Ana sayfa - Arşiv - Resul Dindar İle Söyleşi

Resul Dindar İle Söyleşi

Sizin dilinizden sizi dinleyecek olsak neler duyarız, bize kendinizden bahseder misiniz, Resul Dindar kimdir, nasıl biridir?

Artvin-Hopa doğumluyum. Yaşamımın büyük bir kısmını memleketimde geçirdim. Yaklaşık dört yıl süreyle şarkılarımı, beslendiğim topraklarda icra ettim. 2008 yılının Temmuz ayında “Karmate” grubunun kuruculuğunu ve grubun solistliğini üstlendim. Karmate grubu müzik yolculuğu boyunca “Nani” ve “Nayino” adlarıyla iki albüm çıkardık. 2012’de Karmate grubundan ayrılıp, kendi inandığım gönlümün doğrultusundaki müzik yolculuğuma devam etme kararı aldım ve ardından “Divane” albümüyle yolculuğumun ilk emeğini paylaşmış olmanın mutluluğunu yaşadım ve akabinde ikinci solo albümüm “Dalgalan Karadeniz”i ve hayalim olan Türk Sanat Müziği albümüm “Aşk-ı Meşk”i dinleyicilerimle buluşturdum. Aralarda single eserlerim de oldu keyifle okuduğum. Müzikle yaşamaktan büyük mutluluk duyduğum bir hayat diyelim…

Müzikle nasıl tanıştınız, müzik serüveniniz nasıl başladı?

Bir keşifle başlamadı, çünkü müzik içime doğduğunda değil, müziğin içine doğduğumda varoldum diyebiliriz. Annemden dinlediğim kadarıyla, beşikte mırıldanarak kendi sesimle uyurmuşum, mırıldanmak dediğim o yaşlarda dilimin elverdiği ses bütünleri diyelim. Yani benim müziği hissetmem doğumumla başlıyor. Sonrası zaten arayışlar, besteler, kendi sesimi doğaya kaçıp keşfetme heveslerim, memleketteki grup çalışmalarım ve İstanbul’a gelişimle süregelen bir süreçle ilerledi.

Bestelerinizi nasıl yapıyorsunuz?

Kendimle kaldığım, sakin bir ana ulaştığım zamanlarda ve gerçekten içimden geldiği o anlarda kendiliğinden oluşan kaçınılmaz bir durum oluyor gitarla baş başa kaldığımda. Hayatı güzelleştiren her şey ve mutlaka “sevgi” ilham oluyor sözlerime, ezgilerime. Hissetmek yeterli diye düşünüyorum, dinlemekten önce duymalı çünkü yüreğe dokunacak tınıları.

Seslendirdiğiniz eski Karadeniz türküleri var mı, bu türküleri nasıl seçiyorsunuz? Karadeniz, mani olsun atışmalar olsun sözlü edebiyat açısından zengin bir bölge. Halk arasındaki anonim sözleri kullanıyor musunuz?

Karadeniz albümlerimdeki eser seçimlerimde ve sahne repertuarımda ağır çoğunluk anonim eserlere aittir. Çünkü bir kültür müziğini aktarmaya çalışmanın sorumluluğu gereği de o kültürü oluşturan doğru motifleri kullanmak gerekiyor. Bu sebeple anonim eserlere yer vermenin duygusu başkadır bende.

Yoğun bir konser programınız var, sahneye çıktığınızda neler hissediyorsunuz, sahne hakkında ne söylemek istersiniz?

Her sahnenin ayrı bir atmosferi, her şehrin, her dinleyicinin farklı bir hissi oluyor bende uyandırdığı. Sahneye çıkmadan önce o alanda vakit geçirmek hissiyatlarımı yönlendiriyor, ısınıyorum orda olmanın vermiş olduğu sebeplere. Ve sahneye çıktığımda hep başka bir heyecanla buluşuyorum, dinleyicilerle yeni bir dünya kuruyor, iki saat boyunca meşk ediyoruz şarkılarla…

Yoğun çalışma temposu içinde yeni bir albüm çalışmanız var mı? Bizi nasıl parçalar bekliyor?

Türk sanat müziği albümüm 5 ay önce çıktı ve ardından “Öptüm” isimli single çalışmam yayınlandı. Şimdi yine birkaç yeni şarkı projem var bitmek üzere olan ve aynı zamanda Karadeniz albümüm için de çalışmaları sürdürüyoruz. Yine şaşırtacağım galiba.

Aşk-ı Meşk albümünüz çok beğenildi, bir nostalji albümü daha seslendirmek istiyor musunuz? Bu yönde çalışmalarınız var mı?

Aşk-ı Meşk, yani bir sanat müziği albümü yapmak; benim müzik yolculuğuna başladığım günden beri kurduğum en büyük hayalim. Bu anlamda yeri çok özel, heyecanı çok başka. Sanırım tüm albümlerim arasında, kendim için yaptığım bir albüm olduğu için de hissiyatı bu kadar derin. Repertuarını özenle hazırladığım, eserleri okurken dinlediğim üstadları hissettiğim ve gerçekten de maziden tat alarak sazlarla meşk ettiğim, aşkı bir de bu eserlerle yaşayayım dediğim, dinleyicimle buluşturmaktan sonsuz mutluluk duyduğum bir albüm oldu benim için… Her sahnemde mutlaka yer verdiğim eserler oluyor. Şimdilik ikinci bir sanat müziği albümü projesi yok ama ileride zaman neler gösterir bilinmez.

Hayata ve insana baktığınız pencerede neler var? Yüreğinizde nasıl duygular, niyetler taşıyorsunuz?

Hep iyi bir sebep, iyi bir niyeti beslemekten ibaret olsa diyorum hayat ve onun döngüsünde olan her şey için. Canlıyı güzelleştiren doğa, doğanın güzelliğine sahip çıkması gerekense insan, insanı iyi kılan ruh bütününde her halka dengeli ilerlerse yaşanılabilir bir dünya mümkün oluyor. Temelde en derin parçadan başlamak gerekiyor, yüreğimizdeki güzellikleri çoğaltmakla mesela. Bu sayede çevremize de, doğamıza da mutlaka iyi gelir ve fayda sağlarız diye düşünüyorum. Her şey kendimizde başlıyor çünkü, empati de merhamette de yardımlaşma ve emekte…

Karadeniz kelimesinin bu kadar geçtiği bir röportajda sözün Trabzonspor’a gelmemesi mümkün mü? Trabzonspor deyince gönlünüzden neler geçiyor? Hakkında neler söylemek istersiniz?

Trabzonspor her anlamda benim memleketimin simgesi, örnek sembolüdür. Trabzonspor renklerini Trabzon’dan almış fakat kudretini ve inancını Karadeniz’le bütünleştirmiştir. Sevdadır, Karadeniz’in ruhudur Trabzonspor…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.