yakalamak için biraz sabırsız mıyız?

Bu iş sabır işi ama maalesef literatürümüzde böyle bir kavram yok. Örneğin, Belçika bundan yıllar önce futbolda çok kötü bir noktaya düşmüştü fakat günümüze gelene kadar yavaş yavaş gelişerek altyapıda iyi bir yere geldiler. Bizde maalesef hem sabır yok hem de sahaya çıktığınızda şartlar ne olursa olsun beklentiler fazla oluyor. Bu konuda sabırsızlık olduğu gibi altyapıdaki eksikliğin de getirdiği bir olumsuzluk var. Hem çok fazla beklenti var hem de karşılığında verecek birşey yok. Bu eksikler sadece maddi açıdan da değil aslında. Futbolculara moral, motivasyon, destek ve yardımın yeri çok önemli. Maalesef bizdeki futbola bakış açısı sadece futbolcu yetiştirmek üzerine. Önce altyapıdaki çocuklara saygıyı, spor ahlakını, rakibe ve basına karşı nasıl davranılacağını, kötü oynadığındaki günleri nasıl geçireceğini, “Nasıl daha iyi profesyonel olunur?”u, iyi oynadığın zaman gazeteler seni övdüğündeki davranışın nasıl olması gerektiğini, seyircilerin seni desteklediğindeki davranışı öğretmemiz gerekiyor.

Avrupa’da takımlarımızın başarılı olması nelere bağlıdır? Her yıl çeyrek final gören takımlar nasıl bu başarıya ulaşıyorlar?

Avrupa’da başarılı olabilmek için, kulübün yapısını kuvvetlendirmek gerekir. Mutlaka çok iyi bir araştırma neticesinde transferler yapmak gerekiyor. İyi bir takımı oturtmak için biraz önce de bahsettiğimiz gibi sabır gerekiyor. Bu sezon Kasımpaşa’ya geldiğimde takımı ve oyuncuları tanıdım, önümüzdeki sezonda ise çok daha başarılı olabilmem gerekiyor. Tabi burada başarılı olabilmem için de yönetim kurulunun, benim izlenimlerim, yazdığım raporlar ve değerlendirmeler doğrultusunda hareket etmesi gerekiyor. Eğer bunları yapabilirsek bu takım Avrupa’da çok başarılı olur.

Önceden Denizlispor takımını çalıştırmıştım. Biz Avrupa’da neredeyse yarı finale kadar geliyorduk. Rakiplerimizden biri Fransa Kupası Şampiyonu, biri Fransa Ligi Şampiyonu, biri de Çek Ligi Şampiyonuydu. Bu takımların hepsini eledik. Bizlerin bu başarısına kimse inanamamıştı. Ve o zamanlar ligden düşmeye oynarken, biz Denizlispor takımını ligde 5. sıralara kadar yükseltmiştik, ondan sonraki sene de tekrar Avrupa Kupalarına gitmiştik. Ama bunların üzerine yeni bir şeyler konulması gerekiyor.

Futbol altyapımızın yeterli olduğunu düşünüyor musunuz?

Yetersiz olduğunu düşünüyorum. İnsanların aklında altyapıdan oyuncu yetiştireceğim diye bir düşünce yok. Hazır transfer yapıyorlar, oyuncu alıyorlar ve geçip gidiyor. Diğer türlü insanların emek harcaması, sabretmesi gerekir. Öncelikle altyapıdaki oyuncuları yanlış eğitiyoruz. Günümüzde altyapılardaki antrenörlerin seviyeleri ve verdikleri eğitimler de düşük seviyelere indirgenmiş durumda. Örneğin futbolu bırakan bir oyuncu hemen ardından o kulüpte antrenör adı ile çalışmaya devam ediyor. Böyle olduğu zaman da yanlış bir sistem ile yanlış bir eğitim verilmiş oluyor. O yüzden antrenörlük yapan kişileri çok iyi bir eğitim sürecinden geçirmek gerekiyor. Bizde bunlar sistemli bir şekilde oturmadığı için çarpık bir şekilde ilerliyoruz. Her yerde altyapı için gerekli olan tesislerimiz, malzemelerimiz, olanaklarımız yetersiz. Ve sadece bu maddi yönden de değil, aslında altyapılara çoğunlukla verilen değerin az olmasından kaynaklı.

Milli Takımımızın Avrupa Şampiyonasındaki durumu için neler söylemek istersiniz?

Öncelikle oynadığımız ve geride bıraktığımız grup maçlarımızdan dersler çıkarmamız gerekiyor. Ben çok fazla başarılı olduğumuzu düşünmüyorum, fakat çok başarılı olmamız gerekiyor. Orada kazandığımız bir başarı Türk futbolunu üst seviyelere taşıyacaktır. İyi grup maçları ve iyi hazırlık maçları oynadık ama bizleri zor takımlar bekliyor. Fakat genel olarak hep iyi seviyelerde kalmamız gerekiyor hatta daha da yukarıya gitmemiz gerekiyor. Gidebilecek gücümüz var, takımımız var, taraftarımız var. Onun için de bence başarılı döneceğiz.

Beşiktaş’ın namağlup Metin, Ali, Feyyaz’lı kadrosunda da yer almıştınız. O zamandan günümüze baktığımızda Türk futbolunda neler değişti?

Her şeyden önce o zamanki takımımızın kadrosu çok iyi bir kadroydu. Antrenman bittikten sonra da arkadaştık. Günümüzde olmayan bir arkadaşlık ortamı vardı. Ne olursa olsun bir takımda başarı istiyorsak arkadaşlığı sahaya da yansıtmak gerekiyor. Zaten bizim dönemimizde bu vardı. Seyirciler de hakeza öyleydi. O zamanlarda hangi takımda bir arkadaşlık ortamı oluştuğunda o takım mutlaka başarılı oluyordu. Beşiktaş’ın başarılarında, Galatasaray’ın UEFA Kupasını almasında, Fenerbahçe’nin gol rekoru kırdığı dönemde takımlarda arkadaşlık, dostluk ruhu hâkimdi. En uzun süren bizim arkadaşlık ortamımızdı. Ne zaman bu değerleri kaybetmeye başladık o zaman istikrarımız da bozulmaya başladı.

Türk futbolunun ilerlemesi için de kesinlikle, yabancı futbolcu ve teknik direktörlerden futbolumuza bir değer katmak isteyenlerin Türkiye’ye gelmesi gerekiyor. Birçok ünlü isim Türkiye’ye geldi ama çoğu futbolumuza bir değer katamadı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.