Ramazan Ayında Sağlıklı Beslenme Nasıl Olmalı? / Diyetisyen İlknur Şahin

Ramazan orucu ile başlayan süreç “yeme” ve daha geniş ifadesi ile “Ramazan’da nasıl beslenmeliyiz?” tartışmalarını gündeme getirir.

Öncelikle bir meslektaşım, oruç açlığına çare olması amacıyla iftar ile sahur arasında beş öğün yemek yenmesi gerektiğini belirtti. Garip olanı, danışanlarından nasıl talepler alıyordu ki ne geleneksel ne de modern yöntemlerin herhangi birinin asla tasvip etmeyeceği böyle garip bir öneriye başvuruyordu. Beslenme bilimleri, beslenme araştırmalarından zerre ilim almış bir insan bilirdi ki bir hazım bitmeden yeni bir öğünle sindirim sistemini yeni bir hazma zorlamak adeta bedenin kendi içerisinde bir kavga vermesi manasına geliyordu. İftar ile sahur arasında altı saat olduğunu farz edersek, saat başına bir öğün yemek…İsteyenler deneyebilir… Başa gelecek en küçük sorun kabızlık olacakken, bu uygulamanın birkaç gün uzaması vücudun temel birçok dengesini alt üst edecektir. Örneğin sebepsiz baş ağrıları, gün içinde uyku hali vb.

Ramazan’ın meşakkatlerini bu kadar korkutucu kılan elbette ki toplumun klasik bir refah toplumuna dönüşmesi. Ninelerimizin, dedelerimizin gençlik dönemlerini dinlediğimizde, uzun yaz Ramazanlarında tarlalarda, bahçelerde, güneşin altında bedenleriyle, kan ter içinde çalışan insanların ecri ile bizlerin ecri arasında olacak farka elbette ki hak vereceğiz. Yukarıda bahsettiğimiz haberin ardından gelen, bir şehrimizde Ramazan ayında toplam beş ton kadayıf dolması tüketildiği bilgisi ve mikrofon uzatılan vatandaşların bundan memnuniyeti… Lâfa gelince Resulullah’ın Medine’deki açlık günlerinde karnına bağladığı taştan dem vuran hocaların özellikle değinmesi gereken mevzular…

Öncelikle şunu söyleyelim, tarih boyunca oruç tuttuğu için açlıktan ölen herhangi bir şahsa rastlanmamıştır. Bir insan dünyayı da yese bedenin metabolizmik yapısından dolayı altı yedi saat sonra açlık hissedecektir. İftarla Sahur arasında alacağınız hiçbir tedbir gelecek günün öğlen sonrasında kendinizi aç hissetmenize çare olmaz. Bırakın, oruç ile barışalım, oruç ve meşakkati ruhumuzun enginliklerini fark etmemizi sağlar. Eğer açlığa karşı bir nebze daha dayanıklı olmak istersek sahur yapmaya dikkat edelim. Ramazan günlerinde sahur yapanların açlığa ekstra dayanıklı olmasının sebebi psikolojik değil, bizatihi Resulullah’ın (sav) belirttiği üzere sahurda yenen yemeğin bereketidir.

Ramazan, sıhhat ayıdır. Fakat yeterli miktarda sıvı alınmaması ya da doğru miktarda besin alınmaması durumunda bu sıhhat ortadan kalkabilir. Gıda alımının azalması ile metabolizmanın daha yavaş çalışması kaçınılmazdır, bu da beraberinde istemsiz kilo artışı sağlayabilir.

Bu değerli ayda yeterli ölçüde sıvı bilhassa su alınmaması tansiyon, baş dönmesi, bulantı vb. problemlere yol açabilir. İftardan sonra veya sahur sırasında tüketilen çay ve kahve gibi kafein içeren içecekler gün boyu susuz kalan vücuttan daha fazla su atılmasına neden olur. Bu dönemler tüketilen her bir bardak çay/kahve için ekstra iki bardak su içmek gerekir. Asitli, şekerli, gazlı içecekler metabolik dengeyi olumsuz etkilerken bunun yanı sıra sıvı kaybını tetikler. Bu ay için en güzel alternatif elbette su içmektir. Kabuk tarçın, karanfil ve taze mevsim meyveleri ile su içmeyi daha keyifli hale getirebilirsiniz. Suyun yanı sıra doğal maden suyu, ayran, şekeriz kompostolar da rahatlıkla tüketilebilir.

Geç saatlere gelen iftar sırasında doğru miktarda ve doğru gıdalarla doyum sağlamak oldukça önemlidir. Öğüne su ve hurma ile başlandıktan sonra, mideyi yormayacak çok sıcak olmayan bir çorba ile devam etmek en sağlıklı olandır. Çorba ve ana yemek geçişi sırasında hem hazmı kolaylaştırmak hem de tokluk sinyalinin oluşma süresini düşünerek 10-15 dakika ara vermek altın değerinde bir kuraldır. Ana öğün tercihi kızartılmış, hamurlu, yüksek kalori içeren, nişastası bol mideyi yoracak gıdaların seçimi yerine sebze yemekleri yahut ızgara ya da fırınlanmış et gruplarının tercihinden yana olmalıdır. Lif alımı için bol salata (sızma zeytinyağı) ve mineral kaybını takviye etmek içinse yemeklerimizde mutlaka kaya tuzu tüketilmelidir. Kişinin ihtiyacına göre ekmek (ekşi mayalı organik ekmek) miktarı ayarlanmalı veya ekmek yerine geçen sağlıklı karbonhidrat kaynakları tüketilmelidir.

Aslında iftardan sahura kadar hiçbir şey tüketilmemeli. Eğer ki iftardan sonra tatlı tüketilecek ise en az 1 saat beklenmeli ve porsiyon kontrolüne dikkat edilmelidir.

Yaygın olan iftar ve sahur anlayışı tamamıyla değiştiilrmelidir. İftar ve sahur masaları oldukça sade olmalıdır. Sahur tercihinde yumurta, peynir (ev yapımı), gibi protein kaynaklarının yanında ceviz, çiğ badem bol miktarda mevsim salatası (sızma zeytinyağı ve kaya tuzu eklenmeli) ve ekşi mayalı organik ekmek tüketilmelidir.

İftardan bir saat sonra yapılacak olan yarım saat, kırk beş dakikalık yürüyüşler hazmı kolaylaştırmaya, aynı zamanda da metabolizma hızının korunmasına yardımcı olacaktır.

Yaşlıların, diyabet, tansiyon ve kalp hastalarının bu kadar uzun süre aç ve susuz kalması oldukça risklidir. Oruç tutmaya doktor gözetiminde karar vermeleri tavsiye edilir.

Sağlıkla ve Afiyetle…

Yorum bırakın